KÜNYE
T.C. Ankara 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Hakim ..
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2022
- T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/88 Esas - 2022/397
- Esas no
- 2022/88
- Karar no
- 2022/397
- Katip
- ..
- Davacı
- .....
- Vekili
- Av...
- Davalı
- 1- ...
- Vekili
- Av....
- Davalı
- ...
Karar Metni
2.948 kelime·15 dk okuma·14 bölüm
..
DAVA
Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 10/03/2022
KARAR TARİHİ : 08/12/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/12/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin 2016 yılında kurulduğunu ve kargo taşımacılığı kargo teslim alanlarında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, müvekkilinin bu faaliyetlerinde “..." markası ile hizmet sunduğunu, müvekkili markalarının ... sayısı ile “...” ibaresinden oluşan marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından başvuruya yönelik ileri sürülen itirazların reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, markaların fonetik olarak benzer sesleri taşıdıklarının,
... kelimesinin sonundaki “R” harfinin yutulduğu gözetildiğinde markaların okunuşlarının neredeyse aynı olacağını, markalardaki ayırt edici unsurun “.... ibaresi olduğunu, davalı markasında da bu unsurun kullanıldığını, ayrıca yine müvekkili markasındaki gibi bir kutu şekli/logosunun davalı markasında da kullanıldığı ve renk olarak da yine birçok alternatife rağmen müvekkili markalarındaki rengin tercih edildiğini, davalının müvekkili markaları ile yanaşır bir markayı tercih ettiğini, tüm bu hususlar gözetildiğinde, davalı markasının, müvekkili markalarının bir serisi gibi algılanabilecek olduğunu,
markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markasının da aynı müvekkili gibi Borusan Holding bünyesindeki bir marka gibi algılanabileceğini, davalı yanın kötü niyetli olduğunu beyan ederek ....sayılı kararının iptali ile ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının reddi gerektiğini, dava konusu markanın e-ticaret amaçlı bir girişim için oluşturulduğunu, www.birkoli.com.tr sitesi üzerinden bu faaliyetleri yapacaklarını, markaların benzer olmadığını, “BU" ve “BİR" kelimelerinin tamamen farklı olduğunu, markaların aynı renge sahip olduğu iddiasının da hatalı olduğunu, markaların görsel olarak farklı olduklarını, “... unsurunun e-ticaret açısından akla gelen unsurlardan biri olduğunu, davacı yanın tüm taleplerinin reddi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alakalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ...Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde;
Dava konusu ...." ibaresinin 35, 37, 39 ve 43. sınıf mal ve hizmetler bakımından tescili amacıyla 02.09.2020 tarih ve .... sayısı ile gerçekleştirildiği görülen marka başvurusunun, yapılan ilk incelemeler sonrasında 28.09.2020 tarih ve... sayılı bültende ilan olunduğu, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli ... sayılı markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, ancak bu itirazların Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından haklı bulunmayarak reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı davacı yanca yeniden itiraz edildiği,
davacı taraf itirazlarını değerlendiren Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun ... sayılı kararı neticesinde özetle;... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvurunun..sayılı "...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1 ile birlikte 6/3, 6/5 maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varıldığını ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır.
Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Eskiye dayalı kulllanım ve tanınmışlığa ilişkin yeterli bilgi ve belge sunulmadığından yerinde bulunmamıştır. Ayrıca, her somut olayın kendi özellikleri ve somut koşulları çerçevesinde, ayrı olarak incelenmesi gerekliliği marka hukukunun temel prensiplerinden birisidir.
Bu genel ilke çerçevesinde, özellikle de marka örnekleri işbu başvurudan farklı olan başvurular için verilmiş olan kararların işbu başvuru için emsal karar teşkil etmesi de mümkün görülmemiştir” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının nihai olarak ve bir kez daha reddedildiği, verilen kararın muterize tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı, dava konusu...sayılı markanın TÜRKPATENT sicil kayıtları incelendiğinde 21.04.2022 tarihinde tescil sürecinin tamamlamış olduğu anlaşılmıştır.
DEĞERLENDİRMELER
TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ
6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır.
Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu,
EMTİALARIN BENZERLİĞİ
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler.
Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir.
“Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan .... kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.”
Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir.
Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu,
Dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetler karşılaştırıldığında; davacı yanın önceki tarihli markaları yalnızca 09. ve 39. sınıf mal ve hizmetleri kapsamakta olup 39. sınıf hizmetlerin taraf markalarında birebir yer aldığı, dolayısıyla bu sınıf açısından markaların kapsamları itibariyle aynı türde bir hizmet benzerliğinin mevcut olduğu, her ne kadar davacının önceki tarihli markalarında 35. sınıf hizmetler yer almamakta ise de mal üreten işletmenin karineten ürettiği malı satış konu edeceği de kabul edilmesi gerektiğinden, dava konusu markada 09. sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetler ile davacı markalarındaki 09. sınıftaki malların da benzer olduğu,
Bu bağlamda karıştırılma ihtimalinin öncelikli şartı olan emtia benzerliği kriterinin somut uyuşmazlıkta 39. sınıfın tamamı ve 35. 05. alt grubundaki 09.sınıf malların satışı hizmetleri bakımından meydana geldiği,
İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de benzer olması koşulu bulunmaktadır.
İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.
İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi ve idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir.
Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta başvuru kapsamında yer alan 39. sınıf hizmetlerin genel olarak geniş bir tüketici grubuna hitap eden, nihai yararlanıcıları çoğu kez yetişkinler olan, tüketicilerin bu hizmetlerden yararlanma öncesinde ön araştırma yaparak kendisi için en doğru, en uygun firmayı bulmaya çalıştığı, günlük hayatında sıkça olmasa da aralıklı olarak yararlandığı hizmetler olup genel anlamda makul düzeydeki dikkat, özen ve seçiciliğe haiz kimselerin bu hizmetlerin ilgili tüketicileri olarak kabulü mümkündür.
Örneğin tüketicinin, bir kurye hizmetinden yararlanmak istediğinde, kendisine veya başkasına ait bir malı teslim edecek olması, bu malın zamanında istenilen yere hızlıca, güvenilir bir şekilde ve teslim edilen mala zarar gelmeksizin tesliminin sağlanmasını talep etmesi, alacağı bu hizmet karşılığında belli bir miktar para ödeyecek olması gibi kriterler gözetildiğinde, rastgele bir şekilde herhangi bir taşımacılık/kurye hizmeti sağlayan firmadan bu hizmeti satın alması beklenebilir bir durum değildir.
Dolayısıyla bu noktada tüketicinin anlık kararlar ile bu hizmetlerden yararlanma alışkanlığı bulunmamaktadır. Bununla birlikte “Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri” gibi hizmetler ise nitelikleri gereği, profesyonel şekilde sunulan, görece pahalı hizmetler olarak daha üst düzey gelir, bilgi ve seçicilik düzeyine sahip tüketicilere hitap eden hizmetlerdir.
Dava konusu markada 35. 05. sınıftaki satış hizmetlerinin ise ilgili tüketicilerinin hemen her kesimden kimseler olabileceği, dolayısıyla ortalama zeka ve dikkat seviyesine sahip kimselerin ilgili tüketiciler olarak tespitinin yerinde olacağı, benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacı yana ait markalar arasında karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır.
Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur.
Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunup okunmadığı dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da, markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır.
Bu genel ilkeler çerçevesinde taraf markaları karşılaştırıldıklarında, dava konusu markanın "....." biçimde siyah renkte ve tamamı büyük harflerle yazılmış ..." sözcüklerinin, iki sözcüğün arasına yerleştirilmiş sarı/turuncu renkte bir “..." görseli ile yazımından oluşturulduğu, markadaki tüm sözcüklerin Türkçe ve günlük dilde kullanıldığı, markanın bütün olarak “...” şeklinde algılanacağı,
Davacı tarafın işlem ve dava dosyasına sunduğu markalarının ise ..., ...... biçim/ibareli markalar olduğu, bir markasının sadece şekil unsurundan oluşurken, diğer markalarında ise yine koli ve ev görsellerinin kombinasyonu ile yaratılmış sarı ve siyah renklerde bir logo ve bu logo ile ya da logodan bağımsız kullanıldığı görülen “..." şeklinde birleşik olarak yazılmış bir sözcük markasının yer aldığı, “..." kelimesinin bütün olarak bir anlamı bulunmamakla birlikte ... kelimelerinin birleşimi ile oluşturulduğunun anlaşıldığı, ancak oluşan bütünde, kimi tüketicinin “..." şeklindeki yazıma sahip markayı ..." kelimelerinin birleşimi şeklinde algılamama ihtimalinin de (özellikle şekil unsuru yokken) bulunduğu, her koşulda davacı markalarının esas unsurunun “..." kelimesi olduğu,
Bu tespitler çerçevesinde taraf markalarının bütünsel algıları itibariyle, aralarında, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik ilişkisi içerisinde olup olmadıklarının tespitinin gerektiği,
Kendisinden önce tescil edilmiş bir markadaki ibare ile birlikte kendi unsurlarını içerisinde barındıran birleşik bir markanın önceki marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığına karar verilebilmesi için önceki markanın kendi başına uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde bağımsız bir ayırt edici karakterinin olup olmadığının ve bu ibarenin sonraki markada da dominant bir etkiye sahip olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla iltibas ihtimalinin varlığı için önemli olan, önceki markanın, sonraki marka içerisindeki kullanımında bağımsız ayırt edici karakterini koruyup korumadığı ve ayırt edici niteliğinin ne denli yüksek olduğudur.
Taraf markaları karşılaştırıldıklarında, dava konusu markanın "..."...biçimindeki marka örneğinde “... ibarelerinin ayrı yazımına rağmen “...” şeklinde bütün olarak algılanacak olduğu, davacı markalarının da doğrudan “..." şeklinde algılanacağı, davacı markasının ... şeklinde iki ayrı sözcük gibi algılanmasın öncelikli olacağı gibi bütün olarak anlamsız bir sözcük şeklinde de bir algıyı tüketiciye verebileceği, halbuki dava konusu markanın bu yönde bir alternatif algı yaratmadığı,
markaların bütün olarak görsel anlamda birbirlerinden yeterli düzeyde farklılaştığı, kullanılan renk unsurların yakın olmakla birlikte ortalama zekaya sahip bir tüketici tarafından somut olarak farklılıkları anlaşılabildiği gibi kullanılan şekil unsurlarının da birbirlerinden somut bir biçimde uzaklaştığı, zira dava konusu markada üst kısmından bantlanmış standart ... görseli yer alırken, davacı markalarında bu koli görseli, ev şekli ile birlikte bütünleştirilerek karakteristik bir hale bürünmüştür.
Keza markaların ön sesini oluşturan..." kelimeleri de doğrudan farklı anlamları olan ve telaffuzları da farklı sözcükler oldukları gibi .. kelimesinin ise özellikle 39. sınıftaki taşımacılık, depolama vb. hizmetler açısından ayırt ediciliği zaten bulunmayan, sektörel bir ibare olduğu aşikardır.
Anılan ibarenin bu anlamı taşımadığı mal ve hizmetler bakımından ise taraf markalarının yine bütünsel algıda birbirlerinden yeterli düzeyde uzaklaştıkları, özellikle 09. sınıf mallar ve 35.05 alt grubundaki bu malların satış hizmetleri bakımından mal ve hizmet arasındaki ilişkinin benzerlik düzeyinde olmasından ötürü karşılaştırılan işaretlerin çok daha belirgin bir benzerlik ilişkisi içerisinde olması gerektiği, halbuki somut olayda soldan sağa okuma ilkesi uyarınca taraf markalarının ...” şeklindeki telaffuzlarında bitiş sesleri benzerlik göstermekte iseler de başlangıç sesleri ön sözcük unsurları itibariyle fonetik, görsel ve kavramsal olarak net bir şekilde uzaklaşmış olduklarından markaların bütünsel açıdan da benzer imajları tüketiciye vermeyecekleri,
Dolayısıyla işaretler arasında yalnızca ortak harflerin kullanılmış olunması, bu durumun bütünsel algıda oluşan farklılığa üstün tutulması sonucunu doğurmayacak olup karşılaştırılan işaretlerin ilgili tüketici tarafından birbirinden bağımsız iki ayrı marka olarak algılanacakları değerlendirildiği, ortalama zeka ve dikkat düzeyinde sahip herhangi bir tüketicinin, bu iki işaret arasında, tescile konu marka örnekleri gözetilerek yapılan bir değerlendirmede, herhangi bir benzerlik kurmayacakları, işaretleri birbirinden farklı iki ayrı marka olarak algılayacakları, görsel anlamda markaların bütünsel algılarının birbiri ile herhangi bir şekilde yanaşma/benzerlik dahi taşımadıkları,
Başka bir ifadeyle ilgili tüketicinin dava konusu gibi bir marka ile karşılaştığında, bu markanın içerisindeki unsurlardan, yalnızca ..." kelimesine odaklanarak algısını bu kısım üzerine yönlendirmesini tetikleyecek bir durumun somut olayda mevcut olmadığı, zira her iki markada bu ibarenin kullanım biçimi farklılaştığı gibi markaların bütünsel algısını etkileyen ön sözcük, şekil ve renk unsurları itibariyle de markaların farklılaştıkları, tüketicilerin dava konusu markayı gördüğünde, bu markayı davacı markalarından bağımsız ve fakat davacı markalarının kullanıldığı sektör açısından yaratılmış yeni bir marka olarak algılayacağı, bu algısında işaretlerin aynı iktisadi kaynağa ait olduklarını düşünmesini gerektirecek bir unsuru algılamayacağı,
Nihai olarak her ne kadar taraf markalarının 39. sınıf hizmetlerin tamamı ve 35.05. sınıfta bir takım mallar bakımından kapsamları birbiri ile örtüşmekte iseler de markaların bütünsel anlamda birbirlerinden yeterli düzeyde farklılaşmayı başardıkları ve kurumsal olarak tüketiciye sundukları kimliklerinde ayrıştıkları, dava konusu markanın, davacı markalarından bağımsız bir marka algısı yarattığı, ilgili tüketici kitlesinin dava konusu markayı gördüğünde, markayı unsurlarına ayırarak,
zihnine daha önceki tarihli davacı markalarını getirme veya bu markalar ile ilişkilendirmek gibi bir izlenim edinmeyeceği, markaların birbirlerinin serisi/devamı olarak algılanmayacakları, ilgili tüketicilerin her iki tarafa ait markalar altında sunulan hizmetleri/malları karıştırmak suretiyle satın alma yahut bu hizmetler/mallardan yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunmayacağı, aksinin hayatın olağan akışına ve normal hayat tecrübelerine de aykırı olacağı, zira bu iki işareti karıştıracak olan kişilerin somut olay açısından belirlenen tüketici grubu olarak nazara alınmasının olanaksız olduğu,
gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı, hal böyleyken markalar kapsamındaki mal ve hizmetlerin benzerliğine rağmen, işaretlerin bütünsel algılarda birbirleri ile ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğe sahip olmadıkları,
Davacının SMK m. 6/3 kapsamında gerçek hak sahipliği iddialarının temel anlamda tescilli markalarına ilişkin kullanımlarına dayandığı, başka bir ifadeyle davacının dava konusu “...” ibaresi üzerinde bir hak sahipliği iddiasının mevcut olmadığı, davacının tescilli markaları ile dava konusu marka arasında zaten iltibas ihtimaline neden olabilecek bir benzerlik hali tespit edilmediği, davacının ayrıca SMK m. 6/3 kapsamında bir üstün hakkının bulunmadığı,
TANINMIŞLIK DÜZEYİ
Davacının işlem ve dava dosyasında “..." markasının kullanımlarına yönelik olarak Google ... sayfasından alınan bir ekran görüntüsü, çeşit basın kaynaklarında çıkan haberler, “..." markası altında sunulan hizmetlere yönelik satış faturaları gibi delilleri sunduğu, sunulan bu delillerden davacı markalarının sektörel anlamda tanınırlığı hususu öncelikli olmak üzere SMK m. 6/5 kapsamında geniş bir korumadan yararlanması sonucunu doğurur mahiyette bir tanınırlık elde ettiğine kanaat getirilmesinin mümkün olmadığı, yalnızca birkaç adet fatura ve haber içerikli delilin tanınmışlık değerlendirmesi için yeterli görülmediğinden davacı markasının tanınmışlığından söz edilemeyeceği,
Netice itibariyle;
Dava konusu...sayılı başvuru kapsamında yer alan 39. Sınıf hizmetlerin tamamı ve 35. Sınıftaki bir kısım hizmetler bakımından, taraf markaları arasında aynı ya da benzerlik düzeyinde bir ilişkinin mevcut olduğu ancak; taraf markaları arasında, makul düzeyde dikkat, zeka ve özen seviyesine sahip tüketicileri işaretleri iktisadi anlamda ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırmalarına yol açacak bir benzerliğin mevcut olmadığı, dosya kapsamına sunulan delillerden davacı taraf markalarını SMK m. 6/5 kapsamında tanınır olduğu hususunda bir kanaate varılamadığı, SMK m. 6/3 koşullarının somut olayda oluşmadığı, .... sayılı kararının iptali ile 2020/102054 sayılı markanın yerinde olduğu sonuçlarına ulaşılmış, açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kâtip ... Hâkim .... · ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/88, K. 2022/397, 8 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama