KÜNYE
T.C. Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2019
- Esas no
- 2017/120
- Karar no
- 2019/221
- Dava
- Tazminat ( Hisse devir sözleşmesinden
- Dava tarihi
- 07/02/2017
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 26/02/2019
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat ( Hisse devir sözleşmesinden) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili ile davalıların dava dışı .... San. AŞ’nin hissedarları olduklarını, .... San. AŞ ve .... ailesini temsilen ... ile davacı şirket arasında 23/07/2014 tarihli ortaklık sözleşmesi imzalandığını, bilahare sözleşme gereğince tüm .... San.
AŞ’in tüm ortakların katıldığı 16/10/2014 tarihli Olağanüstü genel Kurul toplantısı yapıldığı ve ortaklık sözleşmesi gereğince 22.600.000,00 TL olan sermayenin 46.122.450,00 TL’ye çıkarıldığını, ayrıca müvekkilince bu sermayeye ilaveten .... San. AŞ’ye 7.092.476,51 TL emisyon primi ödendiğini, bilahare 23/12/2014 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yapıldığı ve şirket sermayesinin 46.122.980,00 TL’ye çıkarıldığını, sermayeye ilaveten .... San.
AŞ’ye 18.477.550,00 TL emisyon primi ödendiğini, bunlarla beraber müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve .... San. AŞ’nin %51 hissesine sahip olduğunu, ancak daha sonra şirket varlıklarının gerçek değerinden daha fazla gözüktüğünün ortaya çıkması üzerine .... San.
AŞ hissedarları biraraya gelerek 16/10/2014 tarihli telafi sözleşmesini imzaladıklarını, bilahare tarafların ek sözleşme ile yükümlendikleri yükümlülükleri yerine getirmesi amacıyla 31/03/2016 tarihinde ek-2 sözleşmeyi yaptıklarını, bu sözleşme gereğince davalıların müvekkiline devretmesi gereken hisseleri devretmediklerini, ihtara rağmen de sonuç alınamadığını bildirerek davalıların devretmesi gereken %4,1 oranındaki hissenin devredilmemesi nedeniyle zararları olan 2.850.000,00 USD’nin 30/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava dilekçesinde bildirilen sözleşme ve ek sözleşmelerin varlığından dava ile haberdar olduklarını, müvekkillerinin bu sözleşmelerden haberdar bulunmadıklarını, yönetim kuruluna da böyle bir yetkinin verilmediğini, bu nedenle bu sözleşmelerin müvekkillerini bağlamayacağını, zararın ispatı gerektiğini, husumetin sözleşmede imzası bulunan şirket genel müdürüne yöneltilmesi gerekeceğini, davacının şirketin tüm bilgi ve belgelerini inceleyerek şirkete hissedar olduğunu, müdür ile aralarında husumet bulunduğunu, müdürün şirket genel kurul kararı olmaksızın davacı şirketin sahibine sattığı taşınmaz için iptal davası açtıklarını, bunun üzerine iş bu davanın müvekkillerine baskı amacıyla açıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Dava, tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı vekili 11/02/2019 havale tarihli dilekçesi ile yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmamak kaydıyla davadan feragat ettiğini bildirmiş, davalılar vekili ise 14/02/2019 havale tarihli dilekçesi ile yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını ve feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bilindiği üzere, HMK'nın 307. maddesine göre davadan feragat "Davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." Yine aynı kanunun 311. maddesine göre "Feragat, kesin hükmün sonuçlarını doğurur." Bu hükümler gözetildiğinde davadan feragat davaya kendiliğinden son veren bir taraf işlemi olduğunda kuşku bulunmadığı, davadan feragatın usulüne uygun, süresinde ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hususta olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/120, K. 2019/221, 20 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama