KÜNYE
T.C. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Mart 2021
- Esas no
- 2021/190 Esas
- Karar no
- 2021/258
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 23/03/2021
Karar Metni
1.020 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı ile müvekkili kurumun sözleşme imzalayarak, ... mah. ... Sitesi ... Blok Daire: ...
Antalya adresinde ... tarihinde ... numaralı ile abonelik başlattığını, söz konusu aboneliğin ticari abonelik olduğunu, bu aboneliğin ... tarihine kadar davalı ... tarafından iptal edilmediğini, bu tarihte ...'in aynı adres için yeni bir kira kontratı ile müvekkili şirkete müracaat ettiğini ve ... tarihinde bu adrese mesken aboneliği aldığını, aboneliğin devri öncesinde kurum, komisyon kararı ile söz konusu adresin ... tarafından kullanılmadığı,
mesken olarak ... tarafından kullanıldığı ile ilgili tespitini de yaptığını ve aboneliğin devrine uygunluk onayını bu şekilde verdiğini, fakat davalı ...'in elektrik borcunu muhtelif tarihlerde ödemediğini ve bundan dolayı Antalya ...
İcra Müdürlüğü nün ... esas sayılı dosyası ile ... tarihinde icra takibi başlatıldığını, borçlunun ... tarihinde borca itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu beyan etmekle; davalının itirazının iptali ile takibin devamını, davalının %20 den aşağı olmamak üzere%40 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava: İtirazın iptali talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay'ca re'sen dikkate alınması gerekir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.
Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır.
Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı).
Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olay incelendiğinde; davacı kurum ile davalı arasında ... tarihli abonelik sözleşmesi imzalandığı, abone grubunun mesken olmayıp "iş yeri/muayenehane" olduğu, Ticarethane sıfatıyla kayıtlı aboneliklerde ise davalının bu abonelik dolayısıyla tacir sıfatının olması halinde görevli mahkeme Ticaret Mahkemesi, tacir sıfatının olmaması halinde ise (esnaf vb. serbest meslek mensubu) görevli mahkeme genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olacağı, somut olayda davalının doktor olması sebebi ile tacir olmayıp serbest meslek mensubu olduğu,
eldeki dava TTK’da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı gibi davalının tacir olmadığı da gözetildiğinde her iki tarafın ticari işletmesiyle ilişkili de değildir. Bu nedenlerle davaya bakmakla görevli mahkeme 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi gereğince genel görevli asliye hukuk mahkemesi olduğu (Emsal Kararlar: Yargıtay 3.H.D. 2017/16735 E., 2019/5177 K., GAZİANTEP B.A.M. 13. H.D. 2019/549 E. 2020/991 K., DİYARBAKIR B.A.M. 4. H.D.
2020/443 E. 2020/404 K.) anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Katip ... · E-imzalıdır Hakim ... · E-imzalıdır
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/190, K. 2021/258, 25 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama