KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2019
- Esas no
- 2017/631
- Karar no
- 2019/763
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 31/10/2017
Karar Metni
1.462 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A.TALEP
1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ...'ya ait ... plakalı kamyonetin, şirketlerine ait ... plakalı motosiklete çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, bu kazanın sonucunda, ...'ya ait kamyonetin sürücüsünün asli kusurlu, müvekkili şirket sürücüsünün ise kusursuz olduğunun anlaşıldığını, asli kusurlu sürücünün kullandığı aracın sigortacısının davalı sigorta şirketi olduğunu, aracın onarım işi gereği yetkili servise götürüldüğünü ve ...
TL onarım bedeli çıkarıldığını, bu durumun sigorta şirketine bildirildiğini, firmaca kendilerine ... TL yatırıldığını, bu bedelin mahsup edildiğini ve bakiye ... TL nin ise kendilerine ödenmediğini, davalılara yönelik Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalıların itiraz ettiğini, itirazların haksız olduğunu beyan ederek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
B. TARAF TEŞKİLİ
2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz. İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)
3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır.
C.CEVAP
4.Davalılar her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmışlardır.
D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ
5.Dava, haksız fiile dayalı alacak/tazminat talebinden ibarettir.
6.Öncelikle söylemek gerekir ki. Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder. İspat Yükü, 1980, s. 3).
Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur.
Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
7.İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Özetle; İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
8.TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
9.İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. maddesinde yer alan emredici hükme göre hâkim,sadece çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişiye başvurabilecektir. Hâkim açısından “özel bilgi” ise, hukuk bilimi dışındaki belli bir bilim dalının araştırıp ortaya koyduğu sonuçlara ilişkin bilgi olarak anlaşılmalıdır.
10.Mahkememizce makine mühendisi bilirkişiden aşamalarda rapor aldırılmıştır.
11. ... havale tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'ın %100 kusurlu olduğu, ... plakalı motosiklet sürücüsünün ise kusursuz olduğu, ... plakalı motosikletin hasarının onarılma bedelinin kaza tarihi itibariyle ... TL olduğu, aracın onarımının ekonomik olmadığı, aracın hasarlı haliyle satılmasının uygun olduğu, ... plakalı motosikletin hasarlı haliye satılması halinde davacının kaza tarihi itibariyle zararının (... TL - ... TL) ... TL olduğu, bu zarardan sigorta şirketi tarafından ödenen bedelin düşmesi sonucu kalan ... TL nin tazminata esas tutar olduğu belirtilmiştir.
12.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
13.Davacı vekili, bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve itirazında özetle; bilirkişiden, motosikletin hasarlı satım bedeli ile onarım bedeli arasındaki farkı hesaplamasını talep etmediklerini, kusur oranının ve motosikletin onarım hasar bedelinin hesaplamasını istediklerini bu yönüyle rapora itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
14.Mahkememizce bilirkişiden ek rapor aldırılmıştır.
15. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; kusur raporunu teyit etmiş; hasarın onarım bedelinin kaza tarihi itibariyle ... TL olduğu, bu zarardan sigorta şirketi tarafından ödenen bedelin düşmesi sonucu kalan ... TL nin tazminata esas tutar olduğu belirtilmiştir.
16.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir ve davacı ile davalı sigorta şirketi beyan/itiraz dilekçelerini sunmuştur.
17.Bilirkişi raporlarını hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen).
Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
18.Bu hususlar doğrultusunda, kusur konusunda asıl ve ek; hesaplama konusunda ek bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
19.Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları (hesaplama konusunda ek bilirkişi raporu) göz önüne alınarak; davacının alacağının ... TL olduğunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. İtirazlar kısmen yerinde bulunmuştur. Tespit edilen ... TL asıl alacağa, mahkememizce re'sen faizi hesaplaması yapılmıştır ve faiz olarak ... TL bulunmuştur.
20.Denetime elverişlilik açısından;
"... ... ... - Hesaplama Aracı
... TL için ... tarihinden başlayan %9 Faiz Oranı ile Sabit Faizli Hesap Tablosu;
Başlangıç Tarihi Bitiş Tarihi Gün Faiz Oranı Faiz Tutarı
... ... ... %9 ..."
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/631, K. 2019/763, 20 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama