KÜNYE
T.C. Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Mart 2022
- Dosya no
- 2020/210
- Karar no
- 2022/156
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/06/2020
Karar Metni
964 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, dilekçeleri ekinde sundukları cari hesap ekstresinde de görüleceği üzere farklı tarihlerde alışverişler yapıldığını, davalı şirkete faturalar kesildiğini ancak davalı/borçlu şirketin bakiye 25.654,43.-TL cari hesap borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için Antalya 7. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, takibe haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz edilerek durdurulduğunu, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, itirazın iptaline, icra takibinin devamına ve alacağın likit oluşu, itirazın haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava; ticari mal satım ilişkisine dayalı cari hesap borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacı Antalya 7. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 29/11/2019 tarihinde, dayanak 31 adet fatura karşılığı 25.654,43.-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattıktan sonra (Örnek No:7) ödeme emrinin borçlu/davalıya 12/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 16/12/2019 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da 16/06/2020 tarihinde 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davası açtığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde cari hesap borcunun tahsilini isteyerek, dava dilekçesine cari hesap özeti vermiş ise de; dayanak icra takibinde 31 adet fatura alacağının talep edildiği, icra takibine dayanak belgelerde cari hesap özeti bulunmadığı, icra takibinde dayanak olarak gösterilmeyen bir belgenin, itirazın iptali davasında ileri sürülemeyeceği, iddianın genişletilmesi niteliğinde olan bu duruma davalının da açık muvafakatı olmadığından, davanın cari hesap alacağı olarak değil, ödeme emrinde belirtilen 31 adet fatura alacağı talebine iliştin itirazın iptali davası olarak devam edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/11/2011 tarih ve 2011/19-617 E. 2011/749 K.sayılı kararı da bu yöndedir.
Davalı davaya cevap vermediğinden, taraflar arasında uzlaşılan bir nokta bulunmamaktadır.
Çözümlenmesi gereken sorun, davacının dava ve icra takibine konu ettiği fatura içeriğindeki mallardan dolayı alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Davacının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2019-2020 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle söz konusu defter kayıtlarının sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davacı kayıtlarına göre taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davacının usulüne uygun defter kayıtlarına göre davalıdan toplamda 25.654,43.-TL faturalardan kaynaklı bakiye alacağı bulunduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
Davalı defter ve belgelerini ibraz etmemiştir.
6100 sayılı HMK.nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222.maddesi gereğince. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Davacı kayıtlarına göre taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davacının usulüne uygun defter kayıtlarına göre davalıdan toplamda 25.654,43.-TL faturalardan kaynaklı bakiye alacağı bulunduğu, davalının defter ve belgelerini ibraz etmediği anlaşıldığından davacının davalıdan 25.654,43.-TL alacaklı olduğu kabul edilmiştir. Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan faturalara dayalı olduğundan, asıl alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KATİP ... · (E-imzalıdır) HAKİM ... · (E-imzalıdır)
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/210, K. 2022/156, 2 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama