İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/286 K.2024/52

... VEKİLLERİ : Av. ... ... Av. ... ... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 2- ... VEKİLLERİ : Av. .... Av. .... DAVALI : 3- .... VEKİLLERİ : Av. ... .... Av. ... Av. ... Av. ...

Esas2023/286Karar2024/52Tarih31 Ocak 2024Okuma26 dk · 5.102 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
31 Ocak 2024
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
2023/286 Esas - 2024/52
Esas no
2023/286 Esas
Karar no
2024/52
Hakim
....
Katip
...
Davacı
...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.102 kelime·26 dk okuma·10 bölüm

... VEKİLLERİ : Av. ... ... Av. ... ... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 2- ... VEKİLLERİ : Av. .... Av. .... DAVALI : 3- .... VEKİLLERİ : Av. ... .... Av. ... Av. ... Av. ...

DAVA

Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)

DAVA TARİHİ : 14/06/2023

KARAR TARİHİ : 31/01/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 17/02/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili 14/06/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin ... ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak gerekli izinleri alarak yatırım hizmetleri ve faaliyetlerinde bulunan bir şirket olduğunu, ...'nun denetimine tabi bir “yatırım kuruluşu” olduğunu, Geniş Yetkili Aracı Kurum belgesine sahip olduğunu, ... ...

A.Ş.’de payları ve borçlanma araçları işlem gören, halka açık bir anonim şirket olduğunu, 35. ve 36. sınıflarda ... sayılı “...” ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun 12.07.2021 tarihli 376 sayılı ..... ’nde yayınlandığını, davalı ...

A.Ş. tarafından ... belge no’lu marka yayıma itiraz ile davalı Kurum nezdinde markaların benzer olduğu, iltibas riski, tanınmış marka olunduğu, eskiye dayalı kullanımın bulunduğu gerekçeleri ile başvurunun kötü niyetli olduğu ve haksız rekabet oluşacağı iddiası ile ... ve ... tescil numaralı “...” ibareli markalarına dayanarak itiraz edildiğini, diğer davalı ... A.Ş. (Eski Unvan: ...

A.Ş.) tarafından ise markanın ayırt ediciliğinin bulunmadığı, tanımlayıcı ifade olduğu, markaların benzer olduğu ve iltibas riski bulunduğu iddiası ile ... tescil numaralı “...” markasına dayanarak itiraz edildiğini, davalıların itirazlarına karşı görüş bildirildiğini, ... ... tarafından davalıların itirazlarının reddine karar verildiğini, davalılar tarafından ... ...’nin anılan kararına itiraz edilmiş olduğunu, ... ...’nın ... sayılı ve 19.04.2023 tarihli kararıyla SMK m.5/1-b,c hükümleri gereği marka başvurularının tescili talep edilen 35. sınıfta yer alan “İş Yönetimi, idaresi ve bu konularla ilgili danışmanlık,

muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri” ile 36. sınıfta yer alan “Finansal ve parasal hizmetler” alt grupları yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğu ve 36. sınıfta tescil edilen ... numaralı “... ...” markası ile “Sınıf 36: gümrük müşavirliği hizmetleri” bakımından ilişkilendirme/karıştırma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle davalı itirazlarının kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, “...” marka tescil başvurusunun, gerek kavramsal, gerek kompozisyon olarak ayırt edici olduğundan,

bir bütün olarak değerlendirildiğinde tanımlayıcı ifade oluşturmadığından ve herhangi bir şekilde davalı markaları ile karıştırılma/benzerlik ihtimali bulunmadığından ... ...’nın 19.04.2023 tarihli kararına karşı dava açılması zorunluluğu oluştuğunu, tescili talep edilen “...” markasının ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, markanın bazı alt gruplar yönünden SMK m. 5/1-b hükümlerine göre reddinin isabetli olmadığını, “...” kelimesinin “Bazı tüccarların ve özellikle sarraflarla değerli kâğıt ve tahvil alışverişiyle uğraşanların alım satım ve değişim amacıyla devlet denetimi altında iş yaptıkları yer”,

“...” kelimesinin “Bir olayı belli bir görüşe göre açıklama, değerlendirme” anlamlarına geldiğini, “...” kelimesinin “... değerlendirmeleri, ... görüşleri” anlamlarını ifade ettiğini, ayırt ediciliği düşük olan iki kelimenin bir araya gelmesiyle güçlü bir ayırt edici kelime oluştuğunu, ilgili pazardaki ortalama tüketici kitlesinin tescili reddedilen alt gruplar yönünden tescili talep edilen markanın bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıttığını ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetleriyle ilişkili olmadığını algılaması mümkün olan işaret olduğunu anlayabileceğini,

bu nedenle tüketici nezdinde son derece ayırt edici bir niteliğe sahip olduğunu, söz konusu markanın hedeflediği kitle irdelendiğinde, ilgili pazarlarda tüketicinin dikkat seviyesinin yüksek olup ayırt ediciliğinin de yüksek olduğunu, “...” markasının SMK m. 5/1-c kapsamında tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle tescili talep edilen bazı alt gruplar yönünden reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, bütünsel bir inceleme yapılması gerekmediğini, markayı oluşturan kelimelerin ayrı ayrı değil bir bütün itibariyle hedef tüketici kitlesi üzerinde bıraktığı etkinin değerlendirilmesi gerektiğini,

“...” markasının ortalama tüketici nezdinde tanımlayıcı etki oluşturmayacağını, 35. sınıf bakımından bir değerlendirme yapıldığında “...” ve “...” kelimelerinin bu sınıf altında yer alan iş yönetimi, idaresi ve bu konularla ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri bakımından ayırt edici nitelikte olduğunu, her iki kelimenin de 35. sınıf altında sayılan hizmetler bakımından herhangi bir açıklama – tanımlama yapmadığını, 36. sınıf bakımından ise “...” kelimesinin,

bu sınıf altındaki finansal ve parasal hizmetler bakımından açıklayıcı nitelikte olduğu yorumlanabilirse de kelimenin devamına getirilen “...” ibaresiyle gerekli ayırt ediciliğin bu sınıf bakımından da sağlanmış olduğunu, ...’nın benzer sınıf ve kapsamları içeren emsal kararlar ile çelişkili olduğunu, 35. sınıfın iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri ve 36. sınıfın finansal ve parasal hizmetler alt gruplarında ... başvuru nolu “...

MARKET”, 36. sınıfın finansal ve parasal hizmetler alt grubunda ... başvuru nolu “...”, 35. sınıfın iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri alt gruplarında ... başvuru nolu “... ...” ibareli marka başvurularının tescil edilmiş olduğunu, davalı ...

A.Ş. tarafından itiraza gerekçe gösterilen 36. sınıfta tescilli “... ...” markasının tescili talep edilen “...” markasından benzerlik ve karıştırılma ihtimali olmayacak derecede farklı olduğunu, bu sebeple, markanın SMK m. 6/1 hükümlerine göre gümrük müşavirliği hizmetleri alt grubu yönünden reddinin isabetli olmadığını, ... ve ... markaları arasında bir inceleme yapıldığında ise “...” ibarelerinin her iki marka bakımından da tescili talep edilen 36. sınıfta sayılan hizmetler bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğunu, ancak bu ibarenin devamında getirilen “....” ve “...” ibarelerinin birbirlerinden son derece farklı olduğunu,

aksi bir ... neticesinde 36. sınıf bakımından tanımlayıcı nitelikte olan “...” ibaresinin tamamıyla davalı ...’ın tekeline bırakılmış olacağını beyan ederek; ... kararının iptaline, müvekkiline ait “...” markasının 35. ve 36. sınıflar ve alt grupları yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili 28/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.

Davaya konu ... kararının 6769 sayılı Kanun’un 5/1-b-c maddeleri uyarınca hukuka uygun olduğunu, bir işaretin bir mal ve hizmeti somutlaştırması ve ayırt edici kılabilmesi için, mümkün olduğunca o mal ve hizmetin kendisini, cinsini ve genel tabiatını çağrıştıran, akla getiren kavramlardan uzaklaşması ve onlardan bağımsızlaşması gerektiğini, ancak başvuru markasında tescil talebindeki (35. sınıfta: İş Yönetimi, idaresi ve bu konularla ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri ile 36. sınıfta: Finansal ve parasal hizmetler) mal/hizmetten uzaklaşmamış daha da yakınlaşmış olduğunu,

verilen hizmetin niteliğini anlatan bir işaretin onu sicile tescil ettiren kişinin inhisarına bırakılmasının kabul edilemeyeceğini, bu nitelikteki bir hizmeti ifade eden işaretin marka sahibinin inhisarına bırakılmasının mümkün olmadığını, somut olayda başvuru markasının "..." ibaresinden oluştuğunu, redde konu mal/hizmetler bakımından ayırt edici olmadığını ve tanımlayıcı olduğunu, ... kararının hukuka uygun olduğunu, taraf markalarının her ikisinde de “...” ibaresinin ortak olduğunu ve markaların genel izleniminin benzer olduğunu,

redde mesnet marka da kullanımı kanıtlanan “Sınıf 36:Gümrük müşavirliği hizmetleri." nin başvuru kapsamında yer aldığını, bu hizmetler açısından ortalama tüketici nezdinde taraf markaları arasında ilişkilendirme, her iki markanın karıştırılması ve markalar arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesinin doğması ihtimalinin bulunduğunu ve bu nedenle de 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerliğin olduğunu; müvekkili .... tarafından alınan dava konusu kararın usule ve hukuka uygun olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili 14/07/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle. Müvekkili ... A.Ş.’nin yatırımcılara hızlı, düşük maliyetli, güvenilir ve bütünüyle dijital bir hizmet sunma vizyonuyla, ... çatısı altında kurulmuş olduğunu, müvekkili ... A.Ş. (Eski Ünvanı: ...

A.Ş.) tarafından yapılan “...” ibareli marka başvurusunun 35, 36, 41 sınıflarda; ... numarasıyla 11.02.2021 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile tescil edilmiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından ... ...’na 11.09.2021 tarihinde ... numaralı itiraz dilekçesiyle özetle markanın “ayırt ediciliğinin bulunmadığı”, “tanımlayıcı ifade olduğu”, markaların “benzer olduğu” ve “iltibas riski bulunduğu” iddiası ile 11.02.2021 tarihli ve ... tescil numaralı 35. 36. ve 41. sınıflarda tescilli “...” markası dayanak gösterilerek itiraz edilmiş olduğunu, ... ... tarafından “markalar benzer görülmediğinden,

karıştırma ihtimali bulunmadığından” bahisle itirazın reddedilmiş olduğunu, diğer davalı ...

A.Ş. tarafından da marka yayıma itiraz ile davalı Kurum nezdinde markaların benzer olduğu, iltibas riski, tanınmış marka olunduğu, eskiye dayalı kullanım bulunduğu, başvurunun kötü niyetli olduğu ve haksız rekabet oluşacağı iddiası ile ... tescil numaralı 36. sınıfta tescilli “... ...” ve ... tescil numaralı 39. sınıfta tescilli “...” markalarına dayanılarak davalı Kurum nezdinde itiraz edilmiş olduğunu, dava konusu edilen “...” ibaresi bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu markanın oluşturuluş biçimi ve unsurları bir bütün olarak ele alındığında markanın ayırt edici olmadığı,

tanımlayıcı olduğunu, müvekkilinin markası ile iltibas oluşturacağının açık olduğunu, dava konusu ibarenin açıkça finansal ve parasal hizmetlerle ilişkili olduğunu, tanımlayıcı olduğundan ve markanın ayırt edicilik vasfını taşımadığından itiraza konu marka başvurusunun öncelikle SMK m.5/1-b ve m.5/1-c uyarınca reddedilmesi gerektiğini, ... markası ile müvekkiline ait ... markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkili şirkete ait markaların 35, 36 ve 41. sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu marka için 35. ve 36. sınıfta tescil talebinde bulunulmuş olduğunu, markalardaki ortak ve baskın unsurun “...” ibaresi olduğunu,

“...”un ise tümüyle jenerik bir kelime olmakla ayırt ediciliği sağlamaktan uzak olduğunu, ... ret kararına karşı itiraz edildiğini, ...’nın “1-... ANONİM ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "Sınıf 35: İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri. Sınıf 36: Finansal ve parasal hizmetler." bakımından kısmen reddine, 2-...

ANONİM ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "Sınıf 35: İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri. Sınıf 36: Finansal ve parasal hizmetler.” Bakımından kısmen reddine karar verildiğini, ... kararının usule, yasaya ve yerleşik içtihatlara uygun olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili 20/10/2023 tarihli beyan dilekçesinde özetle. Müvekkilinin, ... no’lu “...” ibareli marka başvurusuna müvekkilinin “... ...” markasından ayırt edilemeyecek derecede benzerlik göstermesi sebebiyle tüm hizmetler için reddedilmesi talebiyle yayıma itiraz ettiğini, diğer davalı ...

A.Ş. tarafından yayıma itiraz edildiğini, itirazların ... tarafından reddine karar verildiğini, yeniden itiraz edildiğini, ... tarafından itirazların kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olduğunu, müvekkili şirkete ait "... ..." markası ile davacı şirketin tescil başvurusunda bulunduğu "..." markasının 6769 sayılı Kanun’un 6/1 madde hükmü açısından karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali mevcut olup davaya konu markanın SMK m.6/1 hükümlerine göre "gümrük müşavirliği hizmetleri" alt grubu yönünden reddinin hukuka ve kanuna uygun olduğunu,

müvekkili şirketin uzun yıllardır ticaret hayatında faal olan ana ticari konusu gümrük müşavirliği işlemleri olan bir şirket olduğunu, müvekkilinin 32 yıllık deneyimi ile dış ticarette yükselen ivme ile gelişen lojistik sektöründe gümrük müşavirliği konusunda dünya standartlarında güvenilir ve hızlı gümrükleme hizmeti vermekte olduğunu, müvekkilinin faaliyet gösterdiği sektörde ülke çapında tanınırlığa ulaşmış muteber bir şirket olduğunu, müvekkiline ait "..." ibareli 36. sınıfta ve ... numaralı ve 39. sınıfta ... numaralı markaların tescilli olduğunu,

bu markaların "..." ibareli markadan daha önce tescil edilmiş olup müvekkilinin öncelik ve üstün hakkı mevcut olduğunu, davacı tarafın 35 ve 36. sınıflarda "..." ibaresinin tescili ile müvekkilinin piyasadaki bilinirliği ve tanınırlığını kullanarak müvekkilinin ticari itibarını zedeleyeceğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun "Marka tescilinde mutlak red nedenleri" başlıklı 5/1 maddesinin (a) ve (b) bendinde açıkça 4. madde kapsamına girmeyen işaretlerin ve herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğinin düzenlenmiş olduğunu,

davacı tarafın "..." ibareli marka ile müvekkilinin müşterilerini gümrük müşavirliği alanında kendi şirketine çekmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, tescile konu "..." ibareli markanın 36. sınıfta "Gümrük Müşavirliği Hizmetleri" alanında tescil edilmesinin, müvekkili şirket markasının ayırt etme gücünü zayıflatacak, ayırt edici karakterini zedeleyecek olduğunu, tanınmışlığından ve itibarından haksız fayda sağlayacağını,

davaya konu edilen davacıya ait "..." markasının SMK m.5/1-c uyarınca tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle tescili talep edilen bazı alt gruplar yönünden ... ...’nun ... sayılı ve 19.04.2023 tarihli kararı ile reddinin hukuka ve kanuna uygun olduğunu, müvekkilinin markasal olarak da kullandığı ticari unvanı "..." ve markasının Paris Sözleşmesi’nin 8. maddesi ve SMK 6/6 maddesi uyarınca da korunduğunu, müvekkilinin ticari unvanının birebir aynısının kullanıldığı için markanın hükümsüzlüğe mahkum olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

UYUŞMAZLIK

Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının davalı şirketlerin itirazlarının kabulüne ilişkin kısımlarının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunun "35.SINIF: İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri. 36.SINIF: Finansal ve parasal hizmetler." bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunup bulunmadığı, tanımlayıcı olup olmadığı, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet ... sayılı marka arasında "Gümrük müşavirliği hizmetleri." bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, redde mesnet marka hakkında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış,

06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İşlem dosyasının tetkikinde. Davacıya ait ... sayılı "..." ibareli markanın tescili amacıyla 18.03.2021 tarihinde gerçekleştirdiği marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.07.2021 tarih ve 376 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davalı ... A.Ş.'nin 09.09.2021 tarihinde ...,..... sayılı markalarını mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5 m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı ...

A.Ş'nin 11.09.2021 tarihinde ... sayılı markayı mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.5/1-b, m.5/1-c ve m.6/1 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, itirazlara karşı davacı yanın 08.11.2021 tarihli karşı görüş dilekçeleri sunduğu, dilekçelerin birinde ... sayılı markaya ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davalı ... A.Ş'nin 30.12.2021 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayıma yapılan itirazın ...'nca reddedildiği, bu karara karşı davalı ...

A.Ş tarafından 23.06.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı ... A.Ş'nin 25.07.2022 tarihinde yeniden itiraz dilekçesi sunduğu, davacı 04.08.2022 ve 21.09.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçeleri ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazları değerlendiren .... sayılı ... kararı ile. 1-... ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "Sınıf 35: İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri.

Sınıf 36: Finansal ve parasal hizmetler." bakımından kısmen reddine, 2-... ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "Sınıf 35: İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri. Sınıf 36: Finansal ve parasal hizmetler.

Gümrük müşavirliği hizmetleri." bakımından kısmen reddine oybirliği ile karar verilmiştir” gerekçeleriyle itirazın ve başvurunun kısmen reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 24.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.

6769 sayılı Kanun m.4 hükmüne göre; Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.

Markanın; ayırt etme, mal veya hizmetin işletmesel kökenini gösterme, mal veya hizmetin niteliklerini garanti etme, reklam, tekelleştirme ve koruma işlevleri bulunduğu kabul edilir. (....) Ayırt etme işlevi, marka kavramına dahil olan, piyasada bir mal ya da hizmeti diğerlerinden farklılaştırmaya hizmet eden, mal ya da hizmete adeta kişilik kazandıran, o mal ya da hizmete bir ad veren temel unsuru ifade eder.

Köken işlevi, malın ya da hizmetin hangi işletmeye ait olduğunun marka ile gösterildiği anlamına gelip, bu işlevin bugün anlamını yitirdiği, globalleşen ekonomi ve piyasada bulunan aktörlerin ve ürünlerin çeşitliliği ile dinamizmi karşısında alıcılardan pek azının piyasadaki mal ya da hizmetlerin hangi işletmeye ait olduğunu markadan anladıkları söylenebilir.

Garanti işlevi, bir marka altında pazarlanan mal ya hizmetin kalitesi ile ilgili olup, bu işlev sayesinde alıcı, piyasada bulunan ve deneyimlediği mal ya da hizmetleri nitelik olarak değerlendirme imkanına sahip olmakta, buna bağlı olarak bazı mal ya da hizmetlerin imajında değer artışı, bazılarında ise değer azalışı meydana gelebilmektedir.

Reklam işlevi, markanın, ait olduğu mal ya da hizmetin ayırt ediciliğini sağlayan işaret olduğuna göre, bu işaretin mal ya da emek sarfedilerek geniş halk kitlesine ulaştırılmasını, böylece ilgili markaya konu mal ya da hizmetin pazar payının arttırılmasını ifade eder. Bununla bağlantılı olarak ilgili mal ya da hizmetin piyasada gördüğü rağbetin hakim duruma gelmesi söz konusu olabilecek, bu da markanın tekelleştirme işlevine hizmet edecektir.

Markanın en önemli fonksiyonu ayırt edici bir işaret olmasıdır. Markaya bu fonksiyonu kazandıran, soyut ayırt ediciliğidir. Soyut ayırt edicilik; bir işaretin, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini, bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli olması halidir. Bir işaret soyut ayırt edici niteliğe sahip değilse, ayırt edicilik fonksiyonuna da sahip olmayacaktır.

Marka, ayırt edicilik fonksiyonunun gereği olarak, mal ve hizmetleri ferdileştirmekte ve bunları tüketiciler için piyasada teşhis edilebilir hale getirmektedir. Bu yolla tüketiciler, almak istedikleri mal ve hizmetleri başka teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edebilmektedirler. Ayrıca, mal ve hizmetlerin piyasada teşhis edilebilir hale getirilmesi ile, farklı teşebbüslerin mal ve hizmetleri için piyasa şeffaflığı sağlanmaktadır.

Piyasa şeffaflığının yerine getirilebilmesi, markanın iletişim fonksiyonu ile kolaylaşır. Markanın iletişim fonksiyonu, piyasada mal ve hizmet arz edenlerle talep edenlerin aralarında iletişim kurmalarını sağlamaktadır. Bu yolla marka, teşebbüslerin mal ve hizmetlerini kolayca pazarlamalarına, tüketicilerin malın imajı hakkında bilgilendirilmelerine hizmet etmektedir.

Markanın çok fonksiyonluluğu, marka hukukuna ilişkin düzenlemelerin uygulama alanının tayininde ve problemlerin çözümünde büyük önem arz etmekte ve dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle, bir işaretin soyut ayırt ediciliğe sahip olup olmadığının belirlenmesinde markanın belirtilen bu fonksiyonlarının göz önünde bulundurulması gerekir. (....)

Soyut ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının tespiti ile tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının bir ilgisi yoktur; bu ayırt edicilik türünde marka olacak işaretin bütünlük arz etmesi, kolayca algılanabilir ve sınırlarının tespit edilebilir olması, ayırt edicilik fonksiyonunu haiz olması aranır. 6769 sayılı Kanun m.5/1-b bendinde belirtilen "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler" somut ayırt edici güçten yoksun işaretlerdir. Bu işaretler, hiçbir ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla ilgili tüketici kesimi tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler olarak madde gerekçesinde açıklanmıştır.

Somut ayırt edicilik, marka olarak tescili talep edilen işaretin, tescile konu mal veya hizmetleri diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli olması halidir. Soyut ayırt edici gücü haiz bir işaretin somut ayırt edici güce sahip olup olmadığının tespitinde, işaretin tescil başvurusuna konu olan mal veya hizmetler bakımından ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olup olmadığının dikkate alınması gerekmektedir.

İşaretin, somut ayırt edici güce sahip olup olmadığı, piyasada oluşan kanaate göre tespit edilmektedir. Bu kanaatin oluşmasında değişik faktörler etkili olmaktadır. İşaretin orijinalliği, tanınmışlığı, piyasada genel olarak kullanılırlığı, kullanımın süresi ve yoğunluğu gibi kıstaslar, bu ayırt ediciliğin bulunup bulunmadığının belirlenmesinde dikkate alınmalıdır.

Eğer bir işaret, piyasada oluşan kanaate göre tescili talep edilen mal veya hizmetler bakımından ayırt edicilik fonksiyonuna sahipse, kullanım sonucu ayırt edici güç kazanmasına gerek kalmaksızın marka olarak tescil edilebilecektir. O an için işaretin ayırt ediciliğinin bulunmadığı kabul ediliyorsa, işaret ancak kullanım neticesi bu gücü kazanabilir veya zaman içerisinde piyasadaki kanaatin değişmesi neticesi bu güç kazanılabilir.

6769 sayılı SMK m.5/1-c bendinde; Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir.

Hüküm uyarınca, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten, üretim hizmetlerinin yapıldığı zamanı gösteren, malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini ifade eden sözcükleri münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak alınamazlar.

Bu mutlak red nedeninin kabulünün birinci sebebi; marka olarak tescili istenen işaretin, ilgili mal veya hizmetin kendisini veya onun bazı karakteristik özelliklerini belirten ad veya işaretlerden oluşması halinde, sözkonusu işaretin o mal ve hizmetin karşılığı olan kavram ile özdeşleşecek olması, bu sebeple mezkûr işaretin ayırt edici nitelik unsurundan yoksun bulunmasıdır.

İkinci sebep ise; malın ve hizmetin kendisini veya onun bazı karakteristik özelliklerini ifade eden bir işaretin marka olarak tescili suretiyle, herkesin kullandığı bir işareti bir şahsın inhisarına vermemek düşüncesidir.(....)

Tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, özel veya teknik hususlara ilişkin saptamalar barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

6769 sayılı SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükmü uyarınca davacıya ait marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan "35.SINIF: İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri. 36.SINIF: Finansal ve parasal hizmetler.", genel hatlarıyla iş dünyasına ilişkin olup, her bir hizmetin kendine özgü özellikleri, barındırması gerekli profesyonel boyutları bulunmaktadır.

Başvurunun reddedildiği yukarıda belirtilen hizmetlerden her birinin profesyonel olarak yürütülen hizmetler olması tüketicilere yansıyacaktır. Zira söz konusu hizmetler günlük hayatta sık tüketilen hizmetlerden olmayıp, tüketicilerin belli bir dikkatle seçim yapmaları, hizmet verenleri veya niteliklerini karşılaştırması gibi durumlar söz konusu olacaktır.

Başka bir ifadeyle başvuru konusu hizmetlerin günlük hayatta sık tüketilen hizmetlerden olmaması da tüketim öncesinde araştırma, bilgi edinme, kıyaslama gibi davranışları kendiliğinden ortaya çıkaracaktır. Bu durumda, başvuruya konu hizmetlerin tüketiminin özel bir dikkat veya bilinç ile yapılması nedeniyle dikkate alınması gereken tüketici kitlesi, dikkat seviyesi ortalama düzeydeki tüketicilere nazaran daha yüksek olan bilinçli tüketicilerden oluşacaktır.

Davaya konu marka başvurusunu oluşturan "..." ibaresi, bir bütün olarak “...” şeklindedir. Bu ibare esasında (ilgili tüketici kitlesinin refleksleri de dikkate alındığında) “...” ve “...” sözcüklerinin birleştirilmesinde oluşmaktadır.

Davacı tarafından her ne kadar birleşik yeni bir sözcük oluşturulmasıyla ayırt edici bir işaretin ortaya çıkarıldığı üzerinde durulmuşsa da ilgili tüketici kitlesinin bilinç düzeyinin yüksek olması ve birleştirilen her bir sözcüğün Türkçe olması da dikkate alındığında marka başvurusundaki ibarenin tüketicilerin algısında ayrıştırılarak anlamlandırılması (ya da birleştirilmelerinin herhangi bir etki doğurmaması) karşısında başvuruda birleştirilen sözcüklerin anlamlarının analiz edilmesi yararlı olacaktır.

Buna göre; “...” ibaresi, “... değerlendirmeleri, ... görüşleri, ... hakkında bilgi ya da gözleme dayanan sözlü ya da yazılı ifadeler” anlamlarına gelen, Türkçe gramer kurallarına göre “... yorumu/... hakkında ...” olarak algılanacaktır.

Nitekim bilirkişi heyeti marifetiyle “...” ibaresi ile internet araması yapıldığında, bilirkişi raporunda örnekleri görüleceği üzere “...” veya “... ...” şeklinde sosyal medya hesap adı veya internet ortamında ticari etki yaratma amaçlı yönlendirici kod, anahtar kelime şeklinde kullanımların bulunduğu gözlemlenmiştir.

"..." ibaresinin yukarıda ifade edilen kavramsal algısı dikkate alındığında. “Finansal ve parasal hizmetler” için bu ibaresinin somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı kanaatine verilmiştir.

Zira; söz konusu ibareyi gören veya işiten ilgili tüketici nezdinde, başkaca bir araştırma veya zihni çaba harcamasına gerek kalmaksızın, doğrudan, ekonomik karşılığı olan (senet, bono tahvil, hisse senedi gibi) menkul değerlerin değişim yolları hakkında yapılan çeşitli açıklamalar, bilgi paylaşımlarına dayanan yorumlarla ekonomik değerinin korunması veya artırılması hakkında bir paylaşım yapılacağı yönünde algı oluşacaktır.

Nitekim günümüzde çok çeşitli alanlarda çok çeşitli teknolojik araçlara bilgi paylaşımları sıklıkla yapılmaktadır. Hatta ülkemizdeki ekonomik ivmenin değişkenliği karşısında artan yatırım arayışlarının karşılanması için sosyal medya platformlarında sıklıkla ... yatırım analizleri veya tavsiyeleri yapılır hale gelmiştir. Dolayısıyla. “Finansal ve parasal hizmetler” için "..." ibaresinin markasal fonksiyon icra etme kabiliyeti yoktur.

Başka bir deyişle; söz konusu hizmetler üzerinde "..." ibaresini gören ilgili tüketici kesiminin, bu ibareyi marka olarak algılaması mümkün değildir. Bununla birlikte; başvurunun reddedildiği “İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri.”, doğrudan ... veya ... yapılmasıyla bağlantılı değildir.

Zira başvuruda iş yönetiminin “...” ile ilgili olduğu yönünde özelleştirilmiş/herhangi bir hizmete özgülenmiş bir kapsam belirtilmemiştir. Bu durumda “İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri.” için, "..." ibaresinin, doğrudan bir bağlantısı bulunmadığından, söz konusu hizmetler için marka başvurusunun somut ayırt edici niteliği haiz olduğu kanaatine varılmıştır.

Davaya konu “Finansal ve parasal hizmetler”in hitap ettiği tüketici kitlesi bakımından, yukarıda açıklanan gerekçelerle, “... yorumu/... hakkında ...” şeklinde algı oluşturan “...” ibaresi, finansal ve parasal hizmetler alanında ... sektörü ile ilgili doğrudan ... algısı oluşturduğundan, ... sektörü ile ilgili herkesin yaygın olarak kullanabileceği, hizmetin çeşidini ifade eden, markasal bir algı oluşturmayan bir işarettir.

Bu nedenle başvuru markasının “Finansal ve parasal hizmetler” hizmetler için tasviri nitelikte olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Bununla birlikte başvurunun “İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri”nin hitap ettiği tüketici kitlesi bakımından yukarıda açıklanan gerekçelerle, “...” ibaresinin, ... ile ilişkilendirilebilecek herhangi bir hizmete özgülenmemiş olması karşısında tasviri bir işaret olmadığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak; dava konusu marka başvurusunun “Finansal ve parasal hizmetler” bakımından SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükmü uyarınca marka olarak tescil edilemeyecek bir işaret olduğu, ancak; "İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri." bakımından SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükmü uyarınca mutlak tescil engeli barındırmadığı ve marka olarak tescil edilebilecek bir işaret olduğu kanaatine varılmıştır.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.

Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.

Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.

Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.

Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.

Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.

Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.

Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.

Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.

Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.

Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

Marka işlem dosyasında redde mesnet markaya yönelik kullanmama def'i ileri sürüldüğünden, söz konusu husus ön sorun olarak incelenmiştir.

Somut olayda, dava konusu ... kararında redde mesnet ... tescil sayılı markanın 16.05.2006 tarihinde tescil edilmiş olduğu, dava konusu marka başvuru tarihi olan 18.03.2021 tarihinde tescil tarihinden itibaren beş yıllık sürenin geçmiş olduğu, dava konusu marka başvuru sahibinin kullanım ispatı talebinde bulunduğu, bu talebin koşullarının mevcut olduğu, davalılardan ...… A.Ş. tarafından 30.12.2021 tarihinden kullanım ispatına ilişkin delillerin marka işlem dosyasına sunulmuş olduğu anlaşılmıştır. Sunulan deliller incelendiğinde; 36. sınıfta “Gümrük komisyonculuğu hizmetleri" bakımından markanın kullanıldığı, kalan hizmetler bakımından markasal kullanımın kanıtlanamadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle emtia karşılaştırmasında sadece kullanımı ispat edilen hizmetler dikkate alınmıştır.

Dava konusu marka başvurusuyla tescil talep edilen ve 36. sınıfta yer alan “Gümrük müşavirliği hizmetleri” ile redde mesnet ... tescil sayılı marka kapsamındaki “Gümrük komisyonculuğu hizmetleri”nin aynı/aynı tür/benzer olduğu tespit edilmiştir.

Dava konusu marka başvurusu "..." ibaresinden oluşmaktadır.

Redde mesnet marka incelendiğinde; kelime ve ... unsurlarından meydana gelen karma bir marka olduğu, markanın ... unsuru ile “...” kelimesi boyut olarak karşılaştırıldığında, ... unsurunun görece olarak “...” ibaresinden büyük boyutta olup, kelime unsuru ile birlikte bir bütün olarak görsel ve kavramsal hafızada eşleşik iz bırakabileceği gözlemlenmiştir.

Bu nedenle taraf markalarının bir bütün olarak görsel ve kavramsal hafızada bırakacağı izin benzer olmayacağı düşünülmektedir. “...” ibaresi her iki markada da ortak unsur olmakla birlikte, marka kapsamındaki hizmetler açısından zayıf markasal nitelik taşıdığı, ayırt ediciliği zayıf markalarda, markalara ön ve/ya son ek ve/ya ... unsurları eklenerek, önceki markadan farklılaştırılabileceği, dava konusu “...” markasında ilk kelimenin “...” olması, redde mesnet markada ise kelime unsurunun tek başına “...” kelimesi olmakla birlikte ... unsuru içermesi nedeniyle de taraf markalarının benzer olmadığı sonucuna varılmıştır.

Nitekim; .... sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerekmektedir.

Buna göre; somut olayda yapılan değerlendirmede, dana önce redde mesnet "...+..." ibareli markanın kullanımı ispatlanan hizmetler üzerinde gören veya işiten dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını “Gümrük müşavirliği hizmetleri” üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, başvuru markasını, redde mesnet markadan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı,

davalı ...'in, söz konusu hizmetler bakımından başvurunun reddine karar vermesinin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kısmen kabulü ile; "35.SINIF: İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri. 36.SINIF: Gümrük müşavirliği hizmetleri." bakımından ... sayılı ... kararının davalı şirketlerin itirazlarının kabulüne ilişkin kısmının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; "35.SINIF: İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri. 36.SINIF: Gümrük müşavirliği hizmetleri." bakımından ... sayılı ... kararının davalı şirketlerin itirazlarının kabulüne ilişkin kısmının İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 247,70 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

5-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,

6-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 179,90 TL peşin karar ve ilam harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 64,00 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 629,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.372,90 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 3.186,45 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan 3.186,45 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

8-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 19,20 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, bakiye 19,20 TL yargılama giderinin davalı ... A.Ş. üzerinde bırakılmasına,

9-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan 64,00 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 32,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, bakiye 32,00 TL yargılama giderinin davalı ... A.Ş. üzerinde bırakılmasına,

10-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,

Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin, Davalı ... vekilinin ve Davalı ... vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.31/01/2024

Katip ... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır

Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/286, K. 2024/52, 31 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Dava Tarihi : 14/06/2023
  5. Karar Tarihi : 31/01/2024
  6. Gerekçeli Kararın
  7. Yazıldığı Tarih : 17/02/2024
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Dava
  10. Cevap
  11. Uyuşmazlık
  12. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2023/286
Karar No
2024/52
Tarih
31 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/286 K.2024/36
  • İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/287 K.2024/40
  • İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/287 K.2024/25
  • İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/288 K.2024/52
  • Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/289 K.2024/15
  • Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/291 K.2024/17

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.