KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2023
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/162 Esas - 2023/513
- Esas no
- 2023/162 Esas
- Karar no
- 2023/513
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
Karar Metni
4.758 kelime·24 dk okuma·10 bölüm
... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2-... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının Kısmen İptali - Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 31/03/2023
KARAR TARİHİ : 24/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının Kısmen İptali - Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 31/03/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Davalı şirket adına tescili istenen ... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazın ... reddedildiğini, kararın yeniden incelenmesi için yapılan başvurunun da ... tarafından reddedildiğini, kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin 1961 yılından bugüne özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler vs. ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin “...” ibaresini ilk olarak 1990 yılında tescil ettirdiğini,
müvekkili şirkete ait “...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva eden birçok marka bulunduğunu, müvekkili şirkete ait “...” ibaresini içerir nitelikte endüstriyel tasarımları da bulunduğunu, müvekkilinin “...” esas unsurlu markasının ... nezdinde ... numara ile tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu, dava konusu marka ile müvekkili şirket markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını, dava konusu markanın “...” ibaresi ile birlikte ayırt ediciliği düşük “...” ibarelerinden oluştuğunu, davalı markasının baskın unsuru olan “...” ibaresinin müvekkili markasını doğrudan içerdiğini,
dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin marka başvurusuna hiçbir ayırt edicilik kazandırmadığını, dava konusu marka başvurusunun kapsadığı mal/hizmetlerin müvekkili markalarının kapsadığı mal/hizmetler ile bire bir aynı/benzer ve doğrudan bağlantılı olduğunu, markalar arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, markaların kullanıldığı ürünlerin gıda sektörüne ait ve günlük kullanıma yönelik hemen her marketten kolaylıkla elde edilebilen ve çabuk tüketilebilen ürünler olduğunu, ürünlerin alımında tüketicilerin göstereceği dikkat derecesi ile harcayacağı zamanın normalden daha az olduğunu,
tüketici grubunun önemli bir kısmını ayırt etme ve dikkat kabiliyeti ortalama bir erişkine nazaran daha az olan çocukların oluşturduğunu, müvekkili şirketin “...” ibareli markalarının tanınmış marka olduğunu, “...” ibaresini taşıyan ilk ürünün “...
Bisküvi” olduğunu, bu ürünün üretimine 1990 yılında başlandığını, “...” ibaresinin hangi ticari işletmeyi çağrıştırdığına ilişkin yapılan kamuoyu araştırmalarında tüketicilerin 2/3’ünün markanın müvekkili şirkete ait olduğunu ifade ettiklerini, müvekkilinin büyük çabaları sonucu markanın tanınır hale geldiğini ve tüketici nezdinde müvekkili şirket ile anıldığını, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının 35. Sınıf içerisinde yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetler” hizmet sınıfının altında mevcut.
5. Sınıftaki “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” malları ile 29, 30 ve 32. Sınıfın tamamı yönünden iptaline ve davalı şirkete ait ... başvuru numarası ile kayıtlı “... ...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde 35. Sınıf içerisinde yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetler” hizmet sınıfının altında mevcut.
5. Sınıftaki “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” malları ile 29, 30 ve 32. sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 07/04/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Dava konusu markanın bütün itibarıyla bıraktığı izlenim açısından davacı markaları ile benzerlik teşkil etmediğini, davalı markasının tüketici üzerinde bıraktığı genel etkinin davacı markalarını çağrıştırmasının mümkün olmadığını, dava konusu markanın bir bütün olarak “...” şeklinde algılandığını, taraf markaları arasında görsel, işitsel veya anlamsal benzerlik ilişkisi bulunmadığını, “...” ibaresinin farklı sektörlerde birçok firma tarafından kullanılan ve ayırt edici karakteri zayıf bir ibare olduğunu, somut olayda SMK 6/4 şartlarının uygulanabilirliğine ilişkin bir delil sunulamadığını,
dava konusu olayda tanınmış markadan kaynaklı bir tescil engeli bulunmadığını, davacının itiraz aşamasında ileri sürmediği itirazlarının ... kararının iptali davası bakımından değerlendirmede dikkate alınamayacağını, davacının kötü niyete dayalı itirazlarının kanuni şartlarının somut olayda gerçekleşmediğini, Kurum tarafından yapılan iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... MAK. TUR. İNŞ. TAAH. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. yetkilisi 02/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Davacının “...” ibaresini taşıyan tüm ürünlerin kendileri ile irtibat veya iltisak izlenimi verdiği iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından tercih edilen “...” ibaresinin davacı markaları ile bir alakası bulunmadığını, “...” ibaresinin davacının tekelinde olmadığını, davalı şirketin ... sattığını, gıda sektöründe hizmet veren davacı ürünleri ile davalı şirket ürünlerinin karıştırılmayacağını, taraf markalarında kullanılan yazı tipi ve renginin farklı olduğunu, davacı markalarında müşteri kitlesinin dikkatini çeken ibarenin “...” ibaresi olduğunu, taraf şirketlerin benzer müşteri kitlesine hitap etmediklerini,
davalı şirketin hedef müşteri kitlesinin ortalamanın üstü düzeyde olduğunu, davacının davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, davacının 35. Sınıfta yalnızca “...” ibaresi kullanılarak tescil edilmiş herhangi bir markası bulunmadığını, “...” ibaresinin dava konusu sınıflar bakımından tasviri nitelikte olduğunu, davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığını, davacının kötü niyete dayalı iddiasını ispatlayan herhangi bir delil sunamadığını, yaklaşık 20 yıldır ticaret unvanında “...” ibaresini kullanan davalı şirketin ibareyi marka olarak tescil ettirmek istemesinin oldukça olağan olduğunu beyanla;
davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının Kısmen İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın. Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler.
Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel y ağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.
Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları.
Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar.
Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.
Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetleri bakımından hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında yukarıda belirtilen hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı,
tescili halinde dava konusu markanın yukarıda belirtilen hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şirketin 05.04.2022 tarihinde "... ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.04.2022 tarih ve 394 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 07.06.2022 tarihinde ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/4 ve m.6/5 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 24.11.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği,
bu kararın davacı marka vekiline 02.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka 26.09.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacının, dava dosyasında gerekçe olarak gösterdiği, ... sayılı marka, mahkeme kararı ile iptal edilmiş, ... sayılı markaların koruma süresi bitmiş, ... sayılı marka ise tescil edilmemiş olup, aşağıda yapılacak incelemede değerlendirme dışında bırakılmışlardır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davacı taraf, dava konusu marka başvurusunda yer alan (05. Sınıf: Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanma uygun diyetetik maddeler; insanlar ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. emtiaları ile 29, 30, 32. sınıf emtiaların satışına yönelik) 35/05 alt sınıfı bakımından, ... kararının iptalini ve dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
Davacıya ait markalar, 35/05 alt sınıfı bakımından tescilli olmamakla birlikte, 05, 29, 30, 32. sınıfta yer alan emtialarda tescillidir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan ve iş bu davaya konu edilen (05, 29, 30, 32 sınıf emtiaların satışına yönelik) 35/05. sınıf hizmetler ile davacıya ait markalar kapsamında yer alan 05, 29, 30, 32. sınıf emtialar benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir.
Dolayısıyla, ... sayılı markalar hariç, davacıya ait diğer tüm markalar ile dava konusu marka arasında, gerek ... kararının iptali davası, gerekse hükümsüzlük davası bakımından benzerlik bulunmaktadır. Davacıya ait ... sayılı “...” ibareli markalar ise 41. sınıfta tescilli olup, bu markalar yönünden, karşılaştırılan markalar arasında ayniyet/benzerlik bulunmamaktadır.
Dava konusu marka başvurusu, sadece ... unsurundan oluşan, kapsamında herhangi bir şekil unsuru içermeyen bir ... markasıdır. “...” ibaresi ile bu ibarenin sağ alt köşesinde çok küçük punto ile yazılmış “...” ibarelerinden oluşan dava konusu markada ön planda olan unsur “...” ibaresidir. “...” ibaresini oluşturan kelimeler birleşik yazılmışsa da, “...” ibaresinin kırmızı renk, “...” ibaresinin siyah renk ile yazılması sebebiyle, kelimeler ayrı ayrı anlamlarını korumaya devam etmiştir. “...” ibaresinin birleşik yazılması ile ortaya yeni bir anlam çıkmamıştır. “...” ibaresi,
... çevrimiçi sözlüğünde “Bir işletmeyi veya hizmeti yönetmek üzere düzenleme faaliyetlerinin yapıldığı alan, iş yeri, daire, büro” olarak tanımlanmıştır. “...” ibaresi ise “Biçim, şekil. Bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu. İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge.” anlamlarını haizdir. “...” yazıldığı gibi okunmaktadır.
Gerek “...” ibaresi gerekse “...” ibaresi, anlamlı kelimeler olmakla birlikte, dava konusu emtialar bakımından tanımlayıcı ibareler değildir. Bu nedenle, dava konusu markanın esas unsurlarının, “...” ve “...” ibareleri olduğu tespit edilmiştir.
Davacıya ait markaları incelediğimizde ise, davacı markalarının çoğunluğunun “...” ibaresi ile “...” ibaresini içerdiği, markaların bir kısmının ürün ambalajını da içerir görsellerden oluştuğu görülmektedir. “...” ibaresini içeren markalarda, “...” ibaresi üst satırda, “..." ibaresi ise alt satırda konumlandırılmış ve “...” ibaresi, “...” ibaresine nazaran daha küçük punto ile yazılmıştır.
Davacı markaları arasında, düz yazı ile yazılmış, herhangi bir şekil unsuru içermeyen “...”, “...+”, “...”, “... ...”, “..., “... ” markalarının da bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı adına kayıtlı markalar, “...+...” şeklinde oluşturulmuş olup, “...” kelimesinin sonuna ... eklenerek yeni marka başvuruları yapılmıştır. Davacı markalarının ortak unsuru olan “...” ibaresi, ... nezdinde “Biçim, şekil. Bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu.
İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge.” anlamlarını haizdir. “...” ibaresi, dava konusu edilen 05, 29, 30, 32 sınıf emtianın perakendeciliği hizmetleri bakımından, doğrudan tanımlayıcı değildir. “...” ibaresi, gıda sektöründe “diyet” grubu ürünleri akla getirmekle birlikte, jenerik olarak kullanılan bir ibare değildir. Dolayısıyla, mahkememizce tanımlayıcı olarak kabul edilmemiştir.
Esasen davacı tarafın dosyaya sunduğu mahkeme kararlarında da, “...” ibaresinin tanımlayıcı olarak kabul edilmediği, ayırt edici vasfının bulunduğu yönünde hüküm verildiği tespit edilmiştir.
Buna karşın, “..." ibaresi anlamı herkes tarafından bilinen bir ... olması, gündelik hayatta sıklıkla kullanılan bir ibare olması sebebiyle, ayırt ediciliğinin, orijinal bir ibare gibi yüksek olarak değerlendirilemeyeceği, standart düzeyde bir ayırt ediciliğinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
“...” markasının, davacı adına ... sayı ile kayıtlı tanınmış marka olduğu tespit edilmiştir. Davacının hem ticaret ünvanının hem de çok sayıda (yaklaşık 1000 adet) önceki tarihli markalarının “...” ibaresini barındırdığı gözetildiğinde, “...” ibaresinin çatı markası niteliği taşıdığı, davacı markalarında yer alan “...” ve diğer ... unsurlarının esas ve baskın unsur olduğu, tüketicilerce marka olarak algılanacak kısmın “...” ve “...” ile birlikte bulunan diğer ... unsurları olduğu değerlendirilmektedir.
Taraf markaları arasındaki uyuşmazlık “...” ibaresini ortak olarak içermelerinden kaynaklanmaktadır. Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların, ortak olarak “...” ibaresini esas unsur olarak içermelerinden kaynaklı olarak, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Sonuç olarak; dava konusu marka bir bütün olarak “...” ibaresinden oluşmakla birlikte, dava konusu markanın esas unsurlarının ayrı ayrı “...” ve “...” ibareleri iken, davacıya ait markaların “...” esas unsurundan oluşması, taraf markaları arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik oluşturmamakla birlikte, “...” ibaresini ortak olarak içermeleri karşısında taraflara ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu değerlendirilmiştir.
Dava konusu markada “...” ve “...” ibareleri birleşik yazılmışsa da, kelimelerin yazımında farklı renkler kullanılması, kelimelerin ayrı ayrı esas unsur olarak algılanmasına yol açmıştır.
Taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olması, dava konusu marka kapsamında yer alan ve iş bu davanın konusunu oluşturan hizmetler ile davacı markaları kapsamında yer alan malların benzer olması, dava konusu emtialar arasında genel olarak kısa zaman aralığında karar verilerek satın alınan ve nispeten ucuz olarak nitelendirilen yiyecek ve içecek grubuna dahil emtiaların yer alması, taraf markalarında ortak olarak bulunan “...” kelimesinin orijinal bir ibare olmamakla birlikte, dava konusu hizmetler ile doğrudan ilişkilendirilebilecek bir ibare olmaması,
dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük ibarelerden olması, “...” ve “...” ibarelerinin birlikte yazılmasına karşın ortaya yeni bir kavramsal algı çıkmaması ve “...” ibaresinin davaya konu markanın esaslı unsurlardan biri olması ve bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacı markalarının imajından uzaklaşmaması, ortalama tüketicinin taraf markalarını benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması,
taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların karıştırılması ihtimaline dayalı nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/4 hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (...) Bir markanın ...
Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın Türkiye'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; ...
Dairesi'nin 13.02.2019 tarih ... sayılı kararında belirtildiği üzere, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. (Aynı yönde ...)
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır.
Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle,
yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez.
Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir.
Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır.
Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacının dava aşamasında dosyaya tanınmışlık iddiasını ispatlamaya yönelik 1 adet flash bellek içinde aşağıdaki belgeleri sunduğu tespit edilmiştir:
• ... tanınmış marka kararı,
• Davacıya ait “...” markalarının yer aldığı ürün ambalaj örnekleri,
• Davacıya ait “...” ibaresini içerir marka tescil belgesi,
• Davacı şirketin hak sahibi olduğu “...” markalarının ... nezdinde yapılmış olan marka başvuruları ve tescillerini gösterir liste,
• Davacıya ait “...’ markalarına ilişkin gıda üretim sertifikaları,
• 1993-2016 aralığına ait satış faturası örnekleri,
• 2000-2016 aralığına ait reklam faturaları,
• 1991-2005 aralığına ait “...” markalarını taşıyan ürünlerin çeşitli ülkelere satışını belgeleyen gümrük çıkış beyannameleri,
• ‘...’ markalı ürünlere ilişkin basında yer alan haberler,
• “...” markalarının reklamlarının yer aldığı dergi görselleri,
• Reklam videoları,
• ... A.Ş. firması tarafından yapılan araştırma raporu,
• ... A.Ş. firması tarafından yapılan araştırma raporu,
• Benzer markalara açılan davalar neticesinde verilen mahkeme kararları.
Somut olayda; davacının “...” markasının sektöründe yoğun tanıtım faaliyetleri ile istikrarlı bir şekilde uzun yıllardır kullanıldığı ve tanıtıldığı, davacı firma ile özdeş hale geldiği ve “bisküvi ve kraker” emtiası bakımından belirli bir tanınmışlığa ulaştığı, bu tanınmışlığın davacının sunmuş olduğu emsal mahkeme kararlarında teyit edildiği sabittir.
Ayrıca ... nezdinde 17.12.2020 tarihinde yapılan başvuru ile davacıya ait “...” ibareli marka ... sayı ile tanınmış marka kabul edilmiştir.
Davacının tanınmış marka başvurusu ile dava konusu marka başvurusu yakın tarihli olup, iş bu tanınmışlık kararı ve mahkememizce oluşturulan içinde sektörden kimsenin de bulunduğu bilirkişi heyetinin bilgi ve tecrübesi gözetildiğinde, “...” markasının “bisküvi ve kraker” emtiası bakımından belirli bir tanınmışlığa ulaştığı değerlendirilmiştir.
Davacının tanınmış marka olarak özgülendiği “bisküvi ve kraker” emtiasının, davalıya ait marka kapsamında yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmeti ile yakından ilişkili olduğu,
davalı başvuru sahibinin dava konusu marka ile “bisküvi ve kraker” emtiası satabileceği bir dükkan açması halinde, ilişkilendirme ve imaj transferi yoluyla haksız bir yararın sağlanabileceği, davacı markasının itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.
Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.
Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E-imza Hakim ... · E-imza
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/162, K. 2023/513, 24 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama