KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2020
- Esas no
- 2019/601 Esas
- Karar no
- 2020/347
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 03/12/2019
Karar Metni
1.147 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... yılında kimliğini kaybettiğini, davacının o tarihlerde ... ili, .. ilçesinde ikamet ettiğini, bu sebeple ... ...
Gazetesinden kimliğini kaybettiğine dair ilan da verdiğini, ... yılından sonra davacı hakkında, hiçbir borcu, ilgisi, bilgisi olmadığı halde pek çok icra takibi başlatıldığını, anladığı kadarı ile kimliği bulan kişiler, gerek özel şirket ve şahıslara, gerek kamu kurumlarına usulsüz, hukuka aykırı şekilde evrak tanzim ederek borçlandığını, davacı adına ... ili, ... ilçesinde bir işletme açıldığını vergi kayıtlarından tespit ettiklerini, davacının hiçbir zaman işyeri açmadığını, borçlanmadığını, çek, senet, fatura veya sözleşme imzalamadığını, bu hususta ...
Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını, davacının kimlik bilgilerini hukuka aykırı şekilde kullanan şüpheli ve / veya şüpheliler hakkında şikayetçi olduklarını, Antalya ... İcra Müdürlüğü .../...
Esasa konu faturadan kaynaklı borç davacıya ait olmadığını, davacının davalı ile hiçbir hukuki ve ticari ilişkisi olmadığını, davalı- icra dosya alacaklısı vekili müvekkilimiz tarafından telefon ile aranarak bu bilgiler iletildiği halde davacı müvekkilimiz hakkında icra takibi yapılmaya devam edildiğini, davacının davalı - alacaklıya böyle bir borcu olmadığını, belirterek davacının icra takibine konu çek sebebi ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini,
bu hususta bilgi sahibi olan ve halihazırda davacı hakkında icra takibine devam eden kötü niyetli davalının alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap vermemiştir.
DAVA
Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ
Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davacı, borçlunun davalı olduğu, ... TL cari hesap borç bakiyesi asıl alacağına ilişkin ilamsız takiplere mahsus icra takibi olduğu, takibin kesinleştiği görülmüştür. UYAP sorgu ekranında yapılan sorgulamada davacın vergi mükellefiyet kayıtlarının bulunmadığı görülmüştür. Ticaret Sicil kayıt sorgulamasında davacının kayıtlarının bulunmadığı görülmüştür.
Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır.
Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı).
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "... vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir.
Davamıza gelince; davacı taraf Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı dosyası nedeni borçlu olmadığı iddiası ile menfi tespit davası açmıştır. Davalı tüzel kişi tacirdir. Davacı ise tacir değildir. İcra takibindeki alacak da kambiyo senedi vb. de değildir. Davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan mutlak ve nispi ticari davalardan ayrıca özel kanunlarda düzenlenen ticari davalardan olmaması karşısında mahkememizin görevsiz olduğu sonucuna varılmıştır.
Davanın mahiyeti gereğince görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır.
Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/601, K. 2020/347, 10 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama