İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /İdare Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2021/2486 K.2022/135

Dava konusu istem: 18/09/2015 tarihi itibarıyla asıl alacağa dönüştüğü ileri sürülen 59.288,48-TL yasal faiz alacağının 18/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

Esas2021/2486Karar2022/135Tarih24 Ocak 2022Okuma14 dk · 2.718 kelime

KÜNYE

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/2486 E., 2022/135 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Karar tarihi
24 Ocak 2022
Esas No
2021/2486
Karar No
2022/135
Temyiz eden (davalı)
…Başkanlığı
Vekili
Av. …
Karşı taraf (davacı)
… Yapı İmar İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.
Vekili
Av. …
İstemin konusu
Danıştay Onüçüncü Dairesinin 27/05/2021 tarih ve E:2017/1688, K:2021/1947 sayılı kararının davanın kabulüne ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.718 kelime·14 dk okuma·6 bölüm

Dava konusu istem: 18/09/2015 tarihi itibarıyla asıl alacağa dönüştüğü ileri sürülen 59.288,48-TL yasal faiz alacağının 18/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 27/05/2021 tarih ve E:2017/1688, K:2021/1947 sayılı kararıyla;

Davalı idarenin usule yönelik itirazı yerinde görülmemiş;

Özelleştirme Yüksek Kurulunun …tarih ve …sayılı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınan Adana ili, Seyhan ilçesi, …Mahallesi, …ada, …nolu parsel üzerinde bulunan 7.210,55 m² yüzölçümlü Hazine adına kayıtlı taşınmazın satış yöntemiyle özelleştirilmesini teminen 21/12/2012 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin, Kurulun …tarih ve …sayılı kararıyla davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verildiği;

Davalı idarece, davacı şirket satış sözleşmesinin imzalanması için davet edilmiş ise de, gelinen aşamada davalı idare tarafından …tarih ve …sayılı işlem ile 10/06/2013 tarihinde varlık sözleşmesinin imzalanmaması hâlinde geçici teminatın idareleri lehine irat kaydedileceğine yönelik karar alındığı, davacı şirketin belirtilen tarihte sözleşme imzalamaya gelmemesi üzerine de …tarih ve …sayılı işlem ile davacı şirketin geçici teminatının irat kaydedildiği;

Davacı şirket tarafından, davalı idarenin, varlık sözleşmesinin 10/06/2013 tarihi saat 15.00'e kadar imzalanması, aksi hâlde geçici teminatın irat kaydedileceğine ilişkin …tarih ve …sayılı işleminin iptali istemiyle Dairelerinin 2014/3030 sayılı esasına, satış sözleşmesinin 10/06/2013 tarihi saat 15.00'e kadar imzalanmadığından bahisle geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin …tarih ve …sayılı işleminin iptali istemiyle Dairelerinin 2014/5182 sayılı esasına kayden açılan davalarda, sırasıyla, Dairelerinin 16/06/2015 tarih ve E:2014/3030, K:2015/2209 sayılı ile 16/06/2015 tarih ve E:2014/5182,

K:2015/2208 sayılı kararlarıyla anılan işlemlerin iptaline ve vekâlet ücretine ilişkin olarak da her bir davada 3.000,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacı şirkete verilmesine karar verildiği, iptal kararları üzerine davalı idarece yapılan temyiz başvuruları sonucunda, sırasıyla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/11/2015 tarih ve E:2015/3255, K:2015/4066 sayılı ile 26/10/2015 tarih ve E:2015/3262, K:2015/3752 sayılı kararlarıyla anılan kararların onandığı;

Teminatın irat kaydına yönelik işlemlerin yargı kararlarıyla iptal edilmesi üzerine, davacı şirketin 06/08/2015 tarihli dilekçeleriyle, teminat mektubu bedelinin irat kaydedildiği tarih olan 12/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, kararlarda hükmedilen toplam 6.000,00-TL vekâlet ücretinin de karar tarihi olan 16/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesinin davalı idareden istenildiği, davalı idare tarafından vekâlet ücreti ile teminat mektubu tutarının 02/09/2015 tarihinde davacı şirkete faizsiz olarak ödendiği;

Bunun üzerine, davacı şirket tarafından …İcra Müdürlüğünün …sayılı dosyasından, teminatın irat kaydedildiği tarihten 02/09/2015 tarihine kadar işlemiş 59.176,00-TL faiz ile vekâlet ücreti alacağının karar tarihinden 02/09/2015 tarihine kadar işlemiş 112,48-TL faiz alacağı için toplam 59.288,48-TL üzerinden 18/09/2015 tarihinde davalı idare aleyhine takip başlatıldığı; davalı idarenin itirazı üzerine davacı tarafından …Asliye Hukuk Mahkemesinin …sayılı dosyasından itirazın iptali davası açıldığı, …Asliye Hukuk Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla, davanın kabulü ile,

…İcra Dairesinin E:…sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacak hâline gelen talep edilen takip miktarı üzerinden yasal faiz işletilmesine karar verildiği; davalı idarenin istinaf başvurusu sonucunda, …Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile anılan Mahkeme kararının kaldırılmasına,

uyuşmazlığın, idari yargının görev alanı içinde kaldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca 30 gün içerisinde davacının idari yargıda dava açmakta muhtariyetine karar verildiği;

Bakılan davanın, 18/09/2015 tarihi itibarıyla asıl alacağa dönüştüğü ileri sürülen 59.288,48-TL yasal faiz alacağının 18/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açıldığı;

Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2., 12. ve 28. maddeleri, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine Dair Kanun'un 1. maddesi ve 2. maddesinin 1. fıkrasına yer verilerek;

Teminatın irat kaydedildiği 12/06/2013 tarihinden teminatın iade edildiği 02/09/2015 tarihine kadar yıllık %9 faiz oranı üzerinden hesaplanan 59.176,00-TL yasal faiz alacağı istemi yönünden; idarî yargı yerlerince verilen idarî işlemin iptali kararlarının, idarî davaya konu edilen idarî işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak, idarî işlemden önceki hukukî durumun geri gelmesini sağladığı; kamu idarelerinin, görmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hukuka uygun biçimde hareket etmek zorunda olup, hukuka aykırı işlem veya eylemlerden dolayı kişilerin uğradıkları zararları Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca tazmin etmek zorunda oldukları;

Faizle para borçları arasında sıkı bir ilişki olup, faizin, hukuki niteliği itibarıyla asıl alacağı genişleten fer'i bir hak olan, alacaklının alacak olarak talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan belirli bir süre mahrum kalması nedeniyle, mahrum kaldığı zaman içinde meydana gelen zararına karşılık kendisine ödenmesi gereken ve asıl alacağa bağlı fer'i bir hak olarak tanımlandığı; talep etmeye yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan mahrum kalan ilgilinin, mahrum kaldığı süre için faiz uygulanmasını isteme hakkına sahip olmakla birlikte, bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için kural olarak idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının da aranmadığı;

Hukuka aykırı işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi hakların karşılanmasının zaman içinde gecikmesi ve bu gecikmeden doğan zararın karşılanması için 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz uygulanması gerektiği;

Anayasa Mahkemesinin faiz konusundaki kararlarına bakıldığında, konunun genel olarak mülkiyet hakkı çerçevesinde ele alındığının görüldüğü;

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrasında yer alan, “Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen veya vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin, ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi hâlinde, bu tutarlara üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz,

120'inci madde hükümlerine göre red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödenir.” şeklindeki kuralın iptali istemiyle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 10/02/2011 tarih ve E:2008/58, K:2011/37 sayılı kararında, “(...) Fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesinde, tahsilâtın yapıldığı tarih yerine başvuru tarihinden üç ay sonra başlamak üzere işleyecek faizin ödenmesine ilişkin kural, kişinin belli bir dönem için faiz gelirinden mahrum kalması sonucunu doğurarak genel yarar ile kişi yararı arasındaki dengenin bozulmasına yol açmakta,

bu durum hukuk devletinde korunması gereken mülkiyet hakkının ihlâline neden olmaktadır.” değerlendirmesine yer verildiği;

Bu bağlamda, idarenin, kendi eylem ve/veya işlemlerinden doğan zararı tazmin etmesi hukuk devleti ilkesinin gereği olup, davacı şirketin teminatının irat kaydı işlemlerine ilişkin olarak açılan davalarda, Dairelerinin 16/06/2015 tarih ve E:2014/3030, K:2015/2209 sayılı kararı ve 16/06/2015 tarih ve E:2014/5182, K:2015/2208 sayılı kararıyla teminatın irat kaydına yönelik işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna karar verildiğinden, hukuka aykırı işlemler nedeniyle 12/06/2013 tarihinde irat kaydedilen teminatın anılan kararlar uyarınca 02/09/2015 tarihinde davacıya ödenmesi nedeniyle, teminat mektubunun irat kaydedildiği 12/06/2013 tarihi başlangıç alınarak davacıya teminat bedelinden mahrum kaldığı süre için yasal faiz ödemesi yapılması gerektiği;

…Asliye Hukuk Mahkemesinin …sayılı esasında görülen itirazın iptali davasında, dosyanın, hesap için bilirkişiye verildiği, dosyaya sunulan 28/09/2016 tarihli bilirkişi raporunun, yapılan incelemede hükme esas alınabilecek nitelikte olduğunun görüldüğü;

Bu itibarla, 28/09/2016 tarihli bilirkişi raporunda, 300.000,00-TL bedelli teminat mektubunun irat kaydedildiği 12/03/2013 tarihinden, anılan tutarın ödendiği 02/09/2015 tarihine kadar yıllık %9 oranında işletilecek yasal faizinin 60.065,75-TL olarak hesaplandığı görülmekle birlikte, "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, davacının talebi dışında bir karar verilemeyeceğinden, davacının talebi uyarınca 59.176,00-TL'nin davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı;

Teminatın irat kaydı tarihi olan 12/06/2013 tarihinden ödeme tarihi olan 02/09/2015 kadar hükmedilen bu tutara faiz yürütülüp yürütülemeyeceği yönünden;

Davacı şirketin zararının, yargı kararıyla hukuka aykırı bulunan irat kaydı işlemi nedeniyle geçici teminat bedelinin irat kaydedildiği 12/06/2013 tarihi ile davalı idarece ödemenin yapıldığı 02/09/2015 tarihleri arasında kullanılamamasından kaynaklandığı, bulunan tazminat miktarının faiz niteliğinde olmayıp davacı şirket açısından idarenin hukuka aykırı işleminden kaynaklanan bir zarar niteliğinde olduğu, hesaplanan zarar miktarı üzerinden faiz yürütülmesine de engel bir durum bulunmadığı,

dolayısıyla bu zarar üzerinden faiz hesaplanmasının, faize faiz yürütülemeyeceği yönündeki genel ilke ile belirtilen şekildeki kabule aykırılık teşkil etmeyeceği anlaşıldığından, 12/06/2013 ile 02/09/2015 tarihleri arası için ödenmesine karar verilen 59.176,00-TL'nin 18/09/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacı şirkete ödenmesi gerektiği,

Vekâlet ücreti alacağının geçici teminatın irat kaydı işlemlerinin iptali yolundaki Daireleri kararlarının verildiği 16/06/2015 tarihinden ödemenin yapıldığı 02/09/2015 tarihine kadar yıllık %9 faiz oranı üzerinden hesaplanan 112,48-TL yasal faiz alacağı istemi yönünden;

Dairelerinin 16/06/2015 tarih ve E:2014/3030, K:2015/2209 sayılı kararı ve 16/06/2015 tarih ve E:2014/5182, K:2015/2208 sayılı kararıyla teminatın irat kaydına yönelik işlemlerin iptaline ve vekâlet ücretine ilişkin olarak da her bir davada 3.000,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacı şirkete verilmesine karar verilmesi üzerine, davacı şirket tarafından 06/08/2015 tarihli dilekçelerle, toplam 6.000,00-TL vekâlet ücretinin ödenmesinin davalı idareden istenildiği, bu kapsamda davalı idarece 02/09/2015 tarihinde 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinde belirlenen 30 günlük süre içinde ödeme yapıldığının anlaşıldığı;

Bu itibarla, taraflar arasında belirtilen süre içinde toplam 6.000,00-TL olan vekâlet ücretine ilişkin ödemenin yapılmadığına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı da dikkate alındığında, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davalı idarece vekâlet ücretinin belirtilen süre içinde ödendiği, maddede vekâlet ücretine ilişkin ödemenin belirtilen süre içinde ödeme yapılması hâlinde ayrıca bir faiz ödenmesi gerektiğine ilişkin bir kurala da yer verilmediği;

nitekim aynı maddenin 6. fıkrasında yer alan davalı idareler tarafından faiz ödenmesi gerektiğine ilişkin kuralın ise sadece tazminat ve vergi davalarına yönelik olduğu anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinde belirtilen süre içinde ödenen vekâlet ücretine ilişkin faiz istemi yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle,

59.176,00-TL'nin 18/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden davanın kabulüne, 112,48-TL yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davalı idare tarafından; davanın süresinde açılmadığı, yargı kararları üzerine teminat mektubu tutarının davacıya ödendiği, ancak söz konusu kararlarda faize ilişkin hüküm bulunmadığından herhangi bir faiz ödemesi yapılmadığı, davacının tam yargı davası değil, iptal davası açtığı ve 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesine göre de davacının faiz talep hakkı bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Davacı tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının kabule ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın kabule ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın temyize konu bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin 27/05/2021 tarih ve E:2017/1688, K:2021/1947 sayılı kararının temyize konu kabule ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. 24/01/2022 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

X- Temyize konu edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; davacının geçici teminatının irat kaydedilmesine yönelik işlemlerin Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce iptaline karar verilmesi üzerine, davalı idare tarafından geçici teminat tutarı, yargılama gideri ve vekâlet ücretleri toplamı olan ...-TL ana paranın davacı şirkete ödenmesine karşın bu miktara isabet eden faiz yönünden ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda, hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla saptanarak iptal edilen geçici teminatın irat kaydına ilişkin işleme dayalı olarak davacı şirketin uğradığı zararların tazminat hukuku kuralları çerçevesinde davalı idarece ödenmesi gerekmekte olup, geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi üzerine, ...-TL tutarındaki geçici teminatın irat kaydedildiği 12/06/2013 tarihi itibarıyla ana alacak tutarına 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesinde öngörülen oranda faiz işletilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, …Asliye Hukuk Mahkemesi'nin …esas numaralı dosyasında görülen itirazın iptali davasında yaptırılan bilirkişi incelemesi kapsamında hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda geçici teminat tutarının irat kaydedildiği 12/06/2013 tarihinden, belirtilen teminat tutarının davacı şirkete ödendiği 02/09/2015 tarihine kadarki dönemde, yukarıda sözü edilen yargı kararlarıyla ortaya konulduğu üzere hukuka aykırı biçimde irat kaydedilen geçici teminat bedelinin davacı şirket tarafından kullanılamaması nedeniyle uğranılan zarara karşılık olarak işletilecek yasal faiz tutarı olan 59.288,48.-TL'nin de davacı şirkete ödenmesi gerekmektedir.

İrat kaydedilen geçici teminat nedeniyle 12/06/2013 - 02/09/2015 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak ödenmesine karar verilen faiz alacağına 18/09/2015 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi istemine gelince. "Faiz", asıl alacağa bağlı fer'i nitelikte bir hak olup kişilerin hak etmiş oldukları alacakları zamanında alamamaları nedeniyle söz konusu paradan mahrum kaldığı süreye ve belli bir orana bağlı olarak hesaplanan bir karşılık mahiyet arzetmektedir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Faizlerde, iratlarda ve bağışlamada temerrüt faizi" başlıklı 121. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince temerrüt faizine faiz yürütülmesi mümkün değildir. Öte yandan, 3095 sayılı Kanuni faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasında.

"Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun’un 3. maddesinde ise kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği, bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ticari işlerde faiz serbestisini ve mürekkep faizi düzenleyen “Ticari işlerde faiz” başlıklı 8. maddesinin ikinci fıkrasında ise, üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartının, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerli olduğu ancak, bu kuralın, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmayacağı belirtilmiştir.

Bu madde kapsamında değerlendirilebilecek kapitale dönüşen faiz alacağı, bir paranın faiz geliri elde etmek amacıyla ödünç verilmesi veya herhangi bir şekilde bir süre borçluda kalması üzerine faiz ödenmesinin öngörüldüğü hallerde söz konusu olabilir.

Somut olayda ise, geçici teminatın irat kaydedilmesine yönelik işlemlerin iptali yolundaki Danıştay kararlarında dava konusu işlemlerin hukuka aykırılığı saptanmış olup, kapitale dönüşen nitelikte bir faiz alacağına hükmedilmemiştir. Bu nitelikteki faiz alacakları yönünden de Türk Borçlar Kanunu’nun 121. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince faiz yürütülmesi mümkün değildir.

Bu nedenle, davanın kısmen kabulü ile bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda, geçici teminat tutarının irat kaydedildiği 12/06/2013 tarihinden, bu tutarın ödendiği 02/09/2015 tarihine kadar uğranılan zarara karşılık olarak işletilecek yasal faiz toplamı olan …-TL'nin davacıya tazminine, takibin başlatıldığı 18/09/2015 tarihinden itibaren sözü edilen faiz niteliğindeki alacağa ilişkin olarak işletilecek faiz ile ilgili talebin ise bahse konu faiz alacağına faiz yürütülmesi istemine ilişkin olduğu anlaşıldığından ve yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca faize faiz yürütülebilmesine hukuken olanak bulunmadığından, bu istem yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu Daire kararının, faiz niteliğindeki alacakla ilgili takibin başlatıldığı 18/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz isteminin kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden katılmıyoruz.

KARŞI OY

XX- Uyuşmazlıkta davacının geçici teminatının irat kaydedilmesine yönelik işlemlerin Danıştay kararları ile iptali üzerine davalı idare tarafından yalnızca geçici teminat tutarı, yargılama gideri ve vekâlet ücretleri toplamı olan …-TL ana paranın ödendiği, ancak faiz alacağına yönelik bir ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda, hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla saptanarak iptal edilen geçici teminatın irat kaydına yönelik işlemlere dayalı olarak davacı şirketin uğradığı zararların tazminat hukuku kuralları çerçevesinde tazmini gerektiği konusunda tereddüt bulunmamakla birlikte, bahse konu zararın bir faiz alacağı niteliği taşıdığı gözetildiğinde, faiz alacağının başlangıç tarihi önem arz etmektedir.

Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.

…Asliye Hukuk Mahkemesinin …esasında görülen itirazın iptali dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda dosyaya ibraz edilen 28/09/2016 tarihli bilirkişi raporunda geçici teminat tutarının irat kaydedildiği 12/06/2013 tarihinden, söz konusu tutarın davacıya ödendiği 02/09/2015 tarihine kadar uğranılan zarara karşılık olarak işletilecek yasal faiz toplamının ...TL olarak tespit edildiği ve bahse konu raporun temyize konu Daire kararında hükme esas alındığı ancak "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, davacının talebi dışında bir karar verilemeyeceğinden, davacının talebi uyarınca …-TL'nin davacıya ödenmesi gerektiğine karar verildiği görülmektedir.

Bununla birlikte, Danıştayın yerleşik içtihatlarına göre, faize, talep veya dava tarihinden itibaren hükmedilebilecek olup, uyuşmazlıkta faiz alacağının başlangıç tarihi olarak geçici teminatın irat kaydedildiği 12/06/2013 tarihinin değil, söz konusu işleme karşı iptal davasının açıldığı tarihin esas alınarak faiz hesaplaması yapılması gerekmektedir.

Bu itibarla, Daire kararında hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan ve geçici teminat tutarının irat kaydedildiği 12/06/2013 tarihinden itibaren faiz alacağı öngören faiz hesabına göre değil, geçici teminatın irat kaydı işlemine karşı iptal davasının açıldığı tarih ile bahse konu tutarın davacıya ödendiği 02/09/2015 tarihi arasındaki döneme ilişkin faiz tutarının yeniden hesaplanması suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının temyize konu kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/2486, K. 2022/135, 24 Ocak 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Türk Milleti Adına
  6. Hukuki Değerlendirme
  7. Karşı Oy
  8. Karşı Oy
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2021/2486
Karar No
2022/135
Tarih
24 Ocak 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay 10. Daire E.2021/2501 K.2022/55
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2021/2502 K.2021/3524
  • Danıştay 3. Daire E.2021/2502 K.2022/336
  • Danıştay 3. Daire E.2021/2503 K.2022/337
  • Danıştay 2. Daire E.2021/2504 K.2022/105
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2021/2510 K.2021/3541

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.