KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Mart 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/155 Esas - 2024/93
- Esas no
- 2022/155
- Karar no
- 2024/93
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 1-....
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 29/04/2022
- Kararın yazıldığı tarih
- 11/03/2024
Karar Metni
2.749 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ...
Şirketi'ne bağlı iştiraklerden biri olduğunu, ... numaralı başvuru ile "..." ibaresi + ... markasının 07, 12, 35, 37, 39 mal ve hizmet sınıflarında marka olarak tescili adına davalı ...'na başvuruda bulunduklarını, davalı yanın gerçekleştirdiği itirazlar sonrasında müvekkili başvurusunun 12. nice sınıfındaki "bisikletler" dışındaki mallar ile 7, 35, 39. sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamı bakımından kısmen reddedildiğini, müvekkili marka başvurusu ile redde gerekçe markaların farklı olduklarını, müvekkili markasının kelime + ... unsurundan oluşmakta olup "..." kelimesini üçgen bir plan üzerindeki .... figürü tamamladığını,
davalı markalarının ise yalnızca kelime markaları olduğunu, yazım biçimlerinin dahi markaları farklı kılmanın önüne geçeceğini, müvekkili marka başvurusunun ... şeklinde telaffuz edileceğini, müvekkili markasının ... A.Ş. şeklinde okunmasının imkansız olacağını, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, İddia ederek ... sayılı ...
Kararındaki "Başvurunun "7, 35, 39. sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamı" bakımından kısmen reddine ilişkin" verilen kısmının İPTALİNE karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkilinin tanınmış “...” markalarının sahibi olduğunu, 1997 yılından beri bu markaların aktif olarak kullanıldığını, çok sayıda “...” esas unsurlu markalarının bulunduğunu, başvuru konusu edilen “...” markasındaki “...” asli unsuruna eklenen “...” ibaresi ise markaya hiçbir surette ayırt edicilik katmadığını, aksine “a.ş.” algısı yaratarak “... a.ş.” gibi bir algı oluşumuna neden olduğunu, müvekkilinin Borsa İstanbul nezdinde dahi hisse kodu olarak “...” kısaltmasını kullandığını, “...” ibaresini aynen ve markanın başında içeren “...” ibaresi ile,
müvekkilinin hem tek başına “...” markalarıyla hem de “...” ibareli itiraza mesnet diğer markalarıyla yazılış, okunuş, görsel, işitsel ve tertip tarzı itibariyle ayırt edilemeyecek bir benzerlik taşıdığını, dava konusu markanın bu haliyle müvekkili markalarının serisi gibi algılanacak olduğunu, ... kararında Davacı adına 1999 yılından bu yana tescilli ... sayılı “...” markasından dolayı 12. sınıfta yer alan “Bisikletler” için müktesep hakkı bulunması sebebiyle 12. sınıfta yer alan “Bisiklet” emtiası dışındaki mal ve hizmetler için kısmen reddine karar verilmiş olduğunu, davacının fiilen hangi sektörde faaliyet gösterdiğinin önemi olmadığını,
taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik bulunduğunu, dava konusu markada ilk algılanacak unsurun “...” ibaresi olacağının açık olduğunu, “...” gibi markalarının müvekkili markaları ile daha evvel benzer görülen markalara örnek olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, bu nedenle Kurum kararındaki “Başvurunun tescili halinde “...” markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ve ayırt edici karakterinin zedelenmesi tehlikesinin doğacağı” tespitinin isabetli olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın reddi akabinde davalı tarafından yapılan itirazın kısmen kabulü ile ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresi + ... ibaresinin 07, 12, 35, 37 ve 39. Sınıf mal ve hizmetler açısından 21.09.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.11.2020 tarih ve 361 sayılı bültende ilan olunduğu görülmüştür.
Anılan ilana karşı davalı yanın “...” esas unsurlu önceki tarihli çok sayıda markasına dayalı olarak itirazda bulunduğu, ...’nın 22.04.2021 tarihli kararı neticesinde itirazların reddine karar verdiği görülmüştür.
Söz konusu karara karşı davalı tarafça bir kez daha itirazda bulunularak başvurunun bir kez daha reddinin talep olunduğu, davalı itirazlarını inceleyen ...’nun 02.03.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı ‘...’ ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Öncelikle başvuru sahibinin müktesep hak iddiası incelenmiş, başvuru sahibi adına 1999 yılından bu yana tescilli olan ... sayılı ‘...’ markasından dolayı ‘Sınıf 12:Bisiklet’ malı için başvuru sahibinin müktesep hakkı olduğu, ancak, söz konusu iddiaya dayanak diğer markaların tescil tarihleri ve mahiyetleri itibariyle müktesep hak teşkil etmediği değerlendirilmiştir.
Takiben yapılan incelemede, itiraza mesnet ‘...’ markasının tanınmış bir marka olduğu, başvuru ile itiraza mesnet .... sayılı markaların benzer oldukları, ayrıca, itiraza konu mal ve hizmetler ile aynı ya da aynı tür mal ve hizmetlerin sayılan markaların kapsamında bulunduğu anlaşıldığından, başvuru ile ... sayılı markalar arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Ayrıca, işbu başvurunun tescili halinde ‘...’ markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ve ayırt edici karakterinin zedelenmesi tehlikesinin doğacağı kanaatine varılmıştır. Öte yanda, kötü niyet iddiası somut dayanaktan yoksun olduğundan yerinde bulunmamıştır. Ayrıca, muterizin ticaret unvanına dayandırdığı md. 6/6 gerekçeli itirazı, söz konusu unvan işbu başvurunun tescilini engeller nitelikte olmadığından yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak itirazın kısmen kabulü ve başvurunun ‘Sınıf 12: Bisikletler’ malı DIŞINDAKİ mal ve hizmetler için kısmen reddi gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile başvurunun 12. sınıftaki “bisikletler” dışındaki mallar ile 7, 35, 39. sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamı bakımından reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EKRAPORDA özetle:
- Davacı yanca dava konusu edilen emtiaların tamamı bakımından, taraf markalarının kapsamlarının aynı ya da benzer oldukları,
- Rapor kapsamında ayrıntıları açıklandığı üzere taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas ihtimalinin mevcut olduğu,
- Davalı yana ait markaların tanınmış marka sicilinde kayıtlı ve tanınmışlığı hususunda muhtelif yargı kararlarına konu edilmiş olunması nedeniyle başvuruda özellikle 35. 05 alt grubundaki hizmetler yönünden SMK m. 6/5 koşullarının ortaya çıkabileceği yönündeki ... kararına heyetimizce de iştirak edildiği,
- Davacı yanın, dava konusu edilen emtialar yönünden müktesep hak karinesinden yararlanamayacağı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun ve ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Yargıtay kararlarında kazanılmış hak sağlayan önceki markaların belirlenmesi yönünden bazı ölçütler getirilmiş ve getirilen bu kriterler güncel kararlarda geçerliliğini korumuştur. Buna göre;
-Öncelikle kazanılmış hak sağlayan markanın tescilli olması, bir başka deyişle kullanım ve tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, kabullenilmesi gerekir. (Bkz aynı doğrultuda .....)
-İkinci olarak bu markaya dayalı olarak yapılan sonraki başvuruda kazanılmış hak sağlayan markanın asli unsuru muhafaza edilerek, işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması gerekmektedir. Zira önceki markanın asli unsuru dahi değişmiş ise bu artık yeni bir marka başvurusu olacağından önceki markanın zaman içindeki değişikliklere uyarlanması için yapılmış bir başvuru olduğu kabul edilemez. (Bkz aynı doğrultuda ...)
-Son olarak sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları içermesi, kapsamını genişletme yoluna gitmemesi zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Davalı Markaları
.... .... (07, 12, 35, 39. Sınıf) .... (07, 35, 39. Sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu edilen malların TAMAMI, davalı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı ya da benzer şekilde tanımlandığı görülen mal ve hizmetler ile örtüşmekte olduğu, davalı yana ait .... sayılı markalar kapsamında 35. Sınıfta mağazacılık hizmetleri eski tebliğler doğrultusunda genel olarak tanımlandığı (Müşterilerin doğrudan malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri.) için doğrudan doğruya dava konusu markada spesifik olarak sınırlandırılmış 35.05 alt grubundaki satış hizmetleri ile benzer görülmemekle birlikte,
davalıya ait anılan markalar kapsamında 07 ve 12. Sınıf malların da yer almasından ötürü, mal üreten işletmenin üreteceği malı satışa konu edeceği karinesi kapsamında taraf markaları benzerlik ilişkisi içerisinde olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davacının markalarının incelenmesinde; dava konusu başvurunun "... + ..." şeklinde olduğu, anılan markanın hakim bir ... unsuru ile birlikte “...” şeklinde bir sözcük unsurundan oluştuğu, markadaki ... unsurunun üçgen bir form ve uçan at figürü ile kompoze edildiği,
lakin sözcük ve ... unsurlarından oluşan markalarda tüketici algısında sözcük unsuru daha ön planda olacak olup tüketicinin, mal veya hizmet ile işaret arasındaki ilişkiyi tanımlarken, figüratif unsurları açıklamak yerine doğrudan sözcük unsuru ile markayı ifade edeceği, nitekim bu durum doktrinde söz görünümden yüksek sesle konuşur ilkesi olarak kabul edilmiş bir ilke olduğu bu çerçevede dava konusu markanın ilk algısında görsel unsur da etkili ise de bu algının üçüncü kişilere aktarımında ön plana çıkacak yegane unsurun "...” ibaresi olacağı, bu ibarenin bütün olarak bir anlama sahip olmadığı,
yazımına uygun şekilde iki hecede telaffuz edileceği anlaşılmaktadır.
Davalının markasının incelenmesinde; temelde “... + ...” görseline haiz logodan oluşmakta olup kırmızı fon üzerine beyaz renkte yazılmış “...” ibaresinin markanın hakim unsuru olduğu, “İ” harfinin noktasının “ters üçgen” şeklinde yazılarak stilize edildiği, davalı yanın markaları “...” esas unsuruna haiz üç harf ve tek heceden oluşan marka olduğu, bahsi geçen ibare, dava konusu “...” ibaresinin de ilk üç harfini oluştururken, “...” kelimesinde, “...” harfleri dışında kalan “...” harflerinin, ticaret hayatındaki yaygın ve ilk algısının “...” kavramının kısaltması olduğu,
“...” kısaltmasının genellikle bir ön kelimenin sonuna eklenerek kullanıldığı, ortalama zeka düzeyindeki bir tüketicinin bu tür markaları algılarken bir bütün olarak algılayacağı açık olmakla birlikte (....) tüketicinin bugüne kadar defalarca karşılaşmış olduğu ve somut kavramsal bir anlam ifade etmeyen bu gibi markalarda, markanın son sesi olan “...” harflerini, “...” ile ilişkilendirecek olmasından ötürü, bu ibare dışında kalan öncül sözcüğe de bağımsız bir anlamı kimi zaman yükleyebileceği, böyle bir durumda ise dava konusu markanın “... ...” olarak algılanacağı anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markaları arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu;
ayrıca davacı yanın 21.09.2020 tarih ve ... sayılı marka başvurusundan önce ... sicil kayıtlarında mevcut ve koruması devam eden markaları incelendiğinde; ... sayılı ve ... ibaresine ve görseline haiz ve fakat 14.01.2020 tescil tarihli markanın, tescili üzerinden 5 yıllık bir süre geçmediğinden müktesep hak incelemesine tabi olması mümkün olmadığı, .... sayılı ve ... ibaresine ve görseline haiz markanın 27.04.1999 tescil tarihli olduğu, koruma süresinin devam ettiği ve tescili kapsamında “Bisiklet” emtialarının yer aldığı,
nitekim Kurum tarafından verilen kararda işbu markanın, dava konusu başvuruda 12. Sınıfta yer alan “bisiklet” emtiaları açısından davacı lehine müktesep hak sağlayacağının kabulüne karar verildiği.
Kurum tarafından yapılan incelemelerde, davacı yanın markalarının nizasız ve fasılasız bir biçimde kullanılıp kullanılmadığı hususunda bir inceleme yapılmadığı görülmekle birlikte verilen ... kararının iptali talebinin başvuru sahibi olan davacı yanca talep edilmiş olunması nedeniyle bu aşamada bu hususta davacı aleyhine bir inceleme yapılması mümkün olmamış, davacının reddine karar verilen sair mal ve hizmetler yönünden ise herhangi bir şekilde müktesep hak karinesinden yararlanması, öncelikle kullanıma yönelik delillerin mevcut olmadığı anlaşılmış;
davacı yanın dava konusu edilen emtialar yönünden müktesep hak karinesinden yararlanamayacağı kabul edilmekle açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip .... Hakim .... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/155, K. 2024/93, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama