KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Temmuz 2023
- Esas no
- 2022/390 Esas
- Karar no
- 2023/700
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/04/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 04.09.2023 (Adli Tatil Nedeniyle
Karar Metni
1.608 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;-Davacı/alacaklı müvekkilinin ... San. Ve Tic. Ltd. Şti., unvanı ile de sabit olduğu üzere, "Paslanmaz Çelikten" (Bileşiminde normal çelikte bulunan femir ve krom madenlerinin yanı sıra nikel ve molibden de içeren, yurt içinde üretimi olmayan, ithal edilen) sac, boru profil ve benzeri ticari mamul veya yarı mamullerin yurt dışından ithalatını yaparak yurt içinde, toptan ve perakende satışını yapmakta olduğunu, davalı/borçlu ... San. Tic.
Ltd. Şti.'nin ise, müvekkili şirketten bu malları alarak gıda/gıda işleme makineleri üretimi yaptığını ve taraflar arasında bu nitelikte ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkili davalı/borçlu ile uzun süren ticari faaliyetleri kapsamında.
Davalıya satmış olduğu paslanmaz çelik sac ve benzeri ürünlere ilişkin USD (Amerikan Doları) üzerinden fatura kesmtiğini ve ancak davalı/borçlu tarafın, söz konusu faturaların bedelini/ödemesini, fatura tarihinden ileri vadeli çeklerle ve Türk lirası üzerinden yaptığını, davacı müvekkilinin sattığı malları o günün kuru ile faturalandırırken davalı/borçlu tarafça ödemeler ileri vadeli çeklerle ve fatura tarihindeki kur üzerinden Türk lirası ile yapıldığını, Davalı/borçlu şirket tarafından verilen Türk Lirası çekler ödendikçe ve ödendiği günün USD kuru üzerinden USD' ye çevrilerek hesabından/borcundan düşüldüğünü,
taraflar arasında belirtilen şekilde devam eden ticari/cari ilişkide. Türk Lirası (İleri vadeli çekler ile yapılan) ödemeler bittikten sonra Tarafların, yapılan TL ödemelerin (Ödeme günündeki) USD karşılığı konusunda mutabakat yaparak USD hesabı ile TL hesabı eşitlemekte olduklarını, bu kapsamda.
Fatura tarihindeki USD kurunun, ödeme tarihindeki USD kurundan yüksek ise davalı/borçlu, aksine fatura tarihindeki USD kuru, ödeme tarihindeki USD kurundan düşük ise davacı/alacaklı müvekkilinin alacaklı çıktığını, çıkan farkı VUK ve diğer muhasebe standartları gereğince, muhasebeleştimek için alacaklı olan tarafın fark faturası kestiğini ve bedelinin de ödendiğini, tarafların ticari defterleri incelendiğinde, geçmiş dönemlerde, ödeme günündeki USD kurunun fatura tarihinde ki kurdan düşük olmaso nedeniyle davalı/borçlu şirketin alacaklı çıktığı ve bu alacağı için hiçbir bedel ödemeksizin mal aldığının görüleceğini,
açıklanan Amerikan Doları olarak kesilen fatura bedellerinin ileri (Vadeli çeklerle) tarihte ve Türk Lİrası olarak ödenmesi sonucunda, davacı/alacaklı müvekkili lehine oluşan farkın, eş söyleyişle eksik ödemenin tahsili amacıyla müvekkili şirket tarafından davalı/borçlu şirkete .... seri numaralı 12.10.2018 sevk ve düzenleme tarihli ve 72.269,71.-TL (Yetmiş iki bin iki yüz altmış dokuz Türk lirası yetmiş bir kuruş) bedelli bir adet fatura düzenlendiğini, ancak anılan fatura bedelinin ödenmemesi üzerine 05.11.2018 tarihinde Bakırköy ....
İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra dosyası ile davalı/borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, eş öyleyişle davalının, Bakırköy ....
İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasında yapılan 13.11.2018 tarihli tebligat ile temerrüde düşürüldüğünü, söz konusu takibe karşı davalı/borçlu tarafça itiraz edilmişse de yasal süresi içerisinde itirazın iptali davası ikame edilmediğini, müvekkili şirket ve davalı/borçlu yanın ticari defterleri incelendiğinde ticari ilişki içerisinde oldukları ve faturaların Amerikan Doları üzerinden düzenlendiği,
ödemelerin ise Türk lirası ile vadeli ödeme olarak yapıldığı bu kapsamda müvekkilinin alacağının ortaya çıktığının sabit olacağını, 72.269,71.-TL (Yetmiş iki bin iki yüz altmış dokuz Türk lirası yetmiş bir kuruş) alacağımızın temerrüt tarihi olan 13.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı/borçludan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı/borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının cevap dilekçesinde özetle.
Davacı taraf iddialarında yurt dışından ithal ettiği çelik, demir, krom vs malzemeyi yurt içinde USD üzerinden müvekkiline sattığını beyan ederek bugün için oluşan kur farkını talep ettiğini, bu duruma delil olarak kendisi tarafından düzenlenen faturalar ve müvekkili ile yapmış olduğu sözleşmenin gösterildiğini, öncelikle müvekkili ile davacı taraf arasında bugüne kadar yürütülen ticari ilişkiden kaynaklı alacaklarda hiçbir surette yabancı para birimleri üzerinden anlaşma yapılmamış olduğunu, bu yöndeki iddialarının haksızd olduğunu, kaldı ki asıl olan yurt içinde yapılan sözleşmelerin ve ödemelerin Türk Lirası üzerinden yapılması olduğunu,
Türk Borçlar Kanunu MADDE 99- Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. ''hükmü gereği de bu durumun açıkça sözleşmede belirtilmesi gerektiğini, Türk Parasının Korunması Hakkında Kanun ve bu kanunda değişiklik yapan Cumhurbaşkanlığının 12 Eylül 2018 tarihli 85 Sayılı Kararı ile ''Türkiye’de yerleşik kamu ve özel hukuku kişilerinin, Hazine ve Maliye Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım,
taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz'' hükmü gereği menkul mal alım satım sözleşmelerinin yabancı para birimleri üzerinden yapılamayacağının açıkça düzenlendiğini, netice itibarıyla müvekkili ile davacı arasında yabancı para (usd)üzerinden yapılmış hiçbir sözleşme bulunmadığını, böyle bir sözleşmenin yapılmasının dahi hukuka aykırı olduğunu,
ispat yükünün davacı üzerinde olduğundan böyle bir sözleşmenin varlığını ve hukuka uygunluğunu kanıtlaması gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve tarafların ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi Mali Müşavir .....'ın 10/02/2023 tarihli raporunda özetle. Davacı tarafın defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. m.64,65,66 ve 82. Mad.
VUK. m. 220-226,229,230,231,232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı kanaatine varıldığı; takdirin mahkemede olduğu, davalı tarafın defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. m.64,65,66 ve 82. Mad. VUK. m. 220-226,229,230,231,232 hükümlerine uygun şekilde tanzimedildiği, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı kanaatine varıldığı; tarafların yasal defter kayıtları örtüşmemektedir.
Davacının yasal defter kayıtlarında davacıdavalıdan icra takip tarihi itibariyle 70.753,52 TL alacaklı görünüyor iken davalının yasaldefter kayıtlarında ise icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya borcunun bulunmadığı göründüğünü, tarafların yasal defterleri arasında 70.753,52 TL tutarında örtüşmeme farkı bulunduğunu, bu örtüşmeme farkının sebebi incelendiğinde; davacının 12.10.2018 tarihinde ... serinumaralı, 72.269,71 TL bedelli kur farkı faturasından kaynaklandığının tespit edildiğini, davacı tarafça davalıya kesilen 12.10.2018 tarih ve .... seri numaralı, kur fârkı muhteviyatlı fatura incelendiğinde;
fatura bedelinin 72.269,71 TL olduğu ve kağıt fatura olarak kesildiği görüldüğü, bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu' nun 229.
Md. Faturanın tanımı, düzenlenme ve teslim şekilleri detaylı bir şekilde belirtilmiş olup işbu ihtilaf konusu fatura yönünden değerlendirildiğinde davacı tarafça söz konusu faturanın davalıya teslim edildiğine dair bir bilgi ya da belgeye rastlanılmadığını, eğer bu fatura davalı tarafa teslimedilmiş ise bunun ispat yükünün davacı tarafta olacağı, bu sebeple davalının bu faturadan sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmış olduğunu, davacının davalı tarafa kesmiş olduğu faturanın Form BS (Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkinBildirim) beyannamesi ile kanuni süresi içerisinde beyan ettiği görüldüğü,
dosya münderecatında davalı tarafa ait FORM BA/ FORM BS beyannamesi bulunmadığı için davalı yönünden tespit yapılamadığını, mahkemece davacı tarafın 'kur farkı” muhteviyatlı faturasının kabulü halindedavacının 70.753,52 TL alacaklı olabileceği ancak mahkeme aksi kanaatte ise davacı tarafın işbu faturayı davalı tarafa tebliğ ettiğinin ispatı gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında taraflar arasında davalının davacıya borcunun bulunup bulunmadığı, ticari ilişkiden kaynaklı kur farkı alacağının tahsili şartlarının oluşup oluşmadığı davasıdır.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup taraf iddia ve savunmaları bu muvacehe ölçüsünde değerlendirilmiştir.
Davacı taraf, taraflar arasında yabancı para cinsi üzerinden ticari bir ilişki kurulduğunu ve bun bağlı olarak kur farkı alacağının olduğunu iddia etmiştir. Bilindiği üzere taraflar arasında yabancı para birimi üzerinde bir ticari ilişki kurulması halinde bu hususun ispatı ya yazılı bir şekilde ya da taraflar arasında teamül haline gelmiş bir ilişki olup olmadığına bakılarak tespit edilir. Davacı tarafça bu konuda yazılı delil sunulamadığından ticari defterlerinde teamül haline gelmiş bir ilişki olup olmadığı konusunda inceleme yapmak gerekmiş ve taraf iddia ve savunmaları bakımından mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Yapılan inceleme neticesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu fakat kayıtlar olarak birbirini doğrulamadığı, davalı defterlerinde USD cinsinden bir ilişkinin olduğuna dair davacı defterlerini doğrulayıcı kaydın bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça teamüle dair husus da ispat edilemediğinden miktar bakımından iddiasını kanuni delille ispatlaması gerektiği anlaşılmış, delil listesinde bulunan yemin delili kendisine hatırlatılarak yemine dayanıp dayanmayacağı sorulmuş, yemin metni sunacağınıın beyan edilmesi üzerine sunulan yeminin edası için yazılan talimat neticesinde davalı şirket yetkilisinin yemini usulüne uygun bir şekilde eda ettiği anlaşılmıştır.
Bu aşamadan sonra davacı tarafça taraflar arasında USD cinsinde ticari ilişki olduğu hususu yazılı delil, kanuni delil, ya da teamül ile ispatlanamadığı alacak iddiasının soyut nitelikte kaldığı dikkate alınarak "tevehhüme itibâr yoktur" kural gereği (soyut beyana itibar edilemez-Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye) dava hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip .... · ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/390, K. 2023/700, 17 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama