KÜNYE
T.C. Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2019
- Esas no
- 2018/622 Esas
- Karar no
- 2019/597
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/09/2018
Karar Metni
1.068 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigorta acenteliği ile iştigal ettiğini, davalının ... plaka sayılı araç ... poliçe no ile ... tarihinde müvekkili tarafından sigortalandığını, bu sigorta işleminin ...-TL karşılığında yapıldığını, davalı tarafın bu tutarı ödemediğini, bu borçtan dolayı Antalya ...
İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafın ... tarihinde iş bu icra takibine borcu bulunmadığı gerekçesi ile haksız ve kötüniyetli olarak itirazda bulunduğunu belirterek davanın kabulü ile Antalya ...
İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak müvekkillere verilmesine, yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... plakalı aracı için davacıdan sigorta hizmeti satın aldığını, ... tarihinde ... isminde bir şahsın icra takibine dayanak belgenin aslı ile davalı müvekkilin iş yerine gelerek kendisini ödeme için davacının gönderdiğini, tahsilatı kendisinin alacağını söylediğini, şahsın davacının ismini vermesi elinde davacıdan sadır olduğu anlaşılan ve borç miktarını tam olarak gösteren belge ile gelmesi, poliçede yer alan vade tarihinde gelmesi konu hakkında kapsamlı bilgiye sahip olması,
davacının bir çalışanıymış gibi davranması sebepleriyle bu kişiye elden ...-TL ödeme yapıldığını, karşılığında tahsilat makbuzu alındığını, söz konusu şahsın dolandırıcı olduğunun anlaşıldığını, şahıstan şikayetçi olunduğunu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının (Bilişim Suçları Bürosu) .../... soruşturma numaralı dosyasında olayla ilgili soruşturma yürütüldüğünü belirterek davanın reddine, icra takibi başlatmakta haksız ve kötü niyetli olan davacının takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Davacı vekili tarafından mail yazışmaları, davalı vekili tarafından poliçe sureti ve tediye makbuzu delil olarak sunulmuş mahkememizce takip dosyası, soruşturma dosyası celp edilmiş, ... şirketinden poliçe bedelinin kim tarafından ödendiği ile ilgili bilgi ve belgeler getirtilmiş, ...'nün davacı çalışanı olup olmadığı sorgulanmış, tanıklar dinlenmiş, tüm deliller toplanmıştır.
Dava, sigorta poliçesinden kaynaklı prim borcunun tahsili amacıyla davacı acente tarafından başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça davalı aleyhine ...-TL asıl alacak üzerinden örnek no:7 olan ödeme emri ile takibe girişildiği, davalının süresinde itirazda bulunarak takibin durdurulduğu, eldeki davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan ... hakkında soruşturma yürütüldüğü, davacı ve davalı şirket yetkilisinin bu dosyada müşteki olarak yer aldıkları, soruşturmanın derdest olduğu görülmüştür.
Karşılıklı dilekçeler, duruşmadaki beyanlar ve incelenen soruşturma dosyası içeriğine göre; taraflar arasında davalıya ait aracın trafik sigorta poliçesinin davacı acente tarafından düzenlendiği ve takip tutarı kadar prim borcu tahakkuk ettirildiği, davalının prim borcunu ... isimli bir şahsa makbuz karşılığı ödediği noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık davalının prim borcunu ödemiş sayılıp sayılmayacağı, yapılan ödemenin davacıyı bağlayıp bağlamadığı noktasında toplanmaktadır. ... isimli şahıs davacı acenteden kesilmiş gerçek bir poliçe ile davalıya ait iş yerine gitmiş ve prim bedelini davalıdan tahsil etmiştir. Poliçenin ait olduğu ... şirketi de poliçe bedelini almıştır. Nitekim bu konuda ...
Şirketince mahkememize sunulan ... havale tarihli müzekkere cevabında; prim borcunun ...'e ait kredi kartı ile tahsil edildiği ve fakat bu kredi kartının ...'e ait olup olmadığının ilgili bankadan teyit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Soruşturma dosyasının incelenmesinde, esasında kart sahibinin ... isimli şahıs olduğu, kişinin olaydan haberinin olmayıp dosyada müşteki olarak şikayetçi olduğu anlaşılmıştır.
Sigorta şirketine yapılan ödemenin davacı acente tarafından değil, dava dışı başka bir kişinin kredi kartından yapılmış olması sebebiyle ... tarihli celsede davacı vekilinden, müvekkili acentenin hangi yönden zarara uğradığı hususunda açıklama yapması istenmiş olup; davacı vekili bu hususta süre istemiş, akabinde sunduğu ... tarihli dilekçesinde;
poliçenin sistemde müvekkili acente tarafından kesilmiş olarak gözüktüğünü, ...'nün müvekkili ile ilgisinin bulunmadığını, poliçe bedelinin taraflarınca bilinmeyen kredi kartından tahsil edildiğini, tahsilatın yapıldığı kredi kartının kopyalanmış olduğunu, kart sahibinin itirazı üzerine sigorta şirketi tarafından kendilerinden kredi kartı formu ya da harcama tutarını gösterir belgenin istendiğini, böyle bir belge olmadığından poliçe bedelinin sigorta şirketi tarafından müvekkilinin cari hesabından düşüldüğünü belirterek buna ilişkin sigorta şirketi ile aralarında geçen mail yazışmalarını sunduğu görülmüştür.
Gerçekten de sunulan mail içeriklerinde sigorta şirketinin gönderdiği mailde poliçe bedelinin iadesine ilişkin davacıya bildirimde bulunduğu, görülmüştür. Salt bu mailden paranın kart sahibine iade edilip edilmediği ve davacı acentenin cari hesabından düşüm yapılıp yapılmadığı belli olmasa da, kart sahibinin itirazı poliçenin gerçek bir poliçe olması sebebiyle sigorta şirketinin bu bedeli davacı acenteden keseceğinin kuvvetle muhtemel olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu noktada davacının eldeki davayı açmakta korunmaya değer hukuki yararının olduğu kabul edilmiştir.
Somut olayda çözülmesi gereken husus poliçenin davacı acentenin kayıtlarından kesilmiş gerçek bir poliçe olması sebebiyle davalı tarafından dolandırıcılık şüphesi taşıyan kişiye yapılan ödemenin davacıyı bağlayıp bağlamayacağı, yaşanan olaya kimin katlanması gerektiğidir. Davalı taraf en başından beri getirilen poliçenin gerçek bir poliçe olduğunu teyit ettikten sonra ödemeyi poliçeyi getiren şahsa yaptıklarını savunmaktadır.
Hayatın olağan akışında müşteriler her zaman acente veya sigorta şirketinin ofisine giderek poliçe tanzim ettirmemektedirler. Çoğu zaman bu işi acente veya sigorta şirketi adına hareket eden gerçek kişiler aracı vazifesi görerek yerine getirmektedirler. Müşterinin üzerine düşen yükümlülük getirilen poliçenin gerçek bir poliçe olup olmadığını teyit etmektir. Davalı taraf bu yükümlülüğünü yerine getirmiş ve gerçek poliçeyi getiren kişiye ödemeyi yapmıştır.
Davacı acente kendi sistemi üzerinden ve fakat bir başkası tarafından poliçe elde edilmesini önleyecek önlemleri almakla yükümlüdür. Ki somut olayda davacı vekilinin sunduğu mail yazışmalarıns göre davacı sigorta şirketine hitaben yazdığı ... tarihli mailde poliçenin yurtdışı kaynaklı sistemlerinden habersiz olarak kesildiğini belirtmektedir.
Şu halde sistem kayıtlarından izinsiz şekilde poliçe kesilmesini engelleyemeyen bu konuda gerekli önlemleri almayan davacı taraf yaşanan olaya katlanmalıdır. Davalı gerçek bir poliçenin prim borcunu ödeyerek borcundan kurtulmuştur. Bu nedenle itirazı haklı olup davacının davasının reddinin gerektiği kanaatiyle dava reddedilmiş, olayda davacı kötüniyetli sayılamayacağından davalının kötü niyet tazminat talebi de reddedilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · (E-İmzalı) Hakim ... · (E-İmzalı)
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/622, K. 2019/597, 10 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama