KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2023
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/407 Esas - 2023/150
- Esas no
- 2022/407
- Karar no
- 2023/150
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalılar
- 1- ...
Karar Metni
2.428 kelime·12 dk okuma·8 bölüm
Av. ... 2- ... Av. ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/10/2022
KARAR TARİHİ : 13/04/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2023
DAVA
Davacı vekili 04/10/2022 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; müvekkili şirketin ... sayılı ve "..." ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ... ... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, itirazın reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak ... tarafından reddedildiğini, oysa davacının 1953 yılında temelleri atılan ...
A.Ş.’nin çatısı altında yer alan, briçok sektörde faaliyet gösteren bir firma olduğunu, “... ...” markasının davacı adına 36, 41 ve 45. Sınıflarda tescilli ve korunuyor olduğunu, hal bu iken davacının davalı firmanın diğer davalı ... nezdinde 35, 36, 37 ve 43. Sınıflara giren hizmetlerde tescil ettirilmek üzere dosyaladığı ... sayılı markanın tesciline karşı yaptığı itirazların davalı ... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduklarını,
karşılaştırılan markaların esas unsurunun birebir aynı “... ...” kelime öbeği olduğunun kabulünün gerektiğini, zira ...Esas sayılı dosyası kapsamında, huzurdaki davada davalı olan firmanın davacı olduğu bir uyuşmazlıkta huzurda dava konusu edilen markada geçen “...” ibaresinin “alüminyum silikatı ve florinden oluşan, kahverengi veya soluk sarı renkte değerli tas” yerleşik anlamına geldiğinin ve bir markada sadece tali unsur olabileceğinin hüküm altına alınmış olduğunu, ayrıca bu davada davalının haksız iddia ve taleplerinin hiçbirinin kabul olunmadığını ve davasının reddedildiğini,
dava konusu edilen markada geçen “...” unsurunun da markasal hüviyette ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen markanın davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı seri markalardan biri olduğu izlenimini yarattığını, ayrıca taraf markalarının aynı/benzer/türdeş hizmetlerde kullanılacağını, davalının dava konusu edilen markayı tescil ettirmek isterken asıl amacının davacı ilearasında bir bağlantı olduğu izlenimini yaratmak olduğunu, zira davacının “... ...” markasının uzun yıllardır Türkiye’de ve dünya çapında yaygın olarak kullanıldığını ve tanıtıldığını,
zaten de davalı firmanın davacı ile aralarında akdedilmiş sözleşmeye aykırı olarak “...” esas unsurlu bir marka tescil ettirme çabasında olduğunu, zira davalının pay sahipleri olan şahısların davacının pay sahibi olan şahsın kız kardeşleri olduğunu, dolayısıyla davalının davacının faaliyetlerinden ve markasal tercihlerinden yakından haberdar olduğunu, dava konusu edilen markayı tesadüfen seçmediğini, ancak bu şahısların ticari faaliyetlerini ve malvarlıklarını ayırmak amacıyla akdettikleri 27.09.2011 tarihli devir sözleşmesinde davalının “...” markalarını sadece başına “...” ve “S” gibi unsurlar ekleyerek kullanmayı taahhüt etmiş olduğunu,
bu hakkın da sadece “kullanım hakkı” şeklinde verilmiş olduğunu, yoksa “...” markasının tüm sektörler yönünden mülkiyetinin ve tescil ettirme hakkının davacının ortağına ait olduğunu, buna rağmen davalının huzurda dava konusu edilen markayı tescil ettirme gayretinin kötü niyetli olduğunu, davacının bu hususta davalıya 11.05.2021 tarihinde keşide ettiği ihtarnameye davalının 30.07.2021 tarihinde verdiği cevapta davacının taleplerinin kabul edilmediğinin belirtildiğini, nitekim ...Esas sayılı dosyasına sunulmuş olan uzman görüşünde de davalının kötü niyetinin mütalaa olunduğunu belirterek,
... ...'nun ... sayılı kararın iptali ile dava konusu ... başvuru numaralı "... ... ... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzemediğini, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin bilenen bir coğrafi yer adı olması itibariyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu ve başkaca unsurlarla birlikte ticaret alanında herkes tarafından markasal hüviyette kullanılabileceğini, davacının kötü niyete dayalı iddialarının da somut delillerle ispat edilemediğini beyan ederek, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket cevap dilekçesinde özetle; davalının davacıdan yaklaşık bir yıl önce, 06.10.2011 tarihinde kurulduğunu, o zamandan beri gayrimenkul sektöründe faaliyette bulunduğunu ve çok sayıda projeye imza atarak bu sektörde tanınan saygın bir kuruluş bir kuruluş haline geldiğini, davalının ortakları ile davacının ortağı ve yöneticisi olan şahsın kardeş olduklarını, 2011 yılında vardıkları ticari ayrılık kararı sonrasında imzaladıkları protokole güvenerek hareket eden davalı ve ortaklarının, günümüze gelindiğinde davacının haksız ve gerçek dışı isnatlarıyla karşı karşıya kaldıklarını,
zira söz konusu protkole göre davalının dava konusu edilen “...”li markayı tescil ettirmeye hakkı olduğunu, buna rağmen davacının 2020 yılından bu yana davalının “...” ve “S”li marka tescillerine itiraz ederek sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal etmekte olduğunu, halbuki söz konusu protokolde davalının özellikle taşınmazlarda “...” ibaresi olmaksızın dahi “...” ibaresinin tek başına markasal hüviyette kullanabilmesine izin verildiğini, hatta bu kapsamda davalıya ait “... ”, “... ... ...”, “... ... ... ...” markalarının tescile bağlanmış olduğunu,
davacının iddialarının aksine davalının kilit ve hırdavat sektöründe herhangi bir faaliyetinin söz konusu olmadığını, davacının davalının “...”li markalarına itiraz etmeyerek ve yıllarca sessiz kalarak hak kaybına uğramış olduğunu, ayrıca davacının 10 yıldan beri davalının markasal kullanımlarına sessiz kalması ve yıllar sonra bunu huzurdaki davaya konu bir uyuşmazlık haline getirmesinin dürüstlük kuralının ve davacının sözleşmesel yükümlülüklerinin ihlali anlamına gelmekten öteye gitmediğini, taraflar arasında yargıya intikal etmiş bir başka uyuşmazlıkta ...
Esas sayılı dosyasında verilmiş olan ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına karşı davacının dosyaladığı istinaf başvurusu neticesinde .... sayılı kararında, davalının marka tescillerinin taraflar arasında imzalanmış olan protokol hükümlerine uygun olduğunun kabul edildiğini, davacının dava dosyasına delil meyanında sunmuş olduğu, ...
Esas sayılı dosya kapsamında verilen kararın henüz istinaf incelemesinin sonlanmadığını, ayrıca somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, markaların genel görüntülerinin ve bakan kişilerde bıraktıkları izlenimlerin birbirlerinden önemli ölçüde farklı olduğunu, ortalama bir tüketicinin söz konusu görseller nedeniyle markaları karıştırmasının veya her iki markanın aynı olabileceği düşüncesine kapılmasının imkanının bulunmadığını, ayrıca davalının markasının hitap ettiği alıcı kitlesinin dikkatli ve özenli olduğunu, yetişkin ve belli bir seviyede aydınlanmış kişilerden oluştuğunu,
inşaat sektöründe faaliyet gösteren davalının yatırımları düşünüldüğünde taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, beyan ederek davanın reddini istemiştir
GEREKÇE
Uyuşmazlıgın Tespiti ve Uygulanacak Hükümler,Delillerin Tartışılması ve Kabul Dava davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir. İptali istenen ... kararının davacıya 04/08/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 04/10/2022 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı kanunun 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
Mahkememize uzman bilirkişi heyetinden alınan 01/03/2023 havale tarihli raporda konu ayrıntılı irdelenmiş olup özetle; "...1)Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri ile esas unsurları itibariyle benzer olmadığı, 2) Davalının markasının kapsamına giren hizmetlerden 36. Sınıfa giren hizmetler açısından emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, diğer hizmetler yönünden ise gerçekleşmediği, 3) Davalının markasının kapsamında giren hizmetlerin hitap ettiği alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesinin düşük olmadığı,
4) Yukarıdaki (1) ve (3) nolu bentlerde yer alan sebeplerden dolayı, (2) nolu bentte 36. Sınıfa giren hizmetler yönünden yapılan tespite rağmen, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, 5) Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
6) Dava konusu edilen 03.08.2022 tarihli ve ... sayılı ... kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu, 7) Davacının hükümsüzlük talebinin bu değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı..." ifade edilmiştir.
6769 sayılı SMK m.6/1 hükmü kısaca, bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir.
Şu halde, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı yada benzer olması gerekir; karıştırma ihtimalinin değerlendirilmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. İlke olarak mal ve hizmet benzerliği ile değerlendirmeye başlanır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.
Buna göre dava konusu başvurunun ... başvuru numaralı "... ... ... ..." ibaresinden oluştuğu, kapsamında 35, 36, 37, 43.sınıftaki "35 Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.
Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri.
İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.
Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (.....) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) 36 Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.
37 İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri.
Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri.
43 Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.
Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." mal ve hizmetlerin bulunduğu, itiraza ve hükümsüzlüğe dayanak markaların ise ... sayılı ve "... ...", "... ... ...", "... ... bina işletme", "... ... bina işletme", " ..." ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamında 36, 41, 45. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Buna göre, açıklanan kriterler çerçevesinde yapılan değerlendirmede, somut olayda davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı muhtelif markaları, davalının dava konusu edilen markasının kapsamına alınmak istenilen 36. Sınıfa giren hizmetlerin aynıları için tescillidir. Dolayısıyla; 36. Sınıfa giren hizmetler yönünden somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti şartının gerçekleşmiş olduğu, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen 35, 37 ve 43. Sınıflara giren hizmetler açısından somut olayda emtia ayniyeti/ benzerliği/ türdeşliği şartının gerçekleşmediği, tespit edilmiştir.
İşaretlerin benzerliğine gelince, bu değerlendirmede, önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli bir faktördür. İşaretler de parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirmeli, ancak markayı oluşturan dominant yada ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Somut olayda çekişmeli başvuru standart karekterle yazılmış "... ... ... ..." ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak ve dava dilekçesinde bahsi geçen markaların standart karekterle yazılı "... ...", "... ... ...", "... ... ", "... ...", "... ..." ibarelerinden oluştuğu görülmektedir.
Davacının "... ..." ibareli taraf markaları hariç, kelime unsurları yanında basit birer şekil ve renk unsurlarını da ihtiva eden karma markalardır.
Davacının "... ..." markasında, düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle, sadece baş harfleri büyük olacak şekilde ayrı olarak yazılmış olan “... ...” kelime öbeğinin, sayılan yazım özellikleri ve kelimelerin aynı puntolarla yazılmış olması nedeniyle, bütünsel bir isim tamlaması olarak algılandığı ve markanın esas/tek unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur.
Davacının diğer markalarında da, “... ...” veya “... ... ” kelime öbekleri, yukarıda bahsedilen yazım özelliklerinde, büyük harflerle yazılmış ve işaretlerin baş kısmına da kırmızı renkli yuvarlak bir zemin üzerine yerleştirilmiş yine kırmızı renkli dörtgen bir zemin üzerine beyaz renkli büyük harflerle “...” ibaresinin yazılmasından müteşekkil basit bir şekil unsuru bulunmaktadır.
Dava konusu edilen markada da, mavi renkli büyük harflerle yazılmış “...” ibaresi ile, bu ibarenin altına nispeten çok daha küçük puntolarla düz yazım karakterindeki gri renkli büyük harflerle yazılmış “...” ibaresinden ve işaretin sol baş tarafına konuşlandırılmış, kırmızı renkli dairesel zemine yerleşik beyaz renkli “...” unsuru ve bu figürün altına küçük puntolarla yazılmış “...” ibaresinden müteşekkil karma bir markadır.
Dava konusu edilen markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve tümüne hakim olan görünüşü içerisinde, davacının markalarıyla ortak unsur olan "..." veya "..." kelimelerinin ortak olarak yer aldığı, "..." ibaresi ile farklılaşmaya çalışılsa da “...” ve “...” ibarelerinin bulunmasının taraf markalarını görsel olarak birbirine yaklaştırdığı kanaatine varılmıştır.
Görsel açıdan ortaya çıkan bu benzerlik, işitsel ve anlamsal açılardan da aynı sonucu vermektedir. Karşılaştırılan markalar birbirinden çok farklı kelimeler de ihtiva ettiklerinden, markalarda ortak unsur olarak geçen “...” ve “...” ibarelerinin mevcudiyeti, markaları işitsel olarak birbirine yaklaştırdığı kanaatine varılmıştır.
Markaların tüketici nezdinde zihninde yarattıkları kavramsal algı ise yine markalardaki ortak unsur olan "..." ve "..." ibarelerinin mevcudiyeti nedeniyle, birbirlerinden yeterince farklılaşmadığı kanaatine varılmıştır.
Bütün bunlara göre; karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve anlamsal açılardan ve genel görünüleri itibariyle yapılan değerlendirme neticesinde taraf markaları arasında 36. Sınıf yönünden benzerlik şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar bilirkişi heyeti taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nun 6/1 maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali olmadığını belirtmiş ise de; ... 08.06.216 tarih ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerekli olduğundan, raporun aksi yönde 36. Sınıfta benzer olarak görülen mal ve hizmetler yönünden karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin meydana geldiği kanaatine varılmıştır.
Kötü Niyet Hususunda Yapılan Değerlendirme
Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakla ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne, ... ...'nun ... sayılı kararının 36.sınıf yönünden kısmen iptaline, ... sayılı markanın 36.sınıf yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı Masraf Dökümü: · İlk Masraf 172,90.-TL · Posta Masrafı 242,00.-TL · Bilirkişi Masrafı 3.300,00.-TL · Toplam 3.714,90.-TL
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/407, K. 2023/150, 13 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama