KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2019
- Esas no
- 2018/584 Esas
- Karar no
- 2019/745
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/09/2018
Karar Metni
1.180 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil firma davalı tarafa teklifleri doğrultusunda mülkiyeti müvekkiline ait tüplerle tedarikçi olarak gaz satışı yapıldığını, davalı taraf bu doğrultuda oluşturulan cari ekstre ve buna bağlı faturalar aylar geçmiş olmasına ve tüm ihtarlara rağmen ödememekte direttiğini, müvekkili firmanın basiretli bir işadamı gibi hareket etme mükellefiyetine sahip olduğu için dava dilekçesinin ekinde sundukları faturaları ticari işletmesini ve yapılan işi esas alarak düzenlediğini, fakat karşı taraf bu zamana kadar dava konusu olan faturadan kaynaklı bu borçlarını ödemediğini,
devam eden süreçte tüplerin kiralanmasından kaynaklı ve ... ..., ... ... devam eden aylara ilişkin fatura borçları da bulunduğunu yargılama sırasında da yeni fatura borçları oluşacağını, mülkiyeti müvekkiline ait tüplerin ve tüplerimizin iadesi ile birlikte Bu alacaklarla ilgili dava ve talep haklarının saklı olduğunu, belirterek ... TL alacaklarının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm talepleri zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmadığını, davacının müvekkili şirkete mal teslimi veya hizmet edimi olmadığını, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında akdedilmiş sözleşme bulunmadığını, taraflarına gönderilmeyen fatura içeriklerini kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava, tüp kiralamasından kaynaklanan faturaya dayanan alacağın tahsili istemli davadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ
Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4. maddesine göre; "1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler." denilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2018 tarih 2018/5025E. 2018/9001K. sayılı kararında; "...01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir..." denilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 24.04.2019 tarih 2017/7741E. 2019/3757K. sayılı kararında; "...Bu tanımlamaya göre; davacı tarafından sunulan ... başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli ‘.. ve ... ... ... Anlaşması’ başlıklı sözleşme ile davaya konu sanayi tüplerinin kullanılması için davalıya tahsis edilmesi kararlaştırıldığından, taraflar arasındaki sözleşmenin kira sözleşmesi olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda dava, ... tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir..." denilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 12/06/2014 tarih 2014/6668E.
2014/9637K. sayılı kararında; "...6100 Sayılı HMK.'nın 4/I-a maddesinde kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara, konuları ve değerlerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemelerinde bakılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda davacı, sahibi olduğu otelin kira bedelinin tahsili ve otelin tahliyesi için vekaletname verdiği avukatın kendisinin bilgisi ve rızası olmaksızın davalı ile yeni bir kira sözleşmesi yaptığını ve kira bedelini tahsil ettiğini, otelin yıllardır davalı tarafından işletildiğini, kendisinin kira ilişkisine izni olmadığını belirterek taşınmazın ecrimisil bedelinin hesaplanmasını ve tahsilini, onarım giderlerinin tahsilini ve taşınmazın tahliyesini talep etmiş olup,
davalının vekaleten yapılan kira sözleşmesine dayanmasına ve taraflar arasındaki ilişkinin kira sözleşmesi kapsamında değerlendirilecek olmasına göre uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir..." denilmiştir.
Karara konu yerel mahkeme kararında; "... dava dilekçesindeki iddialar, dilekçe ekindeki kira sözleşmeleri ve diğer belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı mevcut kira sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, kendi adına imza atan vekilin bu konuda yetkisinin bulunmadığını, dolayısıyla davalının haksız olarak bu yeri işgal ettiğini ileri sürmektedir. Bu iddia mevcut kira sözleşmelerinin geçerli olup olmadığının tartışılmasını gerektirmektedir.
Davacı tarafından geçersizliği iddia edilse de, mevcut kira sözleşmeleri bulunduğuna göre, bu kira sözleşmelerinin geçerli olup olmadığını tartışmak ve bundan doğan taraflar arasındaki ihtilaflara bakmak görevi Sulh Hukuk Mahkemelerine ait olup, Mahkememizin bu konuda görevi bulunmadığından, davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir..." denilmiştir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "... vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir.
Davamıza gelince; davacı tüp kira bedeli ve gaz bedelinin tahsili talebi ile dava açmıştır. Dava dosyasına yansıyan taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacının talebinden ve fatura bedellerinden anlaşıldığı üzere, tüplerin davalının kullanımında kaldığı ve bu sebeple taraflar arasında kira bedelinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Bu haliyle dava, ... tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Bu nedenle dava dilekçesinin görev yönünden reddine mahkememizin görevsizliğine kararı verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır.
Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/584, K. 2019/745, 15 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama