KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2020
- Esas no
- 2020/151 Esas
- Karar no
- 2020/259
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 12/10/2018
Karar Metni
1.448 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ikinci el ve sıfır oto alım satımı ve komisyonculuğu işi ile uğraşmakta olduğunu, bu kapsamda çeşitli firmaların araçlarını, araç yenileme aşamasında yeni araç satan firma ile anlaşarak satın aldığını, davalı şirket ile davacı arasında mevcut ticari ilişki nedeni ile davacı tarafından davalı hesabına ... tarihinde ... TL ödeme yapıldıgını, fakat bunun karşılığında davalı tarafından davacıya herhangi bir mal veya hizmet teslimi olmadığını, bu nedenle alacağın tahsilini sağlamak amacı ile icra takibi başlatıldığım, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, karşı tarafın en az %20 olmak üzere inkar tazminatına mahkumiyetine, karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının gerçek kişi olduğunu, bu parayı hiçbir haberi olmadan ve neye istinaden yatırdığını bilmediğini iddia ettiğini, bu durumda ticari bir alım satımdan bahsetmediğine göre davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, görev yönünden itiraz ettiklerini, davacının yapmış olduğu icra takibine davalı tarafından itirazda bulunulduğunu, anılan dosyanın 2016 yılına ait bir dosya olduğunu, itirazın üzerinden 2 sene geçtiğini, dolayısıyla itirazın iptali davasının 1 sene içerisinde açılması gerektigini, itirazın iptali davasının zamanaşımına uğradığını,
davalı tarafından dava dışı ... isimli şahsa otomobil satışı yapıldığını, bu otomobil satışının ...
TL’sinin ... ...dan ... tarafından .../ ... araç bedeli açıklaması ile yapıldığını, yapılan ödeme ile ...’e ait araç ödemesinin tamamlandığını ve aracın ...’e teslim edildiğini, sebepsiz zenginleşmeye konu bir durumun söz konusu olmadığını, davacının kendi ifadesinde mal veya hizmet almadığını iddia etmesinin ise kötü niyetli olduğunun açık bir ifadesi olduğunu, davacının bu parayı hiçbir şerh koymadan ve ... adına açıklaması ile yatırdığını, bunun dışında davalının davacı ile hiçbir şekilde yazılı ve sözlü anlaşması olmadığını, hangi sebeple ... adına ödeme yaptığının davalı tarafından bilinmediğini, bilinmesinin de gerekmediğini,
davacının dava dışı ... ile kendi arasında anlaştığını ve onun bakiye borcunu ödediğini, bu saatten sonra muhatabının davacı değil ... olduğunu, davacının dilekçesinde ifade ettiği davaların huzurdaki dava ile bir ilişiği olmadığını, davacının 2011 yılında yatırdığı para için 2016 yılında takip başlattığını belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.
Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının davacı, borçlunun davalı olduğu, ... TL asıl alacak için takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür.
Mahkememizin ... tarih .../... E .../... K. Sayılı kararı ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş, taraflarca istinaf yoluna başvurulmayan karar kesinleşmiş, talep üzerine dosyasının görevli mahkemeye tevzi olunmak üzere tevzi bürosuna gönderilmiş, dosyanın tevzi olunduğu Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin karşı görevsizlik kararı üzerine, dosyanın gönderildiği Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... Esas .../... karar sayılı kararı ile mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ... tarihli cevabi yazılarında , TC ... ve ... vergi kimlik numaralı ...'ın; motorlu kara taşıtlarının karoser ve kaporta onarımı vb. faaliyetler (kapı, kilit, cam, çarpma onarımı, boyama vb.) faaliyetinden ... tarihi ile ... tarihleri arasında, kayıtlı mükellefleri olduğunu, mükelleflerinin faaliyetine devam ettiği sürede zarfında işletme hesabına göre defter tutuğunu belirtmiştir.
Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün... tarihli cevabi yazılarında davacının sicil kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.
Bilirkişi SMMM ...'nun ... tarihli raporunda; davacının 2013 yılı gayrı safi hasılatının ...
TL olduğu, tacir sıfatını taşımadığı, davacı vekili tarafından ... tarihli dilekçe ile davacının gerçek kişi olmasından ötürü defter ve belge sunulamayacağının bildirildiği, davalının 2011 yılı yevmiye ve envanter defterlerinin ibraz edildiği, 2011 yılı yevmiye defterinin usulüne uygun tutulduğu, 2011 envanter defterinin ise kapanış tasdikinin yaptırılmadığı, defteri kebir defterinin ise ibraz edilmediği, davacının icra takibine konu ettiği ... tarihli ...
TL ödemenin davalı kayıtlarında ... cari hesabına kayıt edildiği, davalı tarafından ...’e ...-... tarihleri arasında 5 adet araç satışı yapıldığı ve davacının ... tarihinde yaptığı ... TL’lik ödemesinin de bu araç bedellerine mahsuben ... ödemesi olarak girildiği, davacının takip talebinin ekine sunduğu ödeme dekont incelendiğinde ... tarihinde davacının ... hesabından davalının hesabına .../ ... adı/ araç bedeli açıklamasımn yazılı olduğu görülmüştür.
Açıklama kısmında ödemenin ... adına yapıldığı açıkça yazmakta olduğundan davalının bu ödemeyi ...’ün hesabına girmesinin olağan olduğu belirtilmiştir.
İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67. maddesinde “(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik: 9/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
(Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Kaynağı gerek sözleşme, gerek haksız fiil olsun ve gerekse kanundan doğmuş olsun, borcun normal sona erme sebebi onun ifa edilmesidir. Borç, yine normal olarak borçlu tarafından ifa olunur. Ancak bu bir zaruret değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 83. maddesi hükmüne göre, borcun, bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü değildir. Borcun, borçlu tarafından değil de, üçüncü kişi tarafından ifa edilmesi halinde, hukuki netice aynıdır. Yani, üçüncü kişi tarafından yapılan ifa, alacağı kendisine nakletmeyip, tıpkı borçlunun ifası halindeki gibi borcu sona erdirir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2015 tarih 2014/6520E. 2015/8276K. sayılı kararı).
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 555 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi) bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 09/06/2004 tarih, 2004/4–362E. 2004/347K. sayılı kararı; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 10/06/2014 tarih 2014/6216E. 2014/9236K. Sayılı kararı).
Havale, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini iddia eden bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 12/10/2017 tarih 2016/10512E. 2017/9437K. sayılı kararı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2005 tarih 2005/11882E. 2005/15157K. sayılı kararı).
Havale, esas itibariyle bir ödeme vasıtası olup, havale olsa dahi, havale makbuzlarında, paranın borç olarak gönderildiğinin belirtilmesi gerekir. Havale makbuzlarında, paranın borç olarak gönderildiği yazılı değilse bu havale makbuzu karz ilişkisine dayanan davacının iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 31/01/2006 tarih 2005/14219E. 2006/895K. sayılı kararı).
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 11/02/2020 tarih 2019/484E. 2020/156K. sayılı kararında; "...Havale dekontu üzerinde herhangi bir açıklamada bulunmadığına göre, ispat yükü kendisine düşen davacının iddialarını, başka bir ifade ile parayı kendisine satılacak olan araç için gönderdiğini, alacağın miktarına göre kesin deliller ile ispatlaması gerekir. Davacı iddialarını ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken..." denilmiştir.
Davamıza gelince, davacı banka havalesine dayalı alacak için ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Davacının takip talebinin ekine sunduğu ödeme dekont incelendiğinde ... tarihinde davacının ... hesabından davalının hesabına .../ ... adı/ araç bedeli açıklamasının yazılı olduğu görülmüştür. Açıklama kısmında ödemenin ... adına yapıldığı açıkça yazmaktadır.
Bilirkişi SMMM ...'nun ... tarihli raporunda; ... TL ödemenin davalı kayıtlarında ... cari hesabına kayıt edildiği, davalı tarafından ...’e ...-... tarihleri arasında 5 adet araç satışı yapıldığı ve davacının ... tarihinde yaptığı ... TL’lik ödemesinin de bu araç bedellerine mahsuben ... ödemesi olarak girildiği belirlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 83. maddesi hükmüne göre, borcun, bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü olmaması; borcun, borçlu tarafından değil de, üçüncü kişi tarafından ifa edilmesi halinde, hukuki netice aynı olması, davacının vekaletsiz iş görme hükümlerine göre ve takip dayanağı belgede açıkça .../ ... adı/ araç bedeli açıklaması ile yapılması karşısında davalıdan talep edebileceği bir bedel olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/151, K. 2020/259, 19 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama