KÜNYE
T.C. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Mart 2026
- Esas no
- 2025/565 Esas
- Karar no
- 2026/219
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalı
- ... - ... ...
- Vekilleri
- Av. ... -...
Karar Metni
1.013 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Av. ... - ...
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 19/11/2020
KARAR TARİHİ : 24/03/2026
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 26/03/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/10/2019 tarihli trafik kazasında müvekkilinin sakat kaldığını, müvekkilinin kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, kazaya kusuru ile sebebiyle veren aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı ... tarafından yapıldığını, maluliyet tazminatının ödenmesine ilişkin başvurusunun haksız olarak reddedildiğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL geçici iş göremezlik, 5.000,00 TL daimi iş göremezlik, 500,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatının başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce başvuru şartının usulünce yerine getirilmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirket sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin teminat dahilinde olmadığını, davacıya kaza nedeni ile rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerektiğini, davacının sürekli sakatlığının doğru yönetmeliğe göre ... 'ndan alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini,
müvekkil şirketin faizden yalnızca dava tarihinden itibaren sorumlu olabileceğini ve bu faizin yasal faiz olması gerektiğini, davacının koruyucu ekipman kullanmaması nedeni ile müterafik kusuru bulunduğundan tazminattan indirim yapılmasının gerekeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle kusurlu yanın sigortacısı aleyhine açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine ... sayılı ilamı ile, "öncelikle 2330 sayılı Yasa kapsamında davacıya yapılan ödemeye ilişkin davacıya beyanda bulunma imkanı tanınarak, söz konusu ödemenin kaza nedeniyle yapıldığının tespit edilmesi durumunda, yapılan ödemenin ne kadarının maddi tazminata, ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğu hususu idareden sorularak, maddi ve manevi zarar kapsamında yapılan ödemeler belirlendikten sonra,
aynı bilirkişiden ek rapor yahut yeni bir bilirkişiden, yukarıda açıklanan hususları da karşılar şekilde(aktif dönem süresine ilişkin), ilk derece mahkemesi kararının davacı tarafından istinaf edilmemiş olması nedeniyle daha önceki hesap raporu tarihindeki veriler çerçevesinde, 2330 sayılı yasa kapsamında ödemenin de değerlendirildiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi" gerektiğinden bahisle kararın kaldırılmasına karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir.
... tarafından verilen cevabi yazıda, davacıya yapılan ödemenin 43.063,03 TL olduğu bildirilmiş, maddi-manevi ayrımı bulunmadığı, her iki kaleme ilişkin ödeme yapıldığı bildirilmemiştir.
Kaldırma ilamından sonra aktüer bilirkişi düzenlediği 08/12/2025 tarihli ek raporunda, davacının maddi zararını hesaplayarak, talep edilebilecek geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatı bulunmadığını, 116.508,27 TL sürekli iş göremezlik talep edebileceğini bildirmiştir. ... yazı cevabında maddi-manevi ayrımı bulunmadığından müstakar içtihatlar uyarınca yarı oranında kabul edilerek hesaplanması için bilirkişiden alınan 23/02/2026 tarihli ek raporda, davacının maddi zararını hesaplayarak,
talep edilebilecek geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatı bulunmadığını, AGİ dahil 138.039,79 TL, AGİ hariç 130.551,76 TL sürekli iş göremezlik talep edebileceğini bildirmiştir. Dosyadaki verilere uygun olmakla son ek rapora itibar edilmiş, ... sayılı ilamı da gözetilerek AGİ dahil olarak yapılan hesaba itibar edilmiştir.
Her ne kadar davalı müterafik kusur indirimi yapılmasını talep etmiş ise de, müterafik kusura ilişkin olarak ise dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, kaza tespit tutanağında davacının koruyucu tertibatının takılı olduğunun belirlendiği ve yaralanmanın niteliği gözetilerek bu yöndeki savunmaya itibar etmenin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
Toplanan delillere göre davalının sigortalısı aracın da karıştığı trafik kazasında davacının yaralanarak zarar gördüğü, zararın TBK'nun 49. ve 54. maddeleri uyarınca tazmininin gerektiği, davacının maluliyet durumunun hükme esas alınan raporla belirlendiği, ... tarafından da tarafların kusurlu hareketlerinin ve kusur oranlarının belirlendiği, mahkememizce de belirlenen kusur oranlarının oluşa uygun olduğunun değerlendirildiği, davacının talep edebileceği tazminat miktarının aktüer bilirkişi tarafından hükme esas alınan raporla belirlendiği, davacının bilirkişi raporuna göre tarihli dilekçesi ile talebini artırdığı,
davacı memur olmakla geçici işgöremezlik tazminatı talebinin yerinde olmadığı, hükme esas alınan maluliyet raporunda belirtildiği üzere geçici bakıcı ihtiyacı bulunmadığından bu alacak kalemleri yönünden talebinin yerinde olmadığı ve reddi gerektiği, ancak sürekli maluliyet tazminatı talebinin nakdi tazminat ödemesi düşüldüğünde kısmen yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan gerekçelerle, davalının ZMMS poliçesi kapsamında işletenle birlikte poliçe limitlerinde zarardan sorumlu olduğu ve davacının davasının bu hali ile kısmen sübut bulduğu, sigortalı aracın hususi nitelikte olması nedeni ile yasal faiz talep edilebileceği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Hükümde her ne kadar "diğer davalı 11/10/2019 kaza tarihinden sorumlu olmak kaydı ile" denilmiş ise de tek davalı bulunmakla bu hususun sehven yazıldığının anlaşıldığı ve bu durumun kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmayacağı değerlendirilerek gerekçeli kararda yalnız bu kısmın hükümden çıkarılarak hüküm kısmı yeniden aşağıdaki gibi düzenlenmiştir.
Katip ... Hakim ... ¸¸ ¸¸
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/565, K. 2026/219, 24 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama