KÜNYE
T.C. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2023
- Esas no
- 2022/1065 Esas
- Karar no
- 2023/868
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/11/2022
- Karar yazım tarihi
- 06/11/2023
Karar Metni
1.141 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin, davalı şirkete ürün yaptığını, 03.09.2021 tarihinde davalı şirket ...... numaralı e fatura düzenleyerek 50.887,57 TL'lik fiyat farkı adıyla iade faturası kestiğini, önceki faturalara süresinde itiraz etmediği gibi işbu iade faturasına ilişkin olarak her hangi bir ürün de iade etmediğini, davalının borcunu ödemekten kaçındığının, müvekkil, bu iade faturasının gerçeği yansıtmadığından aynı gün 03.09.2021 tarihinde ...... numaralı e fatura ile iade faturaya iade faturası keserek davalı şirkete ilettiğini, müvekkil şirketin davalı şirketten 50.887,57 TL alacaklı olduğunu belirterek; davanın kabulüne kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, fatura tanzim etmenin alacaklı addedilmek için yeterli olmadığını, mal teslim edildiğinin veya hizmetin sunulduğunun da ispatlanması gerektiğini davacı tarafın dosyaya mal teslim ettiğine veya hizmet sunduğuna yönelik delil sunmadığını belirterek davanın reddine kararı verilmesini talep etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE
Dava; cari hesaptan kaynaklanan alacağın ve aşkın zararın tazmini talebine ilişkindir.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisi ile borçlar hukuk bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda özetle; ''Ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin kontrolü yapıldığında; davacı ve davalı tarafın, fiziki tasdik ve e-defter beratlarının uygun olduğu,
davacı ve davalı taraf defterleri karşılaştırmada doğrulama şartının sağlandığını, davalı tarafın dava konusu borç ile ilgili avans, kısmi veya tam bir fatura bedeli ödemesi yaptığını gösterir bir belge mevcut olmadığını, davacı tarafın 2021 yılı yevmiye defteri kayıtlarında, davalı tarafça yapılan bir avans veya fatura bedeli ödemesine rastlanmadığını, davacı tarafın yevmiye defterlerinde borç bedelinin ödendiğini gösteren bir kayda rastlanılmadığını, Davacı tarafın, Davalı taraftan 50.887,57-TL alacağı olduğu, para borçlarının ifasının geç yapılmasının veya yapılmamasının tek başına aşkın zararı doğurmadığı,
davacı tarafça uğradığı zarara ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunmaması karşısında, davacının aşkın zararının bulunmadığı...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Davacı tarafından davalıya düzenlenen faturalara, davalının yasal süre içerisinde yapmış olduğu itiraz bulunmamaktadır. Her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla defterler hükme esas alınmıştır.
Mevcut olayımızda tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacı ve davalı tarafın, fiziki tasdik ve e-defter beratlarının uygun olduğu, davacı ve davalı taraf defterleri karşılaştırmada doğrulama şartının sağlandığını, davalı tarafın dava konusu borç ile ilgili avans, kısmi veya tam bir fatura bedeli ödemesi yaptığını gösterir bir belge mevcut olmadığını, davacı tarafın 2021 yılı yevmiye defteri kayıtlarında, davalı tarafça yapılan bir avans veya fatura bedeli ödemesine rastlanmadığını, davacı tarafın yevmiye defterlerinde borç bedelinin ödendiğini gösteren bir kayda rastlanılmadığını, davacı tarafın,
davalı taraftan 50.887,57-TL alacağı olduğu anlaşılmıştır. Davacının aşkın zarar talebi açısından. Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır.
Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.
Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez.
Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir.
Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz.
Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir.
Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak mahkemece yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez. (aynı yönde Yargıtay HGK 2021/11-938 Esas, 2022/401 Karar sayılı ilamı).
Bu nedenle davacının aşkın zararını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1065, K. 2023/868, 23 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama