KÜNYE
T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2023
- Esas no
- 2022/748 Esas
- Karar no
- 2023/555
- Dava
- Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin
- Dava tarihi
- 23/08/2022
- K.yazım tarihi
- 11/07/2023
Karar Metni
1.224 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.09.2009 tarihinde kurulan davalı ... Dış Ticaret Kauçuk ve Kimya Sanayi Limited Şirketi'nin toplam sermayesi 3.500.000,00-TL değerinde olduğunu, 140.000 paydan müteşekkil olduğunu, Bu payların 70.000 adetinin (4450) ...'a, 70.000 adetin ise (450) ...'a ait olduğunu, Davalı şirket iki ortaktan ibaret olduğunu; mevcut şirket ortakları şimdilik hukuken karı-koca konumunda olduklarını, Şirketin kuruluşundan bu yana müdür ve ortak olan ... ile davalı şirket ortağı müvekkili ... arasında devam eden evlilik birliğinin, meydana gelen vakıalar neticesinde sarsıldığını, boşanma davalarının mevcut olduğunu, bu anlaşmazlığın şirketin çıkarlarına zarar vereceğini, Bu nedenlerle müvekkilinin ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin %50 pay sahibi ... ve %50 pay sahibi ... tan oluşan iki hissedarlı bir limited şirketi olduğunu, hissedarların aralarında halen karşılıklı boşanma davaları olduğunu, Hissedar ...'ın müvekkili şirketin uzun süreden bu yana müdür olarak yöneticiliğini yapmakta olduğnu, Boşanma davası sürecinde ... bey ile eşi ... arasında çeşitli olaylar yaşandığını, ... şirketin yöneticiliğini yaparak iş bağlantıları kurduğunu, yatırımlar yaptığını, yatırımların büyük bir bölümünü de şahsi parasından finanse ettiğini, Şirket ... sayesinde bugünkü büyüklüğüne ulaştığını, bu nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Huzurda görülen dava şirket ortağı davacının çıkma payının verilerek ortaklıktan çıkmasına izin verilmesi istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 638/2. maddesine göre her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Buna göre ortak, şirketten çıkmasını haklı gösterecek bir sebebe dayanmak koşuluyla, şirket sözleşmesinde çıkma hakkının düzenlenmiş olup olmamasından bağımsız bir biçimde şirketten çıkabilecektir. Ortağın bu hakkı mutlak ve vazgeçilmez bir hak olup, tüm ortaklara eşit olarak sağlanmıştır. (Öztürk-Dirikkan, s. 37-38). Hiçbir ortaktan çekilmez hale gelen bir ilişkiyi devam ettirmesi istenemez. (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul 2020, s. 567)
Çıkma hakkının kullanılması münhasıran ortağın iradesine bırakılmamış olup bu hakkın kullanımı ancak dava yolu ile mümkündür. Bu davanın davalısı, limited şirket tüzel kişiliğidir.
Haklı sebeple fesihde olduğu gibi, çıkmada da mahkemenin kararı yenilik doğurucu niteliktedir ve ileriye etkilidir. (Öztürk-Dirikkan, s. 46) Şöyle ki, ortak mahkemenin kararıyla ve karar tarihi itibariyle ortaklıktan çıkar. (Tekinalp, s. 567)
Yasal çıkma hakkına dayanarak şirketten ayrılmak isteyen ortağın gösterdiği sebebin haklı olup olmadığının tespiti; çıkmak isteyen ortağın, şirketin ve diğer ortakların menfaatlerinin dikkate alınmasını gerektirir. O nedenle haklı sebep, somut olayın özelliklerine göre değişebilir. (Öztürk-Dirikkan, s. 42-43) Gerek öğreti gerekse Yargıtay kararlarında haklı sebebin, ortak ile şirket arasındaki ilişkiden, ortakların birbiri ile olan ilişkisinden veya doğrudan şirketin durumundan kaynaklanabileceği kabul edilmektedir.
Esasen haklı sebep en geniş tarifiyle, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi, dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilecek hukuki olgudur. Haklı sebebin genel manada, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilen hukuki olgular olarak ifade edildiği göz önünde bulundurulacak olursa; ortaklıklar hukukunda haklı sebep tanımı yapılırken "çekilmezlik" olgusunun, yukarıda da belirtildiği gibi, "paydaşları ortak olmaya yönelten nedenlerin ortaklık maksadının gerçekleşmesini imkânsız yahut aşırı miktarda güçleştirecek biçimde ortadan kalkması" olarak somutlaştırıldığı söylenebilir. (ERDEM, s. 23 vd.).
Kanunda sözü geçen maddede, haklı sebep örneklerine de yer verilmiştir.
Bir ortağın "şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi" gibi haller maddede sayılan haklı sebep örnekleridir.
Fakat bu sayılan haller, haklı sebep kavramının niteliği göz önünde bulundurulursa doğaldır ki sınırlayıcı değildir. Bu bakımdan somut uyuşmazlık kapsamındaki olguların yasada sayılanlara birebir ayniyetini aramamak gerekir.
Genel anlamda ortakların davranışları limited ortaklığın faaliyetlerini önleyecek, zarara uğratacak yahut karşılıklı güveni sarsmış ve ortaklar artık bir arada olamayacaklar ve ortaklık faaliyetlerini sağlıklı şekilde yürütemeyecekler ise haklı sebeplerin varlığını kabul gerekir.
(Baştuğ, s. 47) Yine ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının kalmaması gibi hallerde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir.
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/12/2015 gün ve 2014/15623 esas,2015/11122 karar sayılı ilamı) Özellikle somut uyuşmazlıktaki gibi az ortaklı limited şirketlerde kişisel bağların ve birlikte çalışma niyeti afectio societatis'in sıkılığı göz önünde bulundurulursa kişisel sebeplerin de kimi zaman birer haklı sebep teşkil edebileceği anlaşılacaktır.
Limited ortaklık sürekli bir borç ilişkisidir. Ortağın ortaklıkla arasındaki hukuki bağ, sahip olduğu hak ve borçlar birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmede çıkma hakkı tanınmadıkça ahde vefa ilkesi gereğince ortağın sebepsiz yere ortaklıktan ayrılması düşünülemez.
Ancak sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmelerde tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı gereğince devamı kendisi için çekilmez hâle gelen bir ilişkiyi sürdürmesi beklenemeyeceğinden, haklı sebeplerin varlığı hâlinde bu ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür. Limited ortaklıklarda, haklı bir sebebin gerçekleştiğini düşünen her ortak TTK'nın 638/2. maddesi hükmüyle verilen imkândan yararlanarak haklı sebeple çıkma davası açabilir.
Kanuni çıkma hakkı olarak da anılan haklı sebeple çıkma hakkı, sözleşmeyle çıkma hakkı tanınmış olsa dahi bâkidir. Nitekim haklı sebeple çıkma hakkı vazgeçilmez, mutlak bir haktır.
Haklı sebep uygulamada bahsi çok geçen temel bir kavramdır. Özel hukukun birçok alanında ve özellikle ticaret hukukunda yaygın kullanımı olduğu söylenebilir. Ortaklıklar hukuku anlamında bazı tanımlara göz atıldığında, örneğin ... haklı sebebi, ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortak açısından bu ilişkinin sürdürülmesinin kendisinden istenemeyeceği nedenler şeklinde ifade etmektedir.
Limited ortağın çıkma gerekçeleri bağlamında bazı durumlara topluca işaret etmesi bakımından ifade edilecek olursa haklı sebep, ortak açısından ilişkinin objektif imkânsızlığına neden olan, ilişkinin sürdürülmesi imkânını ortadan kaldıran hâller şeklinde tanımlanabilir. Şirketler hukuku açısından Kanunda haklı sebebin tanımı genel hükümlerde veya limited şirketlere ilişkin hükümlerde yer almamaktadır.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; yargılama sırasında davacı şirket ortağı tarafından dava konusu ortaklık payı Büyükçekmece ... Noterliği'nin 18/04/2023 tarih ve .... yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile dava dışı şirketin diğer ortağı olan ...'a devredilmiştir. Söz konusu devir Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin .... tarih ve .... sayılı gazetesinde ilan edilmiştir.
Davacının şirket ortaklığı devir nedeni ile sona ermiş olup davacının artık huzurda görülen dava bakımından aktif husumet ehliyeti kalmadığından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. Açılan davanın reddine karar verildiğinden HMK'nın 326. maddesi uyarınca davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
06/06/2023 Katip .... · ☪e-imzalıdır.☪ Hakim ... · ☪e-imzalıdır.☪
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/748, K. 2023/555, 6 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama