KÜNYE
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2023/444 E., 2023/1833 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
- Daire
- İdare Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2023
- Esas No
- 2023/444
- Karar No
- 2023/1833
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Vekili
- Av....
- Karşı taraf (davalı)
- … Başkanlığı
- Vekili
- I. Hukuk Müşaviri …
- İstemin konusu
- … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
3.239 kelime·16 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: 2015/1 Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) sonucuna göre, Diyanet İşleri Başkanlığı Tunceli ili, Nazımiye İlçe Müftülüğüne hizmetli olarak yerleştirilen davacının, devlet memurluğuna engel suçtan mahkumiyeti bulunduğundan bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre, kişilerin kasten işlemiş oldukları suçlardan ötürü belli hakları kullanmaktan yoksun bırakıldığı, bu yoksunluklar arasında bir kamu görevinin üstlenilmesinin de bulunduğu, Türk Ceza Kanunu'nda, bu yoksunluğun, mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürebileceği belirtilmiş olmakla birlikte 657 sayılı Kanun'un 48/A-(5) maddesindeki açık düzenleme dikkate alındığında, maddede sayılan devletin güvenliğine karşı işlenen suçlardan mahkum olanların artık hiç bir şekilde memuriyete atanmasının mümkün olmadığı;
uyuşmazlık konusu olayda, yasa dışı silahlı örgüt kurmak veya katılmak suçundan mahkumiyeti bulunan davacı tarafından, memnu haklarının iadesine karar verildiğinden atanma şartlarına sahip olduğu ileri sürülmekte ise de; memnu hakların iadesi kararı alınmasının, 657 sayılı Kanun'un 48/A-(5) maddesinde sayılan suçlar dışında kalan suçlardan mahkumiyeti bulunanlara, ileriye yönelik olarak Devlet memuru olabilme imkanı verdiği, devletin güvenliğine karşı işlenen suçlardan olan yasa dışı silahlı örgüt kurmak veya katılmak suçundan hükümlü olan davacının kamu görevlerine alınmasına yönelik hak yoksunluğunun devam ettiğinin açık olduğu,
dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 24/02/2021 tarih ve E:2017/248, K:2021/967 sayılı kararıyla;
Memnu hakların iadesi müessesesinin, 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu'nun 121-124 maddeleri ile 1412 sayılı (mülga) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 416-420. maddeleri arasında yer almakta iken, anılan Kanunlar yürürlükten kaldırarak 01/06/2005 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda bu müesseseye yer verilmediği ancak Anayasa'nın 76/2. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu gibi bazı özel Kanunlardaki hak yoksunluklarına ilişkin düzenlemeler nedeniyle memnu hakların iadesi müessesesine yeniden ihtiyaç duyulup 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na eklenen 13/A maddesiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi başlığı altında yeniden düzenlendiği,
Memnu hakların iadesinin düzenlendiği 5352 sayılı Kanun'un anılan maddesinde, 5237 sayılı Kanun dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması koşuluyla kişilerin hükmü veren mahkemeye veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemeye yapacakları başvuru üzerine yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının verileceğinin belirtildiği,
Bu maddede söz edilen "5237 sayılı Kanun dışındaki kanunlar" ibaresinden, 5237 sayılı Kanun'un "Özel kanunlarla ilişki" başlıklı 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." hükmü uyarınca çeşitli suç ve hürriyeti bağlayıcı cezalar ile hak yoksunluklarının düzenlendiği 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, Kaçakçılık Kanunları gibi özel ceza kanunları değil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Seçim Kanunu gibi hak yoksunluklarına yer verilen kanunların anlaşılması gerektiği,
Öte yandan; 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğundan, memnu hakların iadesi müessesesi ile, ceza mahkumiyetinden doğan süresiz yasakların ve ehliyetsizliklerin önüne geçilerek, yasak ve ehliyetsizliklerden kurtulmak isteyen kimseyi düzgün ve hukuk kurallarına uygun bir şekilde yaşamaya teşvik etmenin amaçlandığı,
Bu kapsamda, memnu hakların iadesi kararının, gerek Türk Ceza Kanunundan, gerekse özel bir kanundan kaynaklansın kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldıran ve kişiye kullanılması men edilen hakları kullanma yetkisi sağlayan kararlar olduğu,
Yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesini yeniden düzenleyen 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin 2006 yılında yürürlüğe girmesinden sonra, 657 sayılı Kanun'un 48/A-(5) maddesinde 2008 yılında 5728 sayılı Kanun ile değişiklik yapılarak maddeye, "Türk Ceza Kanunu'nun 53'üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;" ibaresi eklenmiş ise de, memnu hakların iadesi kararı alınsa dahi devlet memuru olunamayacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği,
Anılan yasal düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 657 sayılı Kanun'un 48/A-(5) maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanunu'ndaki süreler geçirilmiş olsa bile" ibaresiyle maddede belirtilen suçlardan dolayı mahkûm olan ve bu mahkûmiyeti nedeniyle belli hakları kullanmaktan yasaklanan kişilerin Devlet memuru olamayacağı, yasaklanmış hakların iadesi kararı alınması durumunda ise, mahkûmiyet ortadan kalkmamakla birlikte bu mahkûmiyetten doğan veya mahkûmiyetle birlikte hükmedilen ehliyetsizliklerinin ileriye dönük olarak ortadan kalkacağı sonucuna ulaşıldığı,
Bununla birlikte, memnu hakların iadesi kararı, ilgili kişiye bu karar uyarınca doğrudan memuriyete alınma hakkı vermeyip, memuriyete başvurma hakkı sağlayacağı ve idarenin bu konuda kadro ve ihtiyaç durumunu gözeterek takdir yetkisini kullanacağının da açık olduğu,
Bakılan uyuşmazlıkta, 2015/1 Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) sonucuna göre, Diyanet İşleri Başkanlığı Tunceli ili, NazImiye İlçe Müftülüğüne hizmetli olarak yerleştirilen davacı hakkında, adli sicil kayıtlarının tetkiki sonucunda yasa dışı silahlı örgüt kurmak veya katılmak suçundan dolayı mahkumiyetinin bulunduğu ve bu mahkumiyeti nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 48/A-(5) maddesinde düzenlenen Devlet memurluğuna alınma şartlarını taşımadığı gerekçesiyle atamasının yapılmaması yolunda dava konu işlem tesis edilmiş ise de, anılan işleme dayanak alınan mahkumiyeti hakkında, Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavından önce hakkında memnu haklarının iadesine karar verildiği,
Bu duruma göre; mahkûmiyetine bağlı hak yoksunluğu, memnu hakların iadesi kararı ile ortadan kalkmış olan ve Devlet memuru olarak atanmasında hukuki bir engeli kalmayan davacının atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;
Memnu hakların iadesinin, 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde ve halen 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı kısıtlılık hallerinden kaynaklanan süreli veya süresiz hak yoksunluklarının belli şartlarda sona erdirilmesine yönelik olarak getirilmiş bir müessese olduğu,
Anılan Anayasal kural karşısında, hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı sonrasında belli kamu haklarını kullanmaktan yoksun kılınan vatandaşların, memnu haklarının mahkeme kararı ile iadesi sonrasında kamu hizmetine alınmada başvuru yapma ve sınavlara katılma hususunda diğer vatandaşlardan farksız oldukları konusunda bir duraksama bulunmadığı,
Öte yandan kanun koyucunun, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde Devlet memurluğuna başvuru koşulları bulunan vatandaşların belli şartları taşıması halinde memuriyete alınması konusundaki iradeyle bu maddenin (A) bendinde tüm memuriyetler için aranacak genel şartları belirlediği, (B) bendinde ise yapılacak hizmetin niteliği gereği olan ve ayrıca idarelerin mevzuatında belirtilen özel şartların başvuran kişide bulunması gerektiğinin belirtildiği,
Anılan maddenin (A) bendinde memuriyete girişte, kamu haklarını kullanma konusunda hiçbir engeli bulunmayan Türk vatandaşları için yaş, öğrenim, kamu haklarından yoksun bulunmama, kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya affa uğramış olsa bile belli suçlardan mahkum olmama, askerlikle ilgisi bulunmama, görevini devamlı yapmasına engel olabilecek bir akıl hastalığı bulunmama gibi şartlar getirilmiş, kanun koyucu tarafından memuriyete girişte kamu hizmetinin etkin, güvenli ve verimli şekilde yürütülmesinin sağlanmaya çalışıldığı,
Dolayısıyla memuriyete girişte kamu haklarını kullanma konusunda herhangi bir engeli bulunmayan tüm vatandaşlar için bu şartların aranması, Anayasa'nın 70. maddesine aykırı olmadığı gibi, memnu hakların iadesi kararıyla verilen kamu haklarını kullanma yetkisinin sonuçsuz kalmasına yönelik bir düzenleme olmadığı, zira belli bir mahkumiyet nedeniyle kamu hakları kısıtlanan bir kişinin, memnu hakların iadesi kararı sonrasında kamu personeli alımı için yapılan bir sınava başvurabileceği, ancak 657 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile getirilen genel ve özel şartları taşıması durumunda atanabileceği,
Hukukumuzda genel af ve özel af şeklinde iki müessese öngörüldüğü, genel affın, kamu davasını, hükmolunmuş cezaları ve mahkumiyetin tüm neticelerini ortadan kaldıran bir yasama işlemi olduğu, özel affın ise yalnızca kesinleşmiş bir cezayı kaldıran, cezayı hafifleten veya daha hafif bir cezaya çeviren bir müessese olduğu,
657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (A) bendinin 5 numaralı alt bendinde değişiklik yapan ve 08/02/2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 317. maddesinin gerekçesinde, "affa uğramış olsa bile” ibaresi için şu açıklama yapıldığı: “Keza, söz konusu alt bende, ‘devletin güvenliğine karşı suçlar’ ibaresinden önce gelmek üzere ‘affa uğramış olsa bile’ ibaresi eklenmiştir.
Anayasa'da Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri arasında genel ve özel af çıkarma yetkisi sayılmıştır. Bu iki af türünün hukuki sonuçları arasındaki fark, Türk Ceza Kanununun 65. maddesinde ortaya konmuştur. Bu durum karşısında madde metnine eklenen ‘affa uğramış olsa bile’ ibaresini özel affa özgülemek gerekir.” denildiği, dolayısıyla bu gerekçeden 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinde yer alan affa ilişkin ibareden kanun koyucunun özel affı kastetmekte olduğu,
Diğer taraftan, 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (A) bendinin 5 numaralı alt bendinin ilk halinde ve devamı değişikliklerinde "...hükümlü bulunmamak" keyfiyeti aranmakta iken, 23/01/2008 tarihinde kabul edilen 5728 sayılı Kanun'un 317. maddesiyle getirilen ve halen yürürlükte bulunan düzenleme ile bu keyfiyetin, "...mahkum olmamak" şeklinde değiştirildiği,
Memnu hakların iadesinin, mahkumiyet kararını ortadan kaldıran değil, yalnızca yasaklanmış bazı hakların iadesine yönelik bir karar olduğu,
Hal böyle iken kanun koyucu tarafından, "devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık" gibi suçlardan mahkumiyet hali, genel af hariç kesinleşmiş bir cezayı kaldıran, cezayı hafifleten veya daha hafif bir cezaya çeviren özel af halinde memuriyete alınma konusunda bir engel olarak belirlenmişken, özel affa göre daha dar kapsamlı olan ve mahkumiyet hükmünü ortadan kaldırmayan memnu hakların iadesi halinin, memuriyete girmeye evleviyetle engel olacağı,
Bu durumda, yasa dışı silahlı örgüt kurmak veya katılmak suçundan hakkında mahkumiyet hükmü verilen davacının kamu görevine alınmasına yönelik hak yoksunluğunun devam ettiği açık olduğundan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2022 tarih ve 2022/1141, 2022/2318 sayılı kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, Türk Ceza Kanunu'nun 53.maddesine göre cezanın infazı tamamlandıktan sonra mahrum kalınan hakların kullanılmaya devam edilbileceği, hukukumuzda sürekli hak yoksunluğu ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmediği.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesinin de sürekli bir hak mahrumiyeti yaratmadığı; mahkemelerce memnu hakların iadesi kararını aldıktan sonra diğer koşulların varlığı halinde kişilerin kamu görevine atanabileceği, kendisinin engelli olduğu dikkate alındığında toplum ve kamu düzeni için tehlike arz edecek bir durumun söz konusu olmadığı, engelli bir kişinin kamuda dahi istihdam edilmek istenmemesinin sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmadığı,
ülkemiz taraf olduğu ILO sözleşmelerine göre devletin engellilere pozitif ayrımcılık yapmayı taahhüt ettiği, bu nedenle dava konusu işlemin iptali gerektiği ve ilk derece mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, ... İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile … İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/444, K. 2023/1833, 5 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama