KÜNYE
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/3467 E., 2022/1233 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
- Daire
- İdare Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 6 Nisan 2022
- Esas No
- 2021/3467
- Karar No
- 2022/1233
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Karşı taraf (davalı)
- … Kurulu
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- Danıştay Beşinci Dairesinin 29/04/2021 tarih ve E:2017/7245, K:2021/1363 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
769 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/04/2021 tarih ve E:2017/7245, K:2021/1363 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla esastan reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, hakimlik ve savcılık sınavının yazılı ve mülakat aşamalarına örgütün hakimlik-savcılık sınavı çalışma evlerinde hazırlandığına, örgüte ait kamp organizasyonlarına katıldığına, staj döneminde örgütün evlerinde kaldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evliliği yaptığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu,
Davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatı ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu, anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, AİHM kararları dikkate alındığında, dava konusu işlemin ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, ceza yargılamasındaki tüm güvencelere uygun bir yargılama sonucu uygulanmasının gerektiği, dava konusu işlemin; kendisine hiçbir savunma hakkı tanınmadan, mahkemeye erişim hakkı engellenerek, masumiyet karinesi ihlal edilerek, ceza hukuku alanında bir sanığın sahip olduğu en temel haklardan hiçbirisine saygı gösterilmeden ve bir daha kamu görevinde çalışamayacak şekilde kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin olduğu, menfur darbe girişimi ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı,
hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın usul hukuku bakımından sakatlığı göz önüne alındığında, ele geçirildiği iddia edilen delillerin yasak delil kapsamında olduğunun net bir biçimde ortada olduğu, tanıkların tamamının ifadelerinin talimat yoluyla şahsına soru sorma imkanı tanınmadan alındığı, tanıkların hiçbirinin terör örgütüne üyeliğine ilişkin isnatta bulunmadığı, gerçeklikten uzak kendilerini suç isnadından kurtarmaya yönelik etkin pişmanlık beyanları olduğu, bu nedenle tanık beyanlarının karara esas alınmasının hukuka aykırı olduğu,
hukuka aykırı elde edilen delillerin yargılama sırasında kanıt olarak kabul edilmesi ve hükme esas alınmasının Anayasa'ya aykırı olduğu, hukuka aykırı elde edilen delillerin kanıt olarak hükme esas alınamayacağından dosyadan çıkartılmasına ve hükme esas alınmamasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/3467, K. 2022/1233, 6 Nisan 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama