KÜNYE
T.C. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/452 Esas
- Karar no
- 2024/780
- Dava
- Rücuen Tazminat
- Dava tarihi
- 20/06/2024
Karar Metni
833 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Rücuen Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'nin davacı şirket tarafından ... sigorta poliçesi ile sigorta güvencesi altına alındığını, ... tarihinde davalıların teknisyenleri tarafından şartelin ana panodan değiştirilmesi sırasında faz bağlantısının ters yapılması sonucu gelen yüksek voltaj sebebi ile davacı şirket sigortalısına ait iş yerine ait makine ve eşyalarda hasar meydana geldiğini, hak sahibine ... TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını belirterek ... TL'nin ödeme tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; rizikonun gerçekleşmesinde davalı şirketlerin kusurunun bulunmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin davalı şirketlerin ise pasif husumet ehliyetinin olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, davacı tarafın somut delil göstermeden haksız olarak davalılara husumet yönelttiğini, davacı şirketin halefiyetin şartları gerçekleşmeden dava açtığını, dava dışı sigortalının rizikonun gerçekleştiği iddia olunan tarihte davalı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığının alt kiracısı olduğunu, kiralanan münferit alanda meydana gelecek boruların, tellerin,
makinelerin ya da diğer cihazların bozulması kırılması ya da kopmasından kaynaklanan her türlü zararı tazmin etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı ile ... arasında ... tarihli kira sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin ... maddesine göre taşınmazları alt kiracılara kiraya verebilme yetkisine sahip olduğunu, dava dışı sigortalı ile davalı şirketlerin iş ortaklığı arasında imzalanan ... tarihli kira sözleşmesinin ... maddesi gereğince her türlü zarar, ziyan ya da rahatsızlıkların sigortalanan tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığını,
taraflar arasındaki kira sözleşmesi hükümlerine göre sigortalının zarara uğramasında davalıların kusur varsa bile gerçekleşen rizikoya dair açık düzenleme bulunduğundan bu zarardan davalıların sorumlu tutulamayacağını, davacının iddalarının doğru olmadığını, dava dışı sigortalananın makinelerinde bir arızanın meyadana gelmiş olması durumunda sebebinin faz bağlantılarının ters bağlanması olamayacağını belirterek halefiyet ilkesine aykırı dava açıldığından rücu ve halefiyet şartları oluşmadan açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; davacı tarafından sigortalanan dava dışı işyerine ait makine ve eşyalarda meydana gelen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen bedelin davalılardan tahsili istemli rücuen tazminat davası niteliğindedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda. 22.03.1944 tarih, 37 esas, 9 karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir.
Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesine göre; kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemeleri'nin görevi kapsamındadır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketinin sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigortalananın işyerini davalı şirketlerden kiraladığı, davacı sigortalısı ile davalı şirketler arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu, yine bu davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan dava türleri arasında yer almadığından mutlak ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmakta olup davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu, Mahkememizin davaya bakmaya görevli olmadığı,
görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartlarından oluşu ve yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/452, K. 2024/780, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama