KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/125 Esas - 2024/35
- Esas no
- 2023/125 Esas
- Karar no
- 2024/35
- Hakim
- ....
- Katip
- ....
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 1- ....
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 2- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü
- Dava tarihi
- 16/03/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 26/01/2024
Karar Metni
2.978 kelime·15 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 16/03/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle. Dava konusu markanın ayırt edici unsurunun “... ...” ibaresi olduğu, müvekkili firmaya ait dayanak markalarının da ayırt edici ve esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, karşılaştırmaya tabi davalı taraf markası ile müvekkili firma markasının hakim unsurunun ortak olduğu, içtihatlara göre de karıştırılma ihtimalinde ölçünün bu işin ilgilisi veya uzmanı değil tüketici olan halk olduğu,
dava konusu marka ile müvekkili firma adına 20 yıldır tescilli markanın ortalama tüketici kitlesinin büyük bir kısmının algısında karıştırılma riskine maruz kalacağı, ...’ın yerleşik içtihatları gereği de taraf markalarının karıştırılma ihtimali dahil iltibasa sebebiyet vereceği, davalı tarafa ait “... ...” ibareli marka bütünsel olarak değerlendirildiğinde müvekkili firmanın tescilli markası “...” ibareli markası ile görsel, sesçil ve kavramsal olarak benzer olduğu,
tek başına .... harf değişikliğinin davalı yan markasına ayırt edici bir nitelik katmayacağı, yerleşik içtihatlar ve öğreti gereğince, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olmaması için, markaların benzer olması halinde ürünlerin farklı olması yahut, ürünlerin benzer olması halinde markaların farklı olması gerektiği, buna göre markaların ve ürünlerin de benzer olduğu, itiraza mesnet müvekkili firma markaları ile ... sayılı marka başvurusunun aynı sınırları kapsamakta olduğu,
hal böyle iken taraf markalarının nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceği, ilgili husus davalı kurum tarafından da tespit edilmiş olmasına rağmen müvekkili firma adına tescilli markaların kapsadığı emtia ve hizmetler ile aynı/benzer emtialar bakımından itirazın reddi yönünde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, müvekkili firmanın 2011- 2012 yılından bu yana tescilli olarak kullanmakta olduğu “...” ibaresini sektörde meşhur ve maruf hale getirdiği, davaya konu markanın, müvekkili firma adına tescilli ve yukarıda belirtilen markanın varlığına rağmen tesciline karar verilmesinin mümkün olmadığı,
Kurum kararında aksi yönde kanaat bildirilmiş olsa da dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığı, müvekkili firmanın “...” hakim unsurlu markalarından haberdar olan davalı firmanın müvekkili firma tarafından kullanılan emtialar/hizmetler kapsamında tescil müracaatına konu ettiği, bu sebeple iltibasa konu olan marka başvurusunun aynı zamanda müvekkili firmanın tescilli olduğu emtialarda gerçekleştirmiş olmasının kötü niyetli olduğu, hususlarını beyan etmekte ve ... sayılı kararının aleyhe hususlar bakımından iptaline ve tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına,
... başvuru numaralı markanın yargılama sırasında tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ... numaralı marka bakımından yapılacak yargılama süresince ilgili markanın dava dışı 3. kişilere devrinin engellenmesi içerikli ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmektedir.
CEVAP
Davalı ... vekili 21/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle. Davaya konu "... ..." ibareli marka ile davacı tarafın iltibas tehlikesi bulunduğunu ileri sürdüğü "...", "....", "..." ibareli itiraz markaları karşılaştırıldığında, markalar arasında görsel, işitsel, anlamsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığı,
davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intibaının, davacıya ait markanın bıraktığı intiba ile aynı olmayacağı, söz konusu iki marka örneğinin, aynı firmanın markası/serisi gibi algılanabilecek nitelikte olmadığı gibi, markaların karıştırılma ihtimallerinin de bulunmadığı, davacı tarafın, "... ..." ibareli başvuru markasının bütününden tek başına ayırt edici niteliği düşük olan “...” kısmını alarak itiraz markaları ile karıştırma ihtimalinden bahisle, benzerlik iddiasında bulunduğu,
bu durumun bütünsel yaklaşıma, dolayısıyla marka hukuku ilkelerine aykırı olduğu, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, diğer farklı unsurları görmeksizin parçalara bölerek inceleme yapılmasının mümkün olmadığı, dava konusu başvuru markasını görenlerin hiçbir zaman markayı davacının itiraz markaları olarak algılamayacağı, bu sebeplerle, ...’nın iş bu kararı usule ve yasaya uygun olduğu, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
Davalı ... ŞİRKETİ vekili 18/04/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Davacı şirketin ağırlıklı olarak yer karosu/seramiği üretimi ile tanınan bir şirket olduğu, dolayısı ile porselen mutfak eşyası üretimi yapan müvekkili şirket adına tescil edilen davaya konu marka ile yer karosu ve ... üretimi yapan davacı şirket adına tescilli "..." markası ile karıştırılmasının mümkün olmadığı, dava dilekçesine dayanak diğer iki markadan birinin çikolata ürününe ilişkin olduğu ve porselen markaları ile karıştırılmaya elverişli markalar olmadığı gibi, bilinirliği olan markalar da olmadığı,
birden fazla unsurdan oluşan markalar karşılaştırılırken sadece bir öğe dikkate alınarak değerlendirme yapılamayacağı, markalar arasındaki karşılaştırma, ihtilaf konusu markaların her birinin bütün olarak incelenmesi sureti ile yapılması gerektiği, markanın bütün olarak bıraktığı izlenim itibari ile diğerlerinden ayırt edici nitelikte olması gerektiği, markanın içerisinde yer alan unsurlardan sadece birisine bakılarak ve diğer unsurlar ihmal edilerek ayırt ediciliğin varlığına veya yokluğuna hükmedilemeyeceği, bu sebeplerle, davaya konu edilen ...'nca yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda,
davacının itirazlarının reddine dair verilen kararın yerinde olduğu, dava dilekçesinde dayanak yapılan davacıya ait markalar ile müvekkili şirkete ait markanın görsel olarak da hiçbir ilgisinin bulunmadığı, davaya dayanak yapılan markaların bütün olarak görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde benzer olmadığı, bu durumun ilk bakışta bile tespit edilebilecek mahiyette olduğu, "..." ibaresinin bir il adı olduğu, maruf ve coğrafi yer adları, belirli meslek, sanat veya ticaretle iştigal eden herkesin kulanımına açık ibarelerden olduğu, kimsenin tekeline bırakılamayacağı gibi, davacı tarafın da tekelinde olmadığı,
şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımanın, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağı, "..." sözcüğünün bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde, bu sözcük artık bir kişinin tekelinde kalacağı ve bu şekilde bir kamu adı başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı, ... ibaresinin bazı eklerle birlikte ve birbirinden farklılaştırılarak tescili mümkün olduğu,
porselen tabak görseli ile birlikte "... ..." olarak tescil edilen müvekkili şirket markasının da davaya dayanak yapılan markalardan farklılaştırıldığı, ortalama tüketicinin müvekkili şirket adına tescil edilen markayı görünce davacı tarafın tescilli markaları ile bağlantı kurup ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında iltibas riskinin bulunmadığı, konu ile ilgili tüm emsal içtihatların da aynı doğrultuda olduğu, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şirketin 08.11.2021 tarihinde "...+... ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.01.2022 tarih ve 389 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 25.03.2022 tarihinde 2012/85300, ..., ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 ve m.6/4 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 28.06.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından 08.11.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu,
yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 03.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 08.03.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacıya ait ... sayılı marka geçersiz durumda olduğundan, aşağıda yapılacak incelemede, değerlendirme dışında bırakılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davaya konu marka başvurusu kapsamında;
21. Sınıfta yer alan malların bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.3’te yer alan davacı markalarının tescili kapsamındaki 21. Sınıfta yer alan mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu,
35. Sınıfta ilk 4 alt grupta yer alan hizmetlerin bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.3’te yer alan davacı markalarının tescili kapsamındaki 35. Sınıfta yer alan hizmetler ile AYNI/AYNI TÜR olduğu tespit edilmiştir.
35. Sınıfta son alt grupta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 08, 16, 19 ve 21. Sınıfta yer alan malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) hizmetleri ile davacı şirkete ait ... sayılı markanın tescil kapsamında yer alan hizmetler ile AYNI/AYNI TÜR olduğu tespit edilmiştir.
35. Sınıfta son alt grupta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 11, 19 ve 21. Sınıfta yer alan malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) hizmetleri ile davacı şirkete ait markaların tescil kapsamında 11, 19 ve 21. sınıfta yer alan mallar İLİŞKİLİ MAL ve HİZMETLERDİR. Şöyle ki, bu malların ve hizmetlerin niteliği, amacı ve yöntemi aynı olmamasına rağmen, birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olduklarından1, hizmetlerin sunulduğu yer genellikle malların satışa sunulduğu yerle aynı olduğundan ve hedeflenen halk kesimi aynı olduğundan benzerlik söz konusudur.
Dava konusu marka; beyaz ve gri renkte zemin üzerinde lacivert renkte harflerle kendine has yazı türü ile yazılmış “...” ve altın renginde harflerle daha küçük puntolarla yazılmış Türkçe’de “porselen” anlamına gelen İngilizce “...” ibarelerinden oluşmaktadır. Buna ek olarak ... ibaresinde yer alan “i” harfinin üst köşesinde lacivert renkte tabak figürü de bulunmaktadır. Marka son olarak Türkçe “tescilli” anlamına gelen ve Amerika Birleşik Devletleri’nde markanın tescilli olduğunu ifade etmekle birlikte farklı ülkelerde de zorunluluk olmaksızın kullanımına rastlanabilen “...” “....” sembolünü de içermektedir.
Davacı tarafın gerekçe markalarından "..." şeklindeki markanın beyaz zemin üzerine siyah renkte harflerle yazılan “...” ibarelerini haiz olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içeriğinden anlaşılabileceği üzere, davacı şirketin ... nezdinde tescilli markalarının birçoğunda yer almakta olan “...” ibaresini, özellikle 21. Sınıfta yer alan mallardan biri olan ve sektörel bir ibare olan “...” ibaresini ve son olarak Türkiye’de bir il olan “...” ibaresini içerdiği görülmektedir.
Davacı tarafın gerekçe olarak sunmuş olduğu “...” ibareli markanın beyaz zemin üzerine kendine has yazı stiline sahip koyu gri renkte harflerle yazılan “...” ibarelerini haiz olduğu, diğer gerekçe markada olduğu gibi “...” ve “...” ibarelerinden ve Türkçe’de tam bir karşılığı olmayan İngilizce’de tanımlılık eki olarak kullanılan “THE” ibaresinden meydana geldiği görülmektedir.
Davacı şirketin “...” ibaresini haiz birçok markanın sahibi olduğu, bu ibarenin aynı zamanda ... ŞİRKETİ şeklindeki ticaret ünvanının da kılavuz unsuru olduğu, bu bağlamda “...” ibaresinin ürün ve hizmetin davacı şirkete aidiyetini, kalitesini ve standardını vurgulayan çatı marka olarak kabul edilebileceği düşünülebilir.
Dava konusu marka ile davacıya ait mesnet markalar arasında müşterek olarak bulunan unsur "..." sözcüğüdür. ..., bilindiği üzere, ülkemizin en yoğun nüfuslu ve en maruf şehri olup, geçmişi oldukça eskilere dayanan, tarihi, kültürel ve sosyal bağları oldukça güçlü, kozmopolit ve kadim bir şehir adıdır.
... sayılı kararında, "... ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımak, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracaktır.
Örnek verilmek gerekirse ...,.... veya dava konusu olayda olduğu gibi ...'un maruf bir ilçesinin adı olan sadece "..." sözcüğünün bir kişi adına marka olarak tescil edilmesi halinde, bu sözcük artık bir kişinin tekelinde kalacak ve bu şekilde bir kamu adı başkaları tarafından markalarında kullanılamayacaktır. Zira, yerleşen uygulamaya göre, bu isim, markanın "kök" sözcüğü olacak ve iltibas iddiası ile diğer marka başvurularının önlenmesine neden teşkil edecektir.
556 sayılı KHK'nın genel amacı dikkate alındığında böyle bir imtiyazın kimseye tanınmaması gerekir.
Bu şekildeki şehir, ilçe veya maruf yerleşim yerlerinin isimlerini teşkil eden sözcükler hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise, onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin anılan yasal düzenlemenin amacına daha uygun olduğu görüşünün benimsenmesi de bu şekilde böyle bir markayı kullanmak isteyenlerin menfaat dengelerinin korunması bakımından da uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu ilkeye göre, örneğin "..." ve "...." adları coğrafi işaretlerle karışmaya meydan vermeyecek şekilde, "...." gibi kullanılacağı mamul veya hizmetin nevi ile birlikte ancak işaret olarak kullanılabilecek ve bunun sonucu marka olarak tescili mümkün olabilecektir." denilmiştir. O halde coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla, yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğunun kabulü gerekir.
Nitekim .... sayılı ilamında da, aynı ilkeler tekrar edilmiş ve kötü niyetli yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesinin mümkün olduğu kabul edilmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar markalar arasında müşterek olarak "..." ibaresi bulunsa da, söz konusu maruf şehir adının davacıya tekel olarak verilemeyeceği, karşılaştırılan markaların yazım stili, içerdikleri renk ve ... unsurları ile ek sözcük unsurlarının birbirlerinden farklı olduğu, buna göre, umumi intiba olarak, dava konusu marka ile davacıya ait mesnet markalar arasında ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.
Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.
Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip .... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/125, K. 2024/35, 19 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama