KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2022
- Esas no
- 2022/1019 Esas
- Karar no
- 2022/1029
- Dava
- ALACAK
- Dava tarihi
- 09/09/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 28/11/2022
Karar Metni
758 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle.
Huzurdaki davada, davacı müvekkillerin ve adi ortaklığın alacakları ve kdv iadesi hakları, ihyası istenen şirketin tasfiye sürecinden öncesine ait olduğunu, ihyası talep edilen şirketin muhasebecisi olan davalı tasfiye memuru TTK madde 542 gereği ihyası istenilen bu şirketin adi ortaklığın bir parçası olduğunu ve adi ortaklığın henüz tasfiye edilmediğini, alacakları ve borçları bulunduğunu bilmesine rağmen usulsüz olarak "alacakları-borçları yoktur" beyanıyla tasfiyeyi sonuçlandırdığını, bu şekilde sicilden terkin edilen ve adi ortaklığın tarafı olan ....
Ltd. Şti.'nin adi ortaklıktan kaynaklı, adi ortaklığı oluşturan diğer şirketlere ve üçüncü kişilere karşı olan borç ve yükümlülükleri tasfiye bilançosunda gösterilmediğini bu nedenlerle davalarının kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün .... sicil numarasına kayıtlı ".... Şti" 'nin (... v.d. ... v.k.n) ihyasına, .....
Şti. adi ortaklığının faal hale getirilmesine ve TTK md 547 kapsamında ek tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına, kendilerinin, adi ortaklıktan ve adi ortaklığı oluşturan ihyası istenen ..... Şti'den olan alacaklarının tespitine, yargılama giderleriyle yasal vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini müvekkili sicil müdürlüğünün tespit etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, yasal hasım konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek müvekkili yönünden açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkememizin ....esas sayılı dosyasında; 10/11/2022 tarihli karar ile davalı İstanbul Ticaret Odası yönünden dosya tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiş ve yukarıda yazılı esas numarasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Dava; davacıların davalıdan KDV ve diğer tüm vergi iadesi işlemlerinin tespiti, tamamlanması ve tahsili istemine ilişkindir. Dava şartları bakımından HMK'nin 114 ve 115. maddeleri bakımından re'sen yapılan inceleme sonucunda; Dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında arabuluculuk son tutanak aslının dosya içeriğinde olmadığı, davacılar vekilinin dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurduğuna ilişkin beyanda da bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere husumet, bir başka deyişle taraf ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumet, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir.
Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı sıfatının olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.
Taraf sıfatının en önemli özelliği, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflarca ileri sürülmemiş olsa bile mahkemece re'sen ele alınabilmesidir.
Yukarıda yapılan açıklama ve tespitler karşısında tüm dosya kapsamına göre; davacının alacak olarak nitelendirdiği KDV ve diğer tüm vergi işlemlerinin Vergi Dairesine yatırılması nedeni ile ticari alacak olarak değerlendirilip alacak davası açıldığı anlaşılmış olup davanın muhatabının sicilden tasfiye sonucu terkin edilen ve esas dosyada ihyası istenen şirket olması gerektiği dikkate alınarak öncelikle bu konuda arabuluculuğa başvurulmadığı ve davalı İstanbul Ticaret Odası'na husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK 320. maddesi gereğince dava şartı eksikliği nedeniyle taraflar davet edilmeden de dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından davacının davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
Başkan ... · ¸e-imzalıdır · Üye .... · ¸e-imzalıdır · Üye ..... · ¸e-imzalıdır · Katip .... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1019, K. 2022/1029, 14 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama