KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2023
- Esas no
- 2022/622 Esas
- Karar no
- 2023/158
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Dava tarihi
- 31/08/2022
Karar Metni
1.227 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... işletmesi Davacı Müvekkil Şirket tarafından yürütüldüğünü, davalı borçluya ait ... plakalı araç ile ve ... tarihinde ücret ödenmeksizin ihlalli geçiş yaptığını, Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerine, 6001 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30. maddesinin 7. Fıkrası gereğince, ihlalli geçiş tarihinden itibaren on beş günlük süre içerisinde geçiş bedellerini cezasız olarak ödeyebilme imkanı verilmekte ise de, işbu davaya konu ihlalli geçiş ücretlerinin anılan süre içerisinde ödenmediği tespit edildiğini,
Geçiş ücretlerinin süresi içerisinde ödenmemesi üzerine Müvekkil Şirketçe. Davalı-Borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile ödenmeyen geçiş ücretleri ve geçiş ücretlerine 6001 Sayılı Kanunun uyarınca tahakkuk ettirilen gecikme cezası alacağının tahsili amacıyla ... tarihinde icra takibi başlatılmış olup, davalı borçluya ödeme emri tebliğ edilmiştir. Ancak davalının Yetki İtirazı nedeniyle dosya Antalya İcra Müdürlüğüne gönderilerek ...
E. sayılı takip dosyası ile takibe devam edildiğini, İcra Müdürlüğünce de söz konusu itirazın süresinde olması sebebiyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlunun itirazları zaman kazanma amacı ile haksız ve kötüniyetle yapıldığını, davalı -borçlunun itirazları hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davalının borcun tamamına yönelik itirazları asılsız olduğunu, Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra dosya numarası ile başvurulan zorunlu ... numaralı Arabuluculuk başvurusu Anlaşamama yönünde sonuçlanması akabinde açılan huzurdaki Davamızın kabulü ile.
Davalı-Borçlunun Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan İtirazın iptali ile takibin tüm fer'ileriyle birlikte kaldığı yerden devamına, Davalı-Borçlunun İİK.m.67/2.maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere İcra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davalı-Borçluya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiş, Davalı asil ... tarihli celsedeki imzalı beyanı ile davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava ihlalli geçiş iddiasına dayalı Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, davalının itirazı üzerine İİK'nun 67. Maddesi gereği itirazın iptali istemine ilişkindir.
Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 1.303,98.-TL alacağın tahsili için girişilmiş icra takibi olduğu, takibe borçlu tarafın itiraz edildiği, takibin durduğu görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 308. maddesinde "Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur"
311. maddesinde "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir."
düzenlemesine yer verilmiştir.
Davayı kabul, davalının mahkemeye ulaşması gerekli tek taraflı irade beyanı ile davacının dava dilekçesindeki talep sonucu kısmına kısmen veya tamamen muvafakat etmesi şeklinde tanımlanabilir (Kuru, B.; Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C. IV., İstanbul 2001, s. 3674; Tanrıver, S.; Mahkeme Huzurunda Yapılan Kabuller, AÜHFD, 1995/I, s. 221). Kabul, davayı sona erdiren usul işlemi olmasının yanı sıra aynı zamanda davalı, davacının istemiş olduğu hakkın varlığını da kabul ettiğinden bir maddi hukuk işlemidir (Kuru, s. 3677). Davayı kabul, her şeyden önce bir usul işlemi olduğundan, kabulün şartları ve etkileri usul hukuku bakımından düzenlenir.
Davayı kabulden söz edilebilmesi için dört koşulun bir arada bulunması gerekir. Bunlardan ilkini; davalı tarafından mahkemeye yöneltilmiş bulunan tek taraflı ve varması gereken bir irade beyanının mevcudiyeti oluşturur. Bu irade beyanının kendisinden beklenen hüküm ve sonuçları doğurabilmesi mahkeme veya davacı tarafından kabul edilmesine bağlı değildir. Diğer bir koşul, davayı kabule ilişkin irade beyanının, kayıtsız, şartsız ve açık olması gereklidir (6100 s. HMK m. 309/4).
Usul işlemleri kural olarak şarta bağlı olarak yapılamayacağından, şarta bağlı olarak bir kabul beyanında bulunulmuş ise, davalının bu beyanının davayı kabul olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Davalının, davanın kabulüne ilişkin davayı kabul eden irade beyanının, kayıtsız, şartsız olmasının yanı sıra, açık ve tereddüte yer vermeyecek bir biçimde kesin olmalıdır. Zımni olarak davayı kabul de mümkün değildir (Kuru, 3692-3694).
Diğer taraftan, davalının kabule ilişkin irade beyanının davacının talep sonucunu konu alması gerekir. Davalı sözü edilen irade beyanı ile davacının dava dilekçesinin talep sonucu kısmına rıza gösterir. Davayı kabul davacının dava dilekçesinin talep sonucunun tamamına ilişkin olabileceği gibi, talep sonucunun bir kısmına ilişkin de olabilir ( HMK m. 309/3).
Son koşul olarak kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda hüküm doğurur (6100 s. HMK m. 308/2). Medeni Usul Hukukunda kural olarak tasarruf ilkesi (1086 s. HUMK m. 72, 6100 s. HMK m. 24) uygulandığından, bu ilkeden hareketle davalı da dava konusu üzerindeki tasarruf yetkisine dayanarak açılmış bir davayı kabul edebilir. Bu suretle davalının kabulü davayı sona erdirir.
Kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir ( 6100 s. HMK m. 309/1). Kabulün zamanı ise 6100 sayılı HMK'nın 310. maddesinde düzenlenmiş ve feragatta olduğu gibi hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği öngörülmüştür. Kabul, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemidir. Davayı kabul ile mevcut olduğu tespit edilen veya yeni doğan hak, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava konusu yapılamaz ( 6100 s. HMK m. 311). Davanın kabulü, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur (6100 s. HMK 311/1, 1.c)
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesinde; “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.” düzenlenmesine yer verilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 22. maddesine göre; Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.
Tüm dosya kapsamının incelenmesi neticesinde; Davalı ... tarihli celsede davayı kabul ettiğini beyan ettiğinden 6100 sayılı HMK'nın 311/1 fıkrası gereği kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurması ve aynı sayılı yasanın 309/2 maddesi gereği hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaması sebebiyle, davanın kabul nedeniyle kabulüne, kabul beyanı ön inceleme duruşmasından sonra sunulduğundan harcın ve vekalet ücretinin buna göre belirlenmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · E imzalı Hakim ... · E imzalı
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/622, K. 2023/158, 14 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama