KÜNYE
T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/27 Esas
- Karar no
- 2024/46
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- 1- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalı
- 2- ...
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/01/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 05/03/2024
- Talep
- —
Karar Metni
3.376 kelime·17 dk okuma·5 bölüm
Davacı vekili 19/01/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle: Müvekkili şirketin .... sayılı "... ...", "...", "... baklava", "... ", "..." esas unsur ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı .... (...) başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan davalı şirket başvurusunun ...'nde ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, bu itirazın kısmen reddedildiğini,
davalı şirketin bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak ... (...) tarafından kabul edilerek başvuru hakkındaki kısmi red kararının kaldırıldığını, ancak bu red kararının yerinde olmadığını; zira davacının “...”lı markalarının “baklava üretimi ve satışı” hususunda yoğun ve ciddi bir biçimde kullanıldığının ... nezdindeki işlemler esnasında yeterli delil ile tevsik edilebildiğinin ... tarafından da kabul edilmiş olduğunu, davalı firmanın dava konusu edilen markayı tescil ettirerek davacının tanınmışlığından haksız bir fayda sağlama niyetinde olduğunu,
davacının tanınmış markasının haklı ününü korumak için yoğun çaba sarf ettiğini, her iki taraf markasında “...” ibaresinin esas unsur olarak kullanılmış olduğunu, dolayısıyla taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın derecede benzediğini ve aralarında karıştırılma ihtimali olduğunu, davalının dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek; ... ...'nun ... sayılı kararı ile ... sayılı markanını tescil edilmiş olması halinde 30 ve 43. Sınıflar yönünden iptali ile hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında özetle: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Dava dilekçesi davalı firmaya usulüne uygun olarak tebliğ edilerek davadan haberdar edilmiş, ancak davalı firma yasal süresi içerisinde davanın esasına cevap vermediği gibi, bilahare dava dosyasına herhangi bir savunma da sunmamıştır.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararı ile ... sayılı markanın tescil edilmiş olması halinde 30 ve 43. sınıflar yönünden iptali ile hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraza mesnet gösterdiği markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı kararı ile ... sayılı markanını tescil edilmiş olması halinde 30 ve 43. sınıflar yönnüden iptali ile hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 22/11/2022 tarihinde tebliğ olduğu, 19/01/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ... +..." ibareli başvurunun .... sayılı "... ...", "...", "....", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir
...
Yapılan değerlendirme sonucunda, .... sayılı önceki kararı da dikkate alındığında başvuru markanın birden çok her biri ayırt edici niteliğe sahip unsurlardan oluştuğu ve uyuşmazlığa konu "... ..." ibaresinin herhangi bir unsurunun ön plana çıkarılmadan, ad soyad algısı yaratır nitelikte olduğu ve bütün olarak algılama yarattığı tespit edilmiş ve ilgili tüketici nezdinde başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında karıştırılma/ilişkilendirme olasılığına yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Kullanım ispat incelemesinin de varılan bu sonucu değiştirmeyeceği tespit edildiğinden 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü kapsamında itirazın kabulü gerekmiştir.
KARAR
İtirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 19: Yayıma itirazın incelenmesi
(2) 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir.
İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.",
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir.
Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir.
Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
SMK 19/2. maddesi anlamında kullanmama def'i hususunda; SMK 29/2 yollaması ile 19/2 kapsamında kullanmama def'inde; benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası "... ... +..." (...) 30, 43. sınıf (dava konusu edilen)
Davacı Markaları "... ", "..." (...) 30, 35, 43. sınıf
Bilirkişi heyetinden alınan 09/05/2023 havale tarihli raporda özetle;
"1) Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı,
2) Davacının marka işlem dosyasına davalı tarafından sunulmuş olan kullanım ispatı talebi karşısında, bu talebe muhatap markalarının (sadece) “baklavalar” ve “yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri”nde kullanıldığını ispat edebildiği,
3) Dava konusu edilen emtialar44 ile davacının markalarının tescilli olduğu45/korunduğu46 emtiaların aynı/benzer/türdeş emtialar oldukları,
4) Dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği alıcı/tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesinin genel/makul seviyede olduğu/kaldığı,
5) Yukarıdaki (1) nolu bentte yer alan sebepten dolayı, (3) nolu bentteki tespite rağmen, karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen emtialar özelinde (dahi) karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
6) (1) nolu bentte yer alan sebepten dolayı, davacının markasının “tanınmışlığı” iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
7) Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
8) Dava konusu edilen 22.11.2022 tarihli ve ... sayılı ... Kararının, bu değerlendirmeler ile uyumlu olduğu,
9) Davacının hükümsüzlük isteminin, bu değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı," şeklinde görüş bildirilmiştir
Dosya davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi heyetine ek rapor için tevdi edilmiş olup 23/10/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle: "...Yukarıda incelendiği ve değerlendirildiği üzere; davacının itirazları doğrultusunda, Kök Raporumuzdaki tespit ve değerlendirmelerde değiştirmemizi gerektirecek bir husus bulunmadığını..." belirtmişlerdir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
Kullanım İspatı Yönünden Yapılan Değerlendirme:
Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre; yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir.
Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde, uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispata davet müessesi düzenlenmiştir.
İtiraz sahibi/davacı tarafından sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir. Marka mevzuatında “ciddi biçimde kullanma” kavramına ilişkin açık bir düzenleme yer almamasına rağmen, söz konusu kavramla; markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması kastedilmektedir.
Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek mahiyette bir benzerliğin bulunup bulunmadığı değerlendirmesine geçmeden önce, “kullanmama def’i” yönünden inceleme yapılacaktır. Zira kullanımı ispatlanan markalar, sadece kullanımı ispatlanan mal ve hizmetler bakımından dikkate alınacaktır.
Somut olayda, davacının marka işlem dosyasına sunduğu belge ve deliller arasında yer alan 2010, 2016-2020 yıllarına ait çok sayıda fatura örneğinden, davacı ile ilgili olarak basında çıkan ve internette yayınlanan haberlerden ve afiş görsellerinden, davacının “...” markasını, belirtilen tarih aralığında, tesciline uygun olarak “baklava üretimi ve satışı” faaliyetlerinde, istikrarlı, yoğun ve ciddi bir biçimde kullandığının tevsik edilebildiği değerlendirildiğinden, ... kararının iptali talepli dava açısından (hükümsüzlük davasında kullanmama defi ileri sürmediğinden,
davalının ... nezdindeki itiraz karşı görüş bildirme dilekçesinde ileri sürmüş olduğu kullanım ispatı talebi ... iptali davası yönünden incelenmiştir), davacının kullanmama def’ine muhatap .... sayılı markalarının, kapsamlarında yer alan “baklavalar” ve “yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri” yönünden SMK m. 6/1 kapsamındaki incelemelere dahil edilmesi/korunması gerektiği kanaatine varılmıştır.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1-6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
A. Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "... ... +..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusu, dava konusu 30. 43.'üncü sınıflardaki:
"30. Sınıf Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.
43. Sınıf Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise .... sayılı ve "...." esas unsurlu ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamındaki 30. 35. 43. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Emtia benzerliği değerlendirmesi neticesinde; davacının markalarının tescilli olduğu/korunduğu “baklava” emtiası ile dava konusu edilen markanın kapsamından çıkartılmak istenilen, pastacılık, fırıncılık mamulleri ile tatlılar ve bunların sağlanması hizmetlerinin benzer/türdeş emtialar olduklarını söylemek mümkün görülmektedir. Zira bunlar; benzer alıcı çevresine hitap ederler, benzer ihtiyaçları giderirler, son kullanıcıları, hedeflenen tüketici profilleri, dağıtım ve satış kanalları aynıdır, birbirleri yerine ikame imkânları mevcuttur, aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisi bulunur ve benzer markaları bu emtialar üzerinde gören tüketicilerin markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurma ihtimali yüksektir.
Dolayısıyla; somut uyuşmazlıkta, dava konusu edilen emtiaların tamamı yönünden, davacının markalarının korunduğu/kapsadığı emtialar ile ayniyet/benzerlik/türdeşlik şartının gerçekleşmiş olduğu değerlendirilmiştir.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, davalının markasının kapsamına giren ve dava konusu edilen, 30. sınıf ila 43. sınıf altında yer alan, gıda ile ilintili emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde; bu ürünlerin tüketiminin/alımının yüksek dikkat göstererek yapılmadığı, dolayısıyla riski azaltmak için satın alma karar sürecinde genel olarak yoğun bir gayret içerisinde bulunulmadığı, ilgili tüketicilerin ortalama özen ve dikkat düzeyine sahip tüketiciler olabileceği değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Görsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; davacının markaları, kelime unsurları yanında basit birer ... ve renk unsurlarını da ihtiva eden karma markalardır. İşaretlerde “...” ibaresi, renkli ve dörtgen şeklindeki zeminler üzerine “...” ibarelerini de ihtiva edecek şekilde yazılmıştır.
İşaretlerde kullanılan “baklava” ve “kebap” ibarelerinin tasviri/tanımlayıcı ibareler/birer cins isim olması nedeniyle işaretlerin markasal hüviyette ayırt ediciliklerine bir katkısı yoktur; ayrıca renkli zemin şekilleri yönünden de işaretlerde “söz görünümden daha yüksek sesle konuştuğundan” benzer bir tespit yapılabilmektedir.
Dolayısıyla; davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarda esas unsurun “...” ibaresi veya bu ibarenin geçtiği “...”, “...” ibareleri olduğu söylenebilecektir.
Dava konusu edilen marka da ... ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir işarettir; işaretin üst kısmında “...” ve “...” harflerinin yatay yerleştirilmesiyle oluşturulmuş bir “çöp adam” figürü kullanılmış ve bu figürün altında da, siyah renkli düz yazım karakterindeki büyük harflerle, alt alta gelecek iki satır halinde ve aynı puntolarla “...” ve “...” ibareleri yazılmıştır.
Her ne kadar, marka hukukunda genel kabul gören görüşe göre, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ise de dava konusu edilen işaretteki figürün işarette büyük yer kaplaması, “...” ve “...” harflerinden tasarlanmış bir figür olduğunun anlaşılabilmesi, yani alelade bir “çöp adam” figürü olmaması itibariyle, markasal hüviyette ayırt ediciliği yüksek bir ... olarak nitelendirilebilmesi ve işarete kattığı markasal hüviyette ayırt ediciliğin yüksek olduğu söylenebilecektir.
Öyle ki; işaretin alt kısmına konuşlandırılmış “... ...” kelime öbeği, işarette geri planda kalmakta ve “...” ve “...” harflerinden, yani baş harflerinden oluşturulmuş otantik figürün sadece “açıklaması” niteliği yönünden algılanmaktadır.
Dava konusu edilen markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve tümüne hakim olan görünüşü içerisinde, davacının markalarıyla ortak unsur olan “...” kelimesinin işarette tek başına öne çıktığını söylemek mümkün görülmemiştir. Diğer bir ifadeyle; davalının “... ...” kelime unsurlu markasında “...” ibaresinin de geçiyor olmasının, taraf markalarının görsel açıdan benzer olarak değerlendirilmesi için yeterli sayılması mümkün değildir.
Sonuçta; taraf markalarında “...” ibaresi ortak olarak kullanılmış ise de, davalı markasında ... ibaresinin ön planda olmadığı ve markalarda geçen diğer unsurların ve davalının markasında baskın unsur konumunda kullanılmış olan otantik figürün mevcudiyetinin markaları yeterli bir derece farklılaştırdığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle de; taraf markalarında ortak olarak “...” ibaresinin mevcudiyetinin, markaları görsel olarak benzer kılmaya yeten baskınlıkta bir durum yaratmadığı değerlendirilmektedir.
İşitsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; görsel açıdan ortaya çıkan, yukarıda detaylıca açıklanan farklılık, duysal/fonetik ve anlamsal açılardan da aynı sonucu vermektedir. Karşılaştırılan markalar birbirinden çok farklı kelimeler de ihtiva ettiklerinden, markalarda ortak unsur olan “...” ibaresinin mevcudiyeti, markaları duysal açıdan yaklaştırmaya yetmemektedir.
Anlamsal benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; Markaların tüketicilerin zihninde yarattıkları kavramsal algı ise, yine markalardaki ortak “...” ibaresi dışında, dava konusu edilen markada geçen şahıs ismi/soy isminin mevcudiyeti nedeniyle, birbirlerinden yeterince farklıdır. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir.
Sonuç olarak; taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunmadığından, dava konusu edilen mal ve hizmetler özelinde emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olmasına rağmen, markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
2-SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır.
3-KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME
Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı kanaatine Mahkememizce varılmıştır.
4-HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1, 6/5, 6/9 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, dava konusu ... kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/27, K. 2024/46, 6 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama