KÜNYE
T.C. Adana
- Mercii
- Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2022
- T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/249 Esas - 2022/663
- Esas no
- 2022/249 Esas
- Karar no
- 2022/663
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ... -
- Vekili
- ... - ...
- Davalı
- ... ANONİM ŞİRKETİ - ...
- Vekili
- ... - ...
- Dava
- Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı
- Dava tarihi
- 31/03/2022
- Kararın yazıldığı tarih
- ...
Karar Metni
1.080 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; ...'nan Adana'daki ... şubesinde 06/08/2018 tarihinde "dahili su "hasarı meydana geldiğini, mevcut hasarın meydana geliş sebebinin müvekikline ait olan daireye ait temiz su tesisatından kaynaklandığı bilgisinin ... nolu ekspertiz raporunda tespit edildiğini, ...'nın ... A.Ş'ye yaptırmış olduğu "Kapsamlı İşyeri Sigorta Poliçesi/Yangın çerçevesinde ... A.Ş haksız hasar tutarı olan 4.908,00 TL'yi müvekkilinden haksız yere rücu ettiğini, bu rücunun hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek ... A.Ş'ye haksız şekilde rücu etmiş oldukları 4.908,00 TL'nin ödendiği günden itibaren yasal faiziyle birlikte vekalet ücretinin davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret MAhkemeleri olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, derdestlik itirazı olduğunu, Sigortacı; sigorta poliçesiyle şartları belirlenmiş tehlikelerin meydana gelmesi halinde (riziko) ödeme yapma yükümlülüğü altındadır.
Tehlike unsuru, sigortalamaya dair hukuki işlemde sigortacının ediminin muhtevasını tayin ettiğinden, poliçede rizikonun yanı sıra tehlike de tayin edilir. Tehlike devamlı bir durumu öngörürken, riziko ani bir olaydır.
Riziko, poliçede öngörülen tehlike kapsamında meydana gelmediği takdirde sigortacının sorumluluğu ortaya çıkmayacağını, Sigorta ettirenin asli ve tal'i edimleri dışında; davranış ve koruma yükümlülükleri olduğunu, Bu kapsamda sigorta ettiren; sözleşme öncesi sigortacıya prim-tehlike dengesini sağlayacak tüm bilgileri iletmeli, sözleşme süresince sigortacıyı zarardan koruyacak gerekli önlemleri almalı (rizikoyu ağırlaştırmamalı) ve gerekli bildirimleri derhal (ağırlaşan rizikoyu bildirme) yapmak zorunda olduğunu,.
Bunun dışında; riziko gerçekleştikten sonra bilgi ve araştırma yapılmasına izin verme ve yine riziko gerçekleştikten sonra zararı azaltma ve kurtarma yükümlülükleri olduğunu, Rücu sebebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu açıklaması hiçbir şekilde kabul edilebilir bir durum olmadığını, ... no'lu ekspertiz raporunun 4. Maddesinin b bendinde “Duman Dedektörü Arızası.
Şubeyi su basması sebebi ile 1. Kat ve bodrum katta 2 adet duman dedektörü çürümüş olup yerine 2 adet yenisi takıldı.” açıklamasına karşılık davacı tarafın çürümeyi kabul etmemesinin hiçbir dayanağı olmadığını, Demirbaş ücretinin tutarının döviz üzerinden hesaplanmasının iyi niyetten uzak olduğu davacı tarafından dile getirildiğini, fakat bu söylemin hiçbir akıl alır tarafı olmadığı çok açık olduğunu, Müvekkil şirket ödeme yapmaması gereken hiçbir tutarı ödemediğini, Davacının dilekçesinde belirttiği poliçe hükümlerinde yer almayan ödeme yapılmış söylemlerinin hiçbir dayanağı olmadığı gibi asla kabul edilebilir bir durum olmadığını,
Sonuç olarak gerçekleşen olaya sebebiyet verenin davacı taraf olduğu çok açıktır ve ekspertiz raporu bu durumu açıkça desteklediğini, Tüm bu sebeplerle davacının işbu haksız davasının ve taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.
Görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22/03/1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/11564 Esas-2019/7614 Karar sayılı ve 17/06/2019 günlü ilamı).
Dosyanın incelenmesinde, davacı ve davalı arasında sigorta ilişkisi bulunmadığı, davacının tacir olmadığı, davacı tarafından borçlu olmadığı halde, haksız fiil nedeniyle zarar görene ödenen tazminatın sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde tahsili amacıyla açılmış alacak davası olduğu, TTK 4.maddeye göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan kaynaklanması veya mutlak ticari davalardan olması gerektiği, davacı tarafından davalı sigorta şirketine ödenen alacağın tahsili amacıyla sebepsiz zenginleşmeye dayanan alacak davasıdır.
TBK'nın 78/1 .maddesi "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir" hükmünü içermektedir.
Tüm dosya kapsamına göre, 6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi gereğince görev hususunun kamu düzenine ilişkin ve dava şartı niteliğinde olduğu, 6100 sayılı HMK.nun 115/1 maddesi gereğince dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılacağının belirtildiği, davanın niteliği itibariyle mahkememizin görevli olmadığı, görevi mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan dosyanın görev yönünden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ...
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/249, K. 2022/663, 30 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama