KÜNYE
T.C. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- Esas no
- 2023/893 Esas
- Karar no
- 2024/205
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 28/12/2023
Karar Metni
879 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacı müvekkilinin, davalıya ait .... Mah. ... Sk.
No:../... .../... adresinde kain taşınmazda, ... tarihli kira sözleşmesine istinaden kiracı olarak ikamet ettiğini, davacı müvekkili ile davalı arasındaki kira ilişkisi halen devam ettiğini, davalının kira sözleşmesi tarihinde davacı müvekkili ile arasında düzenlenmiş olan kira sözleşmesi ile birlikte davacı müvekkiline bir adet bono imzalattığını, ilgili bono kira sözleşmesine güvence olarak bir teminat senedi niteliğinde davacı müvekkili tarafından imzalanarak davalıya verildiğini,
ancak davalının davacı müvekkili ile aralarında devam eden kira ilişkisinden doğan herhangi bir alacağının bulunmamasına rağmen ilgili bonoyu kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yoluyla kötüniyetli bir biçimde yasal takibe konu yaptığını, ilgili takip Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... esas numarasına kayıtlı olarak halen devam ettiğini, davacı müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının kira alacağını her ay gününde ödediğini, ayrıca davalının maliki olduğu,
davacı müvekkilinin ikamet etmekte olduğu taşınmazda da oluşan, davalının alacak talebinde bulunabileceği herhangi bir zarar da mevcut olmadığını, taraflar arasında kira ilişkisinden başka herhangi bir borç ilişkisinin bulunmaması kambiyo senedinin soyutluğunu ortadan kaldırmaya delalet teşkil ettiğini, haksız olarak başlatılan ve halen açık olan dava konusu Antalya Genel İcra Dairesinin .../... esas numaralı dosyasında mevcut bulunan dosya alacağı, davacı müvekkilinin mal varlığına açıkça hukuka aykırı bir biçimde tehdit oluşturduğunu, bu durum davacı müvekkilini son derece büyük bir mağduriyete uğratma riskini haiz olduğunu,
tüm bu gerekçeler doğrultusunda ihtiyati tedbir neticesinde işbu riskin bertarafı son derece mümkün olduğunu, bu nedenle dava tarihi itibariyle dava konusu icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilim davalının halen oturmakta olduğu ..., ..., ... Mah. ... Sok. No:.., D:... adresli taşınmaz ve tapu sicilinde ... ili ... ilçesi ... Mah. ... Ada ...
Parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının takibe konu kira sözleşmesine istinaden müvekkilinin taşınmazında halen kiracı olduğun, müvekkili tarafından, davalı kiracının ... taahhüt tarihli ... tahliye tarihli tahliye taahhütnamesine istinaden Antalya Genel İcra Dairesinin .../... esas sayılı icra dosyası ile Örnek 14 ve Antalya Genel İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyası ile Örnek 13 icra takibi başlatıldığını, iş bu takibe ilişkin tahliye ve ödeme emirleri borçluya bizzat tebliğ edilmiş ancak davalı tarafça tahliye ve ödeme emrine rağmen, bu zamana kadar kiralanan yer tahliye edilmediğini,
mecuru tahliye etmeyen davalı kiracı tarafından ... tarihinde haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz talebinde bulunulmuş ve takip dosyasının durduğunu, müvekkili ile kiralayan arasında ... başlangıç tarihli bir kira sözleşmesi mevcuttur.” diyerek kira ilişkisine, kira sözleşmesine,
sözleşme altındaki imzaya herhangi bir itirazda bulunmadığını, devamında ise tahliye taahhütnamesinin geçerlilik şartlarını taşımadığı iddia edildiğini, ayrıca kira sözleşmesindeki adres ile tahliye taahhütnamesindeki adresin uyuşmadığı iddia edilmiş ise sayın mahkemece anlaşılacağı üzere tahliye adreslerinin her iki evrakta da aynı olduğunu, kira sözleşmesi ve tahliye taahhütnamemizin tüm şekil ve usul şartlarını haiz olduğunu, hem kira hem de tahliye taahhütnamesindeki imza borçlu kiracıya ait olduğunu, müvekkilinin davacıya evi, evdeki tüm eşyaları ile birlikte kiraladığını, taraflar kira sözleşmesindeki kira miktarını düşük tuttuklarını,
buna istinaden de kiracı, kiralanandaki eşyaları 1 yıl süre ile kullanması karşılığı kullanım bedeli olarak iş bu senedi kendi rızası ile imzaladığını, yani söz konusu senet kira sözleşmesinin güvencesi olmayıp, evin içinde ev ile birlikte kiralanan eşyaların kullanması karşılığında davacının, müvekkiline ödemekle yükümlü kalacağı bir senet olduğunu bu nedenlerle, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddini işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasını talep ve cevap vermiştir.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesine göre; kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemeleri'nin görevi kapsamındadır.
Dava; kira sözleşmesinden dolayı teminat olarak verildiği iddia edilen bonodan ötürü borçlu olunmadığının tespiti talebine yöneliktir. Cevap dilekçesinde; davaya konu bononun ev ile birlikte kiralanan eşyaların kullanılmasına ilişkin olduğu, bildirilmiştir. Böylelikle; bono, davalı tarafça da sebep olarak kira ilişkisine dayandırılmıştır. Bu nedenle davada görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/893, K. 2024/205, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama