KÜNYE
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2024/438 E., 2024/1200 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
- Daire
- İdare Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2024
- Esas No
- 2024/438
- Karar No
- 2024/1200
- Temyiz edenler
- I- (DAVALILAR):
Karar Metni
2.597 kelime·13 dk okuma·8 bölüm
1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
II- (DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL): ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU
Danıştay Dördüncü Dairesinin 30/11/2023 tarih ve E:2023/11466, K:2023/6673 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Davacıya ait bağımsız bölümün bulunduğu İzmir ili, Aliağa ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan İzmir ili, Aliağa ilçesi, ... ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 03/06/2022 tarih ve 5688 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının anılan taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 30/11/2023 tarih ve E:2023/11466, K:2023/6673 sayılı kararıyla;
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
Anayasa'nın 13 ve 35. maddeleri, İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesi, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1 ve 2. maddeleri, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin işlem tarihinde yürürlükteki haliyle 5. maddesinin 1. fıkrası, 7. maddesinin 1. fıkrası, Yönetmelik'in EK-2'sinde yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslar'ın 1. bölümünün 1, 2, 3, 4 ve 5. maddeleri, bu Esaslar'ın EK-A bölümünde yer alan Binaların Bölgesel Deprem Risk Dağılımını Belirlemek için Kullanılabilecek Basitleştirilmiş Yöntemler'in 1. bölümünün 1. maddesine yer verilerek,
Mülkiyet hakkının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alındığı, anılan düzenlemeler uyarınca bu hakkın, sadece kamu yararının mevcut olduğu durumlarda kanunla sınırlanabileceği, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un, mülkiyet hakkına sınırlama getirilmesine ilişkin hükümler içermekle birlikte sınırlama yetkisinin kullanımını oldukça sıkı kurallara bağladığı ve ortada kamu yararını ilgilendiren bir durum bulunduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık ve somut olarak ortaya konulması gerekliliğini öngördüğü,
6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin EK-2'sinde yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslar'ın EK-A bölümünde yer alan Binaların Bölgesel Deprem Risk Dağılımını Belirlemek için Kullanılabilecek Basitleştirilmiş Yöntemler'in Kanun kapsamında belirli alanlarda önceliklerin ve riskli olabilecek binaların bölgesel dağılımının belirlenmesi amacıyla kullanılacağı, bölgesel risk durumunun tanımlanmasında kullanılacak yöntemlerin bilim ve tekniğin gereği istatistiksel olarak anlamlı sayıda bina ihtiva eden alanlarda uygulanabileceği, binaların taşıyıcı sistemine ait parametreler (yapısal sistem türü, kat adeti, ağır çıkmalar,
planda düzensizlik/ burulma etkisi, düşeyde düzensizlik, vb.) dikkate alınarak yapıların bulunduğu yerdeki deprem tehlikesi ve yapının deprem performansını etkileyen yapısal özelliklerin saha çalışmaları sonucunda elde edilmesi ve yapısal sistem özelliklerine göre sınıflandırılmış tip binalar seçilerek bunların ayrıntılı analizlerinin yapılması sonucunda bir korelasyon çıkarılıp buna göre genel yapı stoku riskinin belirlenmesi gerektiği,
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporun birlikte değerlendirilmesinden.
6306 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca, uyuşmazlık konusu alanın, üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığından bahisle riskli alan ilan edildiği, alandaki toplam 33 adet binadan tescilli, idari tesis, prefabrik ve metruk yapılar çıkarıldıktan sonra kalan 20 betonarme, 3 yığma binanın 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin EK-2'sinde yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslar uyarınca,
bu Esasların EK-A bölümünde yer alan Binaların Bölgesel Deprem Risk Dağılımını Belirlemek İçin Basitleştirilmiş Yöntemler uygulanmak suretiyle tespit edilen 5 betonarme binaya ayrıntılı risk analizinin yapıldığı, yığma yapılara ilişkin olarak ise Yönetmelik'te belirtilen şekilde risk tespiti yapılmadığı,
6306 sayılı Kanun kapsamında EK-A'da düzenlenen basitleştirilmiş yöntemlerin, belirli alanlarda önceliklerin ve riskli olabilecek binaların bölgesel dağılımının belirlenmesi ve genel yapı stoku riskinin belirlenmesi amacıyla bilim ve tekniğin gereği istatistiksel olarak anlamlı sayıda bina ihtiva eden alanlarda uygulanabileceği, uyuşmazlık konusu alan üzerindeki bina sayısı dikkate alındığında ise genel yapı stoku riskinin belirlenmesi için istatistiksel olarak anlamlı sayıda bina ihtiva etmediği, alandaki tüm yapıların risk tespitinin yapılması gerektiği sonucuna ulaşıldığı,
Uyuşmazlık konusu alanın, riskli alan kararından önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve revizyonu ve ilavesi uyarınca spor alanı, eğitim alanı, genel otopark ve özel proje alanı olarak belirlendiği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ilave ve revizyonu kapsamında ise alanın %65,94'ünde yol ve meydan, %13,47'sinde ilköğretim alanı, kalan kısmında da konut+ticaret alanı, ticaret alanı, dini tesisi alanı ve sosyokültürel tesis alanı öngörüldüğü, 3,7 hektar büyüklüğündeki alan üzerindeki tescilli, idari tesis, prefabrik ve metruk yapılar çıkarıldıktan sonra 20 betonarme, 3 yığma binanın işleme esas alındığı,
1,1 hektar büyüklüğündeki 1. Etap'ın içerisinde açık spor tesisi, otopark alanı ve karot numunesi alınan 1 adet betonarme yapı bulunduğu, 1,4 hektar büyüklüğündeki 2. Etap'ta 4 adeti ruhsatlı ve karot numunesi alınmış olan toplam 5 adet betonarme binanın yer aldığı, bu etapta Onat Kutlular Sokağın Hükümet Caddesi kesişimine kadar olan kısmının çevrelediği binalar alanın dışında bırakılarak sadece yolun riskli alana dahil edildiği, 1,2 hektar büyüklüğündeki 3. Etap'ta tescilli Aliağa Merkez Camii ve Aliağa İl Halk Kütüphanesinin bulunduğu,
bu alan üzerindeki 1 katlı iki adet yapı dışındaki tamamı ruhsatlı 19 adet binadan karot numunesi alınarak risk analizi yapılmadığı, üzerinde imar mevzuatına uygun yapı bulunan taşınmazların, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen saha araştırmalarına dayanan detaylı çalışmalar neticesinde risk teşkil edip etmediği belirlenmeksizin riskli alan sınırına dahil edilemeyeceği sonucuna varıldığı,
Diğer yandan, üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığından bahisle riskli ilan edilen alanın sınırları belirlenirken, toplam alanın %79,41'ini oluşturan ve üzerinde yapılaşma bulunmayan, uygulama imar planlarında meydan, yol, ilköğretim alanı olarak belirlenen bölgenin riskli alan sınırlarına dahil edilmesi, ayrıca binalar arasındaki yolun riskli alana dahil edilip çevrelediği binaların alan dışında bırakılarak sınır belirlenmesi yönünden de dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka uygun bulunmadığı,
Bu itibarla, uyuşmazlık konusu alanın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 03/06/2022 tarih ve 5688 sayılı Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle anılan kararın İzmir ili, Aliağa ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Davalı idareler tarafından, dava konusu işlemin ilgili mevzuat hükümlerinde öngörüldüğü şekilde yapılan inceleme, değerlendirme ve analiz çalışmaları sonucunda tesis edildiği, bölgede alansal uygulama yapılarak yapısal ve mekansal dönüşümün hedeflendiği, riskli yapı tespiti yaptırılmak suretiyle yapısal olarak yeniden yapılanma süreci yürütülmediği, dolayısıyla karara dayanak alınan bilirkişi raporu içeriğinde belirtildiği üzere bütün yapılara riskli yapı tespiti yapılmasının zorunlu olmadığı, riskli alan sınırlarına ilişkin gerekçenin yerindelik denetimi yapıldığını gösterdiği,
davacılar tarafından dava konusu işlemin tümünün iptalinin istendiği, Dairece işlemin davacıya ait taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilirken diğer kısımları yönünden ehliyet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmemesi ve buna bağlı olarak idareleri lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı yanında müdahil tarafından, müdahale ve beyan dilekçelerindeki iddia ve savunmalar tekrar edilerek dava konusu işlemde hukuka aykırılık, bu işlemin iptali yolundaki Daire kararında ise hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından, Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/438, K. 2024/1200, 27 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama