KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2024
- Esas no
- 2022/61
- Karar no
- 2024/42
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ....
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 1- ... -T.C. Kimlik No: ...
Karar Metni
2.345 kelime·12 dk okuma·12 bölüm
....
İSTANBUL
VEKİLİ
Av. ... - .... DAVALI : 2- .... VEKİLİ : Av. ....
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 21/02/2022
KARAR TARİHİ : 20/02/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davaya konu marka ile müvekkiline ait markalar ayırt edilemeyecek derecede aynı olduğundan karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, davalı yanın Japonya’da ortaya çıkan ve orada geliştirilmiş olan “reiki” eğitimleri üzerine çalıştığı nazara alındığında “...” ibaresinin tali bir unsur olduğunu, karşı yana ait markada “...” ibaresinin anlam ifade etmediği ve bu kelimenin faaliyet alanına özgü tali bir unsur olduğunu, bu sebeple markada esas dikkate değer unsurun “...” ibaresi olacağını, müvekkiline ait markaların ise “...” esas unsuruna sahip olduğunu,
davalıya ait markada 41. Sınıfta bulunan hizmetlerin yer aldığını, müvekkiline ait markaların da 41. Sınıf kapsamında davalı markası ile aynı hizmetleri içerecek şekilde tescil edilmiş olduğunu, davalıya ait ... no’lu markanın müktesep hak koşulunu sağlamadığını, davalı yanın eski tarihli markayı kullandığını gösterir emare bulunmadığını, bu husus kanıtlanmadığından tescilli markanın varlığına dayanarak benzerliğin göz ardı edilmesinin haklı bir sebebe dayanmadığını, müvekkiline ait “...” ibareli tescilli markaların tanınmış olduğunu, İşbu davaya konu markanın haksız rekabete sebebiyet verdiğini ifade ederek,
... sayılı kararının iptaline, .... sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesiyle; davacının beyanlarının aksine davacıya ait markalar ile müvekkiline ait marka arasında herhangi bir ortak öge bulunmadığından, iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacıya ait .... isimli markalar tanınmış olsa dahi “...” ibareli markaların tanınmış olduğuna ilişkin beyanın gerçek dışı olduğunu, müvekkilin 2004 yılından itibaren ... sayı ile tescilli “...&...” ibareli markayı kullanıyor olmasından bahisle müktesep hakkının bulunduğunu, davacının, müvekkilinin kötü niyetli olduğuna ilişkin iddiasının gerçek dışı olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şirket tarafından, 11.07.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile “... ... ...” ibareli marka için 41. sınıfta yer alan hizmetler için marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 355 Sayı ve 27.08.2020 tarihli ...'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı şirket tarafından itiraz edilmiş, işbu itiraz ... tarafından reddedilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu ret kararına ... ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ... tarafından ...sayılı nihai kararı ile;
''Kurul'da, başvuru sahibi adına 2004 yılından itibaren ... sayı ile tescilli "...&..." ibareli tescilli markanın varlığı hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır.
Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeli itirazlar sunulan bilgi ve belgeler ışığında incelenmiş ve haklı bulunmamıştır.'' gerekçesiyle, ''İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen RAPORDA ve EKRAPORDA özetle:
1. Dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı,
2. Dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olmadığı,
3. Dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
4. Davacının eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
5. Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
6. Davacının SMK 6/6 md. kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı,
7. Davacının haksız rekabet gerekçeli itirazının yerinde olmadığı,
8. .... sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markaları
... ... ...
... ... RADYOLAR
(41. sınıf) ... Medya Grubu ... ... ... ... ... çocuk (16, 35, 38, 41. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka başvuru kapsamında yer alan 41. Sınıf tüm hizmetlerin, davacıya ait redde mesnet markalarda aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ''... ... ...'' ibareli marka, siyah renkte, büyük harflerle, ilk ve son harfleri diğer harflere kıyasla daha büyük punto ile “...” ibaresi, ortada kırmızı renkte, büyük harflerle “...” ibaresi, bu ibarenin altında, italik harflerle “...” ibaresinin yer aldığı kelime markası olduğu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin herhangi bir anlamının olmadığı;
“...” ibaresinin “Yeşile çalan mavi renkte değerli bir taş, ... mavisi, ... yeşili, firuze.” anlamına geldiği (...), dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan bir ibare olduğu, “...” ibaresinin marka örneğinde çatı marka olarak yer aldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının redde gerekçe markalarında, ülkemizde “...” ibaresi ile aynı anlamda kullanılan “...” ibaresi münhasıran veya dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan veya ayırt edici niteliği zayıf olan “radyolar”, “medya grubu”, “...”, “...”, “çocuk” ibareleri ile birlikte yer aldığı kelime veya karma markalar olduğu, davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." esas ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde;
dava konusu marka ile davacı markasında yer alan “...”, “...” ibaresinin toplumda yaygın olarak bilinen ve kullanılan ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu; her ne kadar dava konusu marka ile davacı markalarında işitsel, görsel ve kavramsal olarak oldukça benzer olan “...” ve “...” ibareleri yer alsa da, dava konusu markanın tüketici tarafından bütüncül olarak “...” olarak algılanacağı, “.../...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu,
nitekim zayıf ibarelerin küçük eklemelerle ortalama tüketici nezdinde farklılaşabileceği, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin, anlamı olsa dahi” tüketici tarafından bilinen bir kelime olmadığı, fantezi bir ibare olarak algılanacağı, ayrıca marka örneğinde ilk ibare olması nedeniyle tüketici tarafından görsel, işitsel ve kavramsal olarak algılanacak ilk ibare olacağı, dolayısıyla bu durumun işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı, “.../...” ibaresinin ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olması nedeniyle küçük eklemelerle oluşturulacak yeni ibarenin farklılaşabileceği,
somut uyuşmazlıkta da bu durumun gerçekleştiği hususları dikkate alındığında, dava konusu marka ile davacının redde gerekçe markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı;
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,
taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı; dosya kapsamında, davacı tarafından dava konusu ibare olan “...” ibaresini veya bu ibareyle karıştırılma ihtimaline yol açacak başka bir ibareyi ...’de uzun süredir dava konusu hizmetler bakımından kullanıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı görülmüş, dolayısıyla davacının dava konusu marka üzerinde dava konusu hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunmadığı; davacının ticaret unvanı, “...
A.Ş.” olup ek
unsurunun “... ...” olduğu, dava konusu markanın esas unsurunun “Çağrışım” ibaresi olduğu, somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacıya ait ticaret unvanının “ek”
unsurunun “... ...” ibaresi olduğu, davalının dava konusu markasının esas
unsurunun “...” ibaresi olduğu, dava konusu markanın esas unsuru ile
davacının ticaret unvanının ek unsuru arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılma
ihtimali bulunmadığı, davacının SMK 6/6 kapsamındaki
itirazının yerinde olmadığı; somut olayda, hem markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı hem de dosya kapsamında yukarıda ifade edilenler doğrultusunda, davacının haksız rekabete ilişkin iddiasını kanıtlayacak somut delil olmadığı kaldı ki dava dilekçesinde haksız rekabete ilişkin bir talepte de bulunulmadığı hususları dikkate alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/61, K. 2024/42, 20 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama