KÜNYE
T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2024
- Esas no
- 2023/429
- Karar no
- 2024/198
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- ... -... ...
- Dava
- Marka (Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli
- Dava tarihi
- 10/11/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 21/06/2024
- Dava
- —
Karar Metni
928 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili dava dilekçesi ve beyanlarında özetle: Müvekkili şirketin dava dışı ...'dan satın alındığını, şirketin satın alındığı tarih olan 02/02/2023 tarihinde "..." markasının, ...'nda 08/06/2021 tarih ve ... tescil numarasıyla dava dışı ... adına kayıtlı olduğunu, bahse konu marka sahibi ...'ın şirketin devralındığı ...'ın babası olduğunu, marka sahibi olan ...'ın markayı kardeşi ...'a 30/10/2023 tarihinde devretmiş olduğunu, ...'ın da 01/11/2023 tarihinde davacı şirkete marka hakkına tecavüzün sonlandırılması talepli noter kanalıyla ihtarname keşide ettiğini,
müvekkili şirketin 2021 tarihinde satın alındığı sürecin içinde olan davalı ...'ın, müvekkili şirketin devrine ilişkin bütün süreci bilmekte ve kardeşi talip ve yeğeni ...'ın yanında şirket devrini ve markanın kullanımını desteklemekte olduğunu, davalı ve markanın devirden önceki sahibi ...'ın çok açık bir şekilde danışıklı ve kötü niyetli hareket etmekte olduğunu, her ikisinin de markayı kullanan müvekkili şirketin devir sürecinin içinde olmakla, uzun süre sessiz kaldıktan ve şirket mali açıdan büyüdükten sonra markadan doğan hakkını müvekkili şirkete karşı kullanmak istediklerini,
davalı yanın müvekkili şirketi devralan yeni sahiplerine hareket tarzlarıyla markanın kullanılmasına ilişkin bir mutabakat ve rızanın bulunduğu hususunda haklı bir güven oluşturduktan sonra ve firmanın yeni sahiplerinin emek ve özverisiyle ciddi anlamda büyümesinden sonra oluşturdukları güvenin hilafına hareket ettiklerini ileri sürerek, davalının marka hakkına, davacı şirket tarafından tecavüzün olmadığının tespitiyle, hak sahibi davalıya karşı davacı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şahıs davaya cevap vermemiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ
Davanın; davacının markasal kullanımının, davalının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği hususunun tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Mahkememizce deliller toplanmış, taraflarca sunulan belgeler ile toplanan deliller incelenmiş, dosyadaki kanıtlarla tutarlı, delillerin değerlendirilmesi aracı olarak denetim ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir.
6769 SAYILI KANUN madde 154
(1)Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz.
2-Birinci fıkra uyarınca açılan dava, sicile kayıtlı tüm hak sahiplerine tebliğ edilir.
3-Birinci fıkra uyarınca açılan dava, hükümsüzlük davasıyla birlikte de açılabilir.
4-Mahkeme, 99. maddenin üçüncü veya yedinci fıkrası ile 143. maddenin onuncu veya onikinci fıkrası uyarınca yapılan yayımdan önce, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak karar veremez.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, sınai mülkiyet haklarının korunması ve ihlalleriyle ilgili hukuki çerçeveyi belirlemektedir. Bu kapsamda, sınai mülkiyet haklarına yönelik bir tecavüz durumunda, hak sahibine yasal yollarla haklarını koruma imkanı tanınmaktadır. Ancak, bazı durumlarda, hak sahibi tarafından ileri sürülen iddiaların geçersiz olduğunun tespit edilmesi gerekebilir. İşte bu noktada devreye, sınai mülkiyet haklarına tecavüzün olmadığının tespiti davası girer.
Tecavüzün olmadığının tespiti davası, hak sahibinin sınai mülkiyet hakkının ihlal edilmediğini kanıtlamak için başvurabileceği bir hukuki süreçtir. Bu dava, tespit isteyene haksız iddialarla uğraşma ve itibarının zedelenmesini önleme imkanı tanır. Özellikle rakipler veya diğer üçüncü kişiler tarafından yapılan haksız iddiaların ve itirazların ortadan kaldırılmasında etkilidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında eldeki dosyada yapılan incelemede; davacı şirketin 02/02/2023 tarihinde ... tarafından, ...'dan ....Noterliğinde yapılan ... yevmiye numaralı sözleşme ile devralındığı anlaşılmaktadır. Devir sözleşmesinde markaya ilişkin düzenleme bulunmamaktadır.
Davacının iddiası, devir tarihinde ... numaralı markanın dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, bahse konu marka sahibi ...'ın şirketin devralındığı ...'ın babası olduğunu, marka sahibi olan ...'ın markayı kardeşi davalı ...'a, şirketin devir tarihinden sonra kötü niyetli olarak devrettiği ve davalının da müvekkiline ihtarname göndererek "..." ibareli marka kullanımı nedeniyle oluşan tecavüzün durdurulmasını talep ettiği, ancak bu talebin haksız olduğu yönündedir.
Bilindiği üzere marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları 6769 sayılı SMK'nın 7. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Davacı vekili her ne kadar SMK'nın 154. Maddesinde düzenlenen "tecavüz oluşmadığının tespiti davası" açmakta hukuki yararı bulunduğunu iddia etmiş ise de dava konusu edilen markanın, şirket devir sözleşmesinden sonra el değiştirmiş olması, tek başına bu hususta yeterli değildir. Kaldı ki, devir sözleşmesinde markaya ilişkin düzenleme bulunmamaktadır.
... sayılı markanın tescil kaydının incelenmesinden, markanın ... adına, 43. Sınıfta (yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri) kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Davacının pastanecilik faaliyetleri kapsamındaki kullanımlarının da 43. sınıfa dahil olduğu göz önüne alındığında, davacının markasal kullanımının, davalının marka hakkına tecavüz oluşturabileceği değerlendirilmiştir. Kaldi ki, davalının davacıya ihtarname göndermesi de markanın kullanımına muvafakatinin bulunmadığını göstermektedir. Öte yandan, davacı tarafından şirket devir sözleşmesinden sonra, markasal kullanıma ilişkin icazete dayalı bir belge de dosya kapsamında sunulmamıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/429, K. 2024/198, 23 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama