KÜNYE
- Mercii
- Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2026
- T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2025/438 Esas - 2026/275
Karar Metni
1.737 kelime·9 dk okuma·19 bölüm
Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/438
KARAR NO: 2026/275
HAKİM
KATİP
DAVACI
VEKİLLERİ
DAVALI
VEKİLİ
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 27/09/2021
KARAR TARİHİ : 14/04/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;03/08/2019 tarihinde mevsimlik işçi olarak çalışan müvekkilinin eşi müteveffa ....'nın .... ilçesinde çalıştıkları süreçte kamyonda bulunan soğanları davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan ...'nun kullandığı .... plakalı kamyona yüklediğini ve kamyon ile ....İlçesine gitmek üzere yola çıktığını ve .... İlçe Merkezinde... Mahallesi .... Caddesi Jandarma Kavşağında bulunan ...
Alt Geçidinden geçtiği esnada ...'nın geçide çarparak yere düştüğünü ve yaralandığını, yapılan tüm tedavilere rağmen müvekkilinin eşi olan mütevaffanın 17/08/2019 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin eşi kaza esnasında yolcu olarak bulunmakta olduğundan kazanın oluşumunda kusuru olmadığını, aracın sürücüsünün kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğunu, ....
Cumhuriyet Savcılığı tarafından kazaya ilişkin olarak soruşturma başlatıldığını ve neticesinde dava dışı sürücü hakkında....Asliye Ceza Mahkemesinde ....
Esas sayılı dava açılmış ve hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, dava dışı ....'nun kullandığı .... plakalı kamyonun Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını ... poliçe numarasıyla yapan şirket ....SİGORTA A.Ş olduğunu, davalı sigorta şirketinin müvekkilinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, tazminat sorumlusu ... sigorta şirketine yazılı başvuru yapıldığını, davalı sigorta şirketince başvurunun olumsuz olarak sonuçlandırıldığını, ardından arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve olumsuz sonuçlandığını,
müvekkilinin eşinin hiç bir kusuru olmaksızın ve hiç beklenmedik bir anda öldüğünü ve müvekkilinin eşinin desteğinden ömür boyu yoksun kaldığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkilinin eşinin vefat etmesi nedeniyle yaşadığı acı ve elem için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile özetle; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, ıslah talebinin ve davanın kabulü ile toplam 390.000,00-TL’nin, sigorta şirketinden temerrüd tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline ve tüm yargılama giderleri ile ve avukatlık vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; sigortalı aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası ile sigortalı olduğunu,
dava konusu kaza nedeniyle davacı tarafa 08.06.2020 tarihinde 138.861,11 TL ödeme yapıldığını, müvekkili Sigorta Şirketinin iş bu bedeli ödediğinden poliçedeki taahhütlerini tamamen yerine getirdiğini, davacı tarafın müvekkili şirketle ibraname, mutabakatname ve tazminat mektubunu kendi iradesi ile bu hasardan dolayı Sigorta Şirketini her türlü borç, yükümlülük, faiz ve taahhütlerinden ibra ile tüm haklarından feragat ettiğini beyan ve taahhüt ederek imzaladığını, davacı tarafın müvekkili sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeye muvafakat verdiği,
bakiye alacak talebinde bulunmadığını kabul ettiği müvekkili şirketi ibra ettiğini, bu sebeple söz konusu ödeme ile müvekkili şirket nezdinde başkaca bir sorumluluk kalmadığından davanın reddi gerektiğini, davalı şirkete tekrardan başvuru yapıldığını, bunun üzerine dosyada daha önce başvuru konusu evraklar haricinde yeni bir veri söz konusu olmadığı ve müvekkilinin tüm sorumluluğu yerine getirildiği tespit edildiğinden taleplerin reddedildiğini, destekten yoksun kalındığına kanaat getirilmesi halinde; ölümlerde geçerli olan ve müvekkili şirket tarafından sigorta edilen teminat tutarının;
her halükarda verilecek bir teminat olmadığını, uzman “aktüer” bilirkişilerce hesaplama yapılmasını, müteveffanın sigortalı araçta yolcu olarak bulunması hasebiyle; hesaplanacak tazminata en az %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle açılmış olan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava 27/09/2021 tarihinde açılmış olup mahkememizin ... E sayılı esasına kayıtlı iken taraf delilleri toplanmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde 14/02/2023 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen ilk karar davalı tarafından istinaf edilmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde dairenin .... E, ... K sayılı ilamı ile mahkememizce verilen 14/02/2023 tarihli karar kaldırılmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesince 2023/486 E, 2025/508 K Sayılı İlamında Kaldırma Gerekçesi Olarak ;
"Somut olayda, davacının, Suriye vatandaşı olduğu anlaşılmakla, mahkemece, davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususu Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorulmalı, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönde araştırma yapılmadan karar verilmiş olması doğru görülmemiştir...
...Somut olayda, davacı ile dava dışı .... arasındaki 31.12.2019 tarihli alacağın devri sözleşmesinin, Mersin ... Noterliğinin, ... yevmiye numarası ile düzenleme şeklinde tanzim edildiği, tercüman kullanıldığı, davacı tarafından bizzat imzalandığı, davalı şirket tarafından tanzim edilen poliçe numarası ve hasar dosyası numarası belirtilerek bu hasar dosyasından kaynaklanan 250.000,00 TL alacağı davacının .......’e temlik ettiğini beyan ettiği görülmüştür.
Bu durumda mahkemece, Mersin .... Noterliğinin 31.12.2019 tarih m...yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesinin aslının veya onaylı suretinin ilgili noterlikten istenerek bahse konu alacağın temliki sözleşmesinin sahteliği hususunda davacı tarafça bir şikayette bulunulup bulunulmadığı, sahteliği hususunda verilmiş bir mahkeme kararı olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken salt Göç İdaresinden gelen yazı cevabına göre, alacağın temliki sözleşmesinin tanzim edildiği tarihte Türkiye’de olmadığının anlaşıldığından bahisle alacağın temliki sözleşmesinin geçersiz kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
Mahkemece, davacı tarafça alacağın temliki sözleşmesinin sahteliğinin ispat edilememesi halinde davacının dava konusu kazadan kaynaklanan alacağını dava dışı ....’e devrettiği, .... vekili ile davalı şirket arasında arabuluculuk faaliyeti yürütüldüğü, ... sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/5 maddesi uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz düzenlemesi de gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir." denilmiştir.
KALDIRMA İLAMI SONRASINDA TOPLANAN DELİLLER VE GEREKÇE
Mahkememizce kaldırma ilamında belirlenen eksikler teker teker irdelenerek eksiklikler ikmal edilmiştir.
Öncelikle Suriye Vatandaşı olduğu bilinen davacının statüsünün belirlenmesi için İl Göç İdaresine yazı yazılmış, gelen yazı cevabı eklenmek sureti ile teminattan muaf olup olmadığı hususunda Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne yazı yazılarak davacı yönünden 6458 sayılı Kanunun 88. Maddesinin uygulanmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi ile ülkemiz ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasında teminattan muafiyete ilişkin yürürlükte olan bir sözleşmenin veya fiili karşılıklılığın bulunup bulunmadığı sorulmuş, gelen yazı cevabında "Fiili mütekabiliyete ilişkin olarak,
konuyla ilgili olarak bir başka vesileyle Dışişleri Bakanlığı'ndan alınan ve bir örneği ekte iletilen 14.06.2012 tarihli ve .... sayılı yazı ile Suriye’deki vatandaşlarımıza ilişkin adlî, hukukî ve idarî yazışmalar ile Suriye makamları nezdinde takip edilmesi gereken adlî/idarî yardımlaşma konularındaki yazışmaların gönderilmesine Bakanlıklarınca yapılacak bir bildirime kadar ara verilmesi gerektiği; ayrıca, Suriye makamlarına iletilmesi talebiyle Bakanlıklarına gönderilen yazışmaların da işlem yapma imkânı kalmadığı cihetle iade edileceği belirtilmiştir...
Bu çerçevede, Suriye’deki vatandaşlarımıza ilişkin adlî, hukukî ve idarî yazışmalar ve Suriye makamları nezdinde takip edilmesi gereken adlî/idarî yardımlaşma talepleriyle ilgili sorunların, Suriye'de yaşanan iç çatışmalar ve güvenlik şartlarının olumsuzluğu nedeniyle halen devam ettiği bildirilmiştir...Bu itibarla, Suriye'deki mevcut durum nedeniyle Dışişleri Bakanlığının söz konusu yazısında bildirilen hususlar güncelliğini korumakta olup; talep edilen hususlara ilişkin bu aşamada yapılacak bir işlem bulunmamaktadır.
Türkiye’de dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan Suriye uyruklu gerçek veya tüzel kişilerin teminat yatırmaktan muaf tutulup tutulmayacağı ile adli yardımdan faydalanıp faydalanmayacağı hususunun yargı yetkisi ve takdir hakkı dâhilinde değerlendirmesi keyfiyetinin mahkemesine ait olduğu düşünülmektedir." denmiştir.
Davanın açılış tarihi, davaya konu uyuşmazlık, gelen yazı cevabı dikkate alınarak mahkememizce dosyanın ilerleme kaydetmesini teminen teminat alınmaması yönünde takdir kullanılarak yargılamaya devam edilmiştir.
Yine kaldırma ilamı doğrultusunda Mersin .... Noterliğinin 31/12/2019 tarih ve .... yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesinin celbi için ilgili yerlere yazı yazılmış, davacı vekili tarafından 11/09/2025 tarihli celsede söz konusu alacağın devri sözleşmesinin sahteliğine ilişkin herhangi bir şikayette bulunmadıklarını, başlatılmış bir soruşturma olmadığını beyan etmiştir.
Dolayısı ile söz konusu belgenin sahteliği hakkında verilmiş bir mahkeme kararı söz konusu değil iken salt Göç İdaresinden gelen cevabi yazı dikkate alınarak Noterlik Belgesinin geçersiz olduğu kabul edilmemiştir.
Zira davacının ülkeden çıkış tarihinin 20/08/2019, sözleşme tarihinin 31/12/2019 olduğu, aradan geçen 4 aylık süre zarfında kayıt dışı yollardan yurda geri giriş yapmadığı hususu ispata muhtaç iken Göç İdaresinin yazısı aksi ancak mahkeme kararı ile ispat edilebilecek noterlik belgesini hükümsüz bırakacak mahiyette ve kuvvette değildir. Davacının iddiası da söz konusu belgenin müvekkili tarafından imzalanmamış olması, o tarihte yurt dışına çıkış yaptığı yönündedir.
Ancak yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak söz konusu temlik belgesinin geçersiz olduğuna dair somut bir delil bulunmadığından mahkememizce Mersin... Noterliğinin 31/12/2019 tarih ve .... yevmiye numaralı belgenin geçerli olduğu, dolayısı ile davacı tarafından....'e yapılan temlikin geçerli bir temlik olduğunun kabulü gerekmiştir.
Temlik sözleşmesinde açıkça ".... numaralı poliçeye dayanarak 10359087 dosya numaralı dosyamdan gelecek olan alacağımın 250.000,00 TL'lik kısmını ..... isimli kişiye devir ve temlik ettim" denilmiştir. Sigorta Şirketinden gelen yazı cevabının incelenmesinde temlik sözleşmesinde geçen poliçe numarası ve hasar dosyasının davacının müteveffa eşinin geçirdiği kaza sonucu açılan hasar dosya numarası ve aracın ZMMS sigorta poliçesine ait olduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan 12/05/2020 tarihli .... Arabuluculuk Dosya Nolu Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Toplantı Tutanağının incelenmesinde 7 başvurucu olduğu, bu başvuruculardan birinin davamızın davacısı ...., diğerinin ise temlik alan .... olduğu, tüm başvurucuların vekilinin aynı kişi olduğu, müzakereler sonucunda ".... hasar numaralı dosyaya ilişkin olarak, ...
Sigorta nezdinde .... numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı ve .... plakalı aracın 03.08.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müteveffa İbrahim ....'nın mirasçıları ve temlik alacaklısının destekten yoksun kalma tazminat talepleri konusunda ANLAŞMAYA VARMIŞLARDIR." şeklinde son tutanağın düzenlendiği, anlaşma konusunun destekten yoksun kalma tazminatı olarak açıklandığı, herhangi bir miktar belirtilmediği,
davaya konu uyuşmazlık ile arabuluculuk ile anlaşma sağlandığından Arabuluculuk Kanunu’nun 18/5 maddesinde, "Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz" düzenlemesi dikkate alınarak davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmış ve hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca;
1-Hukuki yarar yokluğundan davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL karar ilam harcından dava açılırken peşin olarak yatırılan 59,30 TL peşin harç ile 1.333,00 TL ıslah harcından mahsubu ile fazladan yatırılan 660,30 TL harcın davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 maddesi gereğince hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ÖDENMESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan 407,20-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
7-Kararın kesinleşmesi ve talep edilmesi halinde arta kalan gider avansının yatıranlara iadesine,
Katip ... E-imzalıdır Hakim ....E-imzalıdır
Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/438, K. 2026/275, 14 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama