KÜNYE
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1994 E., 2022/3192 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
- Daire
- İdare Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2022
- Esas No
- 2022/1994
- Karar No
- 2022/3192
- Temyiz eden (davacı)
- … Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Bakanlığı
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2020/5667, K:2022/1090 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
963 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: 02/07/2020 tarih ve 31173 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 05/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nin ''Kurumların Tür, Bina ve Bina Bölümlerine İlişkin Esaslar'' başlıklı 6. maddesinin 8. fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2020/5667, K:2022/1090 sayılı kararıyla;
Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nin dava konusu 6. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurum binaları ve bahçelerinde baz istasyonları bulunamaz." hükmünün yer aldığı,
Dava konusu Yönetmelik'in, yükseköğrenim öğrencilerine barınma hizmeti sunmak amacıyla gerçek veya tüzel kişiler tarafından özel barınma kurumu açılmasına, işletilmesine ve denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarıldığı,
Davalı idarece, yükseköğrenim öğrencilerinin uzun süreli barındığı bu kurumlarda, öğrencilerin fiziksel ve bedensel gelişimlerini olumsuz yönde etkileyecek baz istasyonlarının barınma hizmeti veren kurumların bahçelerinde ve/veya binalarında yirmi dört saat çalışır vaziyette bulundurulmasının, öğrencilerin sağlıklarını olumsuz yönde etkileyebileceği; açma, kapatma ve her türlü denetim yetkisi Bakanlıkta olan kurumlarda barınan öğrencilerin ve personelin menfaati ve güvenliği gözetilerek dava konusu düzenlemenin yapıldığının belirtildiği,
İdarenin, öğrenci yurtlarında baz istasyonu kurulmasına izin verip vermeme konusunda takdir yetkisinin bulunduğu, idarenin bu takdir yetkisini kullanırken de haklı bir sebebe dayanması, diğer bir ifadeyle yetkisini, kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek kullanması gerektiği,
Bu durumda, baz istasyonlarının insanların sağlığını tehdit etmeyecek şekilde insanlardan uzaklaştırılması gerektiği düşüncesiyle, kurumlarda barınan öğrencilerin ve personelin menfaati ve güvenliği gözetilerek, dava konusu düzenlemenin getirildiği dikkate alındığında, idarenin sahip olduğu takdir yetkisini, öğrenci yurtlarında kontrolü ve denetimi özel öğrenci barınma hizmeti kurumunda olmayan baz istasyonu kurulmasına izin vermeme yönünde kullanmak suretiyle tesis ettiği dava konusu düzenlemede, kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı,
Diğer taraftan, bir kamu hizmeti olan elektronik haberleşme hizmetinin devamı için kurulması gereken baz istasyonlarının öğrenci yurtlarının binalarında ve bahçelerinde kurulmaması hâlinde bu hizmetin aksayacağından bahsetmenin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin hangi kriterlere göre tayin edildiğinin belli olmadığı, düzenlemenin baz istasyonu elektronik haberleşme ekipmanlarının teknik özellikleri, çalışma prensipleri, kapasiteleri ile örtüşmediği gibi cep telefonu ile haberleşme kamu hizmetini sağlayan operatör şirketlerinin faaliyetlerini büyük ölçüde sekteye uğratacak nitelikte olduğu, düzenlemeyle operatör şirketlerinin ilgili mevzuat uyarınca öngörülen hizmet kalitesi ve kapsama yükümlülükleri ile “kamu hizmetinin gereği gibi yerine getirilmesi”, “haberleşme hizmetinin kesintisiz sunulması” gibi asli yükümlülüklerini ifa etmesinin zorlaştırıldığı,
yetkili otoriteler ile imzaladığı Lisans Sözleşmesi kapsamında, mobil haberleşme hizmetlerini sunabilmek için kurmuş olduğu haberleşme ağ şebekesini belirlenen nüfus dilimlerini içine alacak şekilde genişletmekle yükümlü olduğu, bunun için de gerekli altyapıyı ve bu altyapının en temel unsuru olan baz istasyonlarını kurması ve işletmesi gerektiği, bu yükümlülüğü yerine getiremediği takdirde İmtiyaz (Lisans) Sözleşmesinin ve yetkilendirmesinin iptaline kadar varabilecek çok ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği, dava konusu düzenlemenin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu,
davalı idareye kanunla tanınmış bir yetki olmamasına karşın idarenin elektronik haberleşme alanında düzenleme yapmasının yetki yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Davacı tarafından, 02/07/2020 tarih ve 31173 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 05/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren Yükseköğrenim Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nin ''Kurumların Tür, Bina ve Bina Bölümlerine İlişkin Esaslar'' başlıklı 6. maddesinin 8. fıkrasının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Devam eden süreçte, dosyanın tekemmülünün sağlanması amacıyla davalı idarenin 14/12/2020 kayıt tarihli savunma dilekçesi 07/03/2021 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş, bunun üzerine, davacı tarafından 31/03/2021 kayıt tarihli savunmaya cevap dilekçesi dava dosyasına sunulmuş, ancak davacının anılan dilekçesi davalı idareye tebliğ edilmeksizin savcı düşüncesi alınmış ve tarafların düşünceye karşı beyanlarını sunması amacıyla düşünce taraflara tebliğ edilmiş, sonrasında uyuşmazlığın esası incelenerek davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinde;
"1. Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur.
2. Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir.
3. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez. (...)
6. Danıştayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen davalarda savcının esas hakkındaki yazılı düşüncesi taraflara tebliğ edilir. Taraflar, tebliğden itibaren on gün içinde görüşlerini yazılı olarak bildirebilirler.
" hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Yukarıda maddi olay kısmında anlatılan süreç ile metnine yer verilen mevzuat hükmünün birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının süresinde dava dosyasına sunulan savunmaya cevap dilekçesinin davalı idareye tebliğ edilmemesi nedeniyle temyizen incelenmekte olan dosyanın usulüne uygun şekilde tekemmül etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, dosyanın usulüne uygun şekilde tekemmül ettirilmesinden sonra bir karar verilmesi gerekirken bu durum dikkate alınmadan verilen temyize konu kararda usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/1994, K. 2022/3192, 9 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama