KÜNYE
T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2023
- Esas no
- 2021/565 Esas
- Karar no
- 2023/817
- Dava
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 30/06/2021
- K.yazım tarihi
- 12/10/2023
Karar Metni
1.327 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarafından hamiline düzenlenmiş ...BANK bankasına ait 24.700TL bedelli-05.02.2021 keşide tarihli .... seri nolu çek numaralı bir çek piyasaya İbraz edilmiş olarak gösterildiğini, çek arkası muhtelif şirket ve belirli-belirsiz kişilerce ciro edildiğini, ilgili cirolar arasında müvekkili ...
San.Tic.Ltd.Şti 'nin de kendisine ciro edilen ve akabinde ciro eden olarak SAHTE KAŞE VE İMZAYLA ciro zincirina dahil edildiğini, bu suretle çek evrakı kullanılmak suretiyle işlenen bir suç durumunun içindeymiş gibi gösterilmeye çalışıldığını ve ciro zincirinde ciranta gösterilmek suretiyle çekteki diğer imza sahiplerine borçluymuş gibi bir duruma düşürüldüğünü, müvekkilinin borçlusu olmadığı bir durumda ödeme yamak zorunda kalma tehdidi altında kaldığını, müvekkilinin sahte kaşe ve sahte imzalarını taşıyan çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davalılar tarafından davaya cevap verilmemiştir.
DELİLER VE GEREKÇE
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Dosyaya sunulan 14/08/2023 tarihli bilirkişi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; İnceleme konusu çekin arka yüzünde .... kaşesi üzerindeki imza ile ...'ün karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından benzerlik noktasında bir ilişki saptanmaması nedeni ile ...bank ... Şubesine ait, 05.02.2021 keşide tarihli, 24.700 (yirmi dört bin Yediyüz) TL bedelli, ... nolu çekin arka yüzünde .... üzerindeki imzanın, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'ün eli ürünü olmadığı hususları tespit edilmiştir.
Huzurda görülen dava menfi tespit davasıdır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer.
Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer.
(Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372)
Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce (alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması şartı ile) ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Hakan Pencanıtez, Oğuz Atalay, Meral Sungurtekin Özkan, Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164).
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir.
Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir.
Bonoda zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik unsurlar da vardır.
Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar.
Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Zira bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle, bir illete bağlı olması gerekmez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü, kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından dava konusu ...bank .... Şubesi'ne ait hamiline düzenlenmiş keşidecisinin ..., keşide yerinin İstanbul, keşide tarihinin 05/02/2021 olduğu 24.700,00 TL bedelli çekteki ciranta imzasının kendisine ait olmadığı iddiası ile huzurda görülen menfi tespit davası açılmıştır.
Mahkememizce söz konusu çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti için ilgili kurumlardan ilgilinin ıslak imzalı evrak asılları celp edilerek bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Yapılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda çekteki davacı imzasının, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla davacının eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir.
Tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu çekteki davacıya ait ciranta imzasının davacıya ait olmadığının tespiti ile açılan davanın davalılardan ...,.. ve .... bakımından kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı tarafından çekte ciranta olarak görünen ... aleyhine de menfi tespit istemli olarak dava açılmış ise de ...'nin davacıdan önceki ciranta olması sebebiyle bu davalı bakımından açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/565, K. 2023/817, 26 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama