KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Esas no
- 2024/199 Esas
- Karar no
- 2024/816 Karar
- Dava
- Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/02/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 19.09.2024
Karar Metni
1.230 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Müvekkili İstanbul Ticaret Müdürlüğü, Maslak Vergi Dairesi / ... vergi no ile faaliyet göstermekted, avalı şirket ise İstanbul Ticaret Müdürlüğü, Büyükçekmece Vergi Dairesi / ... vergi no. ile faaliyet gösterdiğini, Tarafların her ikisi de tacir olup uyuşmazlık tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olduğunu, anılan nedenlerle huzurdaki davada TTK 4. Md. uyarınca Ticaret Mahkemeleri görevli olduğunu,. davalının sözleşme üzerinde bulunan kaşesindeki adresi ise ... Mah. ....
Sitesi İnşaat Blok No:101 D:2 Beylikdüzü/İstanbul olduğundan dava HMK md. 6 gereği dava davalı tüzel kişinin yerleşim yerinin bağlı bulunduğu yargı çevresi olan Büyükçekmece mahkemelerinde açıldığını, taraflarınca TTK 5. Md. uyarınca dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılsa da anlaşma sağlanamadığını,.
İlk zamanlarda her şey yolunda giderken ve doğru siparişler, doğru kişilere zamanında kargolanırken, zamanla hizmetlerde aksamalar meydana gelmeye başladığını, Müşterilere yanlış ürünler gönderilmeye başlandığını, hatta ürünlerin bir kısmı kayıp olduğundan haftalarca müşterilere ulaştırılamadığını, davalı şirket personelleri tarafından "ürünlerin arandıkları, bulundukları zaman çıkışlarının yapılacağı" bilgisi verildiğini,
Bu denli aksama ve gecikmeler kabul edilemez olduğundan müvekkili tarafından davalı şirkete ve operasyon sorumlularına sürekli uyarı ve telkinlerde bulunulsa da bir süre sonra işler tamamen sarpa sarmış ve siparişler kilitlendiğini, müvekkili bu süreçte davalı şirkete 37.500-TL depo ücreti ödediğini ancak karşılığında gerekli hizmeti alamadığını, yaklaşık 25.000-TL'lik kayıp ve hasarlı ürünlerden kaynaklı zararı bulunduğunu, yaklaşık 250.000-TL ise ciro kaybı bulunduğunu,, bu zararların bilirkişi marifeti ile tam bedellerinin saptanması ve müvekkilinin zararının tazmin edilmesi gerektiğini,
bu sebeple dava değeri ileride hesaplama yapıldığında harcı yatırılarak arttırılmak üzere şimdilik 10.000 TL olarak belirtildiğini, arz ve izah edilen ve mahkemece re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla: davanın kabulü ile müvekkilin bilirkişi incelemesi sonucunda saptanacak olan uğradığı zararların tazminine karar verilerek, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir..
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Mahkemede açılan dava haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında yapılan anlaşama gereği davacının siparişlerinin vermiş olduğu taahhüdün altında kalması nedeni ile karşılıklı olarak feshedilmiş olduğunu, ürünleri davacıya teslim edildiğini, teslim tutanağı imzalandığı gibi, ayrıca herhangi bir dava açılmayacağı da yazılı olarak taahhüt edildiğini, davacı zarara uğradığından , ciro kaybından bahsettiğini, fakat taahhüt ettiği sipariş miktarına dahi ulaşamadığını, bu hususun bilirkişi marifeti ile incelenmesini talep ettiklerini, taraflar karşılıklı olarak sözleşmeyi feshettiğini,
fesih namede davalı şirket ibra edildiğini, ürün teslimatına dair tutanak tutulduğunu, davacının dava açmayacağına dair yazılı beyanı mevcut olduğunu, açılan dava kötü niyetle ikame edildiğini, davacının zararı ve ticari kaybı bulunmadığını, menfi ve müspet zararının bulunup bulunmadığı hususun bilirkişi marifeti ile tespiti talep ettiklerini,. İzah edilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, iflas kayıtları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı olarak tazminat talebine ilişkindir. Taraflar arasında 15.03.2023 tarihli eşya depolama sözleşmesine ilişkin uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı dava dilekçesinde davalının 15.03.2023 tarihli eşya depolama sözleşmesine istinaden borcunu gereği gibi ifa etmediğini, eşyaların hasarlı olarak teslim edildiğini, bir kısım eşyanın kayıp olduğunu ve ayrıca davalının eşyaları süresinde kargolamaması, depolama işini gereği gibi yürütmemesi sebebiyle işlerinin sekteye uğradığını ve ciro kaybına uğradığını belirterek tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini, davacının hiçbir alacağı olmadığını kabul ettiğini ve davalıyı ibra ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının iddiaları ve tazminat talebi 6098 sayılı TBK'nın 112. Maddesi gereğince borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedenine dayalı olup, taraflar arasındaki sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediği iddia edilmektedir.
Davalı tarafından cevap dilekçesi ile sunulan depolama hizmeti fesih bildirimi başlıklı 02.09.2023 tarihli sözleşme incelendiğinde; taraflar arasındaki 15.03.2023 tarihli eşya depolama hizmeti sözleşmesinin feshine ilişkin olduğu, davalı tarafından cevap dilekçesinde sunulan 02.09.2023 tarihli fesih sözleşmesinin davacı tarafından inkar edilmediği, imzalara yönelik herhangi bir itirazın olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla taraflar arasındaki 15.03.2023 tarihli eşya depolama hizmeti sözleşmesinin yine taraflar arasındaki 02.09.2023 tarihli sözleşme ile feshedildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Fesih sözleşmesi incelendiğinde; davacının davalıyı ibra ettiği, depolama sözleşmesinden kaynaklı herhangi bir hizmet ve ücret alacağı olmadığını beyan ettiği, hak kazandığı halde almadığı herhangi bir ücret olmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Yine sonrasında taraflar arasındaki sözleşme sebebiyle dava açmayacağını, davalıyı tüm konularda ibra ettiğini belirttiği ve sözleşmenin taraflar arasında imzalandığı davacı tarafından da inkar edilmediği anlaşılmaktadır.
Taraflarca bilirkişi ve tanık deliline de dayanılmış ise de taraflar arasındaki inkar edilmeyen fesih sözleşmesi gözetilerek değerlendirildiğinde diğer delillerin usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde toplanmasına lüzum bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Davacı tarafından sunulan beyan dilekçesi ile sözleşmenin taraflar arasındaki ilişki hususunda alakasız hükümler barındırması sebebiyle geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de; ilgili fesih sözleşmesi amacına göre yorumlandığında; davacı ve davalı arasındaki 15.03.2023 tarihli eşya depolama hizmeti sözleşmesinin feshine ilişkin olduğu ve taraflar iradesinin bu noktada uyuştuğu ve ilişkinin feshedildiğinin tarafların kabulünde olduğu,
bu sebeple feshe ilişkin sözleşme hükümlerinin taraflar arasındaki ilk sözleşmeye göre yorumlanması gerektiği, taraflar arasında başkaca sözleşmesel ilişki bulunmadığı gözetildiğinde fesih sözleşmesinin hüküm ifade etmediğine dair davacının iddialarının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Nitekim feshin geçersizliğine dair davacı tarafından da herhangi bir dava açılmıştır.
Bu bağlamda taraflar arasındaki 15.03.2023 tarihli eşya depolama hizmeti sözleşmesinin, yine taraflarca 02.09.2023 tarihli sözleşme ile feshedildiği, davacı tarafından 02.09.2023 tarihli fesih sözleşmesinde davalının ibra edildiği ve 15.03.2023 tarihli sözleşmeden kaynaklı herhangi bir alacağı olmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim sürekli edimli sözleşmelerin feshine ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 126. Maddesi ise şu şekildedir: "İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir."
Bu bağlamda taraflar arasındaki sürekli edimli sözleşmenin işbu davadan önce taraflarca feshi sebebiyle 6098 sayılı Kanun gereğince geçmişe dönük yerine getirilmiş edimlerin gereği gibi ifa edilmemesi sebebiyle zarar ve uğranılan kar kaybına ilişkin olarak tarafların fesih sözleşmesinde bu yönde bir hüküm bulunmaması, davacının davalıyı ibra etmesi ve herhangi bir alacağının olmadığını beyan etmesi karşısında geçmişteki edimlere yönelik ileriye dönük olarak tazminat talep edilemeyeceği, davacı tarafından dava dilekçesinde ve davalı tarafından cevap dilekçesinde sunulan deliller incelendiğinde;
davacının eşyalarını teslim alırken kırık veya eksik aldığına dair herhangi bir beyanda bulunmadığı, herhangi bir çekince sunulmaksızın eşyaları teslim aldığı, yine fesih sözleşmesi öncesinde davalıya yönelik taraflar arasındaki hizmetin gereği gibi yerine getirilmediğine ve 6098 sayılı Kanun'dan kaynaklanan seçimlik hakların kullanılacağına dair ihtarda bulunulmadığı,
taraflar arasındaki fesih sözleşmesinde davacının tüm alacaklarını aldığını ve davalıyı ibra ettiğini, ayrıca yine aynı fesih sözleşmesinin ekinde davalı nezdindeki depoda bulunan eşyalarını çekincesiz olarak teslim aldığını beyan etmesi karşısında iddialarını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/199, K. 2024/816, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama