KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Ocak 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/240 Esas - 2024/5
- Esas no
- 2023/240 Esas
- Karar no
- 2024/5
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 1-...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 06/04/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 15/01/2024
Karar Metni
2.569 kelime·13 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili .... Esas sayısına kaydedilen 06/04/2023 tarihli dava dilekçesinde ve 14/06/2023 tarihli replik dilekçesinde özetle.
Davacının 2005 tarihinde .... ’de açtığı “... ...” isimli ilk marketi ile müşterilerine hizmet vermeye başladığını, o tarihten beri yoğun pazarlama faaliyetleri ve kullanım neticesinde “...” markasını market zincirleri sektöründe bilinir hale getirdiğini, davacının marketleri bünyesinde 20.000 çeşit farklı ürün satılıyor olduğunu, davacının ürünlerinin e-ticaret platformları üzerinden de müşterilere sunulduğunu, “...” esas unsurlu markaların davacı adına davalı ... nezdinde tescilli olduğunu,
dava konusu edilen “...” markasının tesciline davacının bu tescilli markalarına dayalı olarak dosyaladığı itirazların ... tarafından kısmen dahi olsa nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, bu markalarda birebir aynı “...” ibaresinin esas unsur olarak kullanılmış olduğunu, ayrıca dava konusu edilen markanın tescili kapsamına alınmak istenilen 35. sınıftaki hizmetler yönünden davacının markalarının tescilli ve korunuyor olduğunu,
dava konusu edilen markanın bu hizmetler yönünden tescili halinde taraf markalarının tüketiciler nezdinde karışıklık yaratacağını ve bu durumun davalı firma lehine haksız avantaj sağlayacağını, ayrıca davacının markalarının itibarına zarar vereceğini ve markaların ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, her ne kadar dava konusu edilen ...kararında davacının markalarının kullanıldığının ispat edilemediği vurgulanmış ise de, davacının ... işlem dosyasına markalarının market sektöründe yoğun ve ciddi biçimde kullanıldığına ilişkin yeterli delil sunmuş olduğunu,
davalı firmanın müşterilerinin birçok kez davacı yetkililerini arayarak siparişlerinden kaynaklanan işlemleri davacıya ilettiklerini, yani taraf markalarının halihazırda fiilen zaten karıştırılmakta olduğunu, yani davalı firmanın internet üzerinden yapmış olduğu işlemlerin tüketiciler nezdinde davacı ile bağlantılı olarak algılandığını ileri sürerek, ... ...’nın dava konusu edilen 09.02.2023 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve davalı adına tescili talep edilen ... sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... ... ... Şirketi vekili 05/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Davalının 3 yıldır “... ...” adı altında ticaret yapmakta olduğunu, davacının iddialarının aksine davalının bir kere dahi davacı firma ile karıştırıldığına dair bir geri bildirim almadığını, davacının piyasada “...” markasıyla değil “... ... ...” şeklinde anıldığını, ayrıca davacının işletmelerinde gıda ve market ürünlerinin satıldığını, davalı firmanın ise teknolojik aletler satmakta olduğunu, dolayısıyla taraf markalarının hitap ettiği tüketici kesiminin çok farklı olduğunu, bu durumda taraf markalarının karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceğini,
ayrıca davalının ülke genelinde satış yapmakta iken davacının sadece ...’un belirli semtlerinde bilinen yerel bir mağaza olduğunu, davalının halihazırda .... gibi e-ticaret platformlarında "... ... " adı altında elektronik ürünler satmakta olduğunu, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili 09/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen ... sayılı ...kararının davalı firmanın itirazı üzerine verilmiş olduğunu, bu durumda davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki bir yararının bulunmadığını, açılan davada söz konusu karar numarasını değiştirmenin dava konusunu tümden değiştirmek anlamına geleceğini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu edilen markanın kapsamında davacının markalarının tescilli olduğu hizmetlerin zaten çıkartılmış olduğunu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/1 hükmünün uygulanma şartlarının mevcut olmadığını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
UYUŞMAZLIK
.... Esas sayılı dava dosyasından ...kararının iptali istemli talep tefrik edilerek, mahkemenin .... Esas sayılı dosyasına kaydedilmiş, 06/04/2023 tarih .... sayılı karar ile ...kararının iptali istemli dava bakımından yetkisizlik nedeniyle usulden ret kararı verilmiştir.
Yetkisizlik nedeniyle usulden ret kararı kesinleştikten sonra davacı vekilinin talebi üzerine söz konusu dava dosyası mahkememize tevzi edilmiş ve yukarıda yazılı esasa kaydedilmiştir.
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ...Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ...kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "... ... san. ve tic. a.ş" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirket tarafından ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şirketin 19.03.2021 tarihinde "... ... san. ve tic. a.ş" ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 17.05.2021 tarih ve 372 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 16.07.2021 tarihinde .... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 hükmü kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 01.10.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, dilekçesinde .... sayılı markalara ilişkin olarak kullanmama def'... ileri sürüldüğü,
davacı yanın 18.11.2021 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca kısmen kabulüne karar verildiği, marka tescil başvurusundan bir kısım hizmetlerin çıkarılmasına karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 04.04.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 14.04.2022 tarihli karara itiraz dilekçesi sunduğu, davacı yanın 12.05.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, davalı şirketin 13.05.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ...kararı ile itirazın reddine karar verdiği,
bu kararın davacı marka vekiline 10.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 28.09.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacının itirazlarına mesnet aldığı .... sayılı markaları hükümden düşmüş/tescile bağlanmamış olduğundan, davacının bu markaları aşağıda yapılacak değerlendirmelere dahil edilmemiştir. Ayrıca, davacının .... sayılı "...." ve ... sayılı "...." markaları, somut uyuşmazlığa konu olan “...” ibaresini ihtiva etmediklerinden, davacının bu markaları da aşağıda yapılacak değerlendirmelere dahil edilmemiştir.
Marka işlem dosyasında davalı şirket tarafından kullanmama def'... ileri sürüldüğünden ilk olarak bu husus ön sorun olarak incelenmiştir.
SMK m.19/2 hükmüne göre, davacının itirazlarına mesnet aldığı markaların davalının dava konusu edilen markasının başvuru tarihinde en az 5 yıl süreyle tescilli olmaları gerekir. Davacının itirazlarına mesnet aldığı ve kullanmama def’ine muhatap olan markalarının tescil tarihlerine bakıldığında, davacının kullanmama def’ine muhatap bu markalarının tescil tarihlerinin, dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 19.03.2021 tarihinden geriye dönük beş yıl hesaplandığında ulaşılan 19.03.2016 tarihinden önce olduğu tespit edildiğinden, davalının, davacının .... ve ... sayılı markalarına yönelik kullanım ispatı talebinin süre açısından dinlenebilir olduğu değerlendirilmiştir.
Davacının kullanım ispatına ilişkin olarak marka işlem dosyasına;
2015-2021 yıllarında yayınladığı, "...." şeklinde markasal kullanımları ve tarih bilgilerini ihtiva eden indirim bültenlerinin görsellerini,
Google’da davacının sanal market faaliyetleriyle ilgili yapılan tüketici yorumlarını ihtiva eden, "...." ibareli markasal kullanımı içeren ekran görüntülerini,
Davacının .... sosyal medya hesaplarına ilişkin, tarih bilgilerini ve "....", "...", "... ..." görselli markasal kullanımları da içeren paylaşımların görüntülerini,
Davacının faaliyet belgesinin ve vergi levhasının örneklerini,
Davacıya ait "..." şeklinde markasal kullanımları ihtiva eden tabela, mağaza ve araba giydirme görüntülerini sunmuş olduğu, müşahede edilmiştir.
Davacının marka işlem dosyasına kullanıma dair sunduğu belgeler incelendiğinde; davacının "..." ve "... ... " görselli işaretleri, marketçilik/perakende satış hizmetlerinde, dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önceki son beş yıl içinde, ciddi bir biçimde kullandığına ilişkin yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delilin marka işlem dosyasına kazandırılmış olduğu düşünüldüğünden, davacının bu işaretleri ihtiva eden ..... sayılı markalarına dayalı olarak, 35. sınıfa giren genel mağazacılık/satış hizmetleri yönünden, SMK m.6/1 hükmü kapsamında bir koruma talep edebileceği, ..... sayılı markalarına dayalı olarak ise, SMK m.19/2 hükmü uyarınca SMK m.6/1 hükmü bağlamında itirazda bulunamayacağı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu markanın esas unsuru "..." ibaresi olup, markada söz konusu ibare ön plana çıkarılmıştır. "... san. ve tic. a.ş" ibaresi gerek oldukça küçük yazı puntosu ile yazılmış olması, gerekse kimsenin tekeline verilemeyecek ayırt ediciliği bulunmayan sözcüklerden oluşmuş olması nedeniyle arka planda kalmaktadır.
Davacıya ait itiraza mesnet markalar incelendiğinde; davacının "...." görselli markaları, renk, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma markalardır.
İşaretlerin genel görünümleri ve tümüne hâkim olan görünüşleri içerisinde, şekil unsurlarının orijinal birer kompozisyonu haiz biçimde bir araya getirilmesi ve işaretlerde bu kompozisyonların geniş yer kaplıyor olması nedeniyle, uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresinin bu işaretlerde sadece bir ayrıntı hüviyetinde, geri planda kaldığı ve markaların esas unsuru olamayacağı düşünülmektedir.
Davacının “...” harfinden müteşekkil markalarında ise bu harfin tek unsur olarak kullanıldığı ve somut uyuşmazlığa konu “...” ibaresinin bu markalarda geçmediği hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. yoktur. Dolayısıyla; davacının bir tek "..." görselli markasında “...” ibaresinin işaretin baskın unsuru hüviyetinde kullanıldığı düşünülmekte olup, dava konusu marka ile davacıya ait ... sayılı "..." ibareli marka görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerdir.
Davacıya ait sair markalar ile dava konusu marka arasında ise bu şekilde bir benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davacının markasal kullanımının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispat edilebilmiş olan, ... sayılı markası özelinde, taraf markalarının esas unsurları olan “...” ibaresinin ayniyetinden hareketle, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu değerlendirilmiştir.
Ayrıca; davacının bu markası özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar, sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri;
(belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, bu satış hizmetlerinin hitap ettiği alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesinin yüksek olmadığı da gözetildiğinde, bu hizmetlerde “...”li markaların farklı kişi/kuruluşlar tarafından markasal hüviyette kullanılması halinde halkın söz konusu hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin bulunduğu,
tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir iş yaptıklarını düşünebilecekleri, davalının markasının, davacının bu markasının tescilli olduğu bu hizmetler açısından davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği, dolayısıyla, yukarıda belirtilen markalar arasında "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar, sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri,
meşrubatlar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davaya konu sair hizmetler bakımından ise bu yönde bir tehlikenin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E imzalıdır Hakim ..... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/240, K. 2024/5, 10 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama