KÜNYE
T.C. Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2022
- T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2021/684 Esas - 2022/1018
- Esas no
- 2021/684 Esas
- Karar no
- 2022/1018
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... ... - ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- 1- ...
- Vekili
- ... - ...
- Davalılar
- 2- ... ...
Karar Metni
1.455 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
3-...- ... VEKİLİ : ...
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/09/2021
KARAR TARİHİ : 16/11/2022
YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile. 07/07/2021 tarihinde müvekkilinin ... plakalı aracı ile davacı müvekkilinin eşi ... tarafından tarafından...
Üzerine park edildiği, müvekkilinin eşi ...'in işini bitirip aracın başına geldiğinde aracın muhtelif yerlerinde hasarlar olduğunu gördüğü, olay yerine trafik polislerinin çağrıldığı ve tutanak tutulduğunu, daha sonra kamera kayıtlarından müvekkilinin aracına çarpan aracın ... plakalı araç olduğunun tespit edildiği, davalının kaza yerinden ayrıldığından kaza tespit tutanağının tek taraflı olarak tutulduğunu, müvekkilinin aracında oluşan hasar miktarının ekspertiz raporuyla 8.000,18 TL olduğunun tespit edildiği,
davalı tarafın aracının sigortalı olduğu ...'ye başvuruda bulundukları, ancak sigorta şirketinin kusur dağılımı olmadığından taleplerini reddettiği, bu nedenlerle öncelikle davanın kabulü ile kaza sonucunda araçta oluşan zararın tazmini ve değer kaybının davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... vekili tarafından verilen cevap dileçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde ZMMS ile sigortalı olduğu, trafik genel şartlarında hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışında kaldığı, kaza tespit tutanağında sigortalıları araç sürücüsünün kazada kusurunun olmadığının anlaşıldığı, müvekkili sigorta şirketinin sigortalıları araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu ve kusurunu aşan taleplerinin reddinin gerektiği, kusur oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasının gerektiği, öncelikle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili tarafından verilen cevap dileçesinde özetle; müvekkili ...'in aracını Noterlik Kira Sözleşmesi ile davalı ...'e uzun süreli olarak kiraladığı, bu yüzden müvekkili ...'in araç üzerinde herhangi bir tasarrufunun bulunmadığı, bu yüzden de sorumluğunun bulunmadığı, kaza tespit tutanağında kazada davacının aracına çarptığını iddia ettikleri araç sürücüsü ve araç sahibine ilişkin bilgilerin yer almadığı, polis tarafından tutulan tutanakta da davacının aracına zarar verdiği iddia edilen aracın tespit edilemediği, araçta oluşan hasarın ekspertiz raparuyla 2.993,38 TL olduğu ortaya konmuşken, tamir masrafı olarak fatura edilen 8.000,18 TL talep etmenin hukuka aykırı olduğu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Makine Mühendisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile; meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, kusur oranının %100 (yüzde yüz) olduğu, park halinde olan ... plakalı araç sürücüsü ...'in kusur olduğu, dava konusu araçta 07/07/2021 tarihli kaza neticesinde kaza tarihi itibarıyla oluşan toplam hasar miktarının 8.000,18-TL olduğunun tespit edildiği, kaza tarihi itibarıyla meydana gelen değer kabının 4.000,00 TL olarak hesaplandığı, kaza tarihi itibariyle değer kaybı miktarının 3.563,50 TL olarak hesaplandığı kanaatini bildirir rapor düzenlenmiştir.
Davacı vekili tarafından verilen 12/10/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde talep ettikleri 8.000,18 TL'yi 3.562,50 TL arttırarak toplamda 11.562,68 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
2918 Sayılı KTK'nin 91-101.maddelerinde ZMSS düzenlenmiştir. ZMSS, motorlu bir aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracı işletenin zarara uğrayan 3.kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitlerle sigortalamaktadır.
Hasar veren aracın trafik sigortacısı , işletenin 2918 sayılı KTK.nun 85/1. madde hükmünde yazılı hukuki sorumluluğunu aynı Kanun’nun 91/1. maddesi uyarınca üstlenmiş olup, gerek 85/1. madde hükmü, gerekse zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartları gereğince, ölüm veya cismani zararlar yanında bir şeyin zarara uğraması halinin teminat kapsamında olduğunu öngörmüş bulunmaktadır.
Dolayısıyla, aracın uğradığı hasar,değer kaybı ve çekici ücreti gibi giderler gerçek ve doğrudan zararlar olup teminat kapsamında kalırken, malikin kazanç kaybı ve ikame araç gideri(araç mahrumiyeti)gibi dolaylı zararları teminat dışındadır.(17.
HD. 2012/15068 E. 2013/3958 K., 2015/839 E. 2015/9142 K., 2014/7628 E. 2014/6658K., 2013/15895 E. 2013/17000 K., 2013/3317-2013/7594) Bu nedenle davacının hükme esas alınan denetime elverilşli bilirkişi raporuyla belirlenen ikame araç bedeli olan dolaylı zararına ilişkin talebinden sadece kusurlu ... plakalı araç sürücü davalı ... sorumludur. Diğer davalı sigorta şirketinini sorumluluğu bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; davalı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigortasını yaptığı ... plakalı otomobil sürücüsünün sebebiyet verdiği trafik kazasında, davacının aracının hasarlandığı ve değer kaybına uğradığı, davacının zararlarından KTK'nun 85. ve 91. vd. maddeleri gereğince davalıların sorumlu olduğu, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketine sigortalı olduğu, kazanın 07.07.2021 tarihinde meydana geldiği,
bilirkişi tarafından sunulan raporda sigortalı araç kusurunun %100 ve davacının aracında meydana gelen değer kaybının dava konusu aracın kusursuz halinin ve kusurlu halinin ikinci el bedelleri arasındaki farka göre-hesaplanmasıyla 4.000,00 TL olacağının bildirildiği, genel şartlara göre 3.562,50 TL olarak bildirildiği,
Mevcut Yargıtay Kararlarına göre ve Anayasa Mahkemesinin 09/10/2020 tarihli 31269 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2019/40 esas ve 2020/40 karar 17/07/2020 tarihli kararı uyarınca araçta trafik kazası sonucu oluşan değer kaybı aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kaza nedeniyle oluşan hasar onarımı yapıldıktan sonraki hasar kayıtlı halinin rayiç değeri arasındaki fark yöntemi kullanarak değer kaybı belirlenerek 4.000,00 TL'nin dikkate alınması gerekirken ,
davacının ıslahını genel şartlara göre yaptığı, taleple bağlı kalınarak 3.562,50 TL değer kaybı tazminatı üzerinden ve kaza neticesinde araçta oluşan 8.000,18 TL hasar bedeli üzerinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.
Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatını belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçütten yararlanılmıştır. Şekli ölçüte göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir.
Maddi ölçüte göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir.
İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüttür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip,
bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Davalı ... tarafından sunulan 10/05/2021 tarihli .... Noterliğinde düzenlenen 3 yıllık uzun süreli kira sözleşmesi doğrultusunda davalı ... 'in araç üzerinde işleten vasfı kalmadığından Davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Katip ... · E İmzalıdır Hakim ... · E İmzalıdır
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/684, K. 2022/1018, 16 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama