KÜNYE
T.C.
- Mercii
- Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2026
- T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2026/163 Esas - 2026/140
Karar Metni
766 kelime·4 dk okuma·15 bölüm
Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2026/163
KARAR NO
2026/140 Karar
HAKİM
KATİP
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVA
İpotek (Terkin İstemli)
DAVA TARİHİ : 19/02/2026
KARAR TARİHİ : 25/02/2026
K. YAZIM TARİHİ : 04/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İpotek (Terkin İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plaka numaralı araç üzerine konulan ....Etismesgut ... Noterliği'nin 22/05/2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı mülkiyeti muhafaza kaydının terkinine, muhakeme masrafları ve ücret-i vekaletin davalı üzerine tahmil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE
Dava, mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmesi sebebiyle satış bedelinin ödendiği iddiasıyla araçtaki mülkiyeti muhafaza kaydının terkini talebine ilişkindir. Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra, 29/01/2021 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır.
Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira. Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır.
Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen incelenir.
Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Başka bir anlatımla, yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir.
Buna karşılık, kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça bozmayı gerektiren bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır.
Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmesi genel olarak, satılanın, alıcıya teslim edilmiş olmasına rağmen, onun mülkiyetini, belli bir şartın gerçekleşmesine kadar satıcı üzerinde saklı tutan bir sözleşme türü olup, taşınırlarda mülkiyetin intikalinin teslimle gerçekleşeceği kuralının bir istisnasıdır. İş bu kapsamda Somut olayda TMK'nun 764 ve 765.
Maddesi kapsamında delillerin tartışılması gerektiği uyuşmazlığın kambiyo senedinden kaynaklanmadığı davacı ile düzenlenen sözleşmenin niteliğinin dava konusu uyuşmazlık ve bundan kaynaklı alacağın bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiği temel ilişkinin görevli mahkemeyi belirlediği bu kapsamda Dosyadaki bilgi ve belgelere göre taraflar tacir olmadığı gibi, davada Türk Ticaret Kanununda düzenlenen mutlak ticari davalardan değildir.
Hal böyle olunca, davayı görmeye Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli kabul edilerek görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ...¸e-imzalıdır Hakim ...¸e-imzalıdır
Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/163, K. 2026/140, 25 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama