KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2019
- Esas no
- 2018/778
- Karar no
- 2019/790
- Dava
- İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 07/12/2018
Karar Metni
1.583 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili ... tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile dava dışı ... arasında ... tarihli Ticari Kart Sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'in ise ...
TL limitle sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, borcun ödenmemesi üzerine banka tarafından bilinen adresine ... numaralı ihtarnamenin gönderildiği ve ... tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede belirtilen süre içerisinde borcun ödenmemesi üzerine davalı ve dava dışı borçlular aleyhine Antalya ...
İcra Müdürlüğünün .../... takip sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının takibe ve borca itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla borçlu/davalının yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dışı şirket adına düzenlenen kredi sözleşmesinde davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, 2016 ... ayında şirketten ayrıldığını, davacı bankanın adına şirket kredi kartı ve şirkete de kredili mevduat hesabı açtığını, ancak kredi kartını hiç kullanmadığını, şifresini dahi bilmediğini, bankanın kredi kartına yıllık aidat borcu yansıtarak kredili mevduat hesabından karşıladığını, ayrıca kredili mevduat hesabından da aidat ücreti kesildiğini, bu tarihlerde yurt dışında olduğu için haberdar olmadığını beyanla kötü niyetli ve haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Taraflara duruşma gününü bildirir usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.
Davacı bankaya müzekkere yazılarak davalının kefil olduğu kredi sözleşmesi, hesap özetleri, yapılan ödemelere ilişkin kayıt ve belgeler dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında;
Dava dosyası ve ekleri davacı tarafın talep edebileceği alacak miktarının tespiti için bankacı bilirkişi ...'e tevdii edilmiş, bankacı bilirkişi tarafından tanzim edilen ve dosyaya sunulan ... tarihli raporda özetle; "...Davacı bankanın dava dışı asıl borçlu şirket ile ... tarihinde imzaladığı Ticari Kart Sözleşmesine istinaden, ...-... numaralı vadesiz TC ticari mevduat hesabı üzerinden hesabın limit dahilinde borç bakiye vermesine olanak sağlayacak şekilde kredili mevduat hesabı kredisi kullandırıldığı, ancak kayıtlar incelendiğinde hesabın ilk kez ... tarihinde ...
TL " otomatik ödeme tahsilatı" ile borç bakiyeye döndüğü, ...-... tarihleri arasında 20 kez " hesap işletim ücreti" yansıtılarak borç bakiye vermeye devam ettiği, ... tarihli kat ihtarnamesinde ... TL asıl alacağı olan hesabın kesilmeyerek işlem yapılmaya devam ettiği, kattan sonra ... tarihinde ... TL "...-... hesapta takip edilen alacağın" ve ... tarihinde ... TL "hesap işletim ücretinin" borç olarak kaydedildiği ve asıl alacağın ...
TL'ye yükseldiği, ... tarihinde yine aynı bakiye üzerinden takip hesaplarına aktarıldığı görülmüştür. Sözleşmede, Hazır Hesaba ilişkin tanımda. "Kısa süreli nakdi ihtiyacın karşılanması ve/veya fatura ödemeleri ile yasal ödemelerin (SGK, Bağkur, Vergi, Elektrik, Su, vb.) amacıyla banka tarafından müşteri adına açılan kredili mevduat hesabını ve ilgili alt ürün ve limitleri, ifade eder."Yazılı bulunmaktadır. Ayrıca sözleşmenin 4.2.
İşletme Kart Ürünleri başlıklı maddesinde, " İşletme kart vasıtası ile ticari kredi, sektörel kredi ve kredili mevduat hesabı niteliğindeki Hazır Hesap kullanımları banka ATM'leri, şube gişeleri, elektronik bankacılık ve sair alternatif dağıtım kanalları üzerinden gerçekleşir. İşletme kart vasıtası ile otomotik ödeme talimatı verilerek fatura ödemesi, vergi, SGK ödemesi gerçekleştirebilir.
Bu şekilde yapılacak işlemler, kredi kartı ödemesi kurallarına tabi olabileceği gibi bankanın farklı durumlarda hazır hesap kullanımları ile yaptırabileceği kredi kullanımları şeklinde de olabilir." Hükmü bulunmaktadır. Hesap özeti incelendiğinde; ... tarihinde ... TL(Otomatik ödeme tahsilatı) ...-... tarihleri arasında 20 kez olmak üzere toplam ... TL (Hesap işletim ücreti) ... tarihinde ise ... TL (...-...-... ... takip edilen alacağın...) şeklinde toplamı ...
TL olan 3 tip borç kaydı olduğu görülmektedir. Sözleşmeye göre kredili mevduat hesabından yapılan kullanımların; fatura ödemeleri, SSK, Bağkur Vergi ödemeleri ve nakit kullanım veya kredi ödemeleri vb. Olması gerektiği anlaşılmaktadır. Ancak hesap özetindeki ... TL otomotk ödeme tahsilatının hangi ödeme için yapıldığı anlaşılamamış olup, davalı beyanındaki gibi kredi kartına yansıtılan kart bedeli olabileceği; ...
TL'lık "...-... hesapta takip edilen alacağın..." açıklaması yazılı (muhteviyatı belli olmayan) tahsilatın da kredili mevduat hasıbının faizi olabileceği tarafımızca tahmin edilmektedir. ...
TL'nın ise hesap işletim ücreti olduğugörülmekte olup, asıl borçlu şirketin doğrudan kredi kullanımı olmadığı, açıktır, Bu durumda, kredili mevduat hesabından yapılan tüm tahsilatların dava dışı asıl borçlu şirketin bizzat kullanım olmadığı ve bankanın işlem ücretleri olarak yansıttığı tutarlar ve faizleri olduğu, davalı kefilin bu kullanımlardan sorumlu tutulamayacağı, kanaat ve sonucuna varılmıştır. BAnka tarafından yukarıda yazılı ... TL ve ...
TL'nın kredinin asıl borçlusu şirketin kullanımından(fatura ödemeleri, SSK, Bağkur Vergi ödemeleri ve nakit kullanım veya kredi ödemeleri vb.) kaynaklı olduğunun ispatı halinde ek rapor ile hesaplama yapılabileceği " şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Tarafların itirazları doğrultusunda bilirkişiden ek rapor aldırılmak üzere dosya önceki rapor veren bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi ... ... havale tarihli ek raporunda özetle; "...Hesap Özeti incelendiğinde. 1-... tarihinde ... TL(Otomatik ödeme tahsilatı, banka bu tahsilatın işletme karta yapılan ödeme olduğunu beyan etmiştir.) 2-...-... tarihleri arasında 20 kez olmak üzere toplam ... TL hesap işlem ücreti) 3-... tarihinde ise ...
TL (...-...-... hesapta takip edilen alacağın, banka bu tahsilatın borcun tahsili için çekilmiş ihtar ve ihbarname masraflarına ilişkin olduğu beyan etmiştir.) şeklinde toplamı ... TL olan 3 tip borç kaydı olduğu görülmektedir. Ticari Kart Sözleşmesinin, 4.5 maddesinde ticari kartın kullanımından doğan borçların müşteri tarafından ödenmemesi halinde müşterinin ayrıca yazılı talimatına gerek olmaksızın hazır hesaptan tahsil edileceği yazılı bulunmaktadır.
Kredili mevduat hesabından yapılan kullanımların ... TL'lik kısmının ticari kartın yıllık aidatı ... TL'lık kısmının hesabın aylık işletim ücretleri toplamı ve ... TL'lik kısmının ise borcun tahsili için çekilmiş ihtar ve ihbarname masraflarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Yani davalı ve dava dışı asıl borçlunun kullanımından kaynaklanmadığı, bankanın hiç kullanılmayan karta kart aidatı yansıtıp bunu kredili mevduat hesabı limitinden tahsil ettiği, hiç kullanılmayan kredili mevduat hesabından 20 ay boyunca hesap işletim ücreti yansıtarak kredili mevduat hesabı limitinden tahsil ettiği ve bu kaydi borçların ödenmemesi sebebiyle ihtar ve ihbarname göndererek bu ihtar ve ihbar masraflarını da kredili mevduat hesabı limitinden tahsil ettiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar sözleşme gereğince bankanın her türlü dosya masrafı, kart tahsis masrafı, faiz, limit aşım ücreti vb. Gibi masrafları istemehakkı bulunsa da, müşterisinin hiç kullanmadığı kartından ve hesabından masraf keserek bunu tahsil etmeye çalışması iyi niyetle hareket etmediğini göstermektedir. Bu haliyle, bankanın dava dışı asıl borçludan ve her ne kadar kefaletnamenin 3.1.
Maddesi ile dava dışı firmanın aynı tarihte imzalamış olduğu Ticari Kart Sözleşmesinden doğan her türlü borcu ile müşterisinin her ne surette olursa olsun asaleten ve kefaleten doğmuş ve doğacak tüm borçlarının, faiz, temerrüt faizi, vergi komisyon gibi ferileri ve tahsili için vekalet ücreti ile gerekli her türlü masrafları da dahil olmak üzere geri ödemesine kefil olmayı kabul ve taahhüt etse de, davalı kefilden haklı bir alacağı bulunmadığını düşünmekteyiz" şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, davacı banka ile dava dışı şirket arasında düzenlenen ticari kart sözleşmesi nedeniyle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalı hakkında ödenmeyen kredi borcunun tahsili istemi ile yapılan ilamsız takipte itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın: Davalının müteselsil kefalete ilişkin şartları taşıyıp taşımadığı, şartları taşıyor ise şirket adına düzenlenen ticari kredi kartının kullanılmaması nedeniyle banka tarafından talep edilen alacak kalemlerinin müşterek borçlu müteselsil kefilden talep edilip edilemeyeceği hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 20/01/2014 gün, 2013/18244 Esas, 2014/1481 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık kefil olan davalının geçerli bir kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra tek başına kefaletten vazgeçtiğini bildirmesinin kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırıp kaldırmayacağı ve bu bildirimden sonra kredi kullandıran bankanın davalı hakkında kefalet sözleşmesi çerçevesinde takibe girişmesinde TMK.'nun 2. maddesi karşısında iyiniyetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Banka kredi sözleşmeleri karşılıklı taahhütleri içerdiğinden kefil tek yanlı olarak bildirdiği irade beyanı ile kefaletten vazgeçemez. Bu şekildeki bir bildirim akdin diğer tarafınca açıkça kabul edilmedikçe hukuki sonuç doğurmaz. Başka bir anlatımla geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra kefil, alacaklının onayı olmaksızın kefaletini geri alamaz. Bunun tersinin kabulü, kefalet kavramının özüne aykırı olur.
Zira, kredi alacaklısı, borçluya kredi vermeyi kabullenirken, borçlu kadar, onun kefilinin ödeme gücüne de güvenerek hareket eder. (Yargıtay HGK 23.10.2002 tarih 2002/19-866 E., 2002/845 K) sayılı kararı, Yargıtay 19. H.D. 11.10.2012 tarih, 2012/9018 E., 2012/14916 K., Yargıtay 19. H.D. 20.12.2010 tarih, 2010/2855 E., 2010/14541 K, Yargıtay 19. H.D. 21.10.2013 tarih, 2013/12002 E., 2013/16361 K. sy. kararları).
Davalının kefil olduğu şirketin ortaklığından ayrılmış olması da tek başına kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Davacı bankanın geçerli kredi sözleşmesi ve geçerli kefalet ilişkisine dayanarak kredi kullandırmış olmasında somut olay bakımından iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayan bir durum söz konusu olmadığı gibi, yerel mahkemenin gerekçesinde belirtilen TBK.nun (Yanlışlıkla HMK.nun şeklinde yazılan) 582/3. maddesinin de olayımızda uygulama yeri bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece, davalı kefilin geçerli kefalet sözleşmesi uyarınca kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olduğu gözetilerek banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılıp, ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alındıktan sonra deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken..." şeklinde belirtilmiştir.
Dava konusu somut olayda, yapılan incelemede: Takibe konu olan alacak kalemlerinin dava dışı şirket ile davalının ticari kart kullanımından kaynaklanmadığı, bankanın işlem ücretleri olarak yansıttığı tutarlar ve faizleri olduğu görülmüştür.
Taraflar arasındaki sözleşmeye göre kredili mevduat hesabından yapılan kullanımların fatura ödemeleri, SSK, Bağkur, Vergi ödemeleri ve nakit kullanım veya kredi ödemeleri olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davacı banka tarafından kredili mevduat hesabından belirtilen niteliklerde dava dışı şirket ve davalı tarafından bir kullanım olduğu hususu ispatlanamamıştır.
Her ne kadar sözleşme gereğince bankanın her türlü dosya masrafı, kart tahsis masrafı, faiz, limit aşım ücreti gibi masrafları isteme hakkı bulunsa da müşterinin hiç kullanmadığı ticari kredi kartından ve hesabından masraf keserek bunu müşterek borçlu müteselsil kefil olan davalıdan tahsil etmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılarak açıklanan gerekçelerle davacı bankanın itirazın iptali isteminin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · ¸E- İmzalı Hakim ... · ¸E- İmzalı
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/778, K. 2019/790, 2 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama