İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/117 K.2024/50

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2022/117Karar2024/50Tarih27 Şubat 2024Okuma18 dk · 3.529 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
27 Şubat 2024
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
2022/117 Esas - 2024/50
Esas no
2022/117
Karar no
2024/50
Hakim
...
Katip
...
Davacı
...
Mersis No
....
Vekili
Av. ....
Davalı
1-...
Mersis No
...
Vekili
Av. ....
Davalı
2- ...
Vekili
Av. ....
Davalı
3- ...
Mersis No
...
Dava
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Dava tarihi
04/04/2022
Kararın yazıldığı tarih
24/04/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.529 kelime·18 dk okuma·4 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ... sayısı ile gerçekleştirdiği “ ... “ markasının davalılarca yapılan itirazlar sonucunda ... adına kayıtlı .... sayılı markalar ve ...

Marketçilik adına kayıtlı .... sayılı marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, marka başvurusu yapılan ibarenin 17 yıldır müvekkilinin ticaret unvanını da oluşturduğunu, müvekkilinin yıllardır bu ibareyi her türlü ticari evrakında kullandığını, bu ibarenin müvekkili şirket ortaklarının soyadı olması nedeniyle müvekkilinin bu ibareyi kullanım hakkı bulunduğunu, her ne kadar davalı ... firması ticaret hayatında bilinir bir üne sahip ise de müvekkili ile tamamen farklı alanlarda iştigal ettiğini, bununla birlikte anılan ibarelerin ses benzerliği bulunmadığını,

müvekkilinin inşaat sektöründe faal olduğunu, davalı yanın ise tekstil ürünlerinde faal olduğunu, diğer davalıya ait marka ile de müvekkili markasının çok farklı olduğunu, yine diğer davalının her ne kadar inşaat sektörüne yönelik iştigal sahası bulunmakta ise de asıl faaliyetinin marketçilik olduğunun görülebileceğini, 31.01.2022 tarih ve .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesi ve sair beyanlarıyla; müvekkilinin dünya çapında tanınmış “...” markalarının sahibi olduğunu, bu tanınmışlığın mahkeme kararları ve ayrıca kurum kararları ile de tespit edildiğini, müvekkili markasının .... sayısı ile tanınmış markalar sicilinde de kaydı olduğunu, müvekkilinin “....” vs. gibi ... asli unsurunu teskil etmek suretiyle baskaca eklerle yapılan birçok markanın sahibi olduğunu, dava konusu markanın tescilinin, müvekkilinin tanınmış markasından yararlanma yönünde sonuç doğuracağını, müvekkili markasının farklı mal ve hizmet sınıflarında dahi korunması gerektiğini,

taraf markaları arasındaki işitsel ve görsel benzerliğin bariz olduğunu, aralarında yalnızca tek bir harf farkı bulunduğunu, bunun da sesli harfte var olduğunu, sözcüklerin ilk hecelerinin aynı olduğunu, tüketici dikkatinin bu hecede yoğunlaşacağını, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Diğer davalı ... Marketçilik firması tarafından dosya kapsamına herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı gibi davalı firmanın öninceleme duruşmasında da hazır bulunmadığı görülmüştür.

YARGILAMA

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalılar tarafından yapılan itirazların kabulüyle ilgili verilen ... kararı sonrasında davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... ibaresinin 06, 07, 12, 17, 19, 35, 36 ve 37. Sınıf mal ve hizmet sınıflarında tescili amacıyla 24.01.2020 tarihinde ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.04.2020 tarih ve 347 sayılı bültende ilanına karar verildiği; anılan ilana karşı işbu dosyanın davalıları tarafından ayrı ayrı itirazlarda bulunulduğu, davacı yanın ... tarafından dayanak gösterilen markalara karşı SMK m. 19/2 uyarınca kullanmama def’i ileri sürdüğü,

davalı ... firmasının .... sayılı markaları bakımından kullanım ispatı külfetini yerine getiremediği kanaatine varıldığı, ancak sair markaları bakımından 18.12.2020 tarihli “marka kullanım ispatı sunma” formu ile kullanımlarına yönelik sunduğu delillerden, tekstil ürünlerine yönelik “"iç ve dış giysiler" yönünden kullanımlarını belgelerle ortaya koyduğu, bu itirazlar sonucunda 26.03.2021 tarihli ... kararı sonucunda 06, 07,12, 17, 19, 35, 36, 37. Sınıf mal ve hizmetlin tamamının reddine karar verildiği,

söz konusu karara karşı davacı başvuru sahibi tarafından itiraz edilerek verilen ret kararının kaldırılması ve başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talebinde bulunulduğu, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun 31.01.2022 tarih ve.... sayılı kararı neticesinde özetle;

“.... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ..... sayılı "...", "...", "...", " ... hesabını bilenler için" ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.

İnceleme esnasında, başvuru sahibinin ilana itiraz aşamasında sunduğu karşı görüşte, 6769 s. SMK madde 19/2 uyarınca itiraz gerekçesi .... sayılı markaların kullanımının ispatını talep ettiği belirlenmiştir.

Başvuru sahibinin, ...'nin bu kararına karşı Kurul nezdinde yapmış olduğu ve işbu incelemenin konusunu oluşturan itirazında, Kurul, söz konusu iddiayı değerlendirmek ve kararın bütünlüğünü de gözetmek adına yapmış olduğu incelemede öncelikle ... nin kullanım ispatı ile ilgili değerlendirmesini incelemiştir.

Buna göre, .... sayılı ret gerekçesi markanın kullanıma konu olmadığı; ..... sayılı markaların tescil kapsamında bulunan malların kullanımın ispat edilmediği; .... sayılı markaların ise tescil kapsamında bulunan "iç ve dış giysiler" mallarında kullanımının ispat edildiği değerlendirilmiş ve başvuru sahibininn SMK m.6/1 maddesi verilen kısmi ret kararının iptali talebi ile yapmış olduğu itirazın incelemesine geçilmiştir.

Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.

Yapılan incelemede, "..." ibareli başvuru ile kısmi ret gerekçesi .... sayılı markaların benzer markalar olduğu ve kullanımı ispat edilen "mallar "ile başvuru kapsamında bulunan "sunum hizmetleri"nin benzer ve ilişkili; başvuru kapsamında bulunan mal ve hizmetler ile kullanıma tabi olmayan markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin ise aynı/ aynı tür mal ve hizmetler olduğu belirlenmiştir.

Belirtilen nedenle markalar arasında 6769 s. SMK’nın 6(1) maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu görüşüne varılmış, aynı yönde Markalar Dairesi Başkanlığınca verilen karar yerinde görülmüştür.

Başvuru sahibi tarafından ileri sürülen başvurunun kullanılıyor ve bilinir olduğu iddiaları, üçüncü bir kişi adına daha önceden tescilli bir marka ile karıştırılma ihtimalini ve SMK m. 6(1) hükmü kapsamındaki tescil engelini ortadan kaldırmayacağından haklı bulunmamıştır.” şeklindeki gerekçeler ile davacı başvuru sahibi itirazlarının reddedildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.

Bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:

- Dava konusu başvuru kapsamında reddine karar verilen mal ve hizmetlerin tamamının, davalı taraflara ait önceki tarihli markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğu,

- Davalı ... firmasına ait ... kararına gerekçe .... sayılı markaların SMK m. 19/2 kapsamında ileri sürülen kullanmama def’i kapsamında kalan markalar olmadıkları, .... sayılı markaların ise yalnızca “iç – dış giysiler” emtialarında kullanımlarının ispatlandığı ve yalnızca bu emtialar bakımından dikkate alındıkları,

- Dava konusu başvuru ile davalılara ait markaların, ayrı ayrı benzerlik ve karıştırılma ihtimaline yol açacak sonuçlar doğurabileceği,

- Davacı yanın SMK m. 6/3 ve 6/6 kapsamında üstün hak iddiasının, davacı lehine sicilde kayıtlı bir markanın varlığına rağmen, doğrudan tescil hakkı bahşetmeyeceğinden, somut olay bakımından davacı lehine yorumlanması ve sonuç doğurmayacağı,

- ... karar gerekçesi yalnızca SMK m. 6/1 maddesine dayalı olduğundan somut olayda davalıların tanınmışlık iddialarının, kararın iptali istemi açısından görülen işbu uyuşmazlıkta dikkate alınamayacağı,

takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

GEREKÇE

Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.

“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;

(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.

(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.

(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.

(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.

(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.

Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.

Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.

Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.

Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).

Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;

Davacı yanın anılan ibareyi ticaret unvanı olarak ve fiili faaliyetlerinde uzun yıllardır markasal mahiyette kullandığı hususundaki iddiasına rağmen fiili kullanım ile elde edilen ayırt edicilik, bilinirlik, gerçek hak sahipliği, üstün hak sahipliği gibi kriterlerin hiçbiri, başvuru sahibine, sicilde kayıtlı önceki bir markanın varlığına rağmen kendiliğinden bir tescil hakkı sağlamayacağından bu hususlardaki iddiaların somut olay açısından nihai kanaate bir etkisi mevcut olmayacağı, ayrıca ... kararının gerekçesinin yalnızca SMK m. 6/1 kapsamında olduğundan ve bu karara karşı davalı taraflarca bir itiraz ileri sürülmediğinden davalı yanın tanınmışlık iddiası temelindeki itirazlarının da bu aşamada dikkate alınması mümkün olmamış, bu yönde inceleme yapmak gerekmiştir.

SMK 19/2. Maddesi.

“6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde ...’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından ...’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir.

İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” şeklindedir. Yine, 25/7 maddesinde ise. “6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir.

Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” Hükmü düzenlenmiştir.

Böyle bir durumda marka hükümsüzlüğü talep eden davacının dayanak yaptığı markasını kullandığını ispat etmesi gibi bir yükümlüğü doğacaktır. Hükümsüzlük davasına dayanak yapılan markanın tescilli markanın kullanılmadığına ilişkin def’i de makanın kullanılıp kullanılmadığı dava tarihinden itibaren geriye doğru beş yıl içinde gerçekleşmiş olmalıdır.

İşlem dosyasında davalı ... adına kayıtlı ve itiraza dayanak gösterilen markalar ile ilgili olarak davacı tarafça SMK m. 19/2 define dayanıldığı, ... firmasının 18.12.2020 tarihli “marka kullanım ispatı sunma” formu ile işlem dosyasına deliller sunduğu, bu delillerden dava konusu markanın başvuru tarihi olan 24.01.2020 tarihinde önceki deliller incelendiğinde; sunulan delillerin davalı yanın “moda giyim – tekstil” ürünlerinde “...” markası altında ciddi, yoğun ve devamlılık arz eden faaliyetlerde bulunduğunu ortaya koymaya elverişli deliller olduğu anlaşılmıştır.

Davacı Markası Davalı ... Firması Markası

... hesabını bilenler için... (06,07,12,17,19,35, 36, 37. Sınıf) (35/ 06, 07, 12, 17 alt grup ve 36. sınıf)

Davalı ... Firması Markaları ... (19/2 maddesine tabi değil) ... ... (19/2 maddesine tabi değil) ...+... (iç ve dış giysiler) ...+... (iç ve dış giysiler)

Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan ve reddine karar verilen mal ve hizmetler ile davalılara ait önceki tarihli markalar kapsamındaki aynı ya da benzer mal ve hizmetler gösterilmek suretiyle emtia benzerliği karşılaştırması yapıldığında; dava konusu başvuru kapsamında reddine karar verilen 35. Sınıf hizmetlerin tamamının davalılardan ...

Marketçilik adına tescilli .... sayılı marka kapsamında birebir ve doğrudan yer aldığı, ayrıca yine davalı yanın markasındaki 36. Sınıf hizmetler ile de dava konusu markadaki 36. Sınıf hizmetlerin aynı ya da benzer türde oldukları; .... sayılı davalı markası kapsamından 35.05 alt grubundaki satış hizmetlerinde, 1-34 mal grubu hizmetlerin tamamının yer aldığı, davalı yanın markasındaki bu hizmetler ile dava konusu marka kapsamında 06, 07, 12, 17 ve 19. Sınıfta yer alan mallar arasında da mal ve malın satışına/sunumuna yönelik hizmet ilişkisi düzeyinde bir benzerlik bulunduğu,

nitekim uygulamada da kabul gördüğü üzere mal üreten işletmenin karineten üreteceği malı da ticari mevkie çıkartmak suretiyle fiziki olarak veyahut e-ticaret siteleri üzerinden/online satış yöntemi ile satış işlemine konu edeceği; dolayısıyla davalı markasındaki 06, 07, 12, 17, 19. Sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetleri ile davacı yanın markasında aynı malların üretimine yönelik sınıflar arasında benzerlik düzeyinde bir ilişki bulunduğu,

davalı ...’a ait markalar kapsamında ise yine uyuşmazlık konusu sınıflardan 36. ve 37. Sınıf hizmetler birebir yer aldığı gibi davalı markalarında 1-34 mal grubunda yer alan mallar ile de dava konusu başvuruda bu malların satışına özgülenmiş satış hizmetleri arasında açıklanan nedenlerle yine benzerlik ilişkisi bulunduğu,

son olarak davacı yan dosya kapsamındaki beyanlarında dava konusu başvuruda “Tekstil makineleri, dikiş makineleri ve bunlarla aynı işleve sahip endüstriyel robotlar” emtialarının kaldığını ifade etmekte ve gerçekten de ... sicil kayıtlarında dava konusu başvuruya yönelik itirazların “kısmen kabul edildiği” ve başvuru kapsamında da anılan emtiaların kaldığı görülmekte ise de işlem dosyasında yer alan ... kararında, anılan emtiaların da esasen başvurudan çıkartıldığı görülmüş olup sicildeki durum ile işlem dosyasındaki karar içeriğinin çelişkili olduğu;

somut uyuşmazlıkta benzerliği tespit olunan 35. Sınıf 1-4 alt grubunda yer alan ilgili hizmetlerin profesyonel iş yaşantısı akışında ihtiyaç duyulan ve profesyonel işletmeler tarafından tüketiciye sunulan nitelikteki muhasebe, iş yönetimi, reklamcılık, ithalat – ihracat vb. sanal ortamda pazaryeri sağlama vb. hizmetlere ilişkin olduğu, tüketicilerin bu hizmetlerden sık ve rutin olarak yararlanmadığı, çoğu zaman muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak ve araştırma yaparak hizmeti sunacak olan işletmeyi belirlediğinden ilgili hizmetler bakımından alıcıların bilinç düzeyi daha yüksek tüketicilerden oldukları;

yine 06, 07,12, 17 ve 19. Sınıf mallar ile 36 ve 37. Sınıftaki hizmetlerin de ilgili tüketicilerinin genel anlamda yetişkinler olduğu, bu sınıftaki birçok hizmetin anlık kararlar ile yararlanılan mal hizmetler olmadıkları gibi günlük tüketim rutininde sık ve yoğun bir biçimde yararlanılan mal ve hizmetler de olmadıkları, bu sebeplerle bilinçli, dikkatli ve seçicilik algısı yüksek tüketicilere hitap ettiği.

35. Sınıf son alt grubundaki (35.05) satış perakendecilik hizmetlerine konu ve taraf markaları arasında benzer olarak tespit edilen 1-34 mal grubundaki mallar bakımından sunulan bu hizmetin genel anlamda mağazacılık hizmetleri olduğu, bu hizmetlerin esasen daha geniş bir tüketici grubuna hitap ettiğinden de bahsedilmesinin mümkün olacağı, dolayısıyla hem sıradan orta seviyedeki tüketicilerin hem de dikkat seviyesi görece daha yüksek olan bilinçli tüketicilerin iltibas değerlendirmesinde dikkate alınabileceği anlaşılmıştır.

Davacının markasının incelenmesinde; başvurunun yeşil renk tonunda üst kısımda yuvarlak bir form içerisinde “...” harfinin konumlandırılması, alt kısımda ise “...” ibaresinin konumlandırılması ile oluşturulduğu görülen bir marka olduğu, “...” kelimesinin “Pulluk, büyük saban” anlamlarına sahip bir kelime olarak ... sözlüğünde belirtildiği, anılan ibarenin yazımına uygun şekilde “ko-tan” olarak telaffuz edileceği; dava konusu markanın esas unsurunun “...” kelimesi olacağı anlaşılmaktadır.

Davalılardan ... Marketçilik firmasının önceki tarihli dayanak markası incelendiğinde anılan markanın da sarı renkte bir fon üzerinde logonun bütününe hakim olacak şekilde bir “...” harfi, “...” harfinin hemen altında ise “...” ibaresi ile üst kısmında “hesabını bilenler için” şeklinde bir slogandan oluştuğu, bu markada da markanın asli unsurunun “...” kelimesi olacağı anlaşılmaktadır.

Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.

.... 'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalılara ait "...", ''...'' esas ibareli markaları arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, dava konusu markası ile davalı ...

MARKETÇİLİK firmasına ait ... markası karşılaştırıldığında, her iki markanın görsel anlamda farklı ...ve renk unsurları ihtiva ettiği görülmekte ise de her iki markada da “...” harfinin hakim olduğu bir logo ve bu logo ile birlikte kullanıldığı görülen “...” ve “...” ibareleri yer aldığı,

her ne kadar işaretler görsel iletişim anlamında benzerlik taşımamakta ise de markayı meydana getiren sözcük / harf unsurları itibariyle ortak/benzeşen unsurlar taşıdıkları, “... – ...” kelimesinin aynı kelime kökünü ihtiva eden ibareler olarak işitsel, harf dizilimsel ve kavramsal olarak benzer algıları tüketiciye yansıtacağı, “....” gibi eklerin dilimizde birçok kelimenin sonuna eklenen ve genellikle aidiyete yönelik bir algıyı tüketiciye veren,

ayırt ediciliği zayıf nitelikteki ekler oluşu ve eklendikleri kelimeleri de farklı bir anlama büründürmemeleri nedeniyle “...” – “...” kelimeleri arasında bütünsel algıda bir farklılığın oluşmadığı; diğer davalı ... firmasına ait “...” esas unsurlu markalar ile dava konusu marka karşılaştırıldığında ise her iki taraf markasının esas unsurunu oluşturan kelimeler arasında esasen tek bir harf farkının bulunduğu, bu farkın kelimelerin dördüncü sıralarındaki “o-a” sesli harfinden ibaret olduğu, bu harf farkının kelimeler arasında belirgin bir işitsel ya da harf dizilimsel farklılığa yol açmadığı,

kavramsal olarak farklılaşmaları sonucunu doğurduğu yorumu yapılabilir ise de “...” ibaresinin günlük dilde yaygın ve yerleşik kullanımı bulunan bir sözcük olmamasından ötürü bu farkın ortalama tüketici grubu nezdinde ilk anda anlaşılamayabileceği, dolayısıyla tüketicinin taraf markaları ile aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde karşılaştığında, markalara erişiminde yanılgı yaşaması ihtimalini doğurabilecek sonuçları beraberinde getirebileceği, tüketicinin hangi markadan yararlandığı,

hangi markayı daha önce deneyimlediği konusunda algısal bir karışıklık yaşayabileceği, nitekim tüketicinin her koşulda markaları yan yana karşılaştırma ihtimalinin bulunmadığı, özellikle işitsel açısından markalar arasındaki benzerliğin de tüketicilerin markalara yönelik tecrübelerini üçüncü kişilere aktarımı esnasında kelimelerin net bir şekilde ayırt edilebilirliğini de mümkün kılmayacağı bu halde işaretlerin bütünsel algılarda yeterli ek ve ayırt edici unsurlar taşımadıkları tespit edildiğinden, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerin tüketicileri nezdinde dahi iltibasa yol açabilecekleri;

dava konusu marka başvurusunun, her iki davalı adına tescilli önceki tarihli markalar ile ayrı ayrı mal ve hizmet sınıf benzerlikleri taşıdığı, taraf markalarının sahip oldukları önceki tarihli markalar ile aynı mal ya da hizmetlerde karşı karşıya kalma ihtimali bulunan tüketicilerin, bu işaretler arasında iktisadi – idari kaynaklar bakımından yanılgı yaşama ihtimali bulunduğu (... – ... açısında) gibi yine işaretleri doğrudan karıştırma ihtimallerinin de (... – ... markaları açısından) mevcut olduğu,

davacı yanın markalarının önceden beri kullanılması veyahut ticaret unvanının kılavuz unsuru oluşunun, davacı lehine sicildeki kayıtlar açısından üstün bir hak tanımayacağı, neticesinde ilgili tüketicileri nezdinde dava konusu marka ile davalı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği getireceği; dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi açıklandığı üzere:

1-DAVANIN REDDİNE,

2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılar ... AŞ'ye verilmesine,

4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),

Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/02/2023

Katip .... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/117, K. 2024/50, 27 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Cevap
  5. Yargılama
  6. Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/117
Karar No
2024/50
Tarih
27 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/120 K.2024/83
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2022/122 K.2024/235
  • İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/123 K.2024/110
  • İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/125 K.2024/12
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/125 K.2024/393
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/125 K.2024/185

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.