KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/786 Esas
- Karar no
- 2024/991
- Dava
- İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156)
- Dava tarihi
- 26/08/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 12/11/2024
Karar Metni
1.583 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından davalılar aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığını, icra emri, davalı şirkete tebliğ edilmiş olmasına karşın ilama dayalı borç ödenmediğini, karşı taraf aciz halinde olup, piyasa borçları bir yana kamu borçlarını dahi ödeyemediğini, borçlular tarafından Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı dosyasından gönderilen örnek 11 ödeme emrine süresinde itirazda bulunulmadığını, borçlular süresi içinde borcu da ödemediğini, bu bakımdan iflas takibinin kesinleştiği sabit olup İİK 158/2 maddesi gereği yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcun ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesine ilişkin karar kurularak borçlulara tebliğine karar verilmesi,
davalı borçluların borcu depo etmemesi durumunda ise iflas kararı verilmesi gerekmekte olduğunu, davalı şirketler nitelik gereği anonim şirket vasfına sahip olduğundan yasa gereği iflasa tabi oldukları hususunda bir tereddüt bulunmadığını, işbu nedenle karşı yan tarafından iflasa tabi olmadıklarına dair öne sürülen itirazın hukuken hiçbir dayanağı bulunmadığını, haksız itirazın kaldırılmasını gerektiğini, davalarının kabulü ile; öncelikli olarak davalı borçlulara ilişkin defter tutulmasına, borçluların menkul ve gayrimenkul tüm malvarlığına iflas muhafaza tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmesini, davalı borçlular hakkında Bakırköy .....
İcra Dairesi'nin .... E. sayılı dosyasından yapılan iflas takibi kesinleştiğinden borçluların iflasına karar verilmesine, borçluların takibe itiraz ettiği kanaatinde olunması durumunda Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ...E. sayılı dosyasına yapılan itirazın kaldırılmasına karar verilerek davalı borçluların iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacı .... sunulacak delillere karşı ek delil ve karşı delil sunma hakları ile fazlaya dair her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla davacı .... delillerini tarafımıza tebliğ ettirmesi için kesin süre verilmesine, aksi halde delil sunmaktan vazgeçmiş sayılmasının kabul edilmesine, öncelikle müvekkili şirketin yalnızca 2021 yılı içinde 60 milyon Türk Lirası üzerinde .... projesi başta olmak üzere tüketicilere yani müvekkil şirketin müşterilerinden sözleşmeyi fesh eden kişilere ödeme yapmış ve yapmaya da devam etmekte olduğundan.
Ekte sunulan.
Kamuoyu Aydınlatma Platformu (KAP)’nda yapılan açıklama, Bağımsız Denetim Raporları Şirketin Ödemelerini Gösteren Tablolar ve Faaliyet Raporları, Gayrimenkul Değerleme Raporları, Ticaret Sicil Gazetesi, Projeler, Tapu Kayıtları ile birlikte Müvekkil şirketin defter ve kayıtlarında müvekkilin faaliyetlerine devam ettiğinin belirlenmesi ile müvekkilin aciz halinde olmadığının, malvarlığının borçlarından fazla bulunduğunun ve ödemelerini tatil etmediğinin tespiti yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına,
her hâlükârda usule, yasaya ve açıkça hukuka aykırı şekilde açılan ve şartları oluşmamış olan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, müvekkilihl şirket dava açılmasına sebebiyet vermediği ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Dava ; İİK'nin 177.maddesine dayalı iflas istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; İİK.nun 177 ve devamı maddelerine dayalı iflas yoluyla ilama dayalı takipte tarafların arasındaki ilam dikkate alınarak iflas koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nin 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
Davalı şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden sicil kayıtlarının gönderildiği, sicil kayıtlarının faal olarak devam ettiği, şirketin muamele merkez adresi itibariyle mahkememizin kesin yetkili olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, icra dosyası, kapak hesabı, Tüketici Mahkemesi dosyası, davalının ödeme beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
İİK'nin 177.maddesinde; “Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir. 1– Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2 – Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3 – 308 inci maddedeki hal varsa; 4 – İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağrılır. (Ek: 9/11/1988-3494/36 md.) Bu Kanunun 178 inci maddesinin ikinci fikrası burada da uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamının incelenmesinde;Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra takip dosyası ile Örnek No:11 Adi İflas yoluyla icra takibi başlatmıştır.
Dayanak belge, olarak Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas, .... Karar Sayılı ilamını gösterilmiştir.
Dava, İİK'nın 156. madde hükümlerine dayalı alacaklının açtığı adi takipten doğan itirazın kaldırılması ve iflas iflas istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, alacaklı tarafından para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, icra memurunun aksi yöndeki işlemleri kamu düzenine aykırılık oluşturacağından, süresiz şikayete tâbi olacağı gibi hakim tarafından da re'sen gözetilmelidir.
Alacaklının takip talebine eklediği belgenin para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam olması halinde icra memurunun borçluya örnek 4-5 nolu icra emri tebliğ etmesi yasal zorunluluktur. Alacaklının talebi üzerine ya da kendiliğinden, ilamsız icra takiplerine ilişkin ödeme emri göndermesi, açıkça yasanın emredici hükmüne aykırı olacaktır.
Pek tabidir ki elinde ilam olan bir alacaklının ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapması da hayatın olağan akışı ile bağdaşmayacaktır. Nitekim ilamlı icra takibinde borçlunun itirazı takibi durdurmayacağı gibi itfa ve imhal itirazlarının ispatı ancak "yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya tetkik merciinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle" (İİK. m. 33) mümkün olacaktır. Halbuki ilamsız icra takibinde itiraz üzerine takip duracak ve alacaklının itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurarak olumlu karar alması gerekecektir. Yine ilamlı icra takibini, alacaklı istediği icra dairesinde yapabilecekken(İİK. m.34), ilamsız icra takibinde genel yetki kurallarına göre (İİK. m.50) takip yapması gerekecektir.
O zaman elinde ilam olan bir alacaklı bu kadar avantajlar var iken neden ilamsız icrayı tercih eder? Burada ilk akla gelen ilamlı icra takiplerinde uygulanan İİK.'nun 36. maddesini, bir diğer anlatımla borçlunun icranın geri bırakılması kararı alarak takibi durdurmasını bertaraf etmek olabilir. Bir diğer neden de ilamın bozulması halinde takibin durmasının ve sonrasında alacağın olmadığı ya da daha az olduğunun ilamla belirlenmesi halinde icranın iadesinin yolunu kapatmak olarak düşünülebilir (İİK. m 40).
İcra ve İflas Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde, bu kanuna aykırı düşmediği ölçüde genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin icra takipleri hakkında da uygulanması gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 29/1. maddesine göre ise taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar. Buna göre elinde ilam olan bir alacaklının ilamlı icra takibi yapmak yerine ilamsız icra takibi yapmasının anılan maddede düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı muhakkaktır.
Kaldı ki mahkemeye başvurup alacağını ilama bağlayan bir kişinin, ilamlı takip yapmak yerine ilamsız takibi tercih etmek suretiyle borçlunun yapabileceği itiraz üzerine yeniden itirazın kaldırılması ya da iptali amacıyla mahkemeye başvurması ve bu şekilde Devletin yargı organlarının gereksiz şekilde meşgul edilmesi anlamına da geleceğinden kabulü mümkün değildir.
Şu hale göre, alacaklının para borcuna veya teminat verilmesine dair ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapması, en başta İİK.nun 32.maddesi amir hükmüne aykırılık teşkil edeceği gibi, dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacağından hukuk düzeni tarafından korunamaz. Bu doğrultuda, ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. (Yüksek Yargıtay 12.Hukuk Dairesinen,23/06/2020 gün ve 2019/8317 esas,2020/5332 karar,22/12/2015 gün ve 2015/22065 esas,2015/32470 karar sayılı ilamları)
HMK'nın 114/1 nci maddesinde dava şartları tahdidi olarak sayıldıktan sonra anılan maddenin ikinci fıkrasında da "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü ile diğer kanunlarda dava şartlarına ilişkin düzenlemelerinde dikkate alınması gerekliliğine vurgu yapılmıştır.
Sözü geçen Kanun'un 115 nci maddesi hükmü de "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklinde olup buna göre Mahkeme'nin dava şartı noksanlığı hâlinde yapacağı işlemler düzenlenmiştir.
O halde, ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağından, mahkemece bu hususun re'sen nazara alınması zorunludur.Bililndiği üzere,iflas davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunması dava şartıdır.Dayanak belge olarak Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar Sayılı ilamını göstermiştir.
Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde,davacı vekili tarafından davalı şirket aleyhine faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla daha önce İstanbul .... İcra Müdürlüğü Dosya No:... E. Sayılı dosyada İİK 43.madde uyarınca takip iflas yoluyla takibe dönüşmüş olup yetkisizlik üzerine Bakırköy .....
İcra Müdürlüğü ...E esas sayılı dosyası üzerinde icra takibinin başlatıldığı,icra takibine borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ödeme emrinin davalı-borçluya tebliğ edilmesi üzerine borçlu-davalının ödeme emrine itiraz etmesi üzerine huzurdaki itirazın kaldırılması suretiyle iflas davasının Mahkememize açıldığı anlaşılmış ise de,davacı vekilinin elinde ilam varken icra takibine ilamlı icra olarak devam etmesi gerekirken takip yolunu değiştirerek iflas yolu ile adi takibe devam etmesi İİK'nın 32.maddesi ile HMK'nın 29.maddesi uyarınca dürüstlük kuralına uygun olmadığı,buna göre davacı vekili tarafından usulüne
uygun bir icra takibinden söz edilemeyeceğinden davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca usulüne uygun icra takibine ilişkin özel dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜ M
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle Usulden REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harç peşin alındığından bakiye harç tayinine yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalıların kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansı ile iflas avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2024
Başkan .. · ¸e-imza · Üye ... · ¸e-imza · Üye ... · ¸e-imza · Katip ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/786, K. 2024/991, 1 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama