KÜNYE
T.C. Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2020
- Esas no
- 2018/906 Esas
- Karar no
- 2020/59
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 26/12/2018
Karar Metni
1.345 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki gereğince müvekkili şirketin davalı şirkete ürünler teslim ettiğini, süresinde herhangi bir iade talebinde bulunulmadığını, müvekkil şirketin davalı şirkete borcun ödenmesi hususunda bir çok kez sözlü olarak uyarıda bulunduğunu, bir sonuç alınamadığını, davalının aldığı ürünlere karşılık 2018 yılında yapılan ...-TL ödemenin tamamını 150+23 gün vadesi geçecek şekilde zamanında ödememeleri nedeniyle vade farkına ilişkin KDV dahil ...-TL'nin üç gün içinde ödenmesi için ihtarname gönderildiği,
davalı tarafın karşı ihtarname ile vade farkını kabul etmediğini belirttiğini, bunun üzerine Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı tarafın takibe süresinde itirazı ile takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu, zira sipariş sözleşmesinin 8.maddesinde anlaşma şartını aşan ödemelerin aylık %5 vade farkı uygulanacağının açıkça yazılı olduğunu belirterek davanın kabulü ile Antalya ...
İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasında takibin devamına, itiraz kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı vekili ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; tarafların ticari ilişki kapsamında ve cari hesap niteliğindeki alım satım ilişkisi sebebiyle mal alım satımı yaptıklarını, 2018 yılı içerisindeki ticaretin ...-TL değil, ...-TL olduğunu, borçların süresinde ve gecikmesiz ödendiğini, hangi kalem ödemenin hangi sürede ödenmesi gerekirken ne kadarlık bir gecikme ile vade farkına konu edildiğinin somut ve denetlenebilir şekilde açıklanmadığını, ticari ilişki süresince davacıdan bir çok kez malzeme alındığını, davalı tarafça hiç bir suretle gecikme zammı talep edilmediğini,
vade farkı talebinin hangi dönem alacaklara dayalı olduğunun da denetime elverişli şekilde anlaşılamadığını, sözleşmenin 8.maddesinde ödemenin tarihine dair bir düzenlemenin bulunmadığını, cari hesap dökümünde belirtilen tarihten daha önceki bir tarihte ödeme yapılacağı konusunda anlaşma bulunduğunun ispat yükünün davacıya ait olduğunu, vade farkının faiz niteliğinde olup buna yeniden faiz işletilemeyeceğini belirterek davanın reddine, haksız ve kötü niyetli açılan dava nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Davacı vekili tarafından sipariş formları, sipariş sözleşmeleri, e-fatura sureti, cari hesap ekstresi, ihtarname sureti ve sonrasında ihtarnamenin tebliğ evrakı delil olarak sunulmuş, mahkememizce icra dosyası celp edilmiş, tarafların defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu aldırılmış tüm deliller toplanmıştır.
Dava, mal satışından kaynaklı borcun geç ödendiği iddiasıyla kesilen vade farkı faturasına dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptaline ilişkindir.
Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça davalı aleyhine faturaya dayalı olarak ...-TL asıl alacak, ...-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ...-TL alacak üzerinden örnek no:7 olan ödeme emri ile takibe girişildiği, davalının süresinde itirazda bulunmuş olduğu, takibin durduğu, eldeki davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemizce davalının defterlerinin incelenmesi için istinabe yoluyla bilirkişi raporu aldırılmış, alınan ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; defterlerinin usulüne uygun olduğu, davacı tarafça kesilen fatura borçlarını davalı yanca ödendiği, takip tarihi itibariyle davacının herhangi bir alacağının olmadığı, takip konusu vade farkına ilişkin faturanın davalının defterlerinde olmayıp, davacıya iade edildiği, taraflar arasındaki sözleşmeye dosya kapsamında rastlanılmadığı bu nedenle vade farkı için gerekli verilerin tespit edilemediği,
tarafların dilekçelerinde belirttikleri sipariş formunun 8.maddesi ile ilgili olarak yapılan incelemede, davalının her ayın sonundaki bakiyeyi devam eden ayların başında vadeli çek ile kapatmış olmasının ve hesap işleminde vade farkı oluşmasına rağmen davacının 14 defa hesap mutabakatı yaparak çeklerin vadesi belli olmasına rağmen vade farkı uygulamadığı, vade farkın faturasının ticari ilişki sona erdikten sonra düzenlendiği, oysa ki aylık periyodik yapılan ödeme işlemlerinin vade farkı uygulaması yapılmamasının muhasebe usul esaslarına ve vergi usul kanununa aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle faturanın geçersiz olduğu,
aksi kanaat halinde davacının dava dilekçesinde belirttiği aylık %3.5 faiz oranı ve üzeri günlük vade süresine göre vade farkının KDV dahil ...-TL olduğu mütalaa edilmiştir.
Mahkememizce resen seçilen mali müşavir bilirkişiye davacının defterleri üzerinde inceleme yaptırılmış olup, bilirkişinin ibraz ettiği ... tarihli raporunda özetle; defterlerin usulüne uygun tutulduğu, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ve dava konusu alacağın dayanağı olan faturaların ve muhteviyatındaki malların davalı tarafa teslim edildiği, takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten bir alacağının olmadığı,
ticari ilişki sona erdikten sonra davacının KDV dahil ...-TL tutarında vade farkı faturası kestiği, sözleşmenin 8.maddesi uyarınca vade farkının talep edilebileceği, faturalar muhteviyatında da ödeme vadesinin ... olup, vadesi geçen faturalara %10 vade farkı uygulanacağının yazılı olduğu, ancak davacının vade farkı hesaplamasında aylık %3.5 oranına göre hesaplama yaptığı, davalının fatura bedellerini 150 günlük ödeme vadesinden sonra ödediği, tüm ticari ilişkiye göre davacı şirketin davalı şirket adına düzenlediği mal satış fatura bedellerinin davalı şirket tarafından ortalama 23 gün geç ödendiği,
bu geç ödemeden kaynaklı vade farkı bedelinin ...-TL olduğu, davacı şirketin ise ...-TL tutarında vade farkı talebinde bulunduğu, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş avans faizinin ...-TL olduğu mütalaa edilmiştir.
Bilirkişi davacının çektiği ihtarnamenin tebliğ evrakı olmadığından davalının temerrüt tarihi olarak karşı ihtarname çektiği ... tarihini esas alıp, işlemiş faizi buna göre hesaplamıştır. Davacı vekili rapora itirazında davalıya çektiği ihtarnamenin tebliğine ilişkin evrakı dosyaya sunmuştur.
Taraflar arasında mal alım satımına dayalı ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafça satılan mal bedellerinin davalı yanca ödendiği, bu konuda uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasında varlığı ihtilafsız olan sipariş formlarının 8.maddesinde, alacak borç ilişkisinin cari hesap şeklinde yürütüleceği, anlaşma şartlarını aşan ödemelere aylık %5 vade farkı uygulanacağı ve vade farkının nakden tahsil edileceğine dair düzenleme bulunduğu, tanzim edilen faturalarda vadenin 150 gün olduğunun yazılı olduğu, ticari ilişki sona erdikten sonra davacının vade farkı faturası düzenleyerek ödeme talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalının defterlerini inceleyen bilirkişi vade farkına ilişkin faturanın her faturadan sonra tanzim edilmesi gerektiğini, bu yapılmadığından faturanın geçersiz olduğunu dosyada sözleşmeye rastlanılmadığını belirtse de, dosya bilirkişiye verilirken davacının sözleşme suretlerini dosyaya sunmuş olduğu, bilirkişinin sözleşmeyi görmeden rapor tanzim ettiği, vade farkı faturasının her fatura sonrasında ayrıca düzenlenmemiş olmasının davacı açısından olsa olsa vergisel sorumluluğunu doğuracağı kabul edilerek bu yöndeki bilirkişi mütalaasına itibar edilmemiştir.
Sözleşmenin 8.maddesi açık olup, tacir olan taraflar ödemelerin gecikmesi halinde vade farkı tahsil edileceğini karşılıklı kabul etmişlerdir. Vadenin 150 gün olduğu faturalarda yazılı olup davalı taraf bu faturaları itirazsız kabul etmiştir. Bu nedenle ödemenin gecikmiş olduğunun tespiti halinde davacının vade farkı talebinde haklı olduğu kanaatine varılmıştır.
Somut olaya uygun ve denetime elverişli olması sebebiyle hükme esas alınan ... tarihli bilirkişi raporuna göre; davacı şirketin davalı şirket adına düzenlediği mal satış fatura bedellerinin davalı şirket tarafından ortalama 23 gün geç ödendiği, davacının hesabında uyguladığı %3.5 faiz oranı ile bağlı kalınarak yapılan hesaplamada bu geç ödemeden kaynaklı vade farkı bedelinin ...-TL olduğu, davacı şirketin ise ...-TL tutarında vade farkı talebinde bulunduğu, davacının davadan evvel davalıya çektiği ihtarnamenin ... tarihinde davalıya tebliğ edildiği,
davacının çektiği ihtarname dosyada bulunmasa da, dava dilekçesine ekli olan davalı tarafça davacıya çekilen ihtarnamenin incelenmesinde, davacının çektiği ihtarnameye ilişkin ve verilen 3 günlük süreye ilişkin bilgilerin yazılı olduğu,
bu itibarla tebliğden itibaren 3 günlük mehil süresinin geçmesi ile davalının ... tarihinde temerrüde düştüğü, bu tarihten takip tarihine kadar geçen süre için taleple bağlılık ilkesi gereğince ...-TL asıl alacak ve aylık %19.50 faiz oranı üzerinden yapılan hesaplamada ödeme emri ile istenen işlemiş faizin yerinde olduğu anlaşılmakla davalının itirazının tümden reddi gerektiği kanaatiyle davanın tam kabulüne karar verilmiş, alacak belirlenebilir nitelikte olduğundan talep doğrultusunda davalı aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmiştir.
Katip ... · (E-İmzalı) Hakim ... · (E-İmzalı)
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/906, K. 2020/59, 21 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama