KÜNYE
- Mercii
- Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Mart 2022
- T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2020/633 Esas - 2022/198
Karar Metni
1.158 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO
2020/633 Esas
KARAR NO : 2022/198
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 01/12/2020
KARAR TARİHİ : 29/03/2022
KARAR YAZIM TARİH: 13/04/2022
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Balgat Ankara Şubesi ile davalılardan "... Grup Mühendislik İnşaat Yapı Tasarım Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi" ile diğer davalıların kefaletiyle imzalanan kredi sözleşmesi kapsamında kredi müşterisi firmaya müvekkili banka tarafından ticari kredi kullandırıldığını, ancak müvekkili bankanın alacağının ödenmemesi üzerine asıl borçlu firmaya ve davalı kefillere ihtarname keşide edildiğini,
Söz konusu ihtarnamenin tebliğine rağmen müvekkili banka alacağının ödenmemesi üzerine davalı asıl borçlu firma ile davalı kefiller hakkında alacağın tahsili amacıyla Ankara ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden genel haciz yolu ile icra takibi başlattıklarını, icra takibinin haksız itiraz nedeniyle durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar müşterek vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takip talebinde alacağa dayanak olarak gösterilen genel kredi sözleşmesi, ihtarname ve hesap ekstresinin ödeme emri zarfı içerisinden çıkmadığı gibi icra dosyasında da mevcut olmadığını, ödeme emri ve dava dilekçesi incelendiğinde davacı tarafın borçlu ve müteselsil kefil olduğunu iddia ettiği gerçek kişi müvekkillerinin kredi lehtarı olan tüzel kişi şirketten daha yüksek borçla sorumlu olduğunun iddia edildiğinin görüldüğünü,
kredi kefilinin kredi borçlusundan daha yüksek bir miktarla borçlu olmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği gibi ihtarname müvekkillerine tebliğ edilmemiş olmakla temerrüde düşmelerinin söz konusu olmadığı gibi talep edilen faiz miktarı ve oranının haksız olduğunu belirterek davanın reddi ile haksız icra takibi nedeniyle müvekkili yararına kötü niyet tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacı bankanın Balgat Ankara Şubesi ile davalılardan "... Grup Mühendislik İnşaat Yapı Tasarım Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi" arasında diğer davalılar ... ve ...'ün kefaleti ile imzalanan kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi nedeni ile davalılardan asıl borçlu ve kefillerin varsa takip tarihi itibari ile fer'ileri ile birlikte borçlu olduğu miktarın belirlenmesine ilişkindir.
Taraflarca delil olarak dayanılan kredi sözleşmesi, ihtarname ve tebliğ şerhi, hesap hareketleri ve delil olarak dayanılan diğer belgeler dosyaya sunulmuş ayrıca yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişi tarafından dosyaya kazandırılmıştır.
Ankara ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında incelenmesinden,
Davacı (alacaklı) tarafından davalı borçlu şirket ve kefiller aleyhine, kredi sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti dayanak gösterilmek sureti ile 3.280.023,54 TL asıl alacak, 57.861,16 TL işlemiş faiz, 2.891,61 TL BSMV, 1.372,91 TL masraf toplamı 3.342.119,73 TL'nin (borçlu "... Grup Mühendislik İnşaat Yapı Tasarım Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi"nin sorumluluğu 1.222.119,72 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) asıl alacak tutarına hesap tablolarında belirtilen alanlarda işleyecek temerrüt faizi ile birlikte faize gider vergisi de uygulanmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 16/03/2020 tarihinde yapılan ilamsız takipte ödeme emrinin tebliği sonrasında yapılan itiraz üzerine takibin durduğu, mevcut davanın 1 yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Kefalet borcu tali bir borç olup kefilin dava edilebilmesi için her şeyden önce asıl borçlunun borcu ifa etmemesi gerekir. Kefalet borcu, ancak asıl borç muaccel olduktan sonra muaccel olur. Dosya kapsamı ile davalı borçlunun ihtarname ile krediden kaynaklı dava konusu borcu ödemesi talep edilmiş, borç ödenmemekle hesap katedilerek asıl borçlu temerrüde düşürülmekle kefiller yönünden kefil oldukları borç istenebilir hale gelmiş olmakla, davalılar vekilinin kefiller yönünden asıl borçludan istenilen borç tutarından daha fazla borcun talep edilemeyeceği yönündeki savunması haklı görülmemiştir.
Yerinde inceleme yetkisi de verilmek sureti ile atanan bankacı bilirkişi tarafından 17/09/2021 tarihli rapor düzenlenmiş, taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekillerince rapora yönelik itiraz 21/02/2022 tarihli ek rapor ile karşılanmıştır.
Bilirkişi raporunda, davalılardan ... ve ...'ün kredi sözleşmelerindeki kefaletlerinin geçerli olup kefil oldukları toplam tutarın 26.800.000,00 TL olduğu belirlenmiştir.
Gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenen raporda, taraflar arasındaki sözleşmelerin ilgili maddeleri, ihtarname, hesap özeti içeriği, yasal mevzuat ve yerleşik yargı uygulaması kapsamında bütün olarak değerlendirilerek ve takip talebindeki istek kalemlerindeki rakamlarla bağlı kalarak
Takip tarihi itibari ile kredi sözleşmesinde kefil olan davalılardan ... ve ...'ün takip tarihi itibariyle sorumlu oldukları tutarın 3.276.116,50 TL asıl alacak, 50.279,29 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.513,96 TL işlemiş temerrüt faizinin %5 oranındaki BSMV'si, 1.372,91 TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 3.330.282,66 TL olduğu, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %22,10 oranı üzerinden temerrüt faizi ve bu faizin %5'i oranında BSMV uygulanabileceği, davalı borçlu şirketin taleple bağlı kalınarak sorumlu tutulabileceği miktarın 1.222.119,72 TL olduğu belirlenmiştir.
İddia, savunma ve dayanılan deliller bütün olarak değerlendirildiğinde, taraflar arasında mevcut genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan ve ödenmeyen kredi nedeni ile davalı asıl borçlu ile davalı kefillerin takip tarihi itibari ile bilirkişi raporunda belirlenen tutar kadar kredi veren bankaya borçlu oldukları anlaşılmakla ve bu yönde (özellikle esas rapora yönelik itirazlar ek rapor ile karşılanmış olmakla) kanaat oluşmakla, rapordaki hesaplama hükme esas alınmak sureti ile (alacağın likit olma özelliği dikkate alınarak, asıl alacak ve işlemiş faiz tutarı üzerinden icra inkar tazminatına hüküm olunmak sureti ile) davanın ise kısmen kabulü cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/633, K. 2022/198, 29 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama