KÜNYE
T.C. Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
- Karar tarihi
- 9 Mart 2021
- Esas no
- 2018/297 Esas
- Karar no
- 2021/161
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 03/04/2017
Karar Metni
1.460 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: ... gün saat ... sıralarında ... ... isimli davalı ...
Şti'ye ait ... nolu ... üyesi olan yemekli tur teknesinin yola çıktıktan sonra saat ... sıralarında ... açıklarında alabora olduğunu, sahil güvenlik anonslarından batan bir teknenin yardım istediğini belirtmesinden sonra ... isimli teknenin karada kalan personelinin ... giderek teknelerinin battığını söylemeleri üzerine ... bağlı iki polis botunun teknenin battığı yere gittiğini, teknenin yan batmış vaziyette olduğunu, kazazedelerin can yelekleri ile deniz üstünde olduklarını, tekneye tutunan ve olay mahalinde deniz üzerinde gözüken şahısların olmadığı görülmesi üzerine ... yat limanına getirildiğini, müvekkilinin denize düştüğünü,
su ve mazot yuttuğunu, ölümden döndüğünü, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma dosyasında sunulan rapora göre müşterek ve zincirleme sonucu kaza meydana geldiğini, davalı işleten donatan ile gemi mürettebatının ehil ve kurallara uygun hareket etmediklerini, söz konusu soruşturma dosyası tamamlanarak Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında dava açıldığını, ...
Şirketi, davalı ..., ..., ...'un asli kusurlu olduğunu, kaza sonucu ağır biçimde travma içine düşen müvekkili için ...TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, ... tarihinde meydana gelen tekne kazasının tedbirsizlik, dikkatsizlikle birden fazla kişinin ölümüne yaralanmasına sebep olma suçundan Antalya ...
Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yargılamasının devam ettiğini, bilirkişi raporunda batma sebebi olarak on bir ayrı kusur tespit edildiğini, bu kusurlardan üç tanesinin müvekkiline yüklendiğini, hava durumunu kontrol etmeden sefere çıkması, ... kapaklarının açık bırakılmış olması,
gemide bulunan masa sandalyelerin sabitlenmemiş olması kusurlarının müvekkiline yüklendiğini, müvekkilinin sefere çıkmadan liman başkanlığından, internetten, tekne sahipleri kooperatifinden bilgi aldığını, meteroloji müdürlüğünün fırtınayı bildirmediğini, ... kapaklarının açık bırakılması suçunun yüklendiğini, ceza mahkemesinde dinlenen şikayetçilerin beyanında da 5-6 dakika fırtınanın sürdüğünü, 5-6 dakika süren fırtınada geminin kaptanının dümeni bırakıp ... kapaklarını kapatması talimatı vermesinin söz konusu olmadığını, bilirkişi raporunda belirtilen sekiz tanesinin sebebinin gemiyi işletenlerin yükümlüğünde olduğunu,
geminin batmasına gemideki yapısal bozuklukların neden olduğunu, hava şartlarının da etken olduğunu, geminin hatalı inşaa edildiğini, geminin ana motorunun stop etmesi sebebiyle oluştuğunu, müvekkilinin kusuru olsa dahi manevi tazminat miktarının fazla olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... cevap dilekçelerinde özetle: Dava konusu kazada batan gemide sigortalı işçi olduğunu, elinden geldiğince yolculara yardım ettiğini, yolcuların panikleyip geminin sağ tarafına yığılmalarıyla geminin sağ yandan battığını, kusurun davacıda ve diğer yolcularda olduğunu, Antalya ...ACM'nin ... E sayılı dosyasının incelenmesini talep ettiğini, bilirkişi raporu sonucu kusursuz olduğunun anlaşılacağını ve sair nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı ...'a ve ... Şti'ye dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalıların davaya cevap vermediği, bu sebeple HMK. 128 maddesi uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakaların tamamını inkar etmiş sayılacağı anlaşıldı.
DAVACI TANIĞI ... BEYANINDA
"Olay günü ben de ... isimli gezi teknesinde bulunuyordum, akşama kadar teknedeydik, olay zaten dönüş yolunda oldu, şöyle ki; teknenin son uğradığı koyda ki bizim gibi bir çok gezi teknesi de vardı, oradaki mola süresi bittikten sonra bütün tekneler ayrıldı ancak bizim teknedeki çalışanların hatası yüzünden biz ayrılamadık, zira teknenin sabitlenmesi için denize atılan tam ismini bilmiyorum, kanca taşa saplanmış, çıkartamadılar, bunun üzerine gemide bulunanlar hep birlikte halatı çekerek kurtardık, bu şekilde dönüşe geçildi, ortalama bu iş için yarım saat kadar uğraşıldı, o arada hava kapandı ve yağışı haber veren rüzgar esmeye başladı,
biz yolu yarılamıştık, ancak şehir merkezindeki limana yaklaştıkça fırtına arttı, beraberinde yağmur ve dolu yağışı başladı, teknenin içinde sabit olmayan ne varsa uçuşmaya başladı, hepimiz aşağıya indik, çünkü çok üşüdük, herkes yere oturdu, yanımızda ne varsa üstümüze örttük, ancak tekne kuvvetli şekilde sağa sola yatıyordu, herkes panik içinde bağrışmaya başladı, ben kaptanın sarhoş olduğunu düşünüyorum, çünkü en son mola verilen yerde alkol aldığını bizzat gördüm, elinde bira şişesi vardı, battığımız yere gelene kadar da bir sürü koy ve liman geçti ancak oralara girmedi, kargaşa ve panik çoğaldı, sürekli tekne sağa ve sola yatıyordu,
kaptan motoru kapatınca tamamen dalganın gücüyle bu sefer tekne sağ tarafa yattı, ben de sağ taraftaydım, benden tarafta olan herkes benim üzerime düştü, tekne batmadan önce herkes can yeleği temin etmeye çalışıyordu yani yeleklerin bulunduğu raflara uzanıp alıyorlardı, bir kısmı aldı, ben aldım ama giyemeden tekne battı, davacı ve diğerlerini bu şekilde göz aşinalığı ile tanıdım, sonra da davacıyla karakolda ifade verirken bir aradaydık, onun can yeleği alıp almadığını bilmiyorum ancak yaşlıların çoğu alamamıştır diye tahmin ediyorum, çünkü çok yoğun bir hengame yaşandı,
tekne batınca herkes teknenin altında kaldı ben de teknenin altındaydım, yaklaşık 2 metre kadar dibe battım, yelek sol elimde kaldı, yukarı da çıkamadım, çünkü tepemdeki herkes can havliyle yüzmeye çalışıyor ve çırpınıyordu, denizin içi de karanlıktı, ileriye doğru yüzmeye çalıştım, nefesim tükenmek üzereydi, o arada geminin direk halatı ya da teli bilemiyorum öyle bir şeye denk geldim, ona tutunarak kendimi yukarıya çekmeye çalıştım, o arada nefes alabildim, yoksa ben de hayatımı kaybedecektim, bütün yolcuların da aynı şeyleri yaşadıklarını tahmin ediyorum, hepimiz öleceğimizi düşündük, tam bir can pazarı yaşanıyordu,
bir kısmı teknenin bir tarafına tutunmaya çalışıyordu, bir kısmı da büyük bir simit denize düşmüştü, herkes ona birden hücum etti, ona tutundular, kaptanı da o arada küçük bir simitin içine girmiş bizi seyrederken gördüm, hiçbir şey yapmadı, diğer gemi mürettebatı da bize hiçbir şekilde yardım etmedi, yolcular olarak biz tamamen ölüme terk edildik, denizin içinde yaklaşık yarım saat kadar bekledik, deniz çok dalgalıydı, bu arada kafamıza dolu yağmaya başladı, şöyle söyleyeyim, ben bir hafta kafam şiş olarak gezdim, bir buçuk yıl psikiyatri tedavisi gördüm, ... hanım da karakolda gördüğümde çok korkmuştu, titriyordu,
zaten karakoldan önce ...'nin Acil servisine de götürülmüştük, orada da ... gördüm, iyi değildi, sedyede uzanmış vaziyetteydi, ben de sedyedeydim, gezi teknesinde olan herkes büyük bir dehşet yaşadı, bizi en çok etkileyen ve endişelendiren şeylerden biri de gemi personelinin bize en ufak bir yardımda bulunmaması oldu, hatta onlar benden daha korkmuş ve panik haldelerdi, hiç profesyonelce davranmadılar belki yüzme bile bilmiyorlardı, eğer vaktinde yelekleri dağıtmış olsalardı, bizi bilgilendirselerdi, endişemizi giderselerdi, güven telkin etselerdi,
herkes can simiti ile birlikte kendini denize daha güvenli ve korkusuz bir şekilde bırakabilirdi ancak onlar hiçbir müdahale ve yardımda bulunmadıkları gibi bizim panik halimizi sadece seyrettiler, kendilerinin de bu konuda bilgili ve deneyimli olduklarını zannetmiyorum, tamamen uzman olmayan öylesine gemide çalıştırılan insanlardı diye tahmin ediyorum, hatta ceza mahkemesi yargılamasında çalışanlar için misafirdi savunmasında bulunmuşlar" demiştir.
Dava; gezi hizmetinin ayıplı ifasından kaynaklı manevi tazminat istemlidir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Dava tarihinde yürürlükte olan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında görev açısından yapılan değerlendirmede;
28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
Eldeki davada; uyuşmazlığa konu iddianın gezi/tur hizmetinin ayıplı ifasına dayandırılmış olmasına göre davacı tüketici konumundadır.Bu sebeple davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine aittir. Anlatılan nedenle davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK.nun 114/1-c ve 115/ 2 maddesi uyarınca usulden reddine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Emsal Antalya BAM 3.HD 2020/601 E-2020/1395 K sayılı kararı)
Katip ... · ¸e-imzalı Hakim ... · ¸e-imzalı
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/297, K. 2021/161, 9 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama