İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/318 K.2022/195

Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 09/06/2022 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;

Esas2021/318Karar2022/195Tarih9 Haziran 2022Okuma15 dk · 2.989 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Mercii
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar tarihi
9 Haziran 2022
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
2021/318 Esas - 2022/195
Esas No
2021/318
Karar No
2022/195
Dava
Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi
18/11/2021
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.989 kelime·15 dk okuma·7 bölüm

Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 09/06/2022 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı dilekçelerinde özetle; müvekkiline ait ... nolu “...” markası ve “... ...” markasının TÜRKPATENT nezdinde ...tescil numarasıyla tescilli olduğunu, müvekkilinin dava dışı “... ...” markasının ise Madrid Protokolü çerçevesinde 1 510 301 registration number ile uluslararası alanda tescil edilmiş olup, uluslararası marka tescilinin de bulunduğunu, bunun yanında müvekkilinin,... başvuru nolu tescil başvurulu “...” ibareli şekil + kelime marka başvurusunun bulunduğunu, müvekkilinin 2005 yılında "..." adıyla kestiği faturaların bulunduğunu,

ayrıca müvekkilinin mobilya sektöründe tanınmış bir marka olduğundan katılmış olduğu fuarların da bulunduğunu, bunun yanında müvekkilinin, 20.06.2009 yılından beri "elvemobilya.com.tr" ibareli alan adının sahibi olup sosyal medya ortamlarında da "..." ibaresini uzun yıllardır kullandığını, dolayısıyla söz konusu marka başvurusunun müvekkilinin önceye dayalı hak sahipliğine dayanmakta olup bu hakkının SMK kapsamında korunması gerektiğini, bunun yanında davalının hak iddia edebilmesi için müvekkilinin markasını kullandığı tarihten önce markayı kullanmaya başladığını ispat etmesi gerektiğini,

bu nedenle davalının öncelikle bu yöndeki kullanımlarını ispat etmesini talep ettiklerini, müvekkilinin başvurusuna konu EE şekil “...” ibareli markasının, davalının tescilli markası ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, müvekkilinin markası kelime markasından oluşmakta davalının markasının ise kelime ve şekilden oluştuğunu, müvekkilinin başvuruya konu markası küçük harflerle yazılmış ve yazı tipi olarak farklı bir yazı tipi kullanılarak oluşturulmuş olduğunu, müvekkilinin markasının yazısının renginin altın renklerden oluştuğunu,

davalının markasının ise büyük harflerle yazılmış “...” ibarelerinden oluşmakta ve üzerinde sırt sırta gelecek şekilde yerleştirilmiş iki büyük E harfinden oluştuğunu, her iki markanın esas unsur ve yan unsurlar, yazı tipi, yazıların rengi gibi görsel ve sesçil bakımdan incelendiğinde birbirlerinden farklı olup müvekkiline ait markanın ayırt ediciliğinin bulunmadığını, markaların esas unsurları yanında yan unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde benzerliklerinin olmadığı karıştırılma ihtimalinin olmadığını, ortalama düzeydeki tüketici alanındaki kişilerin uzman kişiler değil halkın olduğunu,

halk nazara alınarak markaların karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesinin gerektiğini, her iki marka farklı tüketici kitlesine hitap ettiğinden markalar arasında herhangi bir karışıklığın doğmasının da söz konusu olmayacağını, müvekkili şirketin tescili talep edilen markası ile davalının markasının kullanıldığı sektör ve müvekkili şirketin başvuruya konu markasının tescili talep edilen mal ve hizmet sınıfları incelendiğinde farklı olduğunu, davalının metal ambalaj sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin ise mobilya ve ev dekorasyonu yönünde faaliyet gösterdiğini,

her iki şirketin iştigal konusu farklı olduğundan bu markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğundan bahsedilemeyeceğini, bu durumun müvekkiline ait markanın ayırt ediciliğinin bulunduğunu ve markaların birbirine benzemediğini ortaya koyduğunu ifade ederek, müvekkili şirket tarafından tescil başvurusunda bulunan “...” ibareli marka başvurusunun tescil işlemlerinin tamamlanmasını ve TÜRKPATENT YİDK'nın 13/09/2021 tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı TÜRKPATENT vekili cevaplarında özetle; bir işaretin marka olarak tescilsiz kullanımının kişiye sadece marka tescil başvurusuna itiraz etme ya da markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep etme hakkı tanıdığını, tescil edilmiş bir marka hakkında kesinleşmiş iptal kararı veya hükümsüzlük kararı verilmemiş ise önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahipliği iddiasının kişiye markasını tescil ettirme hakkı vermeyeceğini, açıklanan gerekçelerle davacı tarafın “...” ibaresinin önceye dayalı kullanım / gerçek hak sahipliğine ilişkin iddia ve taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini,

davacının müktesep hak iddia ettiği 2005/36995 sayılı markanın 20. Sınıf mallarda tescilli olduğunu, buna karşın davaya konu ... sayılı başvurusunun ise 6., 18., 25., 27. ve 35. Sınıf mal ve hizmetler yönünden reddedilmiş olduğunu, emtia ayniyeti/benzerliği koşulu sağlanmadığından 2005/36995 sayılı markanın müktesep hak teşkil etmediğini, ...sayılı markanın ise süre, markayı oluşturan işaretlerdeki asli unsurların farklılığı ve kapsadığı mal/hizmet yönünden müktesep hak teşkil etmediğini,

... sayılı başvurunun ise itiraz üzerine 2020/M-1318 sayılı karar ile nihai olarak reddedilmiş olup davacı lehine müktesep hak teşkil etmesinin mümkün olmadığını, Kurul kararının hukuka uygunluk denetimi yönünden, davacının kullanım ispatı talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, markalar aynı harflerle oluşturulmuş ve harf diziliminin hemen hemen aynı şekilde olduğunu, yan yana olan V ile L harflerinin yer değişik olsa da markaların görsel olarak çok benzer olduğunu, aynı şekilde işitsel olarak aynı harfle başlayıp aynı vurgu ile sonlandığını, dolayısıyla işitsel olarak da markaların çok benzer olduğunu,

markalar arasındaki yüksek derecede görsel ve işitsel benzerlik ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılmasına, markaların aynı veya ilişkili iktisadi işletmelere ait olduğu zannına kapılmasına sebebiyet vereceğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; davanın tescil başvurusunun reddinin iptal edilmesini talep eden bir dava olduğunu, önceye dayalı kullanımın ise, bunu iddia edenin önceden beri kullandığını iddia ettiği markasını, bir başka marka tescil başvurusuna karşı itiraz yoluyla ileri sürmesiyle gündeme gelen veya tescil edilmiş bir markanın hükümsüzlüğü davası açıldığında tartışılması gereken bir konu olduğunu, sonuç olarak bir işaretin marka olarak tescilsiz kullanımının kişiye sadece marka tescil başvurusuna itiraz etme ya da markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep etme hakkını tanıdığını,

tescil edilmiş bir marka hakkında kesinleşmiş iptal kararı veya hükümsüzlük kararı verilmemiş ise önceye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahipliği iddiasının kişiye markasını tescil ettirme hakkı vermeyeceğini, davacı tarafın ısrarla markaların ve ilgi alanlarının farklı olduğunu beyan ederken, yine önceden kullanım iddiasına vurgu yaptığını, bu durumun davacı tarafın kendi iddialarıyla çeliştiğini, markalar, kullanım alanları ve faaliyet alanları davacının iddia ettiği gibi zaten birbirinden tamamen bağımsızsa önceden kullanım iddiasının gündeme gelmesinin bir anlamının bulunmadığını,

kanun koyucunun önceden kullanım hakkı bulunan tarafın lehine düzenleme yapmasının, aralarında bağlantı bulunan markalarla alakalı olduğunu, müvekkilinin tescilli markasının internet ortamında aratıldığında slogan olarak "... ilgili her şey" ifadesinin kullanıldığının görüleceğini, sonuç olarak müvekkilinin kullandığı markanın, rastgele dört harfin bir araya gelmesiyle oluşmuş bir marka olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin tescilli markası "..." ile davacının tescilini talep ettiği "..." markasının tüketici nezdinde karıştırılmaya müsait olduğunu,

davacı tarafın tescilini talep ettiği "..." markasının ise mobilya sektöründe iş yaptığını hatırlatarak, uyuşmazlık konusu markaların davacı vekilinin iddia ettiği gibi birbirinden tamamen bağımsız kitlelere hitap ettiğini, birbirinden bağımsız çağrışımlar oluşturduğunu söylemenin güç olduğunu, aksine markaların hitap ettiği müşteri çevrelerinin neredeyse aynı olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

GEREKÇE

Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.

Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, davacının önceye dayalı hak iddiasının tescile imkan sağlayıp sağlamayacağı, davanın süresinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır.

Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının 2020/46957 sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.

Davaya konu... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler için 2020/46957 sayılı "..." ibareli başvurunun ilana karşı davalı tarafından 2019/42631 sayılı "..." ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın kısmen kabulüne karar verildiği, kısmen kabul kararına karşı davacının itirazda bulunduğu, TÜRKPATENT YİDK’nın 13/09/2021 tarih ve ... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.

Dava konusu YİDK kararı 21.09.2021 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş olup, dava tarihinin 18.11.2021 tarihi olduğu, dolaysıyla davanın davacıya tebliğ tarihinden itibaren 2 aylık süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.

6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir.

6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir.

Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır.

İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır.

Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır.

Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır.

İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır.

Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır.

“Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”

Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır.

Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.

İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir.

Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.

Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler.

Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler.

Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir.

Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.

Avrupa Topluluğu Adalet Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine ATAD kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir.

Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir.

Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

Davacıya ait dava konusu markanın kapsamındaki redde konu mallar/hizmetlerin tamamının davalının redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı;

Dava konusu “...” ibareli marka, beyaz zemin üzerine, sarı ve kahverengi tonlarında, küçük harflerle “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markası olduğu;

Davalının redde gerekçe “...” ibareli markası, beyaz zemin üzerine, gri renkte, büyük harflerle “...” ibaresinin yer aldığı, bu ibarenin üzerinde turuncu renkte, stilize edilmiş iki adet “E” harfinin birisi ters, diğeri düz, simetrik şekilde konumlandırıldığı karma bir marka olduğu;

Dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi, davalının redde mesnet markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu;

Dava konusu marka ile davacının markaları, marka işaretleri bakımından karşılaştırıldığında, her ne kadar dava konusu marka ile davalı markasının esas unsurları aynı harflerin yer aldığı dört harfli ve ilk ve son harfleri aynı olsa da, “...” ile “...” ibaresinin kısa ibareler olması nedeniyle kısa işaretlerde küçük farklılıkların farklı bir genel izlenime yol açabileceği, “L” ve “V” harflerinin yerlerinin farklı olmasının ibareleri hecelerken farklılığa yol açtığı, yani dava konusu marka “el-ve” şeklinde hecelenirken, davalı markasının “ev-le” şeklinde hecelenmesinin işitsel farklılaşmaya yol açtığı,

bunun yanı sıra markaların tertip tarzlarının farklı olduğu, davalı markasında yer alan figüratif unsurun mevcudiyeti de dikkate alındığında, somut uyuşmazlıkta bu farklılıkların görsel, işitsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı, dava konusu marka ile davalı markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı;

Her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu mallar/hizmetlerin tamamı redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle ortalama tüketicinin davacının "..." esas unsurlu başvuru markasını gördüğünde davalıya ait "..." ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, kapsamındaki redde konu mallar/hizmetler yönünden her iki markanın aynı işletmenin markası ve idari-ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılamayacağı,

dolayısıyla dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında dava konusu mallar/hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.

Yargıtay aşağıda belirtilen kararında, bazı istisnai durum ve koşullarda önceki tarihli marka tescilinin sonraki tarihli marka ya da marka başvurusu açısından kazanılmış bir hak teşkil edeceği içtihat edilmiştir.

“…başvuru sahibinin bu yöndeki kazanılmış hakkının varlığından bahsedilebilmesi için müktesep hakkına dayanak teşkil eden önceki tarihli markasının hükümsüzlük tehdidi altında bulunmaması, önceki marka ile sonraki markanın ayırt edici ve asıl unsurlarıyla tescil kapsamlarının aynı olması, sonraki tescili istenen markanın başkası adına tescilli bir markaya yanaşmaması ve son olarak marka sahibinin markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi amacına uygun olarak önceki tarihli müktesep hak iddiasına dayanak markasını uzun süredir kullanılıyor olması gereklidir.” (Yargıtay Kararı - 11. HD., E. 2018/3344 K. 2020/543 T. 20.1.2020)

Bu karardan da anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü dört koşula bağlanmıştır. Bunlar; Müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması, Markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması, Dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması, Markayı uzun süredir kullanıyor olmasıdır.

Davacı şirketin müktesep hak iddiasında bulunduğu markaları, ... ... sayılı “... ... şekil” ibareli markalarıdır.

...numaralı “... ... şekil” ibareli markasının tescil tarihi 20.07.2017 ile dava tarihi 18.11.2021 arasında 5 yıl sürenin geçmediği tespit edildiğinden söz konusu markanın müktesep hakka konu edilemeyeceği;

... sayılı “...” ibareli markanın kapsamında 20. Sınıfa dahil malların yer aldığı, dava konusu mallar/hizmetlerin bulunmadığı, yani dava konusu markanın kapsamının genişletildiği anlaşıldığından söz konusu markanın müktesep hakka konu edilemeyeceği anlaşılmıştır.

6769 s. SMK’nın 6. Maddesinde sınırlı sayıda düzenlenen nispi ret nedenlerinden biri olan 6/3 bendinde “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir” düzenlemesine yer verilmiştir.

Söz konusu hükümden de anlaşılacağı üzere, önceye dayalı kullanıma dayalı itiraz gerekçesi, marka tescil başvurusuna itiraz edilmesi veya tescilli bir markanın hükümsüzlüğünün talep edildiği durumlarda geçerlidir. Somut olayda, önceye dayalı kullanıma dayalı itiraz gerekçesi, davacıya, dava konusu markanın tescil edilmesi hakkını vermeyeceği, dolayısıyla davacının önceye dayalı kullanıma dayalı itiraz gerekçesi yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Neticede dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından;

Dava konusu davacının 2020/46957 sayılı "..." ibareli markanın reddedilen malları/hizmetlerinin tamamının redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka ile davalı markası arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka ile davalı markası arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı, davacının önceye dayalı kullanıma dayalı itirazının yerinde olmadığı, YİDK kararının iptali koşullarının oluştuğu, YİDK kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

D a v a n ı n K a b u l ü n e,

1-TÜRKPATENT YİDK'nın ... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,

2-Alınması gereken 80,70.-TL harçtan, peşin alınan 59,30.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 21,40-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 7.375,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 2.522,10.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09.06.2022

Kâtip Hâkim 41072 ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ

İlk Masraf : 127,10.-TL Bilirkişi Ücreti : 2.300,00.-TL

P.P : 95,00.-TL

TOPLAM : 2.522,10.-TL

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/318, K. 2022/195, 9 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Gerekçe
  7. Masraf Dökümü
  8. P.p : 95,00.-TL
  9. Toplam : 2.522,10.-TL
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2021/318
Karar No
2022/195
Tarih
9 Haziran 2022

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/318 K.2022/549
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/318 K.2022/528
  • Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/319 K.2022/202
  • Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/319 K.2022/495
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/319 K.2022/523
  • İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/319 K.2022/689

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.