KÜNYE
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1828 E., 2023/431 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
- Daire
- İdare Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 9 Mart 2023
- Esas No
- 2022/1828
- Karar No
- 2023/431
- Temyiz eden (davacılar)
- 1. … Derneği
Karar Metni
3.555 kelime·18 dk okuma·8 bölüm
2. … Derneği … 11. … Birliği 12. … Odası VEKİLLERİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Başkanlığı VEKİLİ: Av. …
DAVALI YANINDA MÜDAHİL
… Enerji Üretim A.Ş.
VEKİLLERİ
Av. …, Av. …
İSTEMİN KONUSU
Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2020/2994, K:2022/645 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Hatay ili, İskenderun ilçesinde kurulacak ithal kömür yakıtlı, termik-konvansiyonel tipindeki elektrik üretim tesisinde 49 yıl süre ile faaliyet göstermek üzere … Enerji Üretim Anonim Şirketine Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararıyla verilen … tarih ve … sayılı üretim lisansının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2020/2994, K:2022/645 sayılı kararıyla; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/03/2020 tarih ve E:2019/2691, K:2020/696 sayılı eksik inceleme gerekçesine dayanan bozma kararına uyularak,
Dairelerinin 30/03/2021 tarihli ara kararıyla, davalı idare ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında alınan ÇED kararlarının verilmesinden sonra ve/veya lisans verme aşamasında, çok sayıda elektrik üretim santralinin kurulduğu ve kurulacağı belirtilen uyuşmazlığa konu Adana, Mersin ve Hatay bölgesinde, bu santrallerin konumları ile yakıt türleri ve bölge bir bütün olarak göz önüne alınmak suretiyle,
dava konusu tesis ile aynı şehir veya coğrafi bölgede lisans verilen ya da ön lisans aşamasına gelen diğer santrallerin bölgeye bir bütün olarak etkilerinin değerlendirildiği kümülatif etki çalışması yapılıp yapılmadığının ve bu konuda alınan bir kararın bulunup bulunmadığının sorularak, bu hususlara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin aslı veya onaylı örnekleri" istenilmiş;
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen cevap ekindeki Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısında, "Hatay ili, İskenderun ilçesinde ... Enerji Üretim A.Ş. tarafından kurulması planlanan termik santral projesi kapsamında Bakanlığımızca yürütülen ÇED sürecinde de (tesis etki alanında faaliyette olan, inşaatı devam eden ve/veya ÇED Olumlu Kararı alan projeler dikkate alınarak) mevcut çevresel unsurlar, çevreyi etkileyebilecek olası sorunlar, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi vb. konular kümülatif olarak birlikte değerlendirilmiş ve ortaya çıkması muhtemel olumsuz çevresel etkilere karşı alınacak önlemler ilgili kurum ve kuruluşlar mer'i mevzuat çerçevesinde tayin edilmeye çalışılmıştır." ifadesinin yer aldığı,
Dairelerinin 30/03/2021 tarihli ara kararına EPDK tarafından verilen … tarih ve … sayılı cevapta, Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye ilinde yer alan termik santrallere verilen lisanslara ilişkin dava açılan termik santral projelerine ait lisansların büyük bölümünün sona erdirildiği, iptal edildiği veya lisans başvurularının reddedildiğinin bildirildiği,
buna göre, dava dilekçesinde de bir kısmı belirtilen 32 adet termik santrale ilişkin olarak 5 (beş) adet başvurudan başvuruda bulunan tüzel kişiler tarafından vazgeçildiğinin, 9 (dokuz) adedinin başvurusunun reddedildiğinin, 12 (oniki) adedinin önlisansı/lisansının sona erdirildiğinin, 2 (iki) adedine verilen lisansın sona erdirilerek aynı tesis için başka bir tüzel kişiye lisans verildiğinin ve 4 (dört) adet lisansın ise yürürlükte olduğunun,
dolayısıyla davacıların bölgesel kümülatif etki değerlendirmesi talebine neden olan durumun (aynı bölgede aynı dönemde çok sayıda termik santral için lisans verilmesinin) büyük ölçüde ortadan kalktığının anlaşıldığı,
Mezkûr yazı ekindeki tabloda yer alan dava konusu lisans dışında yürürlükte olan lisanslara ilişkin bilgiler incelendiğinde, … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin tesisin Tufanbeyli/Adana'da, … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin (… tarih ve … numaralı otoprodüktör lisansı, 6446 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi uyarınca üretim lisansına dönüşmüş olan) tesisin İskenderun/Hatay'da, … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin tesisin Gülnar/Mersin'de, önceki lisans sonlandırılarak aynı tesis için başka bir şirkete yeni bir lisans numarası verilenlerden … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin tesisin Erzin/Hatay'da,
… tarih ve … numaralı lisansa ilişkin tesisin ise Akdeniz/Mersin'de bulunduğunun, dava konusu üretim lisansı verilen tesisin bulunduğu İskendurun'da sadece bir üretim tesisinin bulunduğunun görüldüğü,
Niteliği gereği kümülatif etki değerlendirmesinin dava konusu 23/10/2008 tarihli üretim lisansına konu İskenderun'da bulunan tesis ile ondan önce lisans verilen tesisler dikkate alınarak yapılması gerekitiği, bölgede daha önce lisans verilen yalnızca 2 tesis bulunmakta olup, bunlardan aynı ilçedeki tesisin kümülatif etki değerlendirmesi kapsamına alındığı, Tufanbeyli'de bulunan diğerinin ise oldukça uzakta olduğu,
Dava konusu lisansa dair ÇED sürecinde, tesis etki alanında faaliyette olan, inşaatı devam eden ve/veya "ÇED Olumlu Kararı" alan projeler dikkate alınarak mevcut çevresel unsurlar, çevreyi etkileyebilecek olası sorunlar, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi gibi konuların kümülatif olarak birlikte değerlendirildiği, davacıların bölgesel kümülatif etki değerlendirmesi talebine neden olan, aynı bölgede çok sayıda elektrik üretim tesisi için lisans verilmesine ilişkin durumun zaman içerisinde büyük ölçüde ortadan kalktığı, hâlihazırda yürürlükte olduğu anlaşılan lisanslara konu altı tesisin ise birbirine hayli uzakta olduğu,
yürürlükte olan lisansların bazılarının (…, … ve … numaralı lisanslar) ise dava konusu lisanstan daha sonraki bir tarihte verildiği, bu itibarla, bu üç lisansa konu tesisler bakımından kümülatif etki değerlendirmesi yapılmasına gerek olmadığı, dava konusu tesis bakımından kümülatif etki değerlendirmesinin ancak kendinden önce lisans verilen tesisler nazara alınarak yapılması gerektiği,
Lisansa konu tesisin 08/08/2014 tarihinden beri faaliyette olduğu, 04/12/2014 tarihinden itibaren Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemine online olarak bağlı bulunduğu, tesis için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından … tarih ve … sayılı yazı ile 05/01/2026 tarihine kadar geçerli olmak üzere "Çevre İzin Belgesi" verildiği, Bakanlığın ara kararına cevabında, işletme döneminde ÇED raporlarındaki izleme programına uygun hareket edilerek çevre izni kapsamında hava, toprak, yeraltı ve deniz suyunda teyit ölçümleri yapıldığı, bu ölçümler ile ölçüm yapılan noktalarda hâlihazırda oluşmakta olan toplam kümülatif yükün tespit edildiği, tesisin işletmede olduğu dönem zarfında yapılmakta olan raporlama, ölçüm ve denetimlerde hiçbir olumsuzluğa rastlanmadığının belirtildiği,
Öte yandan, Elektrik Piyasası Kanunu, Çevre Kanunu, 03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği" ve ilgili diğer mevzuat kapsamında tesis hakkındaki denetimin sürdürüldüğü, bu bağlamda lisansın verdiği haklar dışına çıkılarak veya ÇED raporlarından ve elektrik piyasası mevzuatından kaynaklanan yükümlülükler ihlâl edilerek faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde lisans sahipleri ve üretim tesisleri hakkında (faaliyetin durdurulması ve hatta lisans iptali dâhil olmak üzere) çeşitli yaptırımlar uygulanabileceği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacılar tarafından, temyize konu Daire kararının Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine açıkça aykırı olduğu, çevresel tehditler karşısında devletlerin kirliliği önlemek konusunda pozitif yükümlülüğünün bulunduğu, kümülatif etki çalışması-bütüncül değerlendirme yapılmaksızın, sağlık etki değerlendirme raporu alınmaksızın termik ve diğer kirletici yok edici tesislerin işgaline yol açacak kararlar verilmesinin, halkın yaşama hakkının ihlali sonucunu doğuracağı, hukuki tedbirlerin alınmamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle güvence altına alınan haklardan yaşama hakkı, özel hayatın ve aile hayatının korunması, etkili başvuru hakkı, ayırımcılık yasağı ve mülkiyet hakkını ihlal edeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ: Kurulumuzun 12/03/2020 tarih ve E:2019/2691, K:2020/696 sayılı kararı ile "dava konusu üretim lisansının, kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanıp dayanmadığı hususu hukuken açıklığa kavuşturulmaksızın, eksik inceleme ile verilen Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı" gerekçesiyle Danıştay Onüçüncü Dairesinin ilk kararının bozulduğu, bozma üzerine verilen ara kararı cevabından, dava konusu işlemin, bir kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanmadığı hususunun sabit olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile davanın reddi yolunda verilen Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/1828, K. 2023/431, 9 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama