İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1238 K.2024/1283

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2023/1238Karar2024/1283Tarih19 Aralık 2024Okuma11 dk · 2.187 kelime

KÜNYE

T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
19 Aralık 2024
Esas no
2023/1238 Esas
Karar no
2024/1283
Dava
Ticari Şirket (Fesih İstemli
Dava tarihi
21/12/2023
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
23/12/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.187 kelime·11 dk okuma·2 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilin ortağı bulunduğu ........ Mühendislik Mimarlık İnşaat San. Tic. Ltd. Şti'nin 2013 yılında 2 ortaklı olarak kurulduğunu ve kuruluşa ilişkin ana sözleşmenin 31.01.2013 tarihli ve ..... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin ...... sayfasında yayımlandığını, adı geçen şirketin ....

Sicil Numarası ile de İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı olduğunu, ortaklardan birinin davacı, diğer ortağın ise babası .... olduğunu, .....'ün 07.09.2017 tarihinde vefat ettiğini, şirket ortağının vefatından bugüne kadar şirketin herhangi faaliyeti bulunmadığını, şirketin Gelir İdaresi Başkanlığına ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na herhangi bir borcu bulunmadığını, şirket ortağının vefatı sebebiyle şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinin imkanı kalmadığını beyanla şirketin haklı nedenle feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Temsil kayyımı cevap dilekçesinde özetle; Davacının ortak olduğu ve aynı zamanda münferid imza yetkili şirket müdürü olduğu, davalı şirketlerin temsil kayyımı sıfatı ile şirketlerin müdürler kurulu toplama, genel kurul toplama ve sair bir süreç işletilmeden doğrudan fesih ve tasfiye davası ikame etmesinin tek başına haklı olamayacağı, şirketlerin Vergi Dairesi, SGK gibi kurumlarda kayıtları soruşturularak hiç faaliyete geçmeme, kuruluştan sonra amacına uygun iş yapamama durumu sabit olursa, fesih ve tasfiye talebinin degerlendirilmesi gerektiğini beyan etmiştir.

Bilirkişinin mahkememize 06/11/2024 tarihli raporunda özetle: "Huzurdaki davada uyuşmazlık konusunun; haklı nedenle şirketin fesih talebi haklı sebeplerin varlığı, davacın haklı sebeple çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı ya da terditli olarak davalı şirketin TTK 531.

Maddesine göre haklı sebeplerle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, hususlarında toplandığı, Mali incelemelerde detayları ile yer aldığı üzere Şirketin gayri faal olduğu, Dava tarihine kadar kesinleşmiş mali tablolarına göre iştigal konusu faaliyetlerinden hiçbir şekilde gelir elde etmediği, dolayısı ile giderlerini karşılayamadığı için zarar raporladığı ve takip eden dönemlerde zarar nedeni ile Özkaynaklarının aşındığı, Şirketin incelenen Kurumlar Vergisi Beyannamesinden tespit edildiği üzere , 2019-2020-2021-2022-2023 Yıllarının tamamında zarar raporladığı, incelenen hiçbir dönemde kar dağıtımı gerçekleştirmediği,

Şirket faaliyetlerinden ötürü gelir elde edemediği için zarara uğradığı, kar beyan etmediği için dağıtabilir karı da bulunmadığı, Şirketin Ortaklık yapısı aşağıda görüldüğü 9450 eşit hisse payı ile ...... ve ......'e ait olduğu, ortakların münferiden temsile yetkili olduğu, Şirketin uzun yıllardır kar elde etmemesi ve/veya zararda olmasının fesih haklı bir sebep olarak kabul edilip edilemeyeceği hususundaki nihai takdirin sayın mahkemeye ait olduğu,

Takdiri tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, görevlendirilmem çerçevesinde hesaplandığı üzere, rapor içeriğinde açıklanan hususlar çerçevesinde (Bknz.syf.8-9), 31.12.2023 Kurumlar Vergisi Beyannamesi nezdinde Gelir İdaresi Başkanlığına sunulan Bilançolarının tetkikinden Şirketin tespit edilen Özkaynaklarına göre Davacı ortağın Şirket hisse payı olan 9650 hisse oranına isabet eden Davacı Ortağın Ayrılma Payı akçesinin 86.357,20 TL hesaplanabileceği," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ

Dava ; 6102 sayılı TTK'nun 636/3 madde ve fıkrası uyarınca limited şirketin haklı sebeple tasfiyesi istemine ilişkindir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacının ortağı bulunduğu şirketten haklı sebeple çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı yada terditli olarak davalı şirketin TTK 531. maddesine göre haklı sebeplerle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, makul kabul edilebilir çözüm yolu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı, tespit edilmiştir.

Mahkememizce ön inceleme duruşması öncesi 14/03/2024 tarihinde Davalı ..... sicil numaralı ........ MÜHENDİSLİK MİMARLIK İNŞAAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ''ne davada temsil kayyımı olarak ....... 'in re'sen tayinine karar verilmiştir.

Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, müzekkere cevapları ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde;

TTK'nun 636/3 maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. " düzenlemesi getirilmiştir

6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 3.maddesinde; Tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukukî ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir.

Kanun koyucu anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde haklı sebeple fesih davası açma hakkını şirkette belirli oranda pay sahibi olmaya bağlamamış, her bir ortağa şirkette sahip olduğu sermaye payı oranından bağımsız olarak bu hakkı tanımıştır. Şirketin haklı sebeple feshi, ikincil bir çözümdür. Bu talebin ikincilliği hem davanın açılması hem de davada verilecek hüküm bakımından geçerlidir.

Haklı sebeple fesih davasının diğer hukuki yollarla ilişkisi konusu çok net bir biçimde ortaya konulmuş değildir. Ancak İsviçre doktrininde bugün hakim olan ve Türk doktrininde de benimsenen görüş davanın ikincil niteliğinin bu davaların açılmasının haklı sebeple fesih davasının ön şartı olmadığı yönündedir.

Gerçekten de davanın ikincil nitelikte olması diğer davalar ile arasında bir bağlılık bulunduğu ve azlığın bu davaları açmadan haklı sebeple fesih davası açamayacağı anlamına gelmez. O nedenle örneğin genel kurul kararının iptali yolu yerine haklı sebeple fesih davasına başvurulmuş olması davanın reddini gerektirmez. Hakim fesih dışında alternatif bir çözüme karar verebileceğinden, diğer çözüm yollarına başvurulmadan bu davanın açılması sakıncalı sonuçlar doğurmayacaktır.

Haklı sebebin varlığı hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar verebilmesinin veya maddede öngörülen duruma uygun başka bir çözüme hükmedebilmesinin şartlarından birisidir. O nedenle haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Haklı sebep kanunda tanımlanmamış, örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır.

Bununla birlikte şirketin feshini gerektiren haklı sebebin somut olması gerektiğini, gelecekte meydana gelmesi mümkün uyuşmazlıklar veya zarar endişesi gibi nedenlerle şirketin feshinin talep edilemeyeceğini belirtmek gerekir. Bir başka anlatımla varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep kabul edilmezler. Haklı sebebin ekonomik olması şart değildir. Malvarlıksal olmayan pay sahipliği haklarının ihlali de haklı sebep oluşturabilir.

TTK.md.636 da nelerin haklı sebep sayılacağı gösterilmemiştir. Şahıs şirketlerinde olduğu gibi limited şirketlerde de ortakların aynı amacı gerçekleştirmek üzere müşterek gayret ve birbirlerine karşı güven ilişkisi içerisinde bulunmaları şirketin devamı için zorunludur. Şirketlerde olmazsa olmaz bu unsurların zedelenmesi, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getirebilir.

Ortaklar arasında özünde, aynı amaç için çalışma azminin olmaması şirketlerde güvensizliğe neden olacaktır. Böyle bir durumun varlığına rağmen, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak doğru değildir.

Bu durumda ortağın şirketteki payını başkasına devrederek ayrılması düşünülebilirse de ortağın payını devrederek şirketten ayrılmasının zor veya imkansız olduğu hallerde, ortağın kendisini çekilmez bir hal alan ortaklık ilişkisinden kurtarabilmesi amacıyla haklı sebeple fesih hükümlerine yer verilmiştir.

Hakim, çoğunluğun davranışının haklı sebep olup olmadığını değerlendirirken TMK md. 2’de yer alan dürüstlük kuralını ve hakkın kötüye kullanımı yasağını esas almalıdır. Haklı sebepler yorumlanırken ikili sözleşmelerde uygulanan kriterlerden yararlanılabilirse de şirketler hukuku alanında bu kriterlerin birebir kullanılmasının mümkün olmadığına dikkat edilmelidir. Pay sahipleri arasında kişisel çekişmeler sermaye şirketlerinde kural olarak haklı sebep teşkil etmezler.

Haklı sebebin nesnel olması aranır. Bununla birlikte bazı durumlarda şahıslar arasındaki ilişkiler de belirli bir ölçüde dikkate alınır. Örneğin aile tipi şirketlerde boşanmalar, aile üyeleri arasındaki çekişmeler, mirasçılar arasındaki anlaşmazlıklar, yine az sayıda ortağı olan küçük şirketlerde ortaklar arasındaki şahsi nitelikteki husumet ya da eşit paylara sahip olunan şirketlerde pay durumu haklı sebep olarak kabul edilebilir.

Haklı sebep olduğu iddia edilen olayın, şirketin feshine neden olacak nitelikte olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin yapısı, ortak sayısı, ortaklar arasındaki ilişkileri dikkate alınmalıdır. Örneğin iki ortak arasındaki ciddi bir anlaşmazlık, iki kişilik bir şirkette, şirketin çalışamaz duruma gelmesine neden olabilirken, daha fazla ortak sayısına sahip bir şirkette aynı anlaşmazlık şirketin faaliyetlerinin devamını etkilemeyebilir.

Bunun yanı sıra talep edilen sonucun kabulünün menfaatler dengesine uygun olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Feshi talep eden ortağın çıkması veya çıkarılması taraf menfaatlerine daha uygun ise feshe karar verilmemelidir. Taraf menfaatlerinin dışında fesih talebinin son çare olup olmadığı hususu da değerlendirilmelidir.

Somut olayda; Şirket ortağı ......, 07.09.2017 tarihindevefat ettiği, Şirket ortağının vefatından bugüne kadar şirketin herhangi faaliyeti bulunmadığı, Şirketin Gelir İdaresi Başkanlığına ve Sosyal Güvenlik Kurumu’naherhangi bir borcu bulunmadığı, Şirket ortağının vefatı sebebiyle şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinin imkanının kalmadığı, dikkate alınmıştır.

TTK'nun 636/3 maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. " düzenlemesi getirilmiştir.

Kanun koyucu anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde haklı sebeple fesih davası açma hakkını şirkette belirli oranda pay sahibi olmaya bağlamamış, her bir ortağa şirkette sahip olduğu sermaye payı oranından bağımsız olarak bu hakkı tanımıştır. Şirketin haklı sebeple feshi, ikincil bir çözümdür. Bu talebin ikincilliği hem davanın açılması hem de davada verilecek hüküm bakımından geçerlidir.

Haklı sebeple fesih davasının diğer hukuki yollarla ilişkisi konusu çok net bir biçimde ortaya konulmuş değildir. Ancak İsviçre doktrininde bugün hakim olan ve Türk doktrininde de benimsenen görüş davanın ikincil niteliğinin bu davaların açılmasının haklı sebeple fesih davasının ön şartı olmadığı yönündedir.

Gerçekten de davanın ikincil nitelikte olması diğer davalar ile arasında bir bağlılık bulunduğu ve azlığın bu davaları açmadan haklı sebeple fesih davası açamayacağı anlamına gelmez. O nedenle örneğin genel kurul kararının iptali yolu yerine haklı sebeple fesih davasına başvurulmuş olması davanın reddini gerektirmez. Hakim fesih dışında alternatif bir çözüme karar verebileceğinden, diğer çözüm yollarına başvurulmadan bu davanın açılması sakıncalı sonuçlar doğurmayacaktır.

Haklı sebebin varlığı hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar verebilmesinin veya maddede öngörülen duruma uygun başka bir çözüme hükmedebilmesinin şartlarından birisidir. O nedenle haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Haklı sebep kanunda tanımlanmamış, örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır.

Bununla birlikte şirketin feshini gerektiren haklı sebebin somut olması gerektiğini, gelecekte meydana gelmesi mümkün uyuşmazlıklar veya zarar endişesi gibi nedenlerle şirketin feshinin talep edilemeyeceğini belirtmek gerekir. Bir başka anlatımla varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep kabul edilmezler. Haklı sebebin ekonomik olması şart değildir. Malvarlıksal olmayan pay sahipliği haklarının ihlali de haklı sebep oluşturabilir.

TTK.md.636 da nelerin haklı sebep sayılacağı gösterilmemiştir. Şahıs şirketlerinde olduğu gibi limited şirketlerde de ortakların aynı amacı gerçekleştirmek üzere müşterek gayret ve birbirlerine karşı güven ilişkisi içerisinde bulunmaları şirketin devamı için zorunludur. Şirketlerde olmazsa olmaz bu unsurların zedelenmesi, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getirebilir.

Ortaklar arasında özünde, aynı amaç için çalışma azminin olmaması şirketlerde güvensizliğe neden olacaktır. Böyle bir durumun varlığına rağmen, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak doğru değildir.

Bu durumda ortağın şirketteki payını başkasına devrederek ayrılması düşünülebilirse de ortağın payını devrederek şirketten ayrılmasının zor veya imkansız olduğu hallerde, ortağın kendisini çekilmez bir hal alan ortaklık ilişkisinden kurtarabilmesi amacıyla haklı sebeple fesih hükümlerine yer verilmiştir.

Hakim, çoğunluğun davranışının haklı sebep olup olmadığını değerlendirirken TMK md. 2’de yer alan dürüstlük kuralını ve hakkın kötüye kullanımı yasağını esas almalıdır. Haklı sebepler yorumlanırken ikili sözleşmelerde uygulanan kriterlerden yararlanılabilirse de şirketler hukuku alanında bu kriterlerin birebir kullanılmasının mümkün olmadığına dikkat edilmelidir. Pay sahipleri arasında kişisel çekişmeler sermaye şirketlerinde kural olarak haklı sebep teşkil etmezler.

Haklı sebebin nesnel olması aranır. Bununla birlikte bazı durumlarda şahıslar arasındaki ilişkiler de belirli bir ölçüde dikkate alınır. Örneğin aile tipi şirketlerde boşanmalar, aile üyeleri arasındaki çekişmeler, mirasçılar arasındaki anlaşmazlıklar, yine az sayıda ortağı olan küçük şirketlerde ortaklar arasındaki şahsi nitelikteki husumet ya da eşit paylara sahip olunan şirketlerde pay durumu haklı sebep olarak kabul edilebilir.

Haklı sebep olduğu iddia edilen olayın, şirketin feshine neden olacak nitelikte olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin yapısı, ortak sayısı, ortaklar arasındaki ilişkileri dikkate alınmalıdır. Örneğin iki ortak arasındaki ciddi bir anlaşmazlık, iki kişilik bir şirkette, şirketin çalışamaz duruma gelmesine neden olabilirken, daha fazla ortak sayısına sahip bir şirkette aynı anlaşmazlık şirketin faaliyetlerinin devamını etkilemeyebilir.

Bunun yanı sıra talep edilen sonucun kabulünün menfaatler dengesine uygun olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Feshi talep eden ortağın çıkması veya çıkarılması taraf menfaatlerine daha uygun ise feshe karar verilmemelidir. Taraf menfaatlerinin dışında fesih talebinin son çare olup olmadığı hususu da değerlendirilmelidir.

Somut olayda; Davalı şirketin ortaklı olduğu ortağın ölümü üzerine şirket ortağının vefatı sebebiyle şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinin imkanının kalmadığı, Şirket ortağının vefatından bugüne kadar şirketin herhangi faaliyeti bulunmadığı, ŞirketinGelir İdaresi Başkanlığına ve Sosyal Güvenlik Kurumu’naherhangi bir borcu bulunmadığı, gelen yazı cevaplarından anlaşılmıştır.

Tüm bu nedenlerle; Anılan gerekçelerle davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...... Numarasında Kayıtlı ..... MÜHENDİSLİK MİMARLIK İNŞAAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ 'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye işlemlerini yürütmek ve sonlandırmak için tasfiye memuru olarak ...... atanmasına, Tasfiye memuruna emek ve mesaisine karşılık 1 defaya mahsus olmak üzere 7.500,00-TL ücret takdirine, ücretin ileride davalı şirket hesaplarından tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından kesinleşmesinden itibaren 1 haftalık süre içerisinde yatırılmasına, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın KABULÜNE,

İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...... numarasında kayıtlı ........ MÜHENDİSLİK MİMARLIK İNŞAAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin FESİH VE TASFİYESİNE,

2-Tasfiye işlemlerini yürütmek ve sonlandırmak için tasfiye memuru olarak ...... ATANMASINA,

3-Tasfiye memuruna emek ve mesaisine karşılık 1 defaya mahsus olmak üzere 7.500,00-TL ücret takdirine, ücretin ileride davalı şirket hesaplarından tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından kesinleşmesinden itibaren 1 haftalık süre içerisinde YATIRILMASINA,

4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 269,85-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 157,75-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,

5-Davacı tarafça yatırılan 269,85-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 539,7 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

6-Davacı tarafça yapılan 11.101,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,

9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,

Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2024

Başkan ...... · ¸e-imza · Üye ..... · ¸e-imza · Üye ..... · ¸e-imza · Katip ..... · ¸e-imza

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1238, K. 2024/1283, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Yargılamanın Özeti
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1238
Karar No
2024/1283
Tarih
19 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1239 K.2024/1253
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2023/1240 K.2024/1694
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/1242 K.2024/1930
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/1244 K.2024/1758
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2023/1248 K.2024/1837
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2023/1251 K.2024/1928

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.