KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2024
- Esas no
- 2024/548 Esas
- Karar no
- 2024/603
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 28/02/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 11/06/2024
Karar Metni
1.136 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile. Davalı sigorta şirketinin yetkili acente olan ... Hizmetleri A.Ş. ve müvekkilimin de üyesi olduğu .... Derneği (.... olarak anılacaktır) arasında müvekkil lehine sigorta sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmenin, "Tek Yetkili" şerhi düşülerek ....Hizmetleri A.Ş. tarafınca imzalandığını, somut durumda müvekkili ....'ın, ... Hastanesi'nin 15/03/2023 tarihli muayenesi sonucunda.
"Koroner arter hastalığı ve ileri periferik arter hastalığı sebebi ile Sınıf 1 pilotaja" elverişli olmadığının bildirildiğini, yine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın ..... sayılı 24/08/2023 tebliğ tarihli yazısı uyarınca da müvekkilin belirtilen hastalıkları sebebi ile uçuşa elverişli olmadığının tespit edildiğini, davalılardan ....
Sigorta A.Ş.'nin yetkili acentesi olan ...Hizmetleri A.Ş. ile yapılan sigorta sözleşmesi uyarınca belirtilen hastalıkların teminat kapsamında olduğunu, Sigorta sözleşmesine konu olan tazminat ödeme sorumluluğunun da Hava Sağlık Birimi karar yazısı ile muaccel hale geldiğini, bu durumda da poliçe kapsamında belirlenen sigorta bedelinin sözleşme uyarınca müvekkiline ödenmesi zorunluluğunun doğduğunu, bu duruma ilişkin hem acenteye hem de davalı diğer sigorta şirketine başvuru yazıları gönderildiğini, ancak her iki taraftan da başvurulara dönüş yapılmadığını, bu sebeple de hukuki süreci bir üst aşamaya taşıma zorunluluğunun doğduğunu,
ilgili şirketlere karşı arabuluculuk başvuruları yapıldığını ancak yine de olumlu sonuç alınamadığını, son çare olan işbu davayı ikame etmek zorunluluğu hasıl olduğunu, yetkili acente tarafından düzenlenmiş poliçeye göre. Lisans Kaybı Teminatı poliçe kapsamına alınmış olup sigorta bedelinin de 100.000,00 USD olarak belirlendiğini, söz konusu poliçenin ilerleyen kısımlarında ise.
"Sigorta bedel ve primleri 1 USD=18.253300 TL MERKEZ BANKASI döviz satış kuru alınarak hesaplanmıştır." şeklinde düzenleme yapıldığını, devamında da. "United States Dollars(USD) olarak belirlenmiş hasar tazminatı, bu tazminat miktarının aynısını satın almayı sağlayacak kadar olmak üzere, ödemenin yapıldığı tarihte T.C. Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası olarak ödenir. Tazminatın bu prensip ile ödenebilmesi için sigorta ücretinin de.
1) United States Dollars(USD) olarak ödenmesi veya, 2) Aynı miktar United States Dollars(USD) satın almayı sağlayacak kadar olmak üzere, prim ödemesinin yapıldığı tarihte T.C.
Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası(TL) olarak ödenmesi şarttır." denildiğini, bu durumda, sigorta sözleşmesi kapsamında bir hastalık sebebiyle lisans kaybı söz konusu olup bu kayıbın da olaya konu poliçe kapsamında düzenlenmiş bir teminat olduğunu, bu durumda müvekkilinin poliçe kapsamında kendisine ödenmesi beklenen teminat bedelini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, davaya konu poliçe sözleşmesi kapsamında belirlenen teminat miktarının şimdilik 100,00 USD'nin, müvekkiline davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline,
her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bakırköy .... Tüketici Mahkemesinin ... Esas, ... karar, 05/06/2024 Tarihli görevsizlik kararı üzerine dosyanın mahkememize tevzi edildiği, yukarıda yazılı ... esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davaya konu kasko poliçe sözleşmesi kapsamında belirlenen teminat miktarının yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
Davanın nitelik olarak nispi ticari dava türüne de girmediği, davacı ile davalı arasında sözleşmesel ilişki bulunduğu, davacının tüketici konumunda olduğu, zira davacı tacir olmadığı gibi pilot olmasının kendisini tüketici vasfından çıkarmayacağı, taraflardan birinin tüketici olması halinde uyuşmazlık poliçeden kaynaklı olsa dahi uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu, somut olayda taraflar arasında tüketici işlemi olduğu,
uyuşmazlığın tüketici hükümleri uygulanarak çözümlenmesi gerektiği, davacının tüketici konumu dikkate alındığında tüketici hukukuna ilişkin hükümlerin uyuşmazlığa uygulanması gerektiği, bu nedenle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemeleri görev alanına girdiği dikkate alınarak daha evvel görevsizlik kararı verilmiş olması nedeniyle aşağıdaki şekilde karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
Katip ... · ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/548, K. 2024/603, 11 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama