KÜNYE
T.C. Ankara 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2022
- T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/26 Esas - 2022/341
- Esas no
- 2022/26
- Karar no
- 2022/341
- Hakim
- ...
- Katip
- ..
- Davacı
- ..
- Vekili
- Av....
- Davalı
- 1-...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2-....
- Dava
- Marka ... Kararının İptali İle Hükümsüzlük
- Dava tarihi
- 21/01/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 20/10/2022
Karar Metni
5.134 kelime·26 dk okuma·13 bölüm
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalının .... sayısı ve “1954 k....” ibaresi ile gerçekleştirdiği başvuruya karşı ileri sürdükleri itirazların Kurum tarafından reddolunduğunu, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin “....” markalarının sahibi olduğunu, taraf markalarının aynı ibareyi içerdiklerini, dava konusu markadaki ek unsurların ayırt edicilik sağlamadığını, bu durumun işaretler arasındaki karıştırılma ihtimalini arttırdığını, müvekkili markalarının 5, 29, 30, 31, 32, 33, 35, 43. Sınıf mal ve hizmetlerde tescilli olduğunu, itiraza konu markanın ise 29 ve 35. Sınıf mal ve hizmetleri kapsadığını,
markaların kapsamlarının aynı olduğunu, müvekkili markalarının aynı zamanda tanınmış olduğunu, çiğköfte sektöründe 17 yıldır faaliyet gösterdiğini, 81 ilde 1600'den fazla şubesinin olduğunu, çiğ köfte dışında 40’ın üzerinde meze, tatlı çeşitleri, kasa önü ürünleri, içecek grubu ve...k adı altında evlerde kullanılmak üzere şarküteri ürünleri bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu beyan ederek ....sayılı kararının iptali ile... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; verilen kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Diğer davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına karşın yargılamaya katılımı olmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... ... kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
DEĞERLENDİRMELER
TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ
Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu,
EMTİALARIN BENZERLİĞİ
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir.
Dava konusu marka kapsamında ... kararı sonrasında kalan emtialar ile davacının itirazlarına dayanak tuttuğu markalar kapsamında yer alan benzer mal ve hizmetler karşılaştırılmıştır. ... kararı açısından, davalı tarafça SMK m. 19/2 kapsamında kullanım ispatı talebinde bulunulduğu,
davacı yanca mevzuatta düzenlenen süre içerisinde işlem dosyasına sunulan delillerden, davacı yanın .... sayılı markaların "nar ekşili soslar, çiğ köfte sosları, çiğköfteler" ürünlerinde ve bunların sunumu hizmetlerinde kullanımının ispatlandığı görüldüğünde, ... kararı açısından yalnızca ilgili markalar ve emtialar değerlendirmede dikkate alınmış, dava konusu marka tescil edilmiş olduğundan ve dava dosyasında davalı yanın kullanım ispatı talebini yinelediğine yönelik bir beyanı olmadığından, hükümsüzlük talebi açısından ise davacı yanın tüm markaları dikkate ve değerlendirmeye alınmıştır.
Davacı yanın .... markaları ile dava konusu marka arasında bütünsel algılar itibariyle hiçbir benzerlik mevcut olmadığı ilk bakışta fark edilebilir olduğundan ve bahsi geçen markaların tamamının dava konusu markadan farklı bir esas unsura sahip olduğu anlaşılmıştır
Dava konusu marka kapsamında kalan 29 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetler ile davacı yanın ... karar aşamasında dikkate alınan ve “...” esas unsurunu içerir markalarının kapsamları doğrudan benzerlik taşımamakta olup davacının SMK m. 19/2 uyarınca ileri sürülen kullanmama def’inde kullanımlarını ispatladığı emtiaların oldukça spesifik bir ürün grubuna yönelik olduğu,
halbuki dava konusu marka kapsamında kalan emtiaların ise bu spesifik ürün grubu ile doğrudan ilişkilendirilebilir, birbirlerini tamamlayıcı, birbirleri yerine tercih edilebilir nitelikteki mal ve hizmetler olmadıkları, her ne kadar başvuruda kalan 29. Sınıftaki ürünleri esasen gıda ürünü olup salt bu niteliği itibariyle davacı markaları kapsamındaki emtialar ile benzer satış noktalarında tüketiciye sunulan, aynı pazarda yer alan ürünler iseler de aralarındaki bu dolaylı benzerliğin karıştırılma ihtimaline yol açabilmesi için işaretlerin çok daha yüksek düzeyli/ayniyete yakın bir benzerlik göstermeleri gerektiği,
“Karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde 8/1-b hükmündeki markaların ayniyeti veya benzerliği ile mal ve hizmetlerin ayniyeti veya benzerliğine ilişkin hususların karşılıklı bir bağımlılık ve dengeleme ilişkisi içinde olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Çünkü kimi zaman karşılaştırılan mal ve hizmetler arasındaki düşük düzeyli benzerlik, markalar arasında var olan yüksek düzeyde benzerlik ile ikame edilebilir.”
İşaretler arasındaki benzerlik düzeyinin yüksek olmadığı hallerde ise bu ürünlerin salt gıda ürünü olmalarından kaynaklı her koşulda iltibasa yol açacak bir ilişki içerisinde olmayacakları, dolayısı ile bu noktada işaretler bakımından bir değerlendirme yapılmaksızın nihai anlamda bir kanaate varılmasının isabetli olmayacağı,
Bununla birlikte davacı yanın anılan markalarına dayalı olarak işbu dava ile birlikte dava konusu markanın hükümsüzlüğünü de talep ettiği, dolayısıyla işbu hükümsüzlük talebi açısından davalı tarafça dosyaya kullanım ispatına yönelik bir savunma sunulmadığından, anılan markalar kapsamında yer alan tüm emtialar açısından bir değerlendirme yapılması gerekecektir.
Bu yönde bir değerlendirmede ise davacı yanın önceki tarihli bir kısım markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerin, davaya konu marka kapsamında 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu.Tütün, çiğneme tütünleri, sigaralar, purolar.
Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, tütün içenlere mahsus malzemeler: pipolar, puro ve sigara ağızlıkları, küllükler, tütün kutuları, sigara sarmak için aletleri, sigara kağıtları, nargileler, çakmaktaşları, çakmaklar, elektronik sigaralar ve bunlarla kullanılan kartuşlar.
Kibritler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları haricinde kalan tüm emtialar bakımından benzerlik gösterdikleri, başvuru konusu markada koyu ve altı çizili olarak ifade olunan tüm emtialar bakımından markaların benzer tüketici grubuna hitap eden, benzer ihtiyaçlara yönelik, birbirleri yerine ikame edilebilir veyahut birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri bulunan, satış ve sunum biçimleri benzer emtiaları kapsadıkları,
Benzerliği tespit olunan bu emtialar arasındaki bu ilişkinin işaretler arasında iltibas ihtimali yaratıp yaratmadığı hususunun tespiti, işaretler yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın mümkün olmadığından aşağıda markaları oluşturan işaretlerin de ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır.
İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.
İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir.
Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan 29. Sınıftaki gıda ürünlerinin ve yine 35.05’taki satış hizmetlerinin, hemen her yaş, gelir, eğitim, meslek grubundan tüketiciye hitap eden, kolay erişilebilir, görece ucuz ve tüketicinin satın alım esnasında dikkatli şekilde incelemelerde bulunmaksızın çoğu kez anlık kararlar ile satın aldığı ürünler oldukları, bu anlamda gıda ürünlerinin genel anlamdaki ilgili tüketicilerinin ortalama dikkat ve özen seviyesine sahip kimseler oldukları, bununla birlikte 35. Sınıf 1-4 alt grubu ve tespit olunan emtiaların ise ilgili tüketicilerinin kısmen daha nitelikli, daha seçici, tercihlerini somutlaştırmadan önce bir ön araştırma sürecinden geçen kimselerden oluştuğu,
Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacı tarafa ait markalar arasında karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır.
Yargıtay HGK’nun 13.06.2012 tarih ve 2012/11-155E - 2012/376K sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir.
Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir.
Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır.
Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur.
Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, sesçil benzerlikte de önemli hususun markaların başlangıç kısımları olup fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunuş şekli dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da, markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır.
Bu genel ilkeler çerçevesinde dava konusu marka incelendiğinde şeklindeki başvurunun “1954”, “kommagene” ve “gurme” ibarelerinden oluşan bir bileşke marka olduğu, “gurme” kelimesinin ticaret hayatında yaygın kullanımı bulunan ve genellikle gıda, yiyecek - içecek sektöründe daha nitelikli, kaliteli mal ve hizmetin sunulduğunu gösterir, ayırt edici vasfı bulunmayan bir kavram olduğu,
markanın ön kısmından 1954 sayısının markaya asgari bir ayırt edicilik sağlamakla birlikte, genellikle sayı ve sözcük unsurundan oluşan markalarda, sayının bir yılı işaret eder niteliği de gösterdiği bir durumda, tüketicinin bu sayıya markasal bir nitelik çoğu kez yüklemeyeceği, hal böyleyken markanın tek asli ve ayırt edici unsurunun “kommagene” kelimesi olduğu görülmetkedir. “kommagene” , “Kommagene Krallığı, İranlı Orontid Hanedanı'nın Helenleşmiş bir kolu tarafından yönetilen ve MÖ 163 - MS 72 yılları arasında varlık göstermiş bir Greko-Pers krallığıdır.[1] Partlar, Ermeniler ve Romalılar arasında tampon bir ülke olmuş,
çok kültürlü bir devlettir.” olarak tanımlanan ve tarihte var olmuş bir devlet adı olmakla birlikte uyuşmazlık konusu emtialar açısından ayırt ediciliği bulunmaktadır. Bu halde dava konusu markanın esas unsuru “kommagene”dir.
Davacı yanın markaları incelendiğinde ise “...” ibaresinin bahsi geçen markaların tek ve asli unsuru olduğu tereddütsüzdür.
Bu bağlamda tespiti gereken husus, her iki taraf markasında da yazımı itibariyle tekralanan “m” harfi dışında birebir yer alan “kommagene/...” kelimelerinin ortaklığından kaynaklı, tüketicinin aynı ya da benzer hizmetlerde bu markalar ile karşılaştıklarında, yanılgı yaşama ihtimallerinin bulunup bulunmayacağıdır.
İşbu uyuşmazlık kapsamında tartışıldığı gibi kendisinden önce tescil edilmiş bir markadaki ibare ile birlikte kendi unsurlarını içerisinde barındıran birleşik bir markanın önceki marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığına karar verilebilmesi için önceki markanın kendi başına uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde bağımsız bir ayırt edici karakterinin olup olmadığının ve bu ibarenin sonraki markada da dominant bir etkiye sahip olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
“Önceki markanın tek ve baskın unsurunun, bir bütün olarak sonraki markada da yer alması halinde, işaretlerin kısmen aynı oldukları ve ilgili tüketicide bu doğrultuda bir etki bırakacağı kabul edilmektedir. (10/09/2008, T-325/06, CAPIO, EU:T:2008:338, § 92, and 23/04/2015, T-282/13, IGLOTEX, , EU:T:2015:226, § 65). “Bir markanın önceki markaya eklenmiş bir diğer kelimeden oluşması iki markanın benzer markalar olduğu yönünde bir göstergedir.” (Karar no: T-22/04, 04/05/2005, “Westlife”, paragraf: 40);
Dolayısıyla iltibas ihtimalinin varlığı için önemli olan, önceki markanın, sonraki marka içerisindeki kullanımında bağımsız ayırt edici karakterini koruyup korumadığıdır.
Somut olayda ise yukarıda da açıklandığı üzere davacının önceki tarihli bir kısım markalarının tamamı “...” esas unsurunu taşımakta olup bu ibarenin “KOMMAGENE” ya da “...” şeklindeki yazımının, tüketici nezdindeki yansımasında hiçbir farklılık yaratmayacağı, dava konusu markanın ön kısmında yer alan “1954” sayısı ve son kısmında yer alan “gurme” ibarelerinin, bütünsel algılarda işaretleri farklılaştırmayı sağlayacak ayırt edici unsurlar da olmadıkları, dolayısıyla esasen her iki taraf markasının da birebir denilebilecek bir şekilde aynı esas unsuru ihtiva ettikleri,
böylesi bir durumda hitap edilen tüketicinin dikkat ve seçicilik düzeyi ne olursa olsun, aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde karşı karşıya kalacağı taraf markaları arasında ilk anda bir ayrıma gitmesinin mümkün olmayacağı, dolayısıyla tüketicinin işaretleri birbirlerinin serisi niteliğindeki markalar olarak algılayarak iktisadi – idari anlamda her bir markanın aynı kaynağa ait olduğunu zannederek yanılgı yaşayabileceği,
Nitekim tüketicinin daha önce satın aldığı bir mal veya hizmetin göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadar hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal/hizmetten yararlanmak isterken önceki markanın kendisinde yarattığı garanti fonksiyonundan yararlanmayı düşünerek hareket edeceği, dolayısıyla önceki markanın zihninde bıraktığı algıyı uyarabilecek düzeyde benzer sonraki bir marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin, sonraki markayı da bu güven duygusuna dayanarak tercih etme eğilimi ile hareket edebileceği,
Sonuç olarak taraf markaları, ... kararı açısından yapılan incelemelerde, başvuru kapsamında kalan emtialardan 29. Sınıftaki “Kuru bakliyat. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları.
Patates cipsleri.” emtiaları bakımından, davacı markalarının kullanımının ispatlandığına kanaat getirilen emtialar ile bu emtialar arasında salt gıda ürünü olmalarından kaynaklı dolaylı ve düşük düzeyli benzerlik ilişkisinin, karşılaştırılan işaretler arasında ayniyete yaklaşır düzeydeki yüksek ilişki nedeniyle karıştırılma ihtimaline yol açabilecek sonuçlar doğurabileceği, zira bu ürünlerin en basitinden bir örnekle;
satış noktaları ve ambalajlı/paketli sunum biçimlerinin, sergilenecekleri raf/dolap/reyonların benzer olacakları, dolayısıyla tüketicinin sözgelimi bir market içerisinde “...” ibaresini taşıyan farklı nitelikteki gıda ürünleri ile karşı karşıya kaldığı bir durumda, her birini esasen aynı iktisadi kaynağa ait olarak zannedebileceği, nitekim Kurum tarafından ... kararı ile nihai olarak başvurudan çıkartılmasına karar verilen emtialarda 35. Sınıf 05 alt grubunda da aynı malların satışı hizmetlerinin de yer aldığı ve bu emtialar bakımından taraf markalarının zaten benzer olarak görüldükleri,
35. Sınıfta kalan sair hizmetler açısından ise taraf markaları arasında bir emtia benzerliğinin var olmadığı;
Bununla birlikte davacının hükümsüzlük talebi açısından dikkate alınan markalar bakımından, davalı yanca, dava dosyasında ileri sürülmüş bir kullanım ispatı talebi de bulunmadığından bu markaların mal ve hizmet kapsamlarının bütün olarak dikkate alınması gerektiği, bu halde taraf markalarının başvuruda yer alan 29. sınıftaki “Kuru bakliyat. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar.
Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.” Ve 35. Sınıftaki: “ Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.
Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri.
İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.
Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.
Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.
Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler.
Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenm iş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri.
Malt (insan tüketimi için olmayan). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları bakımından benzerlik taşıdıkları, bu benzerlik ile birlikte işaretler arasındaki yüksek düzeyli görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin taraf markaları arasında karıştıırlma ihtimaline yol açacak nitelikte olduğu, başvuruda kalan sair emtialar açısından ise işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin oluşmayacağı,
TANINMIŞLIK DÜZEYİ
Esas olarak Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 6. maddesi ile uluslararası alanda düzenlenen tanınmış marka kavramı, genellikle ülke mevzuatlarında tanımlanmamıştır. Bunun sebebi, tanınmış marka kavramının her somut olaya göre farklılık göstermesi ve önceden belirlenmiş kesin kriterlere uymamasıdır. Tanınmış marka için, mahkemeler ve doktrin tarafından bazı unsurlar tespit edilmiş ve belirleyici nitelikte bazı ölçütler ortaya konmuştur. Tanınma kabiliyeti yüksek olan işaretler güçlü markaları – ki bu uzun yıllar kullanım ve yoğun bir reklamla bu güç elde edilir- meydana getirdikleri için, ihlale maruz kalma oranlarının daha yüksek olması nedeniyle, onlara sağlanacak olan koruma alanının da zayıf işaretlere nazaran daha geniş olması gerekeceği şüphesizdir.”
Tanınmışlık konusunda, WIPO’nun Tanınmış Markalar Uzmanlar Komitesi tarafından belirlenen kıstaslar; markanın ilgili sektörde bilinme/tanınma derecesi; markanın kullanım süresi, derecesi ve coğrafi bölgesi; markanın uygulandığı ürün ya da hizmetlerin fuar veya sergilerdeki tanıtımları, reklam ve sunumlarının süresi, derecesi ve coğrafi bölgesi; markanın tanınmasını ya da kullanımını etkileyen başka tescillerinin ve/veya tescil başvurularının süresi ve coğrafi bölgesi olarak özetlenebilir.
WIPO tarafından ayrıca; herhangi bir markanın tanınmış (well kown-iyi bilinen) olup olmadığına karar verecek olan yetkili otoritelere bir rehber yada yardımcı olmak üzere yukarıda sayılan faktörlerin ön koşullar olmadığı, bazı durumlarda tümünün bazı durumlarda da bir kısmının yeterli olduğu, kimi durumlarda ise yukarıda sayılanların hiçbirinin değerlendirilmeyip bunların dışındaki etkenlerin değerlendirilerek tanınmışlık kararı verilebileceği, bu tür ek etmenlerin tek başına da yukarıda sayılanların bir veya birkaçı ile birlikte alınabileceği benimsenmiştir.
Mevzuatımızdaki düzenlemeye bakıldığında ise “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” Şeklinde bir düzenlemeye yer verildiği görülmektedir.
Söz konusu düzenleme ile birlikte önceki markanın tanınmış olması hali yalnızca farklı mal ve hizmetler açısından değil, aynı zamanda aynı veya benzer mal ve hizmet grupları açısından da bir ret gerekçesi olarak değerlendirilmektedir.
Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu nedenle, markanın tanınmışlığı ve anılan şartlardan en az birinin varlığı maddenin uygulanması açısından bir zorunluluktur.
Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır.
Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır8. Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir.
Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma)tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması söz konusu değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir.
Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır. Tanınmış markanın aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması halinde markanın ayırt edici karakterinin zarar görmesi olasılığı artmakta, markalar arasındaki benzerlik azaldıkça, bu tehlike de azalmaktadır.
Yukarıda da belirtildiği üzere bu hallerden her birisinin aynı anda mevcudiyeti mecbur olmayıp bunlardan herhangi birisinin varlığının değerlendirme konusu tescil engelinin uygulanabilirliği açısından yeterli olduğu kabul edilmektedir.
Davacının işlem dosyası kapsamına “...” markalarının uzun yıllardır kullanımlarının bulunduğunu gösterir çok sayıda fatura ve stok listesi raporu gibi deliller sunduğu, “...” markasına ilişkin sertifika ve benzeri belgelere yer verdiği, sunulan bu delillerin esasen davacı markalarının kullanımına yönelik deliller olduğu, bunun dışında davacı markalarının tanınırlığını göstermeye elverişli ve kullanımların toplum nezdindeki etkileşimini gösterir nitelikte sair delillere yer verilmediği, salt kullanımın hatta düzenli ve yoğun kullanımın tek başına markanın tanınırlığını ortaya koymaya yeterli bir argüman olamayacağı, bu sebeplerle davacı markalarının tanınır olduğu ve SMK m. 6/5’teki koşulların somut olayda meydana gelme riski bulunduğu yönünde bir kanaate varılamadığı,
Son olarak somut olayda davacının SMK m. 6/6’da yer alan “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. “ düzenlemesine dayalı olarak itirazda bulunduğu da görülmüş ise de bu itirazını somut olarak hangi gerekçeye dayandırdığı anlaşılamadığı gibi buna ilişkin dava dilekçesi ve işlem dosyasındaki itirazlarında da net bir iddiası tespit edilememiştir. Bununla birilkte somut olayda SMK m. 6/6 düzenlemesine yönelik koşulların oluştuğu yönünde de bir kanaate varılamadığı,
DAVACININ KÖTÜNİYET İDDİALARI
Türk hukukunda kötü niyet; “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranmak” olarak tanımlanmıştır. Buna göre bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumamaktadır.
Nitekim sınai mülkiyet haklarına özgü yürürlükte düzenleme uyarınca da kötü niyetle yapılan marka başvuruları da itiraz üzerine reddedilebileceği gibi tescilli bir markanın da kötü niyetli tescil iddiasına dayalı hükümsüzlüğü talep olunabilecektir.
Buna göre bir marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirebilmesi için, başvuru anında, markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılmak istenildiğinin ispatlanması gerekmektedir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir.
Somut olayda davacının kötü niyet iddialarının temelini taraf markaları arsaındaki benzerlik iddiası oluşturmakta olup anılan iddia dışında dava konusu markanın kötü niyetle gerçekleştirilmiş bir başvuru olduğuna delalet delillerin dosya içerisinde mevcut olmadığı,
Netice itibariyle,
Dava konusu 2020/54303 sayılı marka başvurusu kapsamında ... kararı sonrasında kalan emtialar bakımından yapılan değerlendirmede;
◦ ... kararının iptali istemi açısından, başvuruda kalan emtialardan yalnızca 29. Sınıftaki mallar ile davacı yanın işlem dosyasında SMK m. 19/2 kapsamında kullanımını ispatlayabildiği emtialar arasında, salt gıda ürünü olmalarından ötürü dolaylı ve oldukça düşük düzeyli bir benzerlik ilişkisi bulunduğu, sair mal ve hizmetler açısından ise hiçbir benzerliğin bulunmadığı,
◦ Hükümsüzlük talebi açısından ise başvuruda kalan emtiaların tamamının, davacı yanın aynı şekilde dayanak yaptığı(tabloda gösterilen) ve fakat dava dosyasında kullanım ispatı savunması ile karşı karşıya kalmayan markalarının kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğu,
• Emtiaların benzerliği bakımından yapılan bu tespit sonrasında taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalinin var olup olmadığı hususunda yapılan değerlendirmede;
◦ ... kararının iptali istemi açısından, taraf markalarını oluşturan işaretlerin ayniyet düzeyindeki görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğinin, başvuruda kalan 29. sınıftaki “Kuru bakliyat. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.” emtiaları ile davacı markaları kapsamında kullanımı tespit edilen gıda ürünleri arasındaki düşük düzeyli benzerlik ilişkisine rağmen, ortaya çıkan nihai dengede karıştırılma ihtimaline yol açabileceği, bu emtialar açısından ... kararının iptali koşullarının meydana geleceği başvuruda kalan 35. Sınıf hizmetler açısından ise ... kararının iptali koşullarını oluşmayacağı
◦ Hükümsüzlük talebi açısından ise rapor kapsamında açıklanan nedenlerle 29. sınıftaki “Kuru bakliyat. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları.
Patates cipsleri.” Ve 35. Sınıftaki: “ Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.
Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri.
İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.
Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.
Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.
Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler.
Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenm iş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri.
Malt (insan tüketimi için olmayan). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları açısından karıştırılma ihtimalinin ve hükümsüzlük koşullarını oluşacağı, 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu.Tütün, çiğneme tütünleri, sigaralar, purolar.
Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, tütün içenlere mahsus malzemeler: pipolar, puro ve sigara ağızlıkları, küllükler, tütün kutuları, sigara sarmak için aletleri, sigara kağıtları, nargileler, çakmaktaşları, çakmaklar, elektronik sigaralar ve bunlarla kullanılan kartuşlar.
Kibritler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları açısından ise karıştırılma ihtimali ve hükümsüzlük koşullarının meydana gelmeyeceği,
• Davacının işlem ve dava dosyasına sunduğu delillerin SMK m. 6/5 kapsamındaki tanınmışlık tespiti için yeterli olmadığı, salt kullanım delillerinin varlığının bu hususta bir kanaate varılması ve ilgili düzenlemede aranılan koşulların oluşacağı yönünde bir kanaat oluşması için yeterli görülmediği, • Somut olayda SMK m. 6/6 koşullarının oluşmadığı, • Davacı yanın kötü niyet iddiaları ispatlanamadığından kötü niyetten bahsedilemeyeceği sonuç ve kanaatlerine ulaşılmış davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 92,20.-TL Bilirkişi Ücreti : 2.300,00.-TL
P.P : 140,50.-TL
TOPLAM : 2.532,70.-TL
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/26, K. 2022/341, 20 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama