KÜNYE
T.C. Ankara
- Mercii
- Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/784 Esas - 2024/807
- Esas no
- 2024/784 Esas
- Karar no
- 2024/772
- Hakim
- .....
- Katip
- .....
- Davacılar
- 1- .....
Karar Metni
1.519 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
2-..... 3- ... - ... 4- ..... 5-..... 6- ..... VEKİLLERİ : Av. ..... Av. ..... DAVALI : ..... VEKİLİ : Av. .....
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 27/12/2019
KARAR TARİHİ : 14/11/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 30/09/2015 günü yaklaşık saat 23.00 sıralarında ..... Caddesinde geçiş hakkı maktul, ailesi, yakınları ve akrabalarında olduğu bir esnada maktul ...'e ... plakalı araç normalin üzerinde oldukça hızlı geldiğini, fren yapmadığını, ...'e çarptığını, maktul ...
(Baba adı ..... -..., ana adı ...- ... ) hastaneye kaldırıldığını ve 01 Ekim 2015 tarihinde öldüğünü, çarpmadan önce ... plakalı araç sürücüsü frene basmadığını limitin üzerinde oldukça hızlı geldiğini, maktul ...'e çarpan araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu ve bilinçli taksirinin sözkonusu olduğu sabit olduğunu, Sigorta tanzim tarihi 03/04/2015 olup ... plakalı araç ...
A.Ş. tarafından ... müşteri numarası, ... acente numarası, ... poliçe numarası ile sigortası yaptırıldığını, dolayısıyla davalı ... A.Ş. poliçedeki azami limit miktarı ile sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla alacağın miktarı belirlendiğinde HMK md. 107 gereği arttırılmak üzere şimdilik 100 TL ( Yüz TL) maddi tazminatın/destekten yoksun kalma tazminatının, davalılardan ...
A.Ş. yönünden poliçedeki azami limitle sınırlı sorumlu olmak üzere ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınmasına ve davacı ...'e ödenmesine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla alacağın miktarı belirlendiğinde HMK md. 107 gereği arttırılmak üzere şimdilik 100 TL ( Yüz TL) maddi tazminatın/destekten yoksun kalma tazminatının, davalılardan ...
A.Ş. yönünden poliçedeki azami limitle sınırlı sorumlu olmak üzere ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınmasına ve davacı ... ( ... )'ya ödenmesine, Seksenbin TL ( 80.000 TL ) manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalı ... (... ) tan tahsili ile ...'e ödenmesine, Seksenbin TL ( 80.000 TL ) manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalı ... (... )'tan tahsili ile ... ( ... )' ya ödenmesine,
Kırkbin TL ( 40.000 TL ) manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalı ... (... )'tan tahsili ilel ..... ([TCKN] ) adına velayeten velisi ... ve ... (...)'ya ödenmesine, Kırkbin TL ( 40.000 TL ) manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalı ... (... )'tan tahsili ile ..... ( ... ) adına velayeten velisi ... ve ... (...)'ya ödenmesine, Kırkbin TL ( 40.000 TL ) manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalı ... ( ...)'tan
tahsili ile ... ( ... ) adına velayeten velisi ... ve ... (...)'ya ödenmesine, Kırkbin TL ( 40.000 TL ) manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalı ... ( ... )'tan tahsili ile .....L ( ...) adına velayeten velisi ... ve ... (...)'ya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların hukuka ve maddi gerçeklere aykırı davaları haksız olup davanın reddi gerektiğini, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesine göre yapılan kanun değişikliği ile,
zarar görene dava açmadan önce sigorta şirketine gerekli belgelerle birlikte yazılı başvuruda bulunma zorunluluğu getirildiğini, davacı tarafından davalıya usulüne uygun yapılan herhangi bir başvuru olmadığını, anılan nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacıların dava tarihi itibarı ile uğramış oldukları maddi zararlar belirli olduğundan, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, maddi zarar miktarının belirlenebilir olduğunu, belirsiz alacak davası açılmasının şartlarının oluşmadığını,
davanın Türk Ticaret Kanunu'nda "TTK" düzenlenen mutlak ticari dava niteliğini taşıdığı için davaya bakmakla görevli mahkeme asliye tciaret mahkemesi olduğundan davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, davanın şartı arabuluculuk yolu tüketilmediğinden davanın yine dava şartı yokluğu yönünden usulden reddi gerektiğini, 30.09.2015 tarihinde davalının sigortalısı, diğer davalı ...'ın sevk ve idaresinde olan ... plaka nolu araç seyir halinde iken yaya ...'e çarptığını ve söz konusu şahsın vefatı neticesinde davacıların huzurdaki haksız davayı davalı Sigorta Şirketine yönelttiğini,
müteveffanın vefat ettiği tarihte 6 yaşında olması sebebiyle anne ve babası için bir destek olma durumu söz konusu olmadığından öncelikle davanın reddi, eğer sayın mahkeme aksi kanaatte olup bir tazminata hükmedilcekse artık yapılmayacak yetiştirme giderlerinin hükmolunacak tazminattan indirilmesi gerektiğini, her ne kadar davacılar tarafından kendisinin desteğinden yoksun kalındığı iddia edilse de, müteveffanın yaşı dolayısıyla destek olma durumunun söz konusu olmadığını, bir an için sayın Mahkemece aksi yönde bir kanaat oluştuğu ve dosyanın tazminat hesaplanması için bilirkişilere gönderildiği düşünülse bile,
bu noktada tazminat hesabı yapılırken desteğin yaşı ve ailesine maddi olarak bir desteğinin bulunmaması hususlarının göz önünde bulundurulması gerekeceğini, bunun yanında çocuğun ölümü nedeni ile artık yapılması gerekmeyecek yetiştirme giderlerinin belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi gerekliliği de göz ardı edilmemesi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı olduğunu, meydana gelen kazada sigortalının kusuru bulunup bulunmadığının, varsa oranın net olarak tespit edilmesi için dosyanın .....’ne gönderilerek rapor alınmasını talep ettiğini,
alınacak raporda sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığının tespiti halinde, davacının tazminat talebinin de reddi gerektiğini, güncel uygulamalarda kardeşler lehine hükmolunan destekten yoksun kalma tazminatı son derece özel ve istisnai durumlarda söz konusu olduğundan, somut uyuşmazlıkta müteveffanın yaşı ve mevcut durumda bir desteği bulunmadığından kardeşler bakımından destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddi gerektiğini, dosya kapsamında davalı şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, söz konusu trafik kazasında davacılar yakını müteveffa ...
ASLİ kusurlu olduğunu, dosya kapsamında davalı şirket tarafından iletilen hasar dosyasında yer alan 01/10/2015 tarihli trafik kazası tespit tutanağı incelendiğinde, kazanın gerçekleşmesinde müteveffa ...'in asli kusurlu olduğunun görüleceğini, Trafik kazasının gece vakti gerçekleştiğini, söz konusu tutanakta ifade edildiği şekilde müteveffa çok yakınında butonlu trafik ışığı olan yaya geçidinden geçmek yerine bulunduğu noktadan aniden yola atlamayı tercih ederek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 68/1-b-2 bendini ihlal ettiğini, bu kapsamda müteveffanın asli kusurlu olduğunu,
bu nedenle söz konusu trafik kazası nedeniyle davalı şirketin sigortalısının kusuru bulunmadığından davalının bir sorumluluğu da söz konusu olmadığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Kapsamında destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri ile manevi tazminat talepleri teminat dışında kalan hallerden olduğunu, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek ile birlikte, huzurdaki davanın usulden reddi talebinin kabul edilmemesi ve esasa girilerek dosyanın tazminat miktarı hesabı için bilirkişilere gönderilmesi halinde,
bilirkişilerce tazminattan indirim halleri göz önüne alınması gerektiğini, zira diğer davalı araç sürücüsünün söz konusu kazada gece vakti, trafik ışıkları ve yaya geçidi olmayan bir noktadan yola atlayan müteveffanın bu hareketi karşısında çaresiz olduğu ve bir kusurunun bulunmadığı ortada olduğunu, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek ile birlikte, bir an için davalının sorumluluğuna gidilecekse dahi, herhangi bir temerrüt durumu söz konusu olmadığından davalının sorumluluğu dava tarihinden itibaren başlayıp uygulanacak olan faiz yasal faiz olduğunu, ayrıca, hiçbir şekilde davayı kabul manasına gelmemek kaydıyla,
sigortacı olan davalı şirketten ölüm tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmasının hatalı olduğunu ifade ettiğini, Sigortacı olan davalı şirketten ancak K.T.K 98. ve 99. maddeleri uyarınca, gerekli tüm belgelerle birlikte yapılan müracaattan 8 işgünü sonrasından itibaren, böyle bir müracaat bulunmadığı takdirde ise, ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, dava öncesi davalı şirkete herhangi bir müracaat bulunmadığından davayı kabul anlamına gelmemek üzere, davalı şirket yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini, arz edilen nedenlerle;
öncelikle huzurdaki davanın görevsizlik ve dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, Mahkemece tazminat hesaplaması yaptırılması halinde yukarıda yer alan indirim sebeplerinin gözetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya sigorta şirketi bakımından..... dosyasından görevsizlik verilmiş ve tefrik edilerek mahkemiz esasına kayıt edilmiştir.
Davacıların adli yardım talebi Irak devleti ile devletimiz arasında adli yardım işbirliği anlaşmasının bulunması sebebi ile kabul edilmişitir.
Dava, ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
7155 sayılı Yasanın 23. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinde dava şartı olarak arabuluculuk düzenlenmiş olup, arabuluculuk sürecine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. 18/A maddesinin 15. bendinde ''Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zaman aşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez'' hükmüne yer verilmiştir.
Yine 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Dava ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat davası olup, davanın 7155 sayılı kanun ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinin yürürlük tarihi olan 01.01.2019 tarihinden sonra açılmış olduğu, davacılar vekiline 08/11/2024 tarihli tensip zaptı ile arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini mahkememize sunması için 1 haftalık kesin süre verildiği,
davacılar vekili 14/11/2024 tarihli beyan dilekçesi ile 01/09/2023 tarihinden sonra açılan davalar için arabuluculuğun zorunlu olduğu bildirilerek arabuluculuk son tutanağını sunamayacağından bahisle tensip zaptı ara kararından rücu edilmesini talep ettiği,arabulucuk tutanağının da sunulmadığı görülmüştür.
Dosya görevsizlik ile gelmiş olsa bile Yargıtay İçtihatlarına göre dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa tabi davalarda arabuluculuğa başvurulması gerektiği anlaşılmakla, 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesi gereğince süre verilmesine gerek bulunmaksızın, davanın HMK. 114. ve 115. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hükmün tesisi yoluna gidilmiştir.
Katip ..... · e-imzalıdır Hakim ..... · e-imzalıdır
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/784, K. 2024/807, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama