KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2019
- Esas no
- 2018/754
- Karar no
- 2019/568
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 29/11/2018
Karar Metni
1.118 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A.TALEP
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, yolcu olarak bulunduğu, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı ... tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, kazada davalı şirketin sigorta ettiği ... plakalı aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, kaza sonucu müvekkilinin yaralandığını, müvekkilinin sakatlığının sürekli olacağının kesin olduğunu, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, davalının başvuruyu zımnen reddettiğini beyan ederek; maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. TARAF TEŞKİLİ
Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir (H.
Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz. İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)
Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır.
C.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru şartının yerine getirilmediğini, tazminat hesaplamasının mevzuata uygun yapılması gerektiğini, kusura itirazlarının olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamı dışında olduğunu, faiz türü talebinin yerinde olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ
Dava,trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Öncelikle söylemek gerekir ki. Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder. İspat Yükü, 1980, s. 3).
Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur.
Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Özetle; İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; davada ispat yükü davacıdadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. maddesinde yer alan emredici hükme göre hâkim,sadece çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişiye başvurabilecektir. Hâkim açısından “özel bilgi” ise, hukuk bilimi dışındaki belli bir bilim dalının araştırıp ortaya koyduğu sonuçlara ilişkin bilgi olarak anlaşılmalıdır.
Mahkememizce maluliyet hesabının yapılması amacıyla dosya İstanbul ATK ya gönderilmiştir. ATK dan gelen yazı cevabında bazı eksik tıbbi belgelerin temini talep edilmiştir.
İstanbul ATK nın ön raporu üzerine davacı vekili, mahkememize gönderdiği ... tarihli beyan dilekçesinde özetle; müvekkilinin eksik tıbbi belgeler için sağlık kurumuna gidemeyeceğini beyan etmesi nedeni ile mevcut delil durumu üzerinden karar verilmesini talep etmiştir.
Duruşmada da davacı vekili aynı talebi tekrar etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olmakla, dava dilekçesinde davacı vekili, olaydan ötürü müvekkilinin malul kaldığını beyan etmiştir. Malul kalınıp kalınmadığının, malul kalınmış ise oranının belirlenmesi iş bu davada zorunluluktur. Maluliyet oranının belinlenmesi talep gereği, ispata ilişkin bir sorundur. Bu aşamada kusur oranının belirlenmesi gerekli değildir çünkü davacının maluliyet oranı belirli değildir. Maluliyet oranının belirlenmesi ise hakimin hukuki bilgisi ile çözülebilecek bir husus değildir.
Tüm dosya kapsamına göre, davacının maluliyet oranının belirlenmesini istememesi, bu aşamada kusur oranının belirlenmesinin gerekli olmaması, aluliyet oranının belirlenmesi ise hakimin hukuki bilgisi ile çözülebilecek bir husus olmaması dikkate alınarak, davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Başkan ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/754, K. 2019/568, 20 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama